• BIST 109.332
  • Altın 156,185
  • Dolar 3,8622
  • Euro 4,5556
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara -1 °C
  • Yozgat 8 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 17 °C
  • Bursa 13 °C

Atatürk’ün Gizemleri !

Atatürk’ün Gizemleri !
Almanya ile birlikte, Birinci Dünya Savaşı’na giren Osmanlı İmparatorluğu her şeyini kaybetmiş durumda idi. 30 Ekim 1918′de imzaladığı Mondros mütarekesi...

Almanya ile birlikte, Birinci Dünya Savaşı’na giren Osmanlı İmparatorluğu her şeyini kaybetmiş durumda idi. 30 Ekim 1918′de imzaladığı Mondros mütarekesi ile Türk topraklan işgale uğruyordu. Kısacası, Osmanlı İmparatorluğu topraklarını kaybettiği gibi yavaş yavaş tarih sahnesinden de silinmeye başlamıştı… İstanbul’un işgal edildiği günlerde, İstanbul’a dönen Mustafa Kemal düşman zırhlılarını Dolmabahçe önünde gördüğü zaman büyük bir üzüntüye kapılmış ve ağzından sadece şu sözler dökülebilmişti: “Geldikleri gibi gidecekler…” Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra Mudanya mütarekesi imzalandı. Bunu Lozan Antlaşması izledi. İstanbul’u işgal eden kuvvetler geldikleri gibi gittiler. İşin ilginç tarafı, 16. Yüzyılda Fransa’da yaşayan ünlü kahin Michel Nostradamus’un da bu konuyla ilgili bir kehanetinin bulunmasıdır!… 1555 yılında yayınlanan ve Nostradamus’un tarihi olaylar, savaşlar ve keşiflerle ilgili kehanetlerinin açıklandığı “Centurien” isimli kitapta Mustafa Kemal Atatürk’ten de bahsedilmiş ve yukarıdaki konuyla ilgili bir kehanete yer verilmiştir. İnanılmaz kehanet şu dörtlükten oluşmuştur: Kongre başkanını tutan devlet adamları İşgal kuvvetlerince sürülecek Malta’ya Girilmiş İstanbul’a alınmış Rodos Adası Ama geldikleri gibi gidecekler sonunda Bu dörtlükte Nostradamus, yüzyıllar öncesinden geleceği görerek, Türkiye’yi, Kurtuluş Savaşı’nı ve Mustafa Kemal Atatürk’ü bilmiştir. Dörtlüğün sonunda geçen: “Ama geldikleri gibi gidecekler sonunda” sözüyle; Atatürk’ün: “Geldikleri gibi gideceklerdir” sözünün de bu kadar büyük bir benzerlik oluşturması da ayrıca üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken bir rastlantıdır. 4 Eylül 1919′da hatırlanacağı gibi Sivas Kongresi toplanmıştı. Kongre Başkanlığı’na, işgal kuvvetlerine ve İstanbul Hükümeti’ne karşı açıkça tavır alan Mustafa Kemal seçilmişti. Kurtuluş Savaşı’nı ve Atatürk’ü destekleyen İstanbul’daki mecliste olan milletvekilleri de işgal kuvvetlerince Malta Adası’na sürgüne gönderilmişti. Bu hatırlatmanın ışığında yukarıdaki dörtlük tekrar okunacak olursa, işin içinde bir şeyler olduğu daha iyi anlaşılacaktır… 15 YIL HÜKÜM SÜRECEKSİN… Atatürk hakkında yapılmış birçok kehanet vardır. Bunların en ilginci onun el falına bakan bedevinin söyledikleridir. Mustafa Kemal arkadaşları ile Bingazi’ye, Trablusgarp savaşına katılmaya gidiyordu. Yolda bir bedevi’ye rastladılar. Bedevi el falına çok iyi baktığını ve genç subaylara da isterlerse bakabileceğini söyledi. Hepsi ellerini açarak bedevinin söylediklerini dinlemeye başladı. Sıra Mustafa Kemal’e gelince, o önce baktırmak istemedi ama arkadaşlarının ısrarı karşısında, sonunda o da elini bedevi’ye açtı. Bedevi ele bakar bakmaz yerinden sıçradı ve heyecan içinde ; “Sen padişah olacaksın” dedi ve ilave etti “15 yıl hüküm süreceksin.” Genç subaylar gülüştüler ve yollarına devam ettiler. Aradan yıllar geçti, Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyetin 14.yılında hastalandı. Karaciğeri kötüye gittiğinde çevresindekiler ona “Artık içme Paşam” dediler. Atatürk onlara bir zamanlar yolda rastladıkları falcı bedevi’yi hatırlattı ve gülerek ; “Arap vaktiyle söylemişti, Bizim padişahlık nasıl olsa 15 yıl sürecek… Hesapça bu son senemizdir…” Yıl 1938 ‘di… ATATÜRK’ÜN GELECEĞİ GÖRDÜĞÜ OLAYLAR Atatürk 1931 yılında,2.Dünya Savaşı’nın patlamasının yakın olduğunu söylemiş ve bu konudaki düşüncelerini General McArthur’a şöyle anlatmıştı. “Versay antlaşması,1.dünya savaşı’na yol açan nedenlerden hiçbirini ortadan kaldırmadı. Tersine rakipler arasındaki uçurumu büsbütün derinleştirdi. Şimdi içinde yaşadığımız barış dönemi, sadece bir ateşkesten ibarettir. Avrupa’nın geleceği Almanya’nın alacağı tavra bağlıdır.” General McArthur’a göre, savaşın 1940-1945 yılları arasında çıkacağını söyleyen Atatürk, Almanya’nın ancak Amerika’nın savaşa katılması ile yenileceğini ifade etmiştir. Atatürk hayatının sonlarına doğruda şöyle diyordu ; “Bir dünya savaşı yakındır. Bu savaş sonucunda, dünyanın durumu ve dengesi baştanbaşa değişecektir.” ATATÜRK, Mussolini hakkında da şu görüşlerini açıklamıştı; “Mussolini bir maceraperesttir. Milletini bir uçuruma sürüklemektedir. Her tarafa saldırıyor. Bu adam yüzünden, çok şımarmış olan bu millete dersini vermeyi çok isterdim, lakin yakında bir küçük millet onlara layık olduğu dersi verecektir. Ve şunuda hatırlatırım ki, bir gün gelecek, Mussolini’yi kendi milleti linç edecektir.” Bu görüşleri aynen gerçekleşmiştir. ATATÜRK’ÜN 1907′DE ÇİZDİĞİ T.C. HARİTASI Atatürk, Kurtuluş savaşından çok önce, ittihatçıların Trakya’da 1907′de yaptıkları bir toplantı sırasında, bir Türkiye haritası çizmişti. Orada bulunanların anlattıklarına göre, o günkü Osmanlı devleti sınırlarıyla hiçbir ilgisi olmayan ve o zaman hiçbir anlam veremedikleri bu harita, gelecekte, yine Atatürk’ün kuracağı Türkiye Cumhuriyeti’nin haritası olacaktı. Haritada bugünkü sınırlarımıza uymayan tek bir fark vardı; Atatürk, bizden ayrılmasına gönlünün bir türlü razı olmadığı Kerkük’ü de Türkiye topraklarına katmıştı. DENEME UÇUŞU Uçakların ilk deneme ve gelişme dönemleriydi. Fransa’da yapılan bir uçak gösterisine katılan, birçok ulusun temsilcileri arasında, Osmanlı ateşesi olarak Mustafa Kemal’de katılmıştı. Gösteriyi izleyenler, sırasıyla uçağa bindirilerek gezdiriliyorlardı. Sıra Mustafa Kemal’e geldiğinde, gösteride bulunan ve genç ateşenin komutanı olan şahıs, birden bir rahatsızlık duyarak Mustafa Kemal’in uçağa binmesine engel oldu. Öteki temsilcilerle havalanan uçak kısa bir süre sonra düştü ve içindekilerden sağ kurtulan olmadı. ATATÜRK’ÜN ÖNSEZİLERİ “Bunlar bir gün olacaktır…Görürsünüz,işitirsiniz…” Prof.Dr.Afet İnan “Atatürk hakkında hatıra ve belgeler” adlı kitabında ilginç bir hatırasını naklediyor. Atatürk 09 ocak 1936 Perşembe günü, dil ve tarih coğrafya fakültesi’nin açılış dersinde okuması için afet İnan’a : “tarih belgelerinin ilerideki keşifleri buna dayanacaktır. Her tarihi kişinin söylediği sözler toplanabilecek ve böylece biz onları kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyebileceğiz.” diyerek yazıyı verir. Buna karşılık Afet İnan : “Bu çok uzak bir gelecekte belki olabilecek keşfin benim ifadem olarak verilmesine cesaret edemeyeceğimi” kendisine söylediğim zaman canı sıkıldı ve şöyle dedi : “Bunlar bir gün olacaktır…Görürsünüz,işitirsiniz…” 30 yıl sonra : Atatürk tarafından bu yazının verilmesinden 30 yıl sonra yine aynı ay ve günlere tesadüf eden, 01 ocak 1966′ da şöyle bir haber yayımlandı : “Venedik’in Saint Georges Adası’ndaki Benedictis Manastırı Labratuvarları’nda, manastır rahiplerinden Pellegrio’ nun yönetiminde, seslerin ayırımı esasına dayanan çok dikkate değer araştırmalar yapılmaktadır. İtalya İçişleri Bakanlığı,1962 ‘de başlayan bu çalışmaları kontrol etmektedir. Fakat elde edilen sonuçlar halen açıklanmamıştır. Saint Georges Adası’ndaki bilim kurulunun geçmişe ait sesleri toplayacak, elektronik araçlar üretmeye çalışmaktadırlar. Bilim adamları özellikle Demosten, Pitagor ve Jul Sezar’ın söylevlerinden kendi sesleri ile parçalar elde etmeye uğraşmaktadırlar.” ATATÜRK’ÜN RÜYASI Atatürk’ün bir rüyasını da Dr.Reşit Galip Bey’den öğrenmekteyiz, “Mustafa Kemal ,Ankara’ya geldikten bir süre sonra ilginç bir rüya görmüştü. Ertesi gün bana şöyle anlattı. ; “Reşit Bey,rüyamda bana ‘Paşam ,İnönü’den ne haber?’diye sordunuz. Bende ‘vaziyet kritiktir’ cevabı verdim. ‘Kritik nedir? Anlamadım ki!’dediniz. Bende ‘Bunun cevabını 15 dakikaya kadar veririm’ diyerek odama çekildim.” Mustafa Kemal bana bu rüyasını anlattığında düşman henüz İzmir’e çıkmamıştı, İnönü mevkii de henüz bir önem taşımıyordu. Aradan yıllar geçti 2.İnönü savaşı’nın kritik günlerinden biriydi. Mustafa Kemal’in arabası Millet Meclisinin önünde durdu. Hemen yanına koşarak, telaş ve endişe içinde, “Paşam ,İnönü’den ne haber?” diye sordum. Aynen şu cevabı verdi ; “vaziyet kritiktir” O zaman ben ; “Kritik nedir? Anlamadım ki!” dedim. O da ; “Sana bunun cevabını 15 dakikaya kadar veririm” dedikten sonra gülümsedi ve ; “Hani Ankara’ya geldikten sonra bir rüya görmüştüm,hatırladın mı?” Hafızamı yoklayarak, rüyasını anlattım. Gülerek ; “işte, rüya ayniyle vakidir. Ben İsmet’i tanırım,göreceksin 15 dakikaya kadar kendisinden muzafferiyet haberi alacağız.” Gerçekten de 5 dakika geçmeden bir telgraf gelmiş ve 2.İnönü savaşı’nın da zaferle sonuçlandığını öğrenmişlerdi. ATATÜRK’ÜN GÖRDÜĞÜ SON RÜYA 26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsızlığı ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmıştı. Prof.Dr.Afet İnan,olayı şöyle anlatıyor : “O geceyi rahatsız geçirdi, ilk hafif komayı o zaman atlatmıştı. Ertesi sabahki açıklamasında” : “Demek ölüm böyle olacak” diyerek “uzun bir rüya gördüğünü” söyledi ve “Salih’e söyle ,ikimizde bir kuyuya düştük,fakat o kurtuldu” dedi. Atatürk’ün, burada “kuyuya düşme” sembolü ile gördüğü rüya vizyonu, kendisininde söylediği gibi ölümün habercisiydi. Salih Bozok’un kuyudan kurtulması ise bilindiği gibi, Atatürk’ün vefat ettiği gün ,buna çok üzülen Salih Bozok’un da intihar etmesi ve sonunda onun kurtarılmasını simgeliyordu. İşte bu ATATÜRK’ün son rüyası idi…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.