• BIST 107.950
  • Altın 173,641
  • Dolar 4,0737
  • Euro 4,9583
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 16 °C
  • Yozgat 18 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 28 °C
  • Bursa 19 °C

Baransu'ya Destek Yağıyor...

Baransu'ya Destek Yağıyor...
Gazeteci ve aydınlardan, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Gazeteci Mehmet Baransu’ya yönelik sistematik işkenceye 'Zulüm' tepkisi...

Gazeteci ve aydınlardan, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Gazeteci Mehmet Baransu’ya yönelik sistematik işkenceye 'Zulüm' tepkisi...
Balyoz darbe planını haberleştirdiği için tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konulan Gazeteci Mehmet Baransu’ya yönelik hak ihlallerine gazeteci ve aydınlar tepki gösterdi.

Gazeteciler, Balyoz darbe planına ilişkin yaptığı haberler sebebiyle tutuklanan Baransu'nun cezaevinde uğradığı hak ihlallerine son verilmesi ve tahliye edilmesini istedi.

Cumhuriyet'ten Doğan Satmış, Baransu'ya uygulanan işkenceleri köşesine taşıdı:

"Dün eşi Nesibe Baransu ile konuştum, şunları anlattı:

“Eşim, ilk tutuklandığında Metris’e kapatıldı, orada rahattı. Sonra Silivri’ye aktarıldı. Burada sıkıntılı günler geçiriyor. İddianame hazır değil, savcının elinde tek dosya olmasına rağmen, 5 şüpheliden şimdilik henüz sadece ikisini dinledi. Dava ağırdan alınıyor, hızlandırılmıyor. Morali iyi ama metanetini kırmaya çalışıyorlar. Hücrede yalnız kalıyor. Kaçma şüphesi yok, 5 kere gözaltına alındı, gidip ifade verip geldi. AİHM’ye gideceğiz.”

Baransu’ya, kaşıksız yemek verildiği, bir saatlik ziyaretçi görüşmesinin, keyfi olarak yarım saatte kesildiği, gardiyanların “Böyle emir aldık” dediği de basına yansıdı. 
Kaşıksız yemek vermenin ne demek olduğunu anlatmaya gerek var mı? Tabağı yalamaya zorlayarak psikolojik işkence yapıyorlar.

Eşine, “Peki nasıl geçiniyorsunuz, Baransu gazeteden maaşını alıyor mu” diye sordum.

“Hayır” dedi, “maaş almıyoruz. Ben de cezaevine gitmekten çalışmaya fırsat bulamıyorum” dedi.

Dün de Baransu’nun babası konuşmuş, oğlunu görmek için taşradan İstanbul’a, oradan Silivri Cezaevi’ne gitmek zorunda kaldığını söyledi. Baransu’nun hapiste dövüldüğünü de iddia etti ve “Hayatından endişe ediyorum” dedi babası. 

Kanat Akkaya/Hürriyet

"Mehmet Baransu'yu savunmak sana mı, bize mi kaldı? Öküz öldü, ortaklık bozuldu, 
kurban seçildi işte. Yansın haline!" diyebilirsiniz ama demeyin öyle!
O davalar yürürken "Hukuk herkese lazım" derken tam olarak bunu söylüyorduk.
Baransu adil bir şekilde yargılansın, suçu sabit görülsün, cezasını çeksin, o 
zaman eyvallah!
Ama tutuksuz yargılanması mümkünken, hele bir de zulme uğruyorsa yine çıkıp 
"Haksızlık bu!" demek gerekiyor.

Bavulundan dökülüp saçılanlarla kariyer yapanlardan çıt çıkmamasına dönersek...
Ne diyorlardı işlerine geldiği zaman:
"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır!"
Yaa, valla öyle!

Mehmet Y. Yılmaz/Hürriyet

Tutukluluk bir cezaya dönüştürülüyor, sanığın insan olmaktan kaynaklanan hakları görmezden geliniyor. Baransu'nun tutuklu yargılanıyor olması zaten en başında saçma. Bir de tutukluluğunun böyle bir işkence altında geçiyor olması, insan haklarına saygılı bir hukuk devletinde kabul edilemez.

Cezaevlerindeki tutuklu ve mahkûmların da hakları vardır, en ağır suç ile suçlanıyor olsalar bile bu hakları yok sayılamaz. Tecrit, görüş engeli gibi uygulamalar açıkça kötü muameledir. Baransu'nun belgeleri nedeniyle birçok kişi hapis yattı, benzer bir işkenceye maruz kaldı. Bugün de sıra Baransu'da. Bugünün muktedirlerine hatırlatmak isterim ki cezaevlerindeki kötü muameleye bugün karşı çıkmazsanız, yarın sizin başınıza da aynısı gelebilir. Cezaevlerindeki şartları medeni olmayan bir ülkenin yöneticisi olmak da her şeyden önce utanç verici bir şey olmalıdır.”

Gazeteci Tufan Türenç

Prof. Dr. Baskın Oran

Baransu’dan intikam alıyorlar. Daha da kötüsü Erdoğan herkesle kavga ettiği için yurtdışındaki gazeteler de dahil şimdi askerlere yanaşmaya çalışıyor. Yapılan manevi işkenceleri bu bağlamda değerlendiriyorum. Burada hukuktan söz edemeyiz.

Veysel Ok/P24

Cumhuriyet Gazetesinde, Can Dündar imzalı MİT Tırları ile ilgili habere devletin gösterdiği sert ve antidemokratik tepkiye karşı yükseltilen mesleki ve toplumsal dayanışmanın bir benzerini Baransu nezdinde görmüyoruz. Baransu imzalı haberler ile Can Dündar imzalı haber nitelik ve devletin gösterdiği yaklaşım açısından çok benzer olmasına rağmen, Baransu söz konusu olunca haberin amacı/kaynağı ve habercinin kimliği tartışılıyor, haberin kendisi görmezden geliniyor. Bir gazetecinin siyaseten yargı eliyle cezalandırılması karşısında suskun kalınıyor.

Oysa hepimiz biliyoruz ki, gazetecinin kimliğini, niyetini ve haberinin kaynağını tartışmaksızın korumamız gereken temel öğe haberin niteliği, haberi kamuoyuna ulaştırma özgürlüğü ve kamuoyunun bilgi edinme hakkıdır.

Baransu’nun haber dili gazetecilik meslek ilkeleri açısından tartışılabilir hatta eleştirilebilir. Ancak bir gazetecinin darbe planlarını yayınladığı için tutuklanması meselesi o gazetecinin kimliğini de aşan, gazetecilik mesleğinin geleceğini ipotek altına alan hatta gazeteciliği rehin alan bir durumdur.

Gazetecinin yayınlandığı bir haberden kaynaklı tutuklanması, basın ve ifade özgürlüğünün yanında halkın haber alma hakkını da yok sayan büyük bir hak ihlali. İfade ve basın  özgürlüğü niteliği gereği hem ifade edenin/gazetecinin özgürlüğü hem de o ifadenin yöneldiği adresin, kişinin/kişilerin özgürlüğüdür. Yani aslında tutuklu olan bizim ifade özgürlüğümüz, bilgi edinme hakkımız.

Önce Özel Yetkili Mahkemeler ve Savcılıklar aracılığıyla sonrasında Terörle Mücadele Mahkemeleri aracılığıyla ve şimdi de Sulh Ceza Yargıçlıkları aracılığıyla özgürlük alanları daraltılmakta, ifade özgürlüğümüze müdahale ediliyor. Yargıda gelişen bu durum, yargılamaların dosya içeriklerinin dışına taştığı ve özellikle gazetecilerin yargı eli ile cezalandırıldığına dair bir güçlü bir kanaat oluşmasına neden olmakta ki bu kanaat artık bir gerçeğe dönüşmüş durumda.

Gazetecilik mesleğini rehin alma durumundan çıkarmanın ve ifade özgürlüğümüze yönelik artık rutin haline gelmiş hukuksuz müdahalelere karşı kurtuluşun yegâne yolu; kimin gazetecisisin, kime hizmet ediyorsun, haber kaynağın ne gibi soruları bir kenara bırakıp güçlü bir mesleki dayanışma ile kamuoyu oluşturmaktır. Yeni dengelerle yasama faaliyetine başlayan TBMM’ye baskı/çağrı yaparak, TCK,TMK, Basın Kanunundaki ifade özgürlüğünü kısıtlayan düzenlemeleri değiştirip , gazetecilerin neredeyse eş ve çocuklarından çok hâkim/savcı görmesine neden olan dava yüklerinden kurtulmalarını sağlayacak yasal düzenlemeler yapmaya zorlamaktır. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.