• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 7 °C
  • Adana 13 °C
  • Ankara -2 °C
  • Yozgat 2 °C
  • İzmir 9 °C

DÜNYADA DEĞİŞEN DENGELER

Tuncay GÜLÇİN

 

2011’den bu yana Suriye de süren iç savaş ve iki süper gücün Suriye’ye yaklaşımı bütün dengeleri değiştirmiştir. Bugün medyayı dikkatlice okuyanlar iyi bilirler ki Suriye ya sonun başlangıcı ya da başlangıcın sonu olacaktır. Benim ön görüm III. Dünya savaşının yakın olduğudur ve bu büyük savaşın kıvılcımı Suriye’den çıkacaktır. 19.yüzyılın başlarında nasıl ki Sırplılar buna neden olduysa bugünkü senaryo da aynı olacak gibi duruyor Rusya.

Tarih bilgisi olan herkes bilir ki Rusya Çarlık döneminden beridir hatta daha derine inmek gerekirse knezlikler oluşumundan bu yana sıcak denizlere inmeyi hayal ede gelmiştir. Sadece hayal etmekle kalmamış bu hayali için çok insana canice kıyabilmiş, birçok ulus ile savaşmıştır. Bunların en dikkat çekici olanı Osmanlı imparatorluğunun yıkılış döneminde Avrasya ve Türkistan bölgelerinde katlettiği Türk hanedanlıklarıdır. Yakın tarihe baktığımızda Osetya ve Abhazya, Kırım ilhakı, Ukrayna çatışması…

Şimdi sormak gerekir. Tüm bu yaşananlar neden yaşanmıştır? Suriye çıkmazında çatışanlar neden nihai bir sonuca ulaşmak yerine ısrarla taktik savaşı yürütüyor?

Kamuoyunun bilmediği madalyonun diğer yüzü var. Bunu kanıtlamanın en basit yolu daha geçenlerde Rusya’nın Suriye’nin Lazkiye kentinde hava üssü kurmaya başlaması ve Batı Bloğunun bu gelişme karşısında yaygara koparmasıdır. Rusya katiyen Rus yanlısı bir diktatörü kaybetmek istemez hele ki bu ülke kıyı şeridine sahipse. Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde Avrupa Birliği ve batı bloğunda bulunan küçüklü büyülü devletler, Rusya’nın sıcak denizlere inme emeline ulaşmasını istemiyorlar. Peki, Rusya sıcak denizlere ulaşırsa ne olur? En başından almak gerekirse bu politika çarlık Rusya’sına aittir. Büyük Petro namı diğer Deli Petro sıcak denizlere inip Avrupa ile ticari hâkimiyet alanı kurmaktır. Velhasıl Rusya tek süper güç olma arzusu ile yanıp tutuşuyordu. Çarlık Rusya’sının bu emele vadesi yetmedi ve yıkıldı. Mirası devralan S.S.C.B 1922’lere kadar yaşayabilmiş ve dünya savaşlarının verdiği yorgunluğu fırsat bilen uluslar birer birer bağımsızlıklarını ilan ederek S.S.C.B.nin yok olmasını sağlamışlardır. Böylelikle miras Rusya Federasyonuna kalmıştır. Büyük değişimler yaşayan Rus halkı bugüne kadar hep diktatörlerin yönetimine maruz kalmıştır. Çarlık Rusya’sından S.S.C.B.ye S.S.C.B.den Rusya Federasyonuna kadar küçülen Rusların politikası da küçülmüştür. Yeni politika Monroe doktrini olarak da bilinen yakın çevre politikası yürütmeye başladılar. Ben şahsım adına bu düzmece doktrine inanmıyorum. Vladimir Putin Çarlık Rusya’sının politikasını hayata geçirme amacı güdüyor. Keza Bütün dünyanın önünde sahil kentlerini teker teker nüfuzu altına alıyor. Osetya ve Abhazya, Kırım, Ukrayna meselesi ve zincirin son halkası günümüz sorunu Suriye…

Hepsi bir tarafa desek Çin’i nereye koyacaksınız? Çin’in Suriye’de işi ne? Adama demezler mi bak Çin kalkmış gelmiş sınırımıza Esad’ı korumaya, sen daha Bayır-bucak Türkmenlerini koruyamıyorsun? Olaylara karşı bir politika geliştiremiyorsun? Çin amacını alenen söylüyor ‘Esad hükümetine destek’ peki sayın Erdoğan ne yapıyor? İç meselelere odaklanmış iktidar peşinde koşuyor. Ey! Erdoğan bırak iktidar hevesini hemen yanı başında dünya savaşı çıkmak üzere bırak ülkemin gündemini her gün değiştirmeyi...

Rusya bizim uçaklarımızı taciz edecek sen çıkıp bize yapılan NATO’ya yapılmıştır diyeceksin, sonra da Rusya ile görüşmeye gerek yoktur diye açıklama yapacaksın. Rusya bizim sınır komşumuz olmuş doğal gaz ihtiyacımızın %55’ini Rusya’dan alıyoruz, dünya ekonomik krizi yaşarken Rusya-Batı Bloğu soğuk savaşı harekete geçmişken ihracatta Rusya’ya daha çok önem vermek gerekirken görüşmemekten bahsetmek trip yapmak değil de nedir? ABD karar aldı ‘Rus savaş uçaklarına 20 mil den fazla yaklaşmayın’. Bu ABD yetkilileri geri zekalı da sen ileri zekalı mısın?

Biz herkes ile iyi geçinmeliyiz, olası bir dünya savaşında Türkiye taraf olmamalı gözlemci statüsüne bürünüp gücüne güç katmalı. Savaş, hangi ülkeler arasında olursa olsun ülkeleri geriye götürür, zayıflatır, güç kaybettirir. Bırakalım Dünyanın büyük devletleri savaşsın güç kaybetsin, biz gücümüze güç katıp sulh olduğunda hâkim olalım, dünyanın hamisi olalım, dünyaya yeni düzeni getirecek ülke olalım. Türkiye büyük devlettir evet ancak bizim büyüklüğümüz dünyayı yönetecek büyüklükte değildir, o yüzdendir ki daha da güçlenmeliyiz, güçlenmek için ise herkes ile iyi ticari ilişkilere sahip olmalıyız. Savaş devri kapanalı oldu bir asır, devir ticaret ve teknoloji devri. Realist olmak gerekirse bizim maalesef ki ne ticari ne teknolojik büyüklüğümüz dünyayı yönetecek kadar büyük değil. Peki ne yapmalı? Oturup halimize ağlayacak değiliz ya! Ecdadım Fatih gibi hazırlık dönemine girmeliyiz artık. Fetih 1453 filmini izlemeyen yoktur herhalde, İstanbul fethedilmeden önce hummalı bir hazırlık yapılmış ve vakti gelene kadar kimseyle didişilmemiştir.

Sayın okurlarım, şöyle bir bakınız etrafınıza birçoğunun hedefi günü kurtarmaya dönük. Biz çocuklarımızın yarını için hatta torunlarımızın yarını için, daha iyi bir Türkiye bırakabilmek için var gücümüz ile çalışmalıyız. Ben ülkemi bugünkü olduğu vaziyette gördükçe kahroluyorum, tükeniyorum lakin yılmıyorum, umudumu kaybetmiyorum. ‘Dünyada yapılmış her şey, umut sayesinde yapılmıştır’ der MARTİN LUTHER

Haksız mıyım? Haksız mı?

Saygılarımla…

 

Tuncay GÜLÇİN
16.10.2015

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.