• BIST 94.282
  • Altın 144,767
  • Dolar 3,5628
  • Euro 3,8748
  • İstanbul 12 °C
  • Adana 17 °C
  • Ankara 3 °C
  • Yozgat 5 °C
  • İzmir 9 °C

MHP’nin Kuruluş Tarihi

Kür Şad ÖZKAYNAR

Bülbül ne ötersin yuvan mı yoktur,
Yoksa benim gibi sevdan mı çoktur.

Yazmak zor iştir. Yazmanın zorluğu, ne gerektirdiği birikimden, ne Allah vergisinin yokluğundan, ne dert anlatmanın çilesinden, ne anlaşılamamanın ıstırabından kaynaklanır. Bana göre yazmanın zorluğu, yazanın sorumluluğundan kaynaklanır.

Çok okursun, çok yazarsın kolaydır. Allah vermiştir, kelimeleri art arda dizersin kolaydır. Dert anlatırsın, anlamayan varsa umursamazsın kolaydır. Anlatırsın ama anlatamazsın, ona da “eyvallah” dersin kolaydır. Ama yazdıkların, senin peşini sonsuza dek bırakmaz, bu zordur. Dikkat çekerim, yazdıklarınız ömrünüzün sonuna kadar ardınızdan gelir demiyorum, sonsuza dek peşinizi bırakmaz. Hani bilindik ve beyliktir: söz uçar, yazı kalır.

Sosyal medya nam kâfir icadı bu sınıflandırmaya girmez. Niye girmez? Orada yazılanlardan da yazıdan sayılmıyor mu? Elbette “saymeyoz” diyecek değilim.

İnsan, binlerce yıl önce yazar idi. Matbaa duvarlarına nakşetti, sevgisini, acısını, çilesini, hayalini. Sonra yazı icad oldu. Nasıl ki tüfenk icad oldu, mertlik gitti; yazı icad oldu, yazarlık gitti. Artık herkes yazamıyordu, zira okumak gerekiyordu. Yazarlık, okurluk da gerektirir oldu. Bir de matbaa icad oldu ki… Ondan beri herkes okur oldu. Okur-yazarlık arttı diyeceksiniz. Elbette arttı ama o kadar da değil. Ne kadar? Sosyal medya nam, kâfir icadı gelene kadar.

Artık herkes hem okur hem yazar. On binlerce yıl önce, mağara dönemlerindeki gibi. Herkesin elinde olanla bir şeyler karaladığı dönemler başladı.

Arada bir fark var. Kitaplara yazılanlar kalıcı, siz ölseniz bile ardınızdan sonsuza kadar sorumluluğu sizde… Sosyal medya ise öyle değil. Bugün yazıyorsunuz, yapılan hesaplama ve ölçümlere göre ortalama 9-18 dakika arasında kayıp gidiyor. Birçok insan görmüyor bile. Görenler de zaten unutuyor… Her şeyde olduğu gibi bunda da tüketim hızımız yüksek. Velev ki yazdıkların ile ilgili sorumluluk almak istemiyorsun ya da fikrin değişti veya artık işine öyle gelmiyor… Duvarından sil gitsin, kim nerden bilecek. Kitap öyle mi ama…

Kim bilir, bu köşede yazdıklarımız da bir gün kitap haline gelir. İşte bu sebepten bin düşünmeli, bir yazmalı. “Yazdığımız harf”, ürküttüğümüz kurbağaya değmeli. Kalıcı olmalı, faydalı olmalı, bilmeyene bildirmeli, bilene düşündürtmeli, mümkünse okuyana zevk vermeli. Bir de tarzı olmalı. “Sorunları yazma” demişti bir büyüğüm, “onları herkes biliyor. Çözümün var mı, onu söyle” diye yazdıklarıma itiraz etmiş, yazacaklarıma şerh koymuştu. “Hiç değilse bir açığı kapatsın” diye eklemişti. Haklı… Beyhude yer işgal edip, vakit çalmanın kime ne faydası var.

Bu bilinçle -ama becerebilirsem- yazmak isterim. Vira Bismillah diyelim.

Derdimiz “vatan” ise emaneti -görünen o ki- Ülkücülerde ise bize de kurumsal olarak MHP’yi yazmak düşer. Şu şartlarda muhakkak MHP’yi yazacağız. Ancak günübirlik kaygılardan azade, kısır çekişmelerin dışında, o gitsin bu gelsin havalarının ötesinde yazacağız.

Bu arada dipnot: derdimiz “vatan” mı “millet” mi, her ikisi mi, öncelikle hangisi, biri diğerine tercih edilirse hangisini önce seçmeli, “demokrasi” bu denkleme girerse sıralamada kaçıncı olur, hele onlara zaman var. Koskoca Osmanlı Devleti bölünüp parçalanmış iken “bölünmez” saflığı ile ortaya düşecek değiliz. “Böldürmeyiz” kararlığı taşır, mücadelesini veririz, o ayrı… İkisi birbirinden çok farklı.

Anlaşıldığı üzere bu yazının konusu, kısası giriş, uzunu MHP olacaktı.

Sahi MHP ne zaman kuruldu? 1969 diyen mi haklı? 1948 diyen Türkeş mi haklı?

Artık ikinci yazının konusu da bu olsun. Çok uzatıp da “ilk yazıdan sonra yazılarına son verilen adam” unvanını almak istemem.

Bu arada benden süslü püslü edebi yazılar beklemeyin edebiyatçı değilim, toplumsal tahliller aramayın sosyolog değilim, insan üzerine kelam etmemi istemeyin psikolog değilim, kronolojik tahlil demeyin tarihçi değilim, üstüme gelmeyin siyasetçi değilim, yazının endazesini, sözün okkasını ölçmeyin mühendis değilim, fetva kuyruğu etmeyin imam değilim…

Bak bi okur… Türkü dinle, türkü iyidir…

 
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.