• BIST 94.783
  • Altın 144,708
  • Dolar 3,5589
  • Euro 3,8846
  • İstanbul 17 °C
  • Adana 26 °C
  • Ankara 17 °C
  • Yozgat 17 °C
  • İzmir 21 °C

SÖZDE MUHALİFLER YİNE BİLDİĞİNİZ GİBİ

Yiğit GÖKALP

21 Şubat 2017 tarihinde yapılan grup toplantısında MHP lideri Devlet Bahçeli’nin MHP ile hiçbir hukuki bağı kalmamasına rağmen medyada hala MHP’li muhalifler ya da MHP Genel Başkan adayları olarak lanse edilenler için “partilerini kursunlar da boylarının ölçüsünü alsınlar.” demesi üzerine MHP üyesi olmadığı için genel başkan adayı olması da mümkün olmayan hanımefendi “Kurultay yapsın da boyumuzun ölçüsünü alsın.” şeklinde cevap vermiş. Sosyal medyada başta FETÖ’cü troller olmak üzere bütün art niyetliler ne muhteşem bir cevap diye bunun reklamını yapıyor.

İçlerinden bir tane aklı başında insan da çıkıp; “Hanımefendi, Sayın Bahçeli şimdi kurultay düzenlese ne siz ne de birlikte hareket ettikleriniz aday olamayacak. Siz ne dediğinizin farkında mısınız?” demiyor!

Laf ebeliğini bıraksınlar. Ankara’da herkes biliyor yeni parti kurmak için uygun zaman ve zemin aradıklarını. Ki kurmak da sonuna kadar haklarıdır. Önce kurulu bir yapı olan MHP’yi ele geçirmeye çalıştılar. Baktılar ki olmuyor yeni parti kurma çalışmalarına başladılar. 15 Temmuz ihanet girişiminin başarısız olması kendilerini olumsuz etkiledi. Parti kurmaları için mali katkı sağlayacak olan FETÖ örgütü mali açıdan çökünce ve iddialara göre kendilerine kaynak sağlayacak Türkiye’nin en önemli bir iki sanayi devinden biri 15 Temmuz girişiminden sonra oluşan siyasi atmosfer nedeniyle desteğini çekince ortada kalmışlardı. Şimdilerde yeni bir kaynak bulmuş olmalılar ki, kendilerine en yakın kişiler dahi parti kurmaya çalıştıklarını anlatıyor Ankara’da her ortamda.

Profesör ünvanlı beyefendi de TV’lerde dolaşıp “Kurultay yapılmamasının karşılığında mevcut MHP yönetiminin Başkanlığa destek verdiğini” anlatıyor. Elbette karşısında gazeteci olsa bu kadar rahat konuşamayacaktır. Zira kimse, öyle diyorsunuz da 15 Temmuz’dan sonra Devlet Bahçeli’nin millet nezdinde itibarı çok yükselmişti, kurultay süreci de kapanmıştı, Anayasa değişikliği AKP’nin bile gündeminde değildi. Sayın Bahçeli Anayasa değişikliğini bizzat kendisi gündeme getirdiğine göre bu söylediğinizden farklı bir sebebi olması gerekmez mi diye sormuyor nasılsa!

Hocam iyi söylüyorsunuz da, Devlet Bahçeli’yi savunmak Anayasanın ilk 3 maddesini savunmaktır diyen siz değil miydiniz diye kimse sormuyor…

1 Kasım seçimlerinden sonra, bizim bir Genel Başkanımız var ve görevinin başında diyen siz değil miydiniz?

1 Kasım seçimlerinden sonra Genel Başkan Yardımcılığı görevini kabul eden siz değil miydiniz?

Genel Başkan Yardımcılığından istifa ettikten sonra dahi TV’lere çıkıp MHP’nin Genel Başkanlık sorunu yok, iletişim sorunu var, kendimizi doğru anlatamıyoruz diyen siz değil miydiniz?

Genel başkan adayı olduğunuzu açıklamanıza ve bazı illere seçim çalışmasına gitmenize rağmen neden hiç imza toplamadınız? Siz nasıl Genel Başkan adayısınız ki imza toplamadınız diye kimse sormuyor…

Kurultayı Saray engelledi diyorsunuz da 15 Mayıs’ta milleti tarlaya toplamanız için görevi kapsamı dışında karar alan hâkim Burhan Yaz FETÖ’den tutuklu, 19 Haziran’da tüzük kurultayı yapılmasına karar veren Yargıtay 18. Dairesi üyelerinden kaçı FETÖ’den tutuklu diye kimse sormuyor…

19 Haziran’daki tüzük kurultayı hukuk içinde gerçekleşseydi, seçimli kurultay yapılması engellenebilir miydi? Tek gündemle toplanması gereken tüzük kurultayında hukuk dışı birçok değişiklik yaptıran ve kurultayın iptal edilmesine neden olan Cumhurbaşkanı Erdoğan mıydı diye kimse sormuyor…

19 Haziran tüzük kurultayının ardından birlikte yürüdüğünüz Sinan Oğan “Dün gereğinden fazla tüzük değişikliği yapıldığı kanaatindeyim. Orada gündeme getirilen tüzük değişikliklerinin birçoğu da bizim onayımız ve bilgimiz dışında getirildi. Dolayısıyla da yarın olabilecek herhangi bir olumsuzluktan dolayı sorumluluk da kabul etmiyoruz. Biz orada iki konuyu gündeme getirmek istemiştik. Bunlardan biri 63. maddenin dördüncü fıkrasını değiştirip genel başkanlık seçiminin önünü açmaktı. Diğeri de genel merkezin 'ihraç ettim, edeceğim' gibi tehditlerine karşı bu ihraçların önünü kesmeyi düşünüyorduk ancak dün oraya çok ciddi sayılabilecek değişiklikler getirildi. Her bir değişiklik bir itiraz konusu olabilecek genel merkez için.” demedi mi?

Yine tüzük kurultayının hemen ardından birlikte hareket ettiğiniz Koray Aydın “Değiştirilen tüzük maddeleriyle ilgili bütün sorumluluk divan başkanına ve Meral Akşener'e ait olacaktır. Buradan çıkacak bütün olumsuzluklar onların sorumluluğundadır bundan sonra.” demedi mi?

Sizin mantığınıza uygun olarak sorayım o zaman. Kurultayın yapılmasını engelleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, birlikte yürüdüğünüz diğer arkadaşların deyimiyle tüzük kurultayında yaptırdığı hukuksuzluklarla seçimli kurultay yapılmasını engellemiş olan hanımefendi Cumhurbaşkanına mı çalışmıştır?

Bir diğer soru, madem kendinize bu kadar güveniyordunuz, neden Devlet Bahçeli’nin 10 Temmuz’da seçimli kurultay çağrısından sonra paçalarınız tutuştu? Diyeceksiniz ki, tüzük kurultayı ve seçimli kurultayın birlikte yapılması başka hukuki sıkıntılar doğuracak ve kurultayın iptaline neden olacak ve Devlet Bahçeli koltuğunda oturmaya devam edecekti. Olsun, kurultaya gidip Devlet Bahçeli’yi mağlup etseydiniz de hem ülkücü irade, hem de Türk kamuoyu önünde Sayın Bahçeli’yi vicdanlarda mahkûm etseydiniz. Ortalığı ayağa kaldırdığınız kadar delege desteğiniz mi yoktu, yoksa zaten amacınız MHP’yi mi yıpratmaktı?

Diyeceğim odur ki, mesele referandumda evet veya hayır tercihi meselesi değildir. Sayın Devlet Bahçeli “Bizim için evet tercihinde bulunan da, hayır tercihinde bulunan da kıymetli ve eşittir.” demedi mi? Buradaki mesele Anayasa değişikliği referandumu üzerinden MHP’yi yıpratmak ve kuracakları parti için MHP’den ne kadar çok insan koparırlarsa o kadar kâr meselesidir ve bunu yapmaya çalışırken her türlü ahlaki değeri ayaklar altına almaktan çekinmeme arsızlığıdır.

Öyle ki, Devlet Bahçeli’nin, referandumda aynı tarafta oldukları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın idam konusunu suiistimal ederek propaganda yapma imkânını elinden almak üzere aylardır söylediği gibi son grup toplantısında da “samimiyseniz idamı Meclis’e getirin, gereğini yapalım.” demesini bile eleştirmeye kalkabiliyorlar.

Takdirlerinize bırakıyorum; tek amaçları referandumdan hayır çıkması olsa, hanımefendi “Referandumda Erdoğan’a da, Bahçeli’ye de hayır diyeceğiz.” diyerek meseleyi kişiselleştirip birçok kişinin inadına evet demesine sebep olacak şekilde açıklamalar yapar mı?

Hulasa, Anayasa değişikliği teklifine ilişkin itirazlarınızı milletle paylaşın elbette ama lütfen seviyeyi daha fazla düşürmeyin!

 
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.