• BIST 108.313
  • Altın 153,536
  • Dolar 3,8493
  • Euro 4,5167
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 12 °C
  • Yozgat 13 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 22 °C
  • Bursa 19 °C

Tayyip Erdoğan ‘koma’ya girdi !

Tayyip Erdoğan ‘koma’ya girdi !
Gerçek Gündem Barış Yarkadaş’ın yazısı… Tayyip Erdoğan, dünyadan izole edildiğini biliyor ve bu yüzden ayağının altındaki zemini korumaya çalışıyor....

Gerçek Gündem Barış Yarkadaş’ın yazısı… Tayyip Erdoğan, dünyadan izole edildiğini biliyor ve bu yüzden ayağının altındaki zemini korumaya çalışıyor. Erdoğan’ın mevcut durumu, ”koma hali” olarak ifade ediliyor. Geride bıraktığımız haftayı, sevgili dostum Gürkan Hacır’la birlikte katıldığımız panel ve konferanslarda geçirdik. Ege Bölgesi’nde katıldığımız orta ve küçük çaplı panellerde, hem Türkiye’nin geleceğini, hem de Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin süreci konuştuk. Bu panel serisinde, yaklaşık 800 kişiyle konuşma ve fikir alışverişinde bulunma fırsatını yakaladım. Edindiğim izlenime göre, CHP tabanı, 10 Ağustos’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimine hazır… CHP’liler, ilk günlerdeki şaşkınlık, öfke ve tepkilerini büyük oranda geride bırakmış. CHP’NİN BİR PUANA YAKIN KAYBI VAR Bu tespit, zaten anketlerde de görünüyor. CHP’nin yüzde 27 oranındaki oy oranında, bir puana yakın kayıp görünüyor. CHP tabanının yüzde bire yakını, sandığa gitmeyeceğini söylüyor. Bu kesimin de 10 Ağustos’ta fikrini değiştirmesi ve sandığa giderek Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vermesi bekleniyor. SORUNLU ALAN: MHP İhsanoğlu’nun İstanbul Kartal ve Maltepe’deki gece mitinglerinde de hemen hemen aynı tabloyu gördüm. Kartal ve Maltepe’deki miting alanına gelen CHP’liler, İhsanoğlu’nu desteklediklerini, ancak MHP tabanının seçim çalışmalarına yeterince katılmadığını söylediler. Ki; bu gerçek, anketlerde de bariz bir şekilde görülüyor. MHP yönetiminin, kendi tabanını seçime ve İhsanoğlu’na yeterince motive edemediği görülüyor. Özellikle Doğu Karadeniz’deki MHP’li seçmenin bir kısmının Recep Tayyip Erdoğan’a oy vereceği anlaşılıyor. Zaten Erdoğan da, 30 Mart seçimleri sonrası AKP’den kopan taraftarlarının yarattığı boşluğu, MHP tabanında yaşanan kayma ”sayesinde” dolduruyor. Ancak Erdoğan buna rağmen, yüzde elliyi yakalayamıyor. ERDOĞAN DÜŞMAN YARATMAK ZORUNDA Başbakan Erdoğan, önüne gelen anketleri görüyor ve bu yüzden, hem tabanını motive edecek hem de kendisine oy vermeyenleri de etki alanına sokacak yeni adımlar atıyor. Bu adımlardan biri ve en önemlisi de kuşkusuz ki; Gülen Hareketi’ne yönelik operasyon… RTE, hazırlıkları ve ayrıntıları ilk kez bu köşede duyurulan operasyonla, tabanını ”motive ve konsolide etmeyi” amaçlıyor. “Bana darbe yapıyorlar, bana komplo kuruyorlar, İsrail beni devirmek istiyor” mesajlarıyla süslenen operasyonun, seçmen nezdinde karşılık bulduğu görülüyor. Seçmenlerin bir kısmı, Gülen Hareketi’nin İsrail ile işbirliği yaparak Erdoğan’ı dinlediği, komplo kurduğu ve devirmeye çalıştığına inanıyor. RTE, bu demagoji üzerinden hem tabanını bir arada tutmayı hem de hanesine yeni oylar kazandırmayı başarıyor. RTE’ye oy vermeyi düşünen MHP’lilerin bir kısmının bu politakadan etkilendiği görülüyor. Bir kısım MHP’li ise “sözde çözüm süreci”ni desteklediği için Erdoğan’a oy vereceğini söylüyor. DIŞ MİHRAK… Ancak Erdoğan buna rağmen hala rahat değil… Çünkü Erdoğan, 17 ve 25 Aralık operasyonlarını bir türlü unutamıyor. O dosyaların yeniden açılmasından korkuyor. Buna ilişkin ayrıntıları bir önceki yazımda anlatmıştım. Erdoğan, polisler tutuklansa da ”kara para ilişkileri”nin üstünü örtemiyor. Çünkü; orada buharlaştırılan paraların esas sahipleri, uluslararası sermaye… Erdoğan, 300 milyar dolar tutarındaki paranın bir gün kendisinden mutlaka isteneceğini biliyor. Ama zaman kazanabilmek için, elindeki tüm gücü kullanıyor ve operasyonu ötelemeye çalışıyor. Bunun için de topluma “dış mihrakların uzantıları beni devirmek istiyor” sözüyle mesaj veriyor. 10 yıldır ortak olduğu Gülen Hareketi’ni bir anda ”ajan” ilan etmekten çekinmiyor. BAZI ULUSALCILARIN DA KAFASI KARIŞTI Ve bu propaganda ne yazık ki; kendisine ulusalcı diyen çevrelerde de karşılık buluyor. Polisler, 17 – 25 Aralık operasyonunu yaptıkları ve Selam Tevhid Örgütü dosyasını açtıkları için tutuklanmış olmalarına rağmen, bazı ulusalcı çevreler bu gerçeği görmek istemiyor. Polislerin, Ergenekon, Balyoz, ODA TV, Fenerbahçe Davası’ndaki komplolar yüzünden tutuklandıkları algısı topluma yansıtılıyor. Oysa ki; o polisler, Erdoğan’ın iki büyük korkusu yüzünden şu an cezaevindeler… Erdoğan, Ergenekon – Balyoz gibi davalardaki ”kumpas”ların tek bir tanesini bile sorgulatamaz… Sorgulattığı takdirde, ucunun kendisine uzanacağını iyi bilir… CHP’NİN TAVRI DOĞRU MU? CHP işte bu bağlamda, operasyonlarda yapılan hukuksuzluklara karşı çıkıyor, hukukun herkese adil bir şekilde uygulanmasını istiyor. Ancak artık AKP gibi düşünmeye başlayan bazı çevreler, bu basit gerçeği bile göremiyor. CHP’nin “cemaatçi polislere sahip çıktığı” yalanı ısrarla ve bilinçli bir şekilde dile getiriliyor. CHP’nin cemaate değil, hukuka sahip çıktığı gerçeği ise sümen altına itilmeye çalışıyor. TABAN HER ŞEYİ GÖRÜYOR Neyse ki; CHP tabanı olup bitenin farkında… Çarşamba gecesi Kartal ve Maltepe’de sohbet ettiğim yaklaşık 300 CHP’li, partilerinin polise yönelik operasyonlardaki hukuksuzluklara karşı çıkmasını desteklediklerini söylediler. Hukuk sahip çıkmakla, cemaate sahip çıkmanın arasındaki farkı da örnekleriyle ortaya koydular. Birilerinin artık masa başından kalkıp sahaya inerek gazetecilik ve yorum yapması gerekiyor. Masa başı analizler, hayatın gerçeğiyle uyuşmuyor. AKP VE CEMAAT NE YAPACAK? Sohbet ettiğim CHP’lilerin bir kısmı, AKP – Cemaat kavgasının nereye uzanacağını da merak ediyordu. Onlara dilim döndüğünce anlattım ve AKP’nin yeni hedefinin, dört ayaklı olduğunu söyledim. Cemaat, kendisini bir süreliğine geri çekecek ve aktif davranmayacak. Güç toparlamak için zemin arayacak. Bunun ilk provasını da ekim ayındaki HSYK seçimlerinde yapacak. Gelin şimdi de RTE’nin kafasındaki operasyon planına ve başka hangi çılgınlıkları yapmaya hazırlandığına bakalım: ÖNCE DURUM TESPİTİ Dünya liderlerinin telefonlarına çıkmadığı, Putin’in, Obama’nın randevu vermediği Erdoğan’ın durumu, diplomatik çevrelerde “koma hali” olarak adlandırılıyor. ABD’deki etkili çevreler, “Erdoğan artık komadadır. Seçimi kazansa bile Türkiye’yi yönetebilmesi mümkün değildir” diyor. Obama’nın araya sokulan onlarca ”hatırlı kişi”ye rağmen Erdoğan’ın telefonlarına çıkmaması, buna en somut kanıt olarak gösteriliyor. Erdoğan bunu bildiği için, Türkiye’deki zeminini kaybetmemeye çalışıyor. Bu yüzden daha baskıcı ve otoriter hale geliyor. Bu yüzden, tabanına “Bana komplo var” , ”Darbe yapmak istiyorlar” diyor. Ve bu söylemini güçlendirmek için kendisine “düşmanlar” yaratıyor. İsrail’e uluslararası planda önemli kozlar vermesine rağmen, İsrail karşıtıymış gibi davranıyor. Oysa ki; Filistin’e ambargoyu uluslarası zeminde meşru hale getiren rapor bile BM’de AKP yüzünden kabul edildi. KAVGAYI BÜYÜTMEYE ÇALIŞIYOR Erdoğan tüm bunları unutturmak için, cemaatle kavga ediyor. Ve yeni dönemde bu kavgayı daha da büyütmek istiyor. Çünkü; ”düşmansız” bir Erdoğan’ın siyaseten yaşam şansının olmadığını görüyor. Bu yüzden, cemaate yönelik operasyonları ”dalga dalga” tasarlıyor. İlk planda, yargı, ikinci planda iş dünyası, üçüncü planda bürokrasi ve medya, dördüncü planda ise Gülen’in okullarına yönelik adımlar atılması planlanıyor. Erdoğan, Gülen Hareketi’ni tasfiye etmeye başardığı takdirde, KCK ve Öcalan ile daha rahat pazarlık yapabileceğini de düşünüyor. YENİ HEDEF: OKULLARI KAPATMAK Biliyorsunuz, yine bu köşede aylar önce TÜRGEV’ci Bilal Erdoğan’ın Milli Eğitim Bakanlığı bürokratlarını çağırıp brifing aldığını yazmıştık. O brifingte, Gülen Hareketi’ne yönelik okulların analizi yapılmış Gülencilerin 1050 okulunun olduğunun söylendiğini dile getirmiştik. Bilal Erdoğan’ın aldığı brifing sonrası, MEB’de hummalı bir çalışma başlatıldı. Gülen Hareketi’nin en önemli insan kaynaklarından olan okulların tasfiyesi için düğmeye basıldı. Kamuoyunun ilk kez öğreneceği plan ise şöyle işleyecek: AKP medyası, bir süre sonra Gülen Hareketi’nin okullarına yönelik olarak anti – propagandaya başlayacak. Ailelerin çocuklarını bu okullara göndermemesi gerektiği anlatılacak. Böylece, kayıt döneminde okullara daha az öğrenci gönderilmesi sağlanacak. Aynı günlerde ise MEB, yeni bir tasarıyı devreye sokacak. “Belli sayının altında öğrenciye sahip olan okullarda öğrenim verilemez” denilecek ve Gülen Hareketi’ne mensup okullara kayıt yaptıran öğrenciler, devlet okullarına kaydırılacak. Gülen Hareketi’nin bir çok okulu, fiilen kapatılacak. ŞAŞIRMAYIN… ”Bu kadar da olur mu?” , ”Yok canım daha neler!” dediğinizi duyar gibiyim… Şaşırmayın; AKP iktidarı artık hukuku, kanunları, anayasayı takmıyor! Bakın; gözaltına alınan polisler, dünyanın tam iki bin yıl önce terk ettiği bir yöntemle tutuklanmak istediler. Biliyorsunuz, eski Roma’da, köleler sahiplerinin şikayeti üzerine “dosya üzerinden” de yargılanırdı. Köle sahibinin, köleyi şikayet etmesi ve suçlamada bulunması yeterliydi. ”Köleyi mahkemeye getiremedim” diyen kişinin beyanı yeterli olurdu. Hakim de ”dosya üzerinden” tutuklama ya da farklı bir ceza verirdi. Köle için de “muhafaza edilsin” kavramı kullanılırdı. İKİ BİN YIL ÖNCESİNE DÖNDÜK Hatırlayın; çok değil, daha bir hafta önce, gözaltına alınan polisler de özel oluşturulan Sulh Ceza Hakimliği tarafından “muhafaza edildiler.” Ve haklarındaki karar “dosya üzerinden” verilmek istendi. Kamuoyu baskısı artınca, ”dosya üzerinden” verilecek olan karar şimdilik rafa kaldırıldı… Demem o ki; AKP, çıkarları için dünyanın iki bin yıl önce terk ettiği hukuk kurallarını uygulayacak denli gözünü karartmış durumda… Okulları da yukarıda ifade etiğimiz şekilde kapatırsa kimse şaşırmasın… RTE’NİN RÜYASINDAKİ TÜRKİYE… Çünkü; AKP iktidarı, bir rejimin ancak ”hukukun yok edilmesi” halinde çökertilebileceğini biliyor. Bu yüzden, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu yapan polisleri gözaltına aldırıyor, tutuklatıyor. Böylece, TÜRKİYE’Yİ BİR SUÇ CENNETİNE DÖNÜŞTÜRÜYOR. Bakın, bu operasyonların ardından hiçbir savcı, hakim ya da polis, kamuda yaşanan yolsuzlukların üzerine gidemez! İhalelere karıştırılan “fesat”lar için soruşturma ve dava açamaz… Dava açan savcı, “İsrail ajanı” ya da ”paralel yapının darbeci uzantısı” olarak linç edileceği için, yolsuzluklara ve rüşvete gözlerini yumar… İşte ERDOĞAN REJİMİ’nin özlediği tablo budur… Erdoğan’ın YENİ TÜRKİYE’si; bir suç cennetidir… Recep Tayyip Erdoğan, hukuksuzluğu ve anayasayı ilga etmeyi o denli alışkanlık haline getirmiştir ki; önümüzdeki döneme ilişkin planlarında da hukuk, yasalar ve anayasa yoktur! Erdoğan’ın hukukun arkasından dolanmaya çalıştığı ve yasalardan nefret ettiği bilinmektedir. İSTİFA ETMEK İSTEMİYOR İşte bu yüzden, AKP içinde büyük bir tartışma yaşanıyor. Medya bu tartışmayı görmezden geliyor. O halde; bunu da yazalım: RTE, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığı takdirde, Başbakanlık’tan istifa etmeyi düşünmüyor. Ve yakın çevresine, “Cumhurbaşkanı seçilirsem, yerime Başbakan’ı da ben atayayım. Yemin törenine Başbakan olarak katılayım. Yemin eder, yeni başbakanı atar, ondan sonra istifa ederim” diyor. YASALARA AYKIRI AMA… Oysa ki; yasalarımız Cumhurbaşkanı adayı olan ve seçilen kişinin tüm görevlerinden hemen istifa etmesi geretktiğini belritiyor. Erdoğan ise, “Seçilirsem Başbakan’ı da atayayım ve yemin törenine öyle çıkayım” diye bastırıyor. Biliyorsunuz; Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse, Başbakanlık’tan hemen istifa etmek zorunda. (Aslında aday olduğunda da istifa etmesi gerekiyordu.) Ancak Erdoğan korkuyor. çünkü; Abdullah Gül’ün yeni hükümeti kurma görevini Bülent Arınç’a vereceğini biliyor. Arınç’ın Başbakan olmasını engellemek için, koltuğu bırakmak istemiyor. Cemil çiçek ise kendisine gelen aracılara, “Seçimin sonucunu bir görelim. Erdoğan kazanırsa istifa etmek zorundadır. Ben böyle bir şeye izin veremem” diye mesaj yolluyor. KAOS.. KARGAŞA VE HUKUK TANIMAZLIK RTE, Cumhurbaşkanı seçildiği takdirde Türkiye’nin nasıl bir kaosa sürükleneceği ve hangi krizlerle karşı karşıya kalacağı daha şimdiden görülüyor. Hem Cumhurbaşkanlığı hem de fiili Başbakanlık yapmayı tasarlayan Erdoğan, bunun kavramsal alt yapısını da oluşturtmaya çalışıyor. Erdoğan’ın danışmanları, toplumu YÖNETİM BİRLİĞİ denilen bir kavrama hazırlamak için çalışıyor. Güya; RTE Cumhurbaşkanı seçilirse, Türkiye YÖNETİM BİRLİĞİ modeliyle yoluna devam edecekmiş… Erdoğan, devleti de Bakanlar Kurulu’nu da yönetecekmiş… Lafı çok uzattığımın farkındayım… Aslında fazla uzatmaya gerek yok; Erdoğan’ın Çankaya seçimini kazanmaması gerekiyor… Aksi takdirde, Türkiye’nin yaşanamaz bir ülke haline geleceği görülüyor. Kaynak: Gerçek Güdem / Barış Yarkadaş

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.