• BIST 101.892
  • Altın 190,254
  • Dolar 4,6043
  • Euro 5,3842
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C
  • Yozgat 8 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 23 °C
  • Bursa 17 °C

Başbuğ'u Anarken

Başbuğ'u Anarken
Türk milliyetçilerinin fikir babası BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ'i anıyoruz...  BAŞBUĞ'U ANARKEN Türk milliyetçilerinin fikir babası BAŞBUĞ ALPARSLAN...

Türk milliyetçilerinin fikir babası BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ'i anıyoruz...

 

Türk milliyetçilerinin fikir babası BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ 1944 yılındaki başını NİHAL ATSIZ'ın çektiği TURANCILIK-TÜRKÇÜLÜK davası ile komuoyu önüne genç bir üstteğmen olarak çıkmıştır. Bu dava günümüzdeki ERGENEKON davasıyla paralellik arz etmektedir. Zamanın konjektörü gereği Sovyetler Birliği'ne yaranmak isteyen yönetciler Türkiye 'deki Sovyet alehtarlığı yapan ve Sovyetler Birliği'nde esir kabul edilen Türklerin haklarını savunan, milliyetçi asker ve sivil aydınları, mesnetsiz bir davayla tutuklayıp TABUTLUKLARA atmış, bir süre sonra da berat ettirilmiştir.

Günümüzün Ergenekon davasında ise, ABD ve AB karşıtları olan sivil aydın ve askeri şahsiyetler tutuklanmıştır. Muhtemeldir ki bir süre sonunda mahkemeler beraatle sonuçlanacaktır.

27 Mayıs ihtilalinde, Albay Türkeş ihtilalin güçlü adamı sıfatıyla ihtilal bildirisini radyoda okumasıyla dikkatleri çekmiştir. Gürsel'den sonra ihtilalin ikinci adamı olarak görev yapmıştır.

Bir süre sonra başbakanlıkta ve içişleri bakanlığında daha önceki iktidar döneminde konuşlanmış olan AMERİKALI UZMANLARI uzaklaştırdıktan sonra, 13 Kasım 1960'da 14 arkadaşı ile birlikte tasfiye edilerek yurt dışına sürgüne gönderilmiştir.

Sürgün dönüşünde millete hizmet etmeyi siyaset yoluyla yapmaya karar vermiş CUMHURİYETÇİ KÖYLÜ MİLLET PARTİSİ'NDE siyasete başlayarak kısa sürede genel başkan olmuştur. Daha sonra Türk Milliyetçiliği fikrini siyasi aksiyon haline getirerek partinin ismini MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ olarak değiştirmiştir.

Gençliğe önem vererek bilhassa üniversite gençliği arasında gençlik kolları ve ülkü ocaklarını kurarak gençleri Türk Milliyetçiliği doğrultusunda eğitmiştir. Süleyman Demirel'in kurduğu milliyetçi cephe hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevini üstlenmiştir.

12 Eylül 1980 darbesi ile partisi kapatılıp ülkücü gençlerle birlikte cezaevine konulup idamla yargılanmıştır. Uzun süren hapis hayatı ve yargılamaların sonunda siyasi yasaklı olarak tahliye olmuştur. 1987 yılında siyaset yasağının kalkmasıyla birlikte Milliyetçi Çalışma Partisi'nde tekrar siyasete başlamış ve sonunda MHP'nin tekrar genel başkanı olmuştur.

4 Nisan 1997 tarihinde vakitsiz bir şekilde ebediyete intikal etmiştir. Sevenlerini ve ülkücüleri yetim bırakmıştır.

Türk siyasetinde yeri kolay kolay doldurulamayacak bir liderdir. Türkeş'i ölümsüz hale getiren hayat boyu sürdürdüğü mücadele bir fikir hareketini geniş kitlelere benimsetmesi, bu fikirlere sahip olan kadroları bizzat yetiştirmesidir. Duygusal zeminde seyreden Türk milliyetçiliği fikrini aksiyon haline getirip Türk siyasi hayatına yerleştiren Türkiye'nin en köklü ve geniş tabanlı fikir partisinin kurucusudur.

Türk siyasetinde MHP ve başka partilerde siyaset yapan birçok şahsiyetin akademiysen ve bürokratın fikir babası, eğitmeni kısacası BAŞBUĞudur. T.C. Devleti'nin kuruluş felsefesini özümsemiş Atatürk İlkelerini Dokuz Işık doktirini içinde yorumlayıp İslamın evrensel umdeleri ile yoğurarak aksiyon haline getirmiştir.

80 yıllık çileli, meşakkatli yolda yılmadan, savunduğu fikirden sapmadan, inancından hiçbir şey kaybetmeden, tabutluklardan mamak zindanlarından geçerek gelmiştir. Kendisi hapiste iken fikri iktidarda olduğu söylemlerine karşı 12 Eylül yöneticilerinin gerçek yüzünü ve Amerinkancı çizgilerini deşifre edici politikalar izlemiştir. Her vesile ile demokratik yollarla seçilmiş en kötü sivil yönetimin bile askeri yönetimden daha iyi olduğunu vurgulamıştır.

Birgün Sovyetler Birliği'nin çökeceği esir Türklerin bağımsızlığa kavuşacağı fikrini Atatürk'ten sonra söyleyen tek liderdir. Bu söylemlerinden dolayı da ırkçılık, Turancılık ve faşistlikle suçlanmıştır. Ancak Türkeş'in sağlığında Sovyetler Birliği dağılıp 5 Türk Cumhuriyeti bağımsızlığına kavuştuktan sonra Türk aydınları Türkeş'in haklılığını teslim etmişlerdir. Soğuk savaşın bitimi Sovyetler Birliği'nin dağılması sonunda yeni bir strateji benimseyerek Türk solu ile arsındaki buzların erimesine katkıda bulunmuştur. Katıldığı son parti kurultayında Nazım Hikmet'ten şiirler okumuştur. Soğuk savaşın sonrası iyice açığa çıkan Amerika'nın Yeşil Kuşak Projesi'ni fark etmiş İslamın ılımlısını, anti tez olan fundamantalizmini ve İslamın EMEVİ-ARAP yorumunun amerikan çıkarlarına hizmet edeceği gerekçesi ile ret ederek İslamı Anadolu Türk İslam anlayışı içinde milliyetçiliğin vazgeçilmez bir unsuru olarak değerlendirmiştir.

Dini cemaat ve grupların ATATÜRK, ALEVİLİK, LAİKLİK, KÜRT SORUNU ve CUMHURİYET'in TEMEL KURULUŞ FELSEFESİ ile ilgili menfi propagandaları, beyin yıkamaları sonunda zihni bulanan ülkücülere Atatürk, alevilik ve Kürtler ile ilgili söylem ve eylemleriyle önderlik etmiştir.

Türk vatandaşı olan her yurttaşı milli birlik ve berberlik içinde, Türk bayrağı altında bütünleştirmeyi amaç etmiştir.  Kürtlerle olan bin yıllık kardeşliğimizi her vesile ile vurgulamıştır.

Milliyetçi ülkücü olmanın temel gereği olarak dış Türklerle ve kurulan Türk cumhuriyetleriyle her zaman ilgilenmiş, kültürel ve ekonomik bütünleşme için çaba sarf etmiştir.

Ekonomide küresel dayatmalara ve özelleştirme çabalarına karşı milli ekonomiyi savunmuştur. Milli devlete yapılan küresel saldırılar karşısında Türkeş'in milli devlet anlayışı aşılmaz bir kale gibi durmaktadır; Her türlü yabancı ideolojiyi ret etmeyi milliyetçiliğin gereği sayan TÜRKEŞ; emperyalizminde her türlüsünü ret ederek ülkücülüğü ANTİ EMPERYALİST bir çizgiye çekmiştir.

Ülkücülüğü klasik sağdan [Muhafazakar, milli duygulara önem veren liberal bir anlayış] ayıran en önemli özellikte bu anlayıştır. Klasik sağ anlayışı içinde konumlanan milliyetçileri klasik sağ çizgisinden çekerek milliyetçi-ülkücü çizgide gençlerin önüne yeni ufuklar açarak yeni hedefler göstermiştir.

12 Eylül yöneticilerinin ülkücüleri bir daha yeşermemek üzere silindir gibi ezmesinden sonra Türkeş, camiayı tekrar bir araya toplama başarısını göstermiştir. Bu kervandan bazıları, çekilen sıkıntılara dayanamayarak ayrılmış olsalar da,başka siyasi oluşumların içine girseler de, onların ortak özelliği ülkücü olmalarıdır. Kendisini ülkücü olarak tanımlayan her insanın üzerinde Türkeş'in manevi ikliminin etkileri, kişiliklerinin oluşmasında derin izleri vardır.

Özel hayatında mazbut bir aile babası, dost çevresinin sevdiği siyasi rakiplerinin bile saygı duyduğu mümtaz bir şahsiyettir.

Türk siyasi hayatına fedakarlık, seviye ve nezaket anlayışı ile büyük katkıları olmuştur. Yeri doldurulamayacak bir lider...

Mekanı cennet olsun. Ruhu Şad Olsun!!!

BAŞBUĞ'UN KISACA HAYATI  

İlk yılları

Alparslan Türkeş, 25 Kasım 1917 öğle vaktinde Koyunoğlu ailesinden Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ile Fatma Zehra Hanım'ın çocuğu olarak, Lefkoşa'da Haydarpaşa Mahallesi Kirlizade sokağı 13 numaralı evinde dünyaya geldi. 3 Haziran 1933'te ailesiyle birlikte Lefkoşa'dan ayrılarak Limasol'dan kalkan İtalya bandıralı "Viyana" gemisiyle İstanbul'a geldi.

Askeri kariyerinin başlaması

1933'te Lefkoşa doğumlu İzmit milletvekili Hüseyin Sırrı Bellioğlu'nun tavsiyesiyle Kuleli Askeri Lisesine geçici olarak kaydoldu ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçince asli kaydı gerçekleşti. 1936'da Kuleli Askeri Lisesi'nden mezun olup 1938'de Harp Okulu'nu bitirdi. 1939'da piyade asteğmeni olarak atış okuluna girerek buradan teğmen rütbesiyle mezun oldu (P.938-348).

Refik Yurtsever'in ablasının kızı Muzaffer Hanım ile 5 Eylül 1939'da nişanlandı ve 14 Ocak 1940'ta evlendi. Bu sırada Gelibolu'daki 58. Piyade Alayı 5. Bölük Komutanlığı'na tayin edildi ve Balıkesir, Bandırma, Edincik, Erdek ve Marmara Adasında görev aldı. 1944'te üsteğmen rütbesindeyken Nihal Atsız'la birlikte "Irkçılık-Turancılık" davasından yargılandı ve 9 ay 10 gün Tophane Askeri Hapishanesinde kaldı. 1945 yılında Askeri Yargıtay kararıyla tahliye edildi ve 1947'de beraat etti.

Orduya tekrar döndü

1955'de Harp Akademisi'ni (94.sınıf, Sıra No. 39) bitirdi. Daha sonra ABD'ye gönderildi ve burada Amerikan Harp Akademisi'ni ve piyade okulunu bitirdi. 1955-1957 yılları arasında Washington'da NATO Daimi Komitesi'nde Türk Genelkurmayı temsil heyetinde görev yaptı. Aynı sırada uluslararası ekonomi eğitimi gördü. 1959'da Almanya'da Atom ve Nükleer Okulu'na gönderildi ve buradaki eğitiminden sonra albaylığa yükseldi ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı NATO şube müdürü olarak atandı.

27 Mayıs Darbesi

Kurmay Albay Alparslan Türkeş radyodan darbe bildirisini okurken (27 Mayıs 1960 Cuma sabah saat 5.25) 27 Mayıs 1960'dan kısa süre önce Elazığ'daki birliğinden Ankara'ya atandı ve Albay Talat Aydemir'in önerisiyle Milli Birlik Komitesi'ne (MBK) alındı. Darbeyi planlayıp yürütecek olan 37 kişilik MBK içinde yer aldı. Darbe bildirisini 27 Mayıs 1960 günü radyodan okuduktan sonra adı sıkça duyulmaya başlandı. 27 Mayıs sonrası Başbakanlık müsteşarlığı yaptı.

Bu dönemde sonradan AP Partisi Balıkesir Senatörü seçilecek Hikmet Aslanoğlu ve CKMP Genel Sekreteri olacak Fuat Uluç kendisinin yardımcılık görevini yerine getirdiler. Bu dönemde Milli Birlik Komitesi içindeki görüş ayrılığı sonucu 13 Kasım 1960'da MBK Başkanı Org. Cemal Gürsel bir bildiri yayımlayarak MBK'nin çalışmalarının ülkenin yüksek çıkarlarını tehlikeye düşürecek bir duruma geldiğini, bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri ile MBK üyelerinin talepleri üzerine MBK'yi feshettiğini açıkladı. Yeni oluşturulan MBK'de ise Alparslan Türkeş'in de içinde bulunduğu ve "14'ler" olarak adlandırılan ve ülkenin köklü yapısal sorunları çözülmeden kısa süre içinde yapılacak seçimlerle iktidarın sivillere bırakılmasını reddeden 14 subaya yer verilmiyordu. MBK üyesi Korgeneral Cemal Madanoğlu'nun inisiyatifiyle gerçekleşen bu operasyonla söz konusu kişiler Türk Silahlı Kuvvetleri'nden de emekli edilerek çeşitli görevlerle yurt dışına sürgüne gönderildiler.

Alparslan Türkeş de bu operasyon sonucu Yeni Delhi büyükelçilik müşaviri olarak Hindistan'a gönderildi. Sürgünde iken, MBK Başkanı Cemal Gürsel 'e, Yüksek Adalet Divanı 'nda yargılanan Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam edilmelerinin doğru olmayacağını vurgulayan ve Milli Yol dergisinde yayınlanan mektubu gönderdi. 25 ay kadar sonra, 23 Şubat 1963'te Gümülcine 'den yurda döndüğünde burada kalabalık bir "milliyetçi topluluk" tarafından karşılandı.

Siyasi hayata girişi Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi dönemi

Gökhan Evliyaoğlu'nun Adalet Partisi'ne katılma yolundaki teklifini reddeden Türkeş, milliyetçi çevreleri bir araya getirmek için 2 Mayıs 1963'te Türkiye Huzur ve Yükselme Derneği'ni kurdu. Darbe hazırlığı yapan Talat Aydemir - Fethi Gürcan ikilisiyle temas kurdu. Ancak Talat Aydemir'le anlaşamadı. Bunun üzerine darbeyi hükümete haber verdi. Kendisi de darbe girişimi nedeniyle yargılandı, ancak darbeyi hükümete duyurduğu için beraat etti.

Alparslan Türkeş, sürgünde olduğu dönemde 14'lerden çoğu ile sık sık bir araya gelerek dönüşten sonraki stratejisini belirleyici toplantılar yapmıştı. Nitekim 31 Mart 1965'te, 14'lerden Dündar Taşer, Ahmet Er, Muzaffer Özdağ, Rıfat Baykal, Mustafa Kaplan gibi eski MBK üyeleri ile birlikte Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi - (CKMP)'ne girerek fiilen siyasi hayata atılmış oldu. 1965'te bu partinin başkanı oldu, uzun tartışmalardan sonra parti tüzüğünde 9 Işık Doktrini yer aldı. Türkeş, bu dönemde kendisini sevenler tarafından Başbuğ ilan edildi ve aynı yıl Ankara'dan milletvekili seçildi.

8-9 Şubat 1969'da Adana kongresinde CKMP adı Milliyetçi Hareket Partisi ve terazi olan amblemi de üç hilâl olarak değiştirildi. 1966 yılında cumhurbaşkanlığına aday oldu ve Cevdet Sunay karşısında 11 oy alarak seçimi kaybetti. 1969 ve 1973 yıllarında Adana milletvekili olarak parlamentoya seçildi. 1974'te ilk eşi Muzaffer Türkeş'i kaybetti. Bundan iki yıl sonra 1976'da Seval Türkeş'le evlendi.

1975 sonrası dönem ve 12 Eylül

1975'ten sonra Milliyetçi Cephe adı verilen koalisyon hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevinde bulundu. 12 Eylül darbesi sonrasında tutuklandı, 9 Nisan 1985'e kadar 4,5 yıl tutuklu kaldı. 12 Eylül döneminde idam cezasıyla yargılanan Türkeş, bu davadan beraat etti.

12 Eylül sonrası dönem

1987'de siyaset yasağının kalkmasıyla birlikte Milliyetçi Çalışma Partisi'ne girdi ve aynı yıl yapılan olağanüstü kongrede genel başkanlığa seçildi. 1991 genel seçimlerinde RP ve IDP ile seçim ittifakı yapan MÇP lideri Türkeş, Yozgat milletvekili olarak yeniden parlamentoya girdi. Bu sırada 1992'de 12 Eylül darbesi ile kapatılmış olan partilerin eski adlarını alması hakkında Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılan değişiklikle MÇP'nin ismi de 1993 yılında MHP olarak değiştirildi. 1995 genel seçimlerinde parlamento dışı kalan Türkeş, bu dönemde uzlaşmacı bir lider olarak ülke siyaseti üzerinde en etkili siyasetci oldu. Türkeş, 9 Işık başta olmak üzere siyasi ve tarihi görüşlerini içeren kitaplar yazdı.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.