• BIST 103.972
  • Altın 271,394
  • Dolar 5,7706
  • Euro 6,3546
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 1 °C
  • Yozgat 3 °C
  • İzmir 19 °C
  • Adana 13 °C
  • Bursa 13 °C

CHP'li Büyükşehir Belediye Başkanları Ne Haldeler?

Hüseyin Sözlü

Son günlerde özellikle CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer başta olmak üzere CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanlarının siyasi tavırlarını, söylem ve açıklamalarını tüm ülke kamuoyu gibi büyük bir şaşkınlık ve teessürle izlemekteyim.

Öncelikle CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yurtdışında yaptığı iki farklı konuşmayı, bayrağına, vatanının bütünlüğüne aşk derecesinde bağlı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak büyük bir üzüntü ile takip etmek zorunda kaldım.

Bir Belediye Başkanı düşünün ki; Cumhuriyetin kazanımları ile girdiği seçimlerle geldiği makamın neticesi olarak davet edildiği kürsülerde kendi ülkesini, üstelik ülkemizin menfaatlerini baltalamak noktasında bir araya gelmiş odakların ürettiği iftira temelli algılarla karalayabilsin. Cumhuriyetimizin de kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucusu olduğu bir partinin adayı olarak seçildiği halde, Cumhuriyet tarihimizin en kanlı, 45 binden fazla vatandaşımızın, öğretmenimizin, polisimizin, askerimizin katili, bölücü terör örgütüne yardım ettiği için görevden alınan belediye başkanlarını, üstelik ülkemiz sınırları dışında savunma cüretini gösterebilsin. Diyarbakır’da PKK terör örgütünün birer şube, acente gibi kullandığı terör örgütünün siyasi uzantısı partinin önünde bekleyen yüreği yaralı anneler için tek açıklama yapmasın ancak o annelerin yüreğini yakan sözde partinin terör destekçisi belediye başkanlarına arka çıksın… Ve en acısı da şu ki; tüm bunları sözde demokrasi, Cumhuriyet değerleri adına yaptığını iddia etsin. Bu ülkenin insanlarının iradesi ile seçilsin ancak, belediye başkanlığını yaptığı şehrin gelişimi için Avrupa başta olmak üzere tüm dünya yatırımcılarını, iş adamlarını ülkemize, İstanbul’umuza davet etmek yerine “ben merkezli” söylemlerle hikayeler anlatsın.

Ve bir diğer husus; CHP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in, CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanlarını İzmir’de topladığı çalıştayda yaşananlara dair… Bu çalıştayda CHP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının yaptığı konuşmada ki şu ifadeler çok dikkat çekici…

“Demokrasiyi, sadece seçimlerden ibaret gören anlayışı, yapacağımız uygulamalarla değiştirmek…” ve “Kürtlerin anadilinde kamusal hizmet isteğini, Romanların kültürlerini yaşatacağı alanları, Suriyeli sığınmacılar meselesini, engellilerin sosyal yaşamda yaşadığı zorlukları, kadın özgürlüğünü, işsizliği, yoksulluğu, barışı ve onlarca farklı toplumsal sorunun çözümünü sadece Ankara’nın insafına ve tasarrufuna bırakacağımız aşamayı geçtik.”

Bu ifadeler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vazgeçilmezi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük eserlerinden birisi olan üniter yapının temeline konulmak istenilen bir dinamitten başka bir şey değildir. PKK’ya destek olan Belediye başkanlarının, evlatlarımızı dağa çıkaran sözde siyasi partinin bu kadar konuşulduğu bir dönemde “özerklik” talebi içeren bu tür beyanatların iyi niyetli olduğunu düşünmek imkansızdır. Dikkat çekilmesi gereken diğer bir konu ise; bu toplantıya iştirak eden Soyer dışındaki diğer 9 CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanının söz konusu ifadelerden gerek konuşma esnasında gerekse sonrasında hiçbir rahatsızlık duymuyor olmasıdır.

Aynı şekilde CHP Genel Başkanının ve CHP yöneticilerinin, milletvekillerinin de hiçbir itirazda bulunmaması konunun vahametini daha da arttırmaktadır.

Gerek İmamoğlu’na, gerek Soyer’e gerekse bu yaşananlara sessiz kalan Cumhuriyet Halk Partisi’nin diğer belediye başkanlarına, milletvekillerine, yöneticilerine ve “Millet İttifakı” çatısı altında bu zihniyetle aynı noktada duran ve yaşananlara dair bir itiraz dahi dile getirmeyen paydaşlara şu soruları sormak gerekiyor.

Ülkemizi her fırsatta şikayet ettiğiniz batı ülkelerinde, herhangi bir yerel yöneticinin misal DEAŞ ile organik bir bağı olsa, DEAŞ’a militan sağladığı tespit edilse, maddi ve/veya lojistik yardım ettiği ortaya çıksa akıbeti ne olurdu? İngiltere’de bir siyasetçi IRA’yı veya örneğin İspanya’da bir yetkili ETA’yı destekleyen bir açıklama yapsa, fiili bir adım atsa başına neler gelirdi?

Soruları çoğaltmak mümkün…

Kendimde 20 yıl süreyle yerel yönetimler noktasında ülkesine ve şehrine hizmet etme gayretinde olan bir kişi olarak şunları ifade etmeliyim ki; CHP’li Belediye başkanları “birilerine yaranmak” adına ortaya koydukları bu tartışmalı tavırlardan şayet bu konuşma metinleri belirli odaklar tarafından yazılıp önlerine konulmuyorsa ya da art niyetli veya hain değillerse acilen vazgeçmeli ve bu aziz millete ve kadim devlete hizmet etme noktasında adımlar atmaya başlamalıdırlar. Bu ülkenin her köşesinin, her insanın en iyi hizmete layık olduğu gerçekliğine ve inancına sahip olarak hareket edilmesi gerekmektedir. Zira yerel seçimlerin üzerinden geçen 7 ayı aşkın süreçte şehirlerimiz popülist söylemler dışında henüz hiçbir “icraat” görmemiştir.

Eminim ki; feraset sahibi bu aziz millet zamanı geldiğinde bu şahıslara ve zihniyete en güzel cevabı verecektir.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.