CHP'nin yıkımı erken başladı

CHP'ye iktidar vermek zaten felakete razı olmaktır da, belediye vermenin de büyük bir yanlış olduğunu bizzat yaşayarak öğreneceğiz. Daha dün bir, bugün iki, ele geçirdikleri belediyelerde tam bir kıyım ve yıkım yaşanıyor

İstanbul'da tablonun netleşmesi ile birlikte seçim gündeminin geride kalacağını, Türkiye'nin normelleşeceğini ve siyasetin ikinci plana düşeceğini bekliyorduk, ama öyle olmayacağı anlaşılıyor. Yerel seçim sonuçları ve özellikle İstanbul'daki sürpriz gelişme, uzun zamandır fırsat kollayanların bu durumu ganimet sayıp, ortalığa saçılacaklarını gösteriyor. Diğer taraftan CHP'nin ele geçirdiği belediyelerde görmemişin oğlu misali bir takım garebetlerin yaşandığını ibretle izliyoruz. Beklediğimiz post kavgasının, rant paylaşımının ve bunlara bağlı olarak kaçınılmaz şekilde ortaya çıkacak yıkımın, beklenenden çok daha önce gerçekleşeceğini anlamak için kahin olmak gerekmiyor.

GANİMETTEN PAY ALMA TELAŞI

  CHP ve yancılarının oluşturduğu yıkım ve zillet cehpesi ile onları kumanda edenler, yerel seçimlerle birlikte surda gedik açtıklarını ve bundan sonra AK Parti'yi daha kolay çözeceklerini düşünüyorlar. Abdullah Gül, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu taifesinin harekete geçmesinin sebebi AK Parti'nin çözülmeye başladığı kanısıdır. Bunlara göre siyasetin merkezinde bir boşluk doğmaktadır ve bunu başkalarına kaptırmadan, hemen harekete geçilmeli ve ganimet paylaşılmalıdır.Nitekim, Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul'u kazanmasına ne kadar sevinmişlerse, bu boşluğu onun doldurma varsıyımı karşısında da o kadar paniklemiş ve endişeye düşmüşlerdir. Bu arada İmamoğlu ile Gül takımının birbirleriyle paslaştıkları ve gelecekle ilgili paylaşım yaptıları gibi iddianın da Ankara kulislerinde çok yoğun şekilde dolaştığını yeri gelmişken hatırlatalım. Siyasetin taşları daha fazla yerine oturmadan, şanslarını denemek, güya oluşan boşluğu doldurmak için tam zamanı olduğunu hesap ediyorlar.

TARİH İHANET ÖRNEKLERİYLE DOLU

  Buraya kadar tamam da, bu muhteremler milletin kendilerine, "eğer ortada bir yanlış varsa, sizin yanlışınızdır. Aldığınız görevlerin altında kaldınız, sonra da bırakıp kaçtınız. Size nasıl güvenip, nasıl itibate edeceğiz? Kendi kurucusu olduğu partiyi bu kadar kolay terk edip, karşısına geçenlerden nasıl siyasi dürüstlük, nasıl vefa, nasıl samimiyet bekleyelim?" Demeyeceğini mi zannediyorlar. Bırakın ülkeyi idare etmeyi, daha birbirlerini idare edemiyorlar ve her biri başka tarafa çekiyor. Bu şahıslar elbette parti kurabilirler. Türkiye'de yüzden fazla parti var, bir tane daha eklenmiş olur, hepsi o kadar.  Bu tespitimize katılmayan veya taraflı bulanlar, fazla geriye gitmeden, son birkaç sene içindeki benzer örneklere bir göz atabilirler. Türk siyaset tarihi, ayrılanların, bölenlerin, ihanet edenlerin vahim akıbetlerinin çok çeşitli örnekleriyle doludur.

ÇÜRÜK İP'İN ROLÜ

  CHP ve yancıları asıl büyük engel olarak MHP'yi görüyorlar. MHP bu kararlılıkla, bu inanmışlıkla, bu samimiyetle, bu cesaretle ve bu fedakarlıkla devam ettiği müddetçe, asla kesin sonuç alamayacaklarının, hatta bundan daha ileri gidemeyeceklerinin farkındalar. Dolayısı ile ne yapıp edip MHP'yi yıldırmak, kızdırmak, fitne sokmak, mümkünse Cumhur ittifakını dağıtmak ve bu direnci kırmak için harekete geçmişlerdir. Fitne, iftira ve karalama güruhunun başını çürük İp'in sahipleri çekiyor. Eski MHP'li görünenlerin saldırılarının daha yıkıcı olacağını düşünüyorlar. Onun içindir ki, akla-ziyan biçimde kendini eski MHP'li, eski ülkücü olarak tanıtan güruh fitne, fesat, yakıştırma ve hakarette sırayı kimseye bırakmıyor. Bunların kimler olduğunu, neler yapıp, ne tür zavallılıklara imza attıkların Yıldıray Çiçek kardeşim isimlerini de vererek ayrıntıları ile yazıyor.

HAYAT HAKKI TANIMAZLAR

  Bunlardan taktik ve cesaret alan CHP ve diğer yancılarıda bu alçak saldırıları daha ileri götürüyor. Bu konuda da HDP ile tam bir işbirliği içindeler. Yanlarına şimdiye kadar başını kaldıramayan, hatta sureti haktan görünüp zamanını bekleyen medya, iş dünyası, sanatçı görünümlü düzenbazları da aldılar. Nasıl da mutlular, nasıl da iştahlılar, nasıl da azgınlar. Birin bıraktığı yerden öbürü devam ediyor. Birinin söylediğini diğeri tamamlıyor. Zannedersiniz ki, millet bunlara ezici bir şekilde bütün belediyeleri teslim etmekle kalmamış, iktidarı da vermiş. Allah göstermesin, gerçekten de bunlara büyük bir çoğunluk ve iktidar teslim edilse, buraya iddiayla yazıyorum, kendileri dışındaki hiç kimseye bırakın hukuku, demokrasiyi, insanlığı, yaşama hakkı bile vermezler. Verdiklerini de günde 24 saat kontrol edip, kendi güdük zihniyetleri dışında bir şey söylüyor mu, yapıyor mu diye kontrol edip, nefes aldırmazlar.

ADANA'DA KIYIM

  Daha dün bir, bugün iki, ele geçirdikeleri belediyelerde tam da bu durum yaşanıyor. Söz verip, namus meselesi yapacakların söyledilikleri şeyleri anında unuttular. Hiçbir belediyede kıyım olmayacağını üzerine basa basa, bağıra bağıra ilan eden, bununla da kalmayıp, sözünden dönenin namert olacağını haykıran Kemal Kılıçdaroğlu değil miydi? Peki, ne oldu şimdi? Adana'daki görülmemiş kıyımı, Bolu'daki felaketi nereye koyacağız? PKK'lılara yer açmak, Kandil talimatlarını yerine getirmek, HDP'yi memnun etmek için emeği ile alınteri ile çalışan yüzlerce işçiyi kapının önüne koymak, hangi vicdanın, hangi hukukun, hangi mertliğin izah edebileceği bir şeydir? Bu kadarla da kalmayacağı, bunun bir başlangıç olduğu ve arkasının çok daha yıkıcı şekilde geleceği bugünden bellidir.

YIKIMI YAŞAMAK GEREKİYOR

  CHP'ye iktidar vermek zaten felakete razı olmaktır da, belediye vermenin de büyük bir yanlış olduğunu bizzat yaşayarak öğreneceğiz. Şimdi o süreçteyiz. Cumhur ittifakının ne kadar önemli ve değerli olduğunu ve bu ülke için büyük bir şans oluşturduğunu anlayabilmek için CHP zihniyetini ve onların uygulamalarını, yıkımlarını görmek ve yaşamak gerekiyormuş.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.