• BIST 90.529
  • Altın 214,442
  • Dolar 5,3863
  • Euro 6,0923
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 4 °C
  • Yozgat 6 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 12 °C
  • Bursa 9 °C

Emperyalizm, Karşıtlarını Kullanabilir mi…

Ali BİLİR

   Yeni bir savaş yöntemi olarak,  etnik, dinsel ve ideolojik kamplaşmaları kullanan emperyalizm, siyasi  grupları bir şekilde yönlendiriyor  ve yönetiyor.

  Emperyalizm karşıtı sol bir hareket olarak 1968 yılında Fransa da başlayan ve tarihe “68 Kuşağı” olarak geçen “Gençlik Eylemlerini” inceleyelim:

    Avrupa’da milliyetçi ve cumhuriyetçi hareketlenmeler, 1789 yılında yaşanan Fransız devriminden sonra hız kazanmıştı. Fransız halkı devrimden sonra cumhuriyet rejimini benimsemiş, ancak onu yürütememişti. Başa geçenler hem beceriksizdi, hem de düpedüz despottu. Hazine iflasın eşiğinde iken bile devrimciler ipe sapa gelmez işlerle meşguldü: Beğenmedikleri Hristiyanlığın yerine, halka zorla kabul ettirmeyi tasarladıkları yeni bir dini kurmaya çalışıyorlardı.

    Devrim bu ölçü bilmezliğin vebali altında çöktü. Krallık geri döndü. Halk, 1830’da ve 1848’de tekrar ayaklandı; Avrupa yine Fransız devrimciliğinin ardından yürüdü ve kıtanın her yerinde devrim girişimleri gözlendi. Her yerde geniş çaplı grevler düzenlendi; sopalar, nihayet silahlar konuştu. Fransa hariç hiçbir yerde devrim teşebbüsleri netice vermedi.

    Fransa’da cumhuriyet yeniden kuruldu, çok geçmeden yeniden yıkıldı, sonra bir devrim daha oldu… ve saire. 1968’e gelindiğinde Fransa’da iş başında olan rejim, kendisini “Beşinci Cumhuriyet” olarak tanımlıyordu. Ve bu rejimin başında, Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle vardı…

    De Gaulle bir kahramandı. İkinci Dünya Savaşı sırasında bir generaldi; Paris işgal edildiğinde ve Almanlar ülkenin kontrolünü fiilen ele geçirdiğinde yılmamış, emri altındaki askerlerle Kuzey Afrika’ya geçmiş ve savaşmayı sürdürmüştü. Fransa’nın haysiyetini kurtaran adam olarak görülüyordu; adı, dünyanın dört bir bucağında saygı ile telaffuz edilmekteydi.

    1958 yılında “Demokratlar Birliği”nin adayı olarak başkanlık seçimlerine girdi ve kazandı. Yetenekli bir idareciydi. Fransa, onun yönetimi altında hem güçlendi, hem de çok zenginleşti. İkinci Dünya Savaşı’nın etkilerini üzerinden atamamış, yoksul, ürkek bir Fransa’nın başına geçti; onu kuvvetli ve uluslararası politikada söz sahibi bir ülkeye dönüştürdü.

    Fakat, her nasıl olduysa bir yangın çıktı ve bu büyük insan, bir ulusun Napoleon’dan bu yana görüp gördüğü en üstün lider olduğu halde devriliverdi. Ufak bir öğrenci huzursuzluğu olarak çıkan 68 olayları tüm Avrupa’yı saracak bir yangına dönüşene dek büyüyüverdi; De Gaulle, bu arbedenin merkezindeki ve hedefindeki adam olarak görevinden istifaya mecbur kaldı.

    Olayların kronolojisine dikkatlice bakan, kahramanın düşüşünün ardındaki nedenleri saptamakta hiç zorluk çekmez:

  * 1964 De Gaulle, ABD’nin tüm itirazlarını kulak ardı ederek Çin Halk Cumhuriyeti’ni resmen tanıdığını açıkladı. 

  * 1965 De Gaulle, Avrupa Birliği’nin Fransız çıkarlarına ters düşen tarım politikasını boykot etti.

  * 1966 De Gaulle, Fransız ordusunu NATO komutasından ayırdı. Fransız topraklarındaki bütün NATO birliklerinin ülke dışına çıkartılmasını emretti.

  * 1967 Temmuz De Gaulle, İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne giriş başvurusunu veto etti.

   * İsrail’e silah ambargosu uygulamaya karar verdiğini açıkladı.       

     * Kanada’da yaptığı bir konuşmayı “Yaşasın Özgür Quebec! Yaşasın Fransa Kanadası!” sözleriyle bitirdi. Uzun süredir Kanada’dan ayrılıp müstakil bir devlet kurmak isteyen Quebec Fransızlarından yana tavır koyması, çoğu batılı ülkede şok etkisi yaptı.  

   * 1967 Kasım De Gaulle, yaptığı bir konuşmada İsrail’in toprak işgal edip kazandığı arazileri şiddet ve baskı yoluyla sindirmeyi, direniş gösteren herkesi de terörist ilan etmeyi politika edinmiş olduğunu açıkladı. Söylevi, düşmancıl tonu ile İsrail ve ABD’den büyük tepki çekti.

   * 1968 Fransa, ilk yerli hidrojen bombasını başarıyla test etti. Bu bomba Fransız mühendislerince ve ABD’den yardım alınmaksızın geliştirilmişti.

  Tüm bu icraatlardan sorumlu olan adamın, o veya bu şekilde koltuğundan devrilmiş olmasına şaşmamak gerek. Ancak, NATO’nun ve ABD’nin politikalarına meydan okuduğu için devrildiği bu ölçüde aşikar olan bir adamın ardından rahmet okuyacağına 68’li olmakla övünen insanların, kendilerini yarım asra yakın bir zamandan  beri “EMPERYALİZM KARŞITI” olarak niteleyebilmelerine HAYRET ETMEMEK elde değil.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.