• BIST 99.292
  • Altın 238,471
  • Dolar 6,1720
  • Euro 7,2662
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 22 °C
  • Yozgat 24 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 28 °C
  • Bursa 16 °C

Ey Türk Gençliği Nedir Bu Şamanizm Merakı

Uğur BAYRAM

Göktanrı’ya inanan Şaman Türkler Müslüman Araplar’ın Orta Asya’ya ulaşması ile binlerce yıllık inançlarını değiştirmek zorunda kalırlar. Türkler’le Araplar’ın ilk karşılaşmaları Kafkasya üzerinden Hazar Türkleri, Horasan üzerinden de Göktürkler’le olmuştur. Türklerin İslâmlaşması 300-350 yıl kadar sürmüştür. Oğuzlar iki asırda, Kıpçak Türkleri de 14. yy başlarında İslâmlaşmışlardır. 

Tengricilik, mühim bir yanılgı olarak Şamanizm olarak algılanmış olsa da Şamanların Tengriciliğin içerisindeki rolleri kanıksanamaz. Esas itibariyle Tengricilikte din adamları yoktur. Ritüelleri ve zorunlu ibadetleri olmayan Tengricilikte ibadet etmek için bir aracı ya da lidere gerek duyulmaz. Zira Tengricilikteki yegâne ibadetler olan Dua ve İduk, kişilerin münferit eylemleri olduğu için bir din adamı eşliğinde gerçekleştirilmez. Ancak Tengricilik inancında Din adamlığı vasfının dışında hareket eden Şamanlar ve Kamlar bulunur. Aslında Kam ve Şaman aynı anlama gelir. Önceleri Kam olarak kullanılan bu telafuz, 8. YY itibariyle Şaman olarak kullanılmaya başlanmıştır. Kamlar, sıra dışı ve dünyevi olmayan eylemleri hasebiyle din adamı gibi görünmüş, bu yönleriyle dinsel bir olgu olarak tanımlanarak içinde yaşadıkları Türk Kavminin temel dinsel motifi olarak düşünülmüştür. Tengricilik inancının temel esasları hakkında yeterli malumata sahip olunmayan araştırmalarda ortaya konulmuş olan bu tespit, Tengricilik hakkındaki bilgi ve bulguların netleşmesiyle ortadan kalkmış olsa da halen bir ifade yanlışlığı olarak telaffuz edilmektedir.

Kamlar (Şamanlar), kişilerin ibadetlerine ve dualarına müdahil olmazlar. Bu bakımdan Tanrısal bir yetkileri ya da toplum nezdinde makamsal bir kutsallıkları yoktur. Bilakis genelde sefil ve dağınık bir görünüme sahip olan Kamlar, toplum tarafından saygı görmekten çok sevilmeyen ve hakir görülen insanlar olmuşlardır. Düzenli bir yaşamları olmayan Kamlar, kötü ruhlarla iletişim kurarak onlardan geleceğe dair haber alır, büyü yapar ve büyü bozarlar. Saatlerce süren danslarla karanlıklar âlemindeki ruhları çağırır ya da bizzat karanlıklar âlemine gider, kötü ruhlarla konuşarak büyü yapar, büyü bozar ya da geleceğe dair kehanetler öğrenirler. Bu doğrultuda onlara din adamı değil büyücü diyebiliriz. Kültürel kalıntılarla günümüze kadar ulaşan alışkanlıklar neticesinde İslamiyet sonrası inanış biçiminde Kam ve Şamanların yerlerini Büyücüler, Üfürükçüler ve Medyumlar almıştır.

Şamanizm bir din değildir. Türklerin İslamiyetten önceki dinleri "Gök Tanrı" dinidir. Şamanizmin bugünkü karşılığı büyücülüktür. Şamanizm toplumsal yaşamda bulunan inanç sistemi bütünüdür. 

Ne yazık ki milliyetçi ve ülkücü gençliği kavuran Şamanizm hastalığı her geçen gün artıyor. Gençlerimiz Şamanizmi eski Türk dini olarak görüyor ve özeniyor. Halbuki şamanizm bir Asya geleneği olmaktan fazlası değildir. Zira Şamanizm sadece Türklerin değil Asyada yaşayan tüm milletlerin ortak geleneğidir. Türk milliyetçiliğini İslam'dan uzaklaştırıp parçalamak isteyenler Türk milliyetçiliğini Şamanizme kurban etmekle meşguller. 

İslam mütefekkiri, kıymetli dava insanı Seyyid Ahmet Arvasi, "İslâmiyet, hiç bir din ile kıyaslanmayacak kadar ileri, ilmin verilerine açık, dinamik, birleştirici ve kaynaştırıcı bir sistem getirmektedir. O, kapitalizm, sosyalizm, komünizm, faşizm ve nazizm… gibi yabancı ideolojilerin saçtığı zehiri bertaraf edecek bir panzehir ve hayat kaynağıdır. Bu noktada belirtelim ki, Türk Milleti’nin ve dolayısıyla Türk Milliyetçiliği’nin alemşümul davası ve ideolojisi, Allah’ın ve Resulü’nün davasıdır ve bunun adı İslâmiyet’tir." diyerek İslam'ı ülkücülükten çıkarmak isteyen "İslam dışı Kök Türkçülüğe" karşı güzel bir cevap vermiştir. 

Necip Fazıl Kısakürek, Osman Yüksel Serdengeçti, Seyyid Ahmet Arvasi gibi nice dava adamlarımız bu konuda onlarca kitap yazmış, Tüklüğün İslamiyet'ten ayrılamayacağını belirtmiş ve bu uğurda ömürlerinin sonlarına kadar mücadele etmişlerdir. 

Peygamber Efendimiz (SAV) veda hutbesinde, "Allah indinde en şerefliniz takvâca en ileri olanınızdır. Arabın Arap olmayan (acem) üzerine bir üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da Arap üzerine bir üstünlüğü yoktur. Siyah derili olanın beyaz derili üzerine bir üstünlüğü yoktur, beyazın da siyah derili üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takvâ iledir." diyerek kavimsel ırkçılığa karşı Müslümanları uyarmıştır. 

Allah ayetlerinde de kavimsel üstünlüğü kesin bir dille yasaklamış, milletlerin İslam'a değil de atalarının dinlerine sarılanları inkarcılıkla suçlamıştır. Bakara Suresinin 170. ayetinde "Onlara: Allah'ın indirdiğine uyun denildiği zaman onlar, 'Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız' dediler. Ya ataları birşey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?" mealiyle belirtildiği üzere Yüce Allah, İslam'ı değil de atalarının dinini seçenleri doğruyu bulamamakla nitelendirmiştir. 

Türklük İslam ile şereflenmiştir. İslamiyet geldikten itibaren geride kalanlar hükümlerini kaybetmiştir. Gök Tanrı dini ya da Şamanizm, adına ne derseniz deyin İslam dini Allah'ın kitabı ve ayetleri ile İslam öncesine sünger çekmiştir. Atalarımızın dinini ya da toplumsal geleneklerini inkar etme çabasına girmeyelim ancak Allah'ın dini İslam gün gibi ortadayken, milliyetçilikten İslam'ı çıkarıp geçerliliğini yitirmiş kuru söylemlere prim vermeyelim. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.