İÇ GÜVENLİĞE DİKKAT

İtten kuzu doğmaz kardeşlerim, ne demek istediğimi yazının sonunda dile getireceğim.
Bir milletin sağlığı, o devletin şah damarıdır. Sağlığımız tabi ki de her şeyden çok önemli fakat olağanüstü bir dönemden geçiyoruz ve bu dönemin zafiyetinden yararlanmak isteyen art niyetli gruplar her zamanki gibi fırsat kolluyor.
Bu yüzden şartlar ne olursa olsun iç güvenliği 2.plana atmamalıyız.

Korona virüsünden dolayı ülkemizde korku psikolojisi had safhaya ulaşmış durumda, bir de bu durumun üzerine iç güvenlik zafiyeti eklenirse bazı şeyler kontrolden çıkabilir.
Özellikle iç güvenliği doğrudan hedef alan terör örgütlerine dikkat…
Artık duygusallıktan ve acıdan sıyrılma zamanı.
*
Geçtiğimiz günlerde Nusaybin’de bir karakol yapımının inşasında çalışan inşaat mühendisi PKK’nın saldırısında şehit düştü, örgüt hemen hemen her gün Suriye-Irak-İran sınırı üzerinden sızma girişiminde bulunuyor özellikle de Barış Pınarı Harekatı bölgesinden, daha dün Bitlis’te toprağa gömülü 20 kilo EYP ele geçirildi…
En çok dikkatimi çeken şey ise; sızma girişiminde bulunan gruplar genelde YPG/PKK ‘ nın yuvalandığı kırsalların kamplarından yani kış üstlenmesini Suriye’de geçiren teröristler. 
Türkiye, son 4 senedir düzenlediği nitelikli terör operasyonları ile örgütün yurt içindeki kamplarda kurtarılmış bölge eğitimine girmesini engelledi. Hal böyle olunca örgüt soluğu YPG’ nin Suriye’deki kamplarında aldı. Kış dönemi sona erince de özellikle mart ayının sonlarına doğru, Türkiye’ye sızma girişimlerinde bulunmaya başladı. 
Bildiğiniz üzere, bu örgütün klişe bir taktiği fakat asıl dikkat etmemiz gereken unsurlar ise çok başka...
Ne yazık ki yurt içine örgütün sadece silahlı unsurları sızmaz, idari yönetimden sorumlu teröristler ve onların yardımcıları da sızar yani beyin takımı…
Bu beyin takımı; kış üstlenmesi eğitiminde sızacakları toprakların coğrafi koşullarına göre gruplara ayrılır. Sosyolojik ve kültürel yapıya, bireysel ve toplumsal bilince, örgütlenme potansiyeline, birey-toplum zıtlığına ve politik bilince göre eğitim alırlar. Mesela Kato Dağıyla Tendürek Dağı’nın hem kırsal hem meskun mahal eğitimi bir değildir. Meskun mahal eğitimi kırsal eğitime göre daha zordur çünkü bir şehirde uyuyan hücre olmak kolay değildir. 
*
Şehirlerde, deşifre olmamak örgütün esas temelidir bu yüzden beyin takımına seçilenler genelde üniversite eğitimi almış veyahut Avrupa havası almış, düzgün diksiyona sahip, soğukkanlı teröristlerdir. Kurtarılmış bölgeye dair bütün istihbari çalışmaları bu beyin takımı yönetir. Kimi zaman halkın içine sızarak kimi zaman da bizzat halkın içinden angaje olarak şehirlerde uyuyan hücre sistemini kurarlar. Temel ihtiyacın karşılandığı bütün yerel unsurlarda yaşanılan hareketliliğe şahittirler. Yani marketlerde, fırınlarda, eczanelerde, benzin istasyonlarında kısacası kamuya açık her yerde örgütlenirler.
Örnek vererek somutlaştırırsak; güvenlik güçlerinin, zırhlı araçlara yakıt almak için illa ki anlaştıkları bir benzin istasyonu vardır. Her ne kadar “GÜVENİLİR” olduğu iddia edilse de özellikle terör yandaşlarının halkın içine sızmış olduğu şehirlerde bu “GÜVENİLİRLİK”  sürekli gözden geçirilmelidir. Örgütün, uyuyan hücrelerine mensup sabıkası tertemiz bir milis, örgütün beyin takımının sahadaki elemanı olabilir…
Bu bahsettiklerim biraz uçuk kaçık gelebilir fakat 2015 meskun mahal olaylarını detaylıca incelerseniz, ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız…
*
Son olarak; şehirlerde örgütün uyuyan hücre takımının deşifre yöntemleri çok tehlikelidir. Örgütün sahadaki hayaletleri; güvenlik güçlerinin adım attığı yerleri, sivil hayattaki yaşantı şeklini, halkın güvenlik güçleriyle olan ilişkisini ve daha nicesini bir bir beyin takımına rapor etmektedir. Bu yüzden her ne kadar şehirlerde terörizm, şiddetinden arınmış gibi gözükse de fırtına öncesi sessizliği yaşıyor olabiliriz. 
2019 Kasım ayında Adana’da yakalanan Suriye uyruklu kadın teröristin ifadesinde, Murat Karayılan’ın uyuyan hücre taktiği olan YPS’ nin yeniden oluşturulma talimatını itiraf etmesini göz önünde bulundurursak;  uyuyan hücreler şehirlere çoktaaann dağıtılmış olabilir.
Diyeceksiniz ki “Korona var, kimse sokağa çıkamıyor.” Yanılıyorsunuz. Marketçiler, fırıncılar, benzin istasyonunda çalışanlar halen çalışıyor ve sokakta kimse yokken işlerine gidip geliyorlar.
İt itliğinden vazgeçmez ve itten de kuzu doğmaz kardeşlerim, bu yüzden iç güvenliğe dikkat edelim.
Özellikle de şehrin iç güvenliğinden sorumlu emniyet teşkilatı, gözünüzü dört açın derim…
 


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum