• BIST 91.630
  • Altın 189,750
  • Dolar 4,7897
  • Euro 5,5819
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 22 °C
  • Yozgat 17 °C
  • İzmir 30 °C
  • Adana 27 °C
  • Bursa 27 °C

MHP’li Semih Yalçın'dan “Akiller”e Sert Sözler!

MHP’li Semih Yalçın'dan “Akiller”e Sert Sözler!
MHP’li Semih Yalçın, akilleri topa tuttu: “Son yaşananların vebali sizin gibi âkillerin üzerinde, bilesiniz!”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Semih Yalçın, partisini eleştiren Habertürk yazarı Fehmi Koru üzerinden Çözüm Süreci kapsamında oluşturulan “akiller heyeti”nde yer almış isimlere demediğini bırakmadı.

MHP’li Yalçın, Fehmi Koru’ya bir mektapla cevap verdi.

“Sayın Fehmi Koru” diye başladığı mektubunda Yalçın, “Sizin MHP düşmanlığına soyunmanızın arkasında suçluluk psikolojisi var” deyip ekledi: “Son yaşananların vebali sizin gibi âkillerin üzerinde, bilesiniz!”

Yalçın, PKK’nın güçlenmesinde akillerin büyük pay sahibi olduğunu söyledi.

MHP’li Yalçın’ın mektubu şöyle:

“Sizin gibi korkak ve omurgasız yarı aydınların tavizkâr bir tutumla soyunduğu âkillik komedisi yüzünden PKK daha çok şımardı. Bölücü katillerin sırtlarını sıvazladınız, cinayetleri durdurmaları için ricacı oldunuz, yar yar yalvararak devletin, milletin haysiyetini ayaklar altına aldınız da ne oldu? Bölücü terör örgütü ne silahları bıraktı ne de siyasi kanadı HDP barış ve demokrasi güvercini çıktı. HDP sözcüleri, kaos ve fitne baykuşu olduklarını kısa sürede gösterdiler.

Halkı, devleti, askeri, polisi ve devletin korumasız bıraktığı korucuları tehdide başladılar. Gerçek yüzleri ortaya çıkınca da kanlı saldırılarına kaldıkları yerden devam ettiler. PKK saldırıları yüzünden bugün yine çok sayıda şehidimiz var; hiç pişmanlık duymuyorsunuz değil mi Sayın Koru? Son yaşananların vebali sizin gibi âkillerin üzerinde, bilesiniz!

Basiretsiz ve isabetten uzak görüşlerinizle AKP’nin sözde çözüm sürecine omuz vererek hep birlikte ülkeyi bu hâle getirdiniz!

Bin yıllık kardeşliğin temeline hep beraber dinamit döşediniz!

Sözde akiller ve nevzuhur HDP âşıkları için bir süre önce MHP Genel Başkanının sarf ettiği sözlerden incindiğinize göre, yaranız var da ondan gocunuyorsunuz demektir.

“Silahlar derhal susmalı!” diye devlete ayır vermeye çalışan sözde âkil bildirisine imza atarak bunun sorumluluğunu sırtlanmış oldunuz. Böylece attığınız adım karşısında gelen tenkitlere de katlanmak zorundasınız.

Siz; suçluyu, sorumluyu yanlış kapıda arıyorsunuz. Türkiye’nin meselelerine de çarpık bir nazarla bakıyorsunuz.

Osmanlı döneminde Batı’nın dayatmalarını hakiki reform zannederek destekleyen ve devletin parçalanmasına zemin hazırlayan müstemleke tipi yarı aydınların bugünkü temsilcilerinden biri de sizsiniz.

Sahi barıştan ve demokrasiden kastedilen nedir?

Bir arada yaşama kültürü ve azmi kimlerde vardır?

Bin yıllık toplumsal barışı kimler bozmakta ve kimler istememektedir?

Bir toplumun çoğunluğu tarafından bütünün ayrılmaz parçası sayılanlar kendini neden azınlık olarak göstermeye ve kabul ettirmeye çalışmaktadır?

1984 yılından beri toplumsal barış ve huzurun en büyük düşmanı olarak kimler öne çıkmıştır?

Önce bu sorulara tatmin edici cevaplar vermek mecburiyetindesiniz.

2002 yılına gelindiğinde marjinalleşen ve âdeta beli kırılan PKK, AKP iktidarı sayesinde süründüğü yerden kaldırılıp palazlandırıldı. 13 yılda güç kazandı, toparlandı, devlete kafa tutacak hâle geldi.

Siyasileşmesi için bölücü örgütün önü açıldı. Nitekim 7 Haziran’da 80 milletvekili çıkararak siyasi kanadını Meclise taşıdı.

“Türkiye partisi olduk.” yaveleriyle birkaç gün demokrasi havarisi görüntüsü verdi. Ama silahlı güçlerine dayanmaktan, sık sık devleti ve vatandaşları tehdit etmekten geri durmadı. Silah bırakma ve devletin güvenlik güçlerine teslim olma çağrılarına kulak asmadı. Ardından da bazı bahanelerle kanlı eylemlerine hız verdi.

Bu kanlı örgütle masaya oturanlar bile bugün onun bir türlü silahtan vazgeçmeme inadı karşısında pişmanlık duyar hâle geldiler.

Siz sözde akiller de çözüm sürecini destekleyip yıkımın hız kazanmasına, PKK’nın bu kadar azmasına katkıda bulundunuz. Barış adı altında kapı kapı dolaşarak kanlı örgütü daha fazla şımarttınız. “TC’yi dize getirdik!” çığlıklarına omuz verdiniz.

Sandınız ki sırtları sıvazlanırsa ikna olurlar.

Heyhat! İkna olmadıkları gibi, kendilerinde güç vehmettiler. Daha çok şımarıp pervasızlaştılar. Halkı daha çok baskı altına alarak önemli bir kısmını cebir, şiddet ve cinayetle yanlarına çektiler.

Peki, ne oldu? Neden örgüt silah bırakmadığı gibi, daha büyük bir tehdit hâline geldi?

Neden bu konuda özeleştiri yapmıyorsunuz?

Neden “Devlet Bahçeli haklıymış arkadaş!” diyecek olgunluk ve yiğitlik ve cesareti gösteremiyorsunuz?

Siz sanıyor musunuz ki yeniden sahte barış çağrılarında bulununca PKK silah bırakacak?

Siz sanıyor musunuz ki kardeşlikten bahsedince PKK, 30 yılı aşkın süredir temeline mayın döşediği bin yıllık kardeşlik hukukuna riayet edecek?

PKK, Türkiye’yi bölmedikçe durmayacaktır Sayın Koru!

Çünkü onu kuran, destekleyen ve yaşatan küresel güçler böyle istemektedir.

Kandil’e silah ve mühimmat taşıyan Amerikan güçlerinden haberiniz olmadığını sakın söylemeyin!

Bu gerçekler ortadayken PKK’yı palazlandıranlara, onların devlet ve millet düşmanı kanlı bir örgüt olduğunu bile bile oy verenlere, bildirileriyle PKK’ya zımnen destek verip cinayetlerine ortak olanlara Sayın Devlet Bahçeli’nin tepkisi az bile…

Ne yani, PKK’nın silahlarını susturması için isteklerine evet mi diyelim?

Topraklarımızda bir uydu devletçik kurma çabalarına göz mü yumalım?

HDP’nin barıştan kastının bir arada huzur ve sükûn içinde yaşamak olmadığını, önce demokratik özerklik sonra bağımsızlık elde etme çabasında olduğunu bilmeyen mi kaldı?

Siz MHP’den, insanımızın kanı oluk oluk akarken sessiz kalmasını nasıl beklersiniz?

PKK yol kesip vergi toplarken bu örgüte taviz verilmesini nasıl isteyebilirsiniz?

Biliniz ki akan kanın durmasını, anaların ağlamamasını MHP sizden çok istemektedir.

Ancak bunu sağlamanın yolu, yöntemi; korkaklık değil, devletin devlet gibi davranmasından geçmektedir.

Barışı sağlamanın yolu, barışçı maskesi arkasına saklanıp PKK’nın nihai emellerine ulaşması için el birliği ve iş birliği etmek değildir.”

Etiketler:
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.