• BIST 108.869
  • Altın 271,431
  • Dolar 5,7701
  • Euro 6,3816
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C
  • Yozgat -3 °C
  • İzmir 8 °C
  • Adana 10 °C
  • Bursa 5 °C

MHP’nin aile, kadın ve engelli duyarlılığı

Ali GÜLER

MHP KAÇEP 1. TOPLUM, KADIN VE ŞİDDET SEMPOZYUMU’NUN ARDINDAN -1

Sosyal meselelere önemli bir duyarlılık geliştiren MHP, yaşanan önemli olaylar konusunda da kalıcı ve yönlendirici bir işlevi yerine getirmektedir. “Kadın, aile, çocuk ve engelli” meselesi de MHP’nin sahiplenerek, örnek girişimler yaptığı bir alandır. Birçok siyasi partimizin konuşmaktan bile imtina ettiği veya küresel sistemin dayattığı boyutları ile istismara yeltendiği bu alan, MHP’nin kurumsallaştırdığı bir alandır.

Liderimiz, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ, 24 Ocak 2019 tarihinde Ankara Kapalı Spor Salonu’nda “Belediye Başkanı Aday Takdim Toplantısı”nda yapmış oldukları konuşmada; “Partimizin yaşı 50’dir, siyasetimizin yaşı 71’dir, davamızın yaşı Türklüğün yaşıyla eştir, eşittir.” demiştir. İster Türklüğün yaşını, ister siyasetimizin yaşını (1948), isterse MHP’nin kurumsal kimliğinin oluşumun gerçekleştirildiği Adana Kongresi’ni (1969) alınız, Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’nin en önemli, en eski ve köklü fikri, siyasi hareketini temsil etmektedir. Ekonomiden güvenliğe, kültürden, eğitimden dış politikaya, demokrasimizin sorunlarından yerel yönetimlere, hukuk ve adalet meselelerinden Türk dünyası vizyonuna milletimizin ve ülkemizin bütün siyaset ve yönetim meselelerine geleneksel ve çağdaş değerler üzerinden çözümler üreten MHP, pek çok konuda öncü ve merkezi bir rol üstlenmiştir. 50 yıllık kurumsal tarihinin içinde siyasetimizin ve ülkemizin yaşadığı en önemli kırılma noktalarından dim dik çıkan MHP, merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş ve Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin liderliğinde ilkeli siyasetin, tutarlı ve milli duruşun timsali olmuştur. Milletimizin ve insanlığın bütün meselelerine sorumlu siyaset anlayışı ile kuşatıcı ve örnek yaklaşımı ile çözümler üreten MHP, demokrasimizin siyaset dışı müdahalelerle sıkıştığı zor zamanlarda “irade-i milliye”ye sahip çıkarak siyaset kurumunun önünü açan bir rol de üstlenmiştir. Bu kapsamda, sosyal meselelere önemli bir duyarlılık geliştiren MHP, son yıllarda toplumumuzda yaşanan önemli olaylar konusunda da kalıcı ve yönlendirici bir işlevi yerine getirmektedir. “Kadın, aile, çocuk ve engelli” meselesi de MHP’nin sahiplenerek, örnek girişimler yaptığı bir alandır. Birçok siyasi partimizin bırakın kurumsal sahiplenmeyi, mensuplarının konuşmaktan bile imtina ettiği veya küresel sistemin dayattığı boyutları ile istismara yeltendiği bu alan, MHP’nin Genel Başkan Yardımcılığı düzeyinde kurumsallaştırdığı bir alandır.

KADIN DEYİNCE NE ANLAŞILMALI?

Sayın Devlet Bahçeli, kadına, kadın meselemize, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusuna bakış açısını “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” vesilesi ile partisinin 6 Mart 2018 tarihli TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşma ile çok net bir şekilde ortaya koymuştur. Konuşmasında, “kadın ailedir, kadın annedir, kadın vatandır, Kadın ülkedir, kadın gelecektir, kadın gelecek nesillerin teminatıdır.” diyen Bahçeli şunları söylüyor: “Her yıl 8 Mart günü geldiğinde, hem ülkemizde hem de dünya üzerinde kadınlar konuşuluyor, kadınlarla ilgili değerlendirmeler herkesin malumat müktesebatı çerçevesinde yapılıyor. Bu konuda vicdani farkındalık düzeyinin küresel ölçekte yükselişi şüphe yok ki memnuniyet vericidir. Mazisi 161 yılı bulan demokratik nitelikli bir mücadelenin yıl dönümünde kadın haklarıyla ilgili herkes, yerkürenin her zemininde kanaat ve yorumlarını paylaşıyor. Aynısı ülkemizde de gerçekleşiyor, ülkemizde de gündeme geliyor. 8 Mart 2018’de Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle çok sayıda toplantı, panel, konferans, münazara, hatta münakaşa yapılacağı bellidir. Biz kadın deyince ne anlamalıyız? Beşik sallayan anne, çocuğunu doyurup, giydirip büyüten ebeveyn mi? Biz kadın denildiğinde neyi görmeliyiz? Evini çekip çeviren, eşine destek veren, aşını işini dert eden bir fedakârlık anıtı mı? Biz kadını nasıl tarif etmeliyiz? Şeref ve namus timsali, ar ve iffet simgesi mi? Kadına baktığımızda neyin mahcubiyetini yaşamalıyız? Dinmeyen şiddetin mi? Verilmeyen değerin mi? Eksilmeyen istismar ve cinayetlerin mi? Kadına baktığımızda bu söylediklerimin hepsi fazlasıyla vardır ve karşımızdadır. En temel sorun, en bariz ayıp kadının bir insan olduğu gerçeğinin unutuluyor, umursanmıyor oluşudur. Kadın her şeyden önce bir insan, her şeyden önce eşref-i mahlûkattır. Bozkırın tezenesi merhum Neşet Ertaş kadınları tarif ederken; ‘Kadınlar insandır, biz ise insanoğlu’ sözüyle muazzam bir teşhis hüneri göstermiş, mutlak bir doğruya temas etmiştir. Ancak kadınların gönülleri yıkılmaktadır. Kadınlar şiddete, istismara, tacize maruz kalmaktadır ki, bu dehşet tablosu insanım diyen, vicdan sahibi her kişi için utançtır. Hz. Mevlana diyor ki: ‘Gönül yıkmak, Kâbe yıkmaktan daha büyük bir günahtır.’ Peki, yıkılanı nasıl onaracağız? Yıkımı nasıl engelleyeceğiz? Düşeni nasıl ayağa kaldıracağız? Fiziksel, duygusal, psikolojik şiddete uğrayan kadınlarımıza ne diyeceğiz, onlarla nasıl helalleşeceğiz? Sürekli kadına şiddetten yakınma vardır, konu herkesin dilindedir. Sokak ortasında, adliye önünde, ev veya meskenlerin içinde, iş yerlerinde hunharca öldürülen kadınlar sadece Türkiye’nin değil, sadece bölge ülkelerinin değil, tüm insanlığın kanayan yarası, kanatlanmış çığlığıdır. Bu çığlık masumdur, bu çığlığın gözü yaşlıdır. Ülkemizde 2017 yılı içinde 408 kadın katledilmiştir. Bunların çoğunluğu ise ya devlet koruması altındayken ya da boşanma davası sürerken hedef olmuşlardır. Bu yılın ocak ayında 28, Şubat ayında ise 47 kadın cinayeti işlenmiştir. Yine 2017 yılında, 101 tecavüz, 247 taciz vakası yaşanmıştır. 376 kız çocuğu cinsel istismar felaketinin kurbanı haline gelmiştir. İstismar suçuna getirilecek cezalar ister kimyasal isterse de ebedi mahkûmiyet olsun, sonuna kadar uygulanmalı, sonuna kadar istismarcıların hesabı görülerek iyi hal falan da dikkate alınmamalıdır. Amacım kadına, çocuğa yönelen anormal vandallıkları, aşağılık saldırıları bir nebze de olsa deşifre etmek, herkese göstermektir.

HİÇBİR İHANET CEZASIZ KALMAMALI

Gazi Mustafa Kemal Atatürk diyor ya; ‘Şuna inanmak gerekir ki; dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir.’ Böyle bir eser sahibi insan varlığına kıyılması karşısında ne zaman ayağa kalkacağız? Her şeyden malumat sahibi olurken, duyduğumuz, haberini aldığımız veya okuduğumuz şiddet sahnelerine daha ne kadar tepkisiz kalacağız? Aydınız, moderniz, çağdaşız, cumhuriyetin bekçisiyiz diye afra tafra satanlar kadınları sadece çıkarları doğrultusunda akıllarına getiriyorlar. Diğer taraftan meczubun birisi çıkıyor, kadınlara kocalarından dayak yedikleri için şükretmelerini tavsiye edebiliyor. Meselenin tuhaf yanı ise, bunu da din ve diyanet adına yapabiliyor. Asansöre yabancı bir erkek ile kadının birlikte binmesinin sakıncalarından utanmadan, sıkılmadan, yüzü kızarmadan bahsedebiliyor. Ne ara bu kadar sapık türedi? Hangi ara kadınlarımıza, çocuklarımıza göz koyan ahlaksızların, onları töhmet altında bırakan alçakların sesi çıkmaya başladı? Her kadın ve çocuk istismarı insanlığa ihanettir. Ve hiçbir ihanet cezasız bırakılmamalıdır. Her kadın cinayeti istikbalimizin kalbine indirilmiş hançer, Türkİslam medeniyetinin ufkuna gerilmiş kanlı gömlektir.

KADIN DEMEK İNSAN DEMEKTİR

Biz bu hançeri kırmalıyız, bu gömleği ise kararlılıkla yırtmalıyız. Hâlâ istismarları ve işlenmiş cinayetleri konuşuyor olmaktan, bu zulmü önleme adına bir arpa boyu mesafe alamamaktan ızdırap duyulması lazımdır. Yaşanan felaketler kadar, bir de hiç gündeme yansımayan, yansıtılmayan pek çok mağduriyetler olduğu kuşku götürmez bir gerçektir. Korkudan, tehditten, baskıdan dolayı konuşmaktan çekinen kadın veya çocuklarımızın elinden tutmak, onların derdine derman olmak aynı zamanda insani, aynı zamanda vatandaşlık görevidir. Az evvel söylemiştim, kadın demek insan demektir. İnsanın mutsuz olduğu yerde devlet istikrarlı olamaz. İnsanın korku içinde olduğu yerde asayiş ve huzurdan iz bulunamaz. Kadın ailedir, kadın annedir, kadın vatandır, kadın ülkedir, kadın gelecektir, kadın gelecek nesillerin teminatıdır. İl Bilge Hatun’a bakınız bunu görürsünüz. Hayme Ana’ya bakınız aynısını görürsünüz. Kahraman Türk kadınına bakınız buna şahitlik edersiniz. ‘Ana gibi yar, vatan gibi diyar olmaz’ diyen aziz milletimiz, kadına uzanmış her kirli el sahibine hak ettiği cezayı vermeye, her bedeli ödetmeye hamd olsun kararlıdır, buna da gücü yetecektir. Eğer var olacaksak, eğer geleceği şuurla kavrayıp, irademizle kaleme alacaksak kadına yönelik şiddeti durdurmalı, katilleri ve şiddet faillerini toplumdan tecrit etmeliyiz. Hapisse hapis, hadımsa hadım, idamsa idam, neyse gereği yapılmalıdır. Kim ki, kadına bir fiske vurduysa, kim ki, kadına küfür ve hakarete yeltenmişse buna pişman edilmelidir. Bunları yapmazsak gelecek elimizden kayıp gidecektir. Hukuki, siyasi, tıbbi, vicdani, ahlaki tedbir ve tecrübelerle şiddeti kaynak yerinde kurutmalıyız. Şiddetin anatomisi, şiddetin psikolojisi ve sosyolojisi üzerine konunun uzmanları, bilim insanları muhakkak suretle çalışmalıdır. Söz konusu çalışma tüm vatan sathında yapılmalıdır. Bu da bir beka meselesidir, ertelenmesi, geciktirilmesi çok ciddi mahsurlara yol açacaktır. Kadın hak ettiği toplumsal mevkii almalı, siyasetten ticarete, ekonomiden sanata, eğitimden spora layık olduğu mertebelere ulaşmalı, yalnızca şiddet konuşulurken hatırlanmamalı, yalnızca 8 Mart’a sıkıştırılmamalıdır. Bu sorumluluk hepimizin omuzlarındadır. Unutmayınız ki, kadınlar kadar güçlüyüz, kadınlar kadar insanınız, kadınlar kadar medeniyiz…” Sayın Devlet Bahçeli engelsiz bir Türkiye duyarlılığını da şu sözleri ile ifade etmiştir: “Engelsiz bir Türkiye, engelsiz bir toplum, engelsiz bir gelecek için sorumluluk şuuru, empati kültürü, dayanışma ve yardımlaşma duygusu muhakkak surette canlı ve aktif tutulmalıdır.”

MHP KAÇEP HAKKINDA

Kadın, aile ve engelliler hakkında bu kadar net ifadelerle örnek bir siyaset ve devlet adamı portresi çizen ve dahası bu konuları bir “beka meselesi” olarak gören Sayın Devlet Bahçeli’nin kuruluşunu talimatlandırdığı MHP “Kadın Aile, Çocuk ve Engelli Politikaları Başkanlığı” (KAÇEP), Genel Başkan Yardımcımız Sayın Deniz Depboylu Hanım’ın sorumluluğunda faaliyetlerini yürütmektedir. Sayın Depboylu, başkanlığın kuruluşu ve hedefleri konusunda şunları söylemektedir: “MHP’nin Kadın Aile, Çocuk ve Engelli Politikaları Başkanlığı olarak amacımız dayanışmayı, paylaşmayı ve kardeşliği esas alan ahenk içinde huzurlu bir toplumsal düzenin tesis edilmesidir. Bu kapsamda, tüm kadınlarımız, çocuklarımız ve engelli vatandaşlarımızla kucaklaşmak, onların sorun ve ihtiyaçlarını belirlemek, parti politikalarımızı ve projelerimizi onların görüşleri doğrultusunda geliştirmek, memleketimiz ve milletimizle ilgili duygularını paylaşmak amacıyla Kadın Aile Çocuk ve Engelli Politikaları Başkanlığı kurulmuştur. Tüm vatandaşlarımız bilmelidirler ki Milliyetçi Hareket Partisi olarak sizlerin sorun ve sıkıntılarının farkındayız ve her zaman yanındayız.”

YARIN: KAÇEP’in logosu neleri ifade ediyor?

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.