• BIST 93.003
  • Altın 188,945
  • Dolar 4,8206
  • Euro 5,5954
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 21 °C
  • Yozgat 18 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 26 °C
  • Bursa 23 °C

NOKTA'dan Çok Konuşulacak BİLAL ERDOĞAN'LI KAPAk

NOKTA'dan Çok Konuşulacak BİLAL ERDOĞAN'LI KAPAk
Nokta Dergisi bu haftaki kapağında Suriye'ye girme konusunda savaş tamtamları çalanlara "BİRAZCIK EMPATİ" mesajı verdi.

Bugün Nokta Dergisini eline alan ya da internetten gören birçok kişi çok çarpıcı bir fotoğrafla karşılaştı.

Al bayrağa sarılı bir şehit cenazesi fotoğrafı... Tabut'un hemen başındaki künyede ise şu yazıyor:

"Şehit Bilal Erdoğan, Piyade Er, 1980-2015"

"Savaşa Hayır" diyen ve Türkiye'nin Suriye bataklığına girmesi durumunda karşılacağımız acı tabloyu en yalın biçimi ile özetlemiş Nokta Dergisi.

Evet belki o tabutta Bilal Erdoğan'ın ismi olmayacak ama Suriye bataklığına girilmesi durumunda Allah Korusun belki birçok eve ateş düşecek...

Zira Askerin Suriye'ye girmesi durumunda ne ile karşılaşacağımızı bilemiyoruz. Asker IŞİD ile mi savaşacak, Asker PKK-PYD ile mi savaşacak, Asker Esed kuvvetleri ile mi savaşacak? Bilemiyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan "Bedeli ne olursa olsun Suriye'nin kuzeyinde bir devlete izin vermeyeceğiz" diyerek Suriye'ye girme konusunda hevesli olduğunu açıkça belli etmişti.

Hatta Hükümet'in Askere "Hazır ol" talimatı bile verdiği, askerin ise meseleye daha temkinli yaklaştığı medyaya yansımıştı.

İşte Nokta Dergisi de milletin evlatları üzerinden savaş tamtamları çalanlara Kapak'la Empati yaptırmış...

O Tabutta Bilal Erdoğan'ın olmasını ister misiniz?

  

Türkiye Suriye’de tampon bölge oluşturmak amacıyla askeri müdahalede bulunacak mı? Cevabı aranan soru bu. Seçim öncesinde başlayan ‘savaş’ tamtamları devam ediyor ve gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gerekse Başbakan Ahmet Davutoğlu, Suriye topraklarına girme söylemini dillerinden düşürmüyorlar.

İç Savaş’tan Savaş’ın İçine

Suriye’de 2011 yılından beri tam anlamıyla bir ‘iç savaş’  yaşanmakta. İç savaşın ilk yıllarında muhalifler, kısmen demokrasi ve özgürlük özleminin verdiği güçle Suriye’nin neredeyse yüzde 70’ine hakim hale geldiler.

Bu süre boyunca Suriye’de sadece iki temel aktörden söz ederken, durum bugün tam anlamıyla bir “puzzle”a döndü.

Suriye’de artık elinde silah olan grup ve kişi sayısı ile bunların hangi gruptan oldukları, hangi bölgenin kimin elinde olduğu sürekli değişim halinde. Bugün Suriye dediğimizde aklımıza PYD, IŞİD, El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi, Özgür Suriye Ordusu, Hizbullah, yabancı teröristler ve tabii ki Suriye ordusu gelmekte.

Suriye haritası da işte tam bu nedenle bir “puzzle” a döndü ve puzzle’ın parçaları azalıp çoğalmakta. Cevabı aranan temel soru ise şu: Türkiye böylesi bir iç savaşta hangi öngörüyle ve hangi gerekçeyle Suriye’ye girmeyi düşünüyor?

Savaş isteyen iktidara göre; Türkiye’nin güney sınırlarını güven altına almak ve güneyinde bir Kürt devletinin kurulmasını engellemek için Suriye topraklarına girmeli.

Bu teze karşı savaş istemeyenler şu soru ile karşılık veriyorlar: Kobani’de yaşanan olaylar sonrasında Kobani’nin kurtarılması için Kuzey Iraklı Peşmergeleri sınırından gösterişli törenlerle Suriye’ye geçiren ve “Kobani’yi biz kurtardık” diyen hükümet yetkilileri şimdi niye PYD’nin IŞİD’e karşı savaş kazanmasından rahatsız? Salih Müslim’i Türkiye’de ağırlayıp Dışişleri’nde üst düzey toplantılar yapan, Suriye’nin geleceğini konuşan Türkiye değil miydi?

‘IŞİD’le mücadele edeceğiz’e dünya inanmıyor

Savunulan diğer gerekçe ise IŞİD’le mücadele.  Türkiye’nin kendi sınırlarını yabancı savaşçılara karşı koruyamaması ABD Başkanı Barack Obama tarafından açıkça dile getirilmiş bir durum.

IŞİD militanlarının Türkiye’deki hastanelerde tedavi olması, IŞİD’le petrol ticaretine girildiği iddiaları, IŞİD’e karşı kurulan uluslararası koalisyona beklenen desteğin verilmemesi, ABD’nin çok istediği İncirlik Hava Üssü’nü IŞİD’e karşı saldırılarda kullandırmaması vb… Bu listeyi uzatmak mümkün.

Bu sebeplerle Türkiye’nin IŞİD’le mücadele ediyorum gerekçesinin uluslararası toplumca kabul görmesi beklenmiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby de Türkiye’nin Suriye’de güvenli bölge kuracağına dair iddialara değinirken, “Pentagon şu an ABD veya koalisyon perspektifinden bir ihtiyaç olmadığı kanaatinde” açıklaması yaptı hızla.

Muhaliflere yardım içinse neden 4 yıl beklendi?

Geriye sadece; Türkiye’nin muhalifleri desteklemek için Suriye’ye girebileceği savunması kalıyor. Türkiye’nin neden iç savaşın dördüncü yılını beklediği sorusu da bu noktada ortaya çıkıyor.

Suriye’deki ‘puzzle’a dönmüş haritada Türkiye puzzle’ın hangi parçalarının yerini alacak? Savaş gerekçelerinin hangisi olursa olsun Suriye’ye müdahale, uluslararası meşruiyeti olan bir zemine oturmuyor. Bugün, başta ABD olmak üzere batılı ülkelerin resmi açıklamalarına baktığımızda kimse Türkiye’nin Suriye’de bir maceraya girişmesine anlam veremiyor.

Toprak genişletme macerası

Ülkesinde 2 milyona yakın Suriyeliye ehsahipliği yapan ve bunun için neredeyse küçük bir ülke ekonomisi kadar maddi kaynak harcayan Türkiye, Suriye’deki fiili durumdan yararlanarak, bir ‘oldu bitti’ ile Suriye’ye yönelik toprak genişletme macerasına girmeye hazırlanıyor.

Gerekçesi ne olursa olsun, Türkiye’nin uluslararası meşruiyet olmadan Suriye’ye müdahalesini uzmanlar tam anlamıyla diplomatik bir intihar olarak yorumluyor. Kıbrıs gibi haklı bir müdahalesini 40 yıldır üzerinde taşıyan Türkiye’nin, haksız bir müdahaleyi sırtlamasına halkının ve askeri gücünün takati olmayacağı açık.

Hükümetin istediği resmen işgal

Türk Silahlı Kuvvetleri, Saray ve Hükümet kanadından Suriye topraklarına girmesi yönünde sözlü emir alınca kendilerine yazılı emir verilmesini talep etti. Bunun gerekçesi; ortaya çıkacak hem iç hem de uluslararası hukuk problemlerine karşı TSK’nın elinde bir belge olması isteğiydi.

Suriye’ye girilirse karşılaşılacak hukuki tablo hem TSK hem de Dışişleri bürokrasisini oldukça ürkütüyor. Nedeni ise uluslararası hukukta gizli…

Uluslararası hukuka göre ‘meşru müdafaa’ ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin aldığı karar hariç hiçbir ülke diğerine karşı kuvvet kullanamıyor, topraklarına giremiyor.

BM, Türkiye’nin üç yıldır süren ısrarına rağmen Suriye konusunda bir karar almıyor. Bu durumda Türkiye’nin elinde kalan tek şey; Meşru müdafaa!

Şuan Suriye, Türkiye’ye karşı herhangi bir saldırıda bulunmuş değil. Bölgede yeralan YPG ve IŞİD’in de Türkiye’ye doğrudan bir saldırısı yok. Olsa bile Türkiye’nin angajman kuralları gereğince sadece sıcak takip yapıp, çıkma hakkı var.

Türkiye’nin Suriye’ye girmesi saydığımız nedenlerden dolayı meşru müdafaa değil taarruz kapsamına giriyor. BM kararı olmadığı sürece bu taarruzun da meşruiyeti yok. Bu durumda Hükümetin TSK’dan istediği şeyin adı: Suriye topraklarını işgal.

İşgal durumunda Türkiye’nin uluslararası hukuk açısından ödeyeceği ağır faturalar olacak.

PYD ile çatısırşak olacaklar

PYD güçleriyle çatışma durumunda olacakları ise Murat Karayılan özetledi:

“Rojava’daki kantonlara müdahale kararını alırlarsa ve böylesi uğursuz bir yönelime girerlerse, bu müdahale Rojava’ya değil, tüm Kürt halkına karşı yapılmış bir müdahale olacaktır. Ha Kobanê’ye müdahale etmişsin, ha Amed’e müdahale etmişsin. Hiç farkı yoktur. Hele hele son 2-3 yılda Rojava ile Kuzey’in bu kadar duygusal bütünleşmesinin olduğu bir ortamda Rojava’ya müdahale etmesi karşısında Kuzey’in duracağını mı düşünüyorlar. Açıkça söyleyeyim: Eğer onlar Rojava’ya müdahale ederlerse biz de onlara müdahale ederiz; o zaman Türkiye’nin tümü bir savaş sahasına dönüşür.”

Neden sorusuna hala cevap bulunamadı

Türkiye’nin Suriye’ye girmesi durumunda gelecek şehit cenazeleri ve ülke topraklarında yaşanacaklar konusunda ürkütücü öngörüler yapılıyor.  Ancak Türkiye’nin neden Suriye’ye girmek istediği sorusu hala cevap arıyor.

Sandıkta kaybedenin savaşta kazanabileceğine yönelik söylem ise AKP kulislerinde oldukça popüler.

Nokta Dergisi

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.