ŞARLATAN FİTNEÇAĞ!

İhanet tarlasına dönen Fitneçağ’da atılan manşet:

Bahçeli: ‘1923 ruhuyla mümkün değil!

Bu söz güya Bahçeli’ye aitmiş!

Okuyunca şaşırıyor, Bahçeli aklını mı yitirmiş?”diyorsunuz!

Ama işin aslı öyle değil.

Devlet Beyin söylediği cümle şöyle:

Bu kadar sorun içinde devlet gücü olmadığı, seri kararlar alamadığı müddetçe Türkiye’nin 1923 ruhuyla devamı bu şartlar altında mümkün değildir

“1923 ruhuyla devamı için” diyor, Fitneçağ ise “1923 ruhuyla mümkün değil” diye veriyor.

Tam bir müfterilik… Tam bir riyakârlık!

Bu ruhunu şeytana satmış ihanet tarlası, yalan ve iftira üretmeye devam ediyor.

Bünyesindeki devşirme dinci, cemaat artığı taşeron solcu kalemşörlerle Ülkücüleri zehirlemeye devam ediyor.

Gerçi bunca olan bitenden sonra kendine “Ülkücü” diyebilenlerin bu paçavrayı okuduklarına inanmıyorum.

Onun reklamını yapan, onun fitnesine alet olanlar ya mankurtlar ya da işbirlikçiler…

İyi biliniz ki bu müzmin Bahçeli ve MHP düşmanları son günlerini yaşıyor, son sözde kozlarını oynuyorlar.

7 Haziran sonrası oynadıkları oyunun benzerini son defa oynuyorlar, 16 Nisan sonrası hepsinin yerinde yeller esecek!

*

Bizim maskeli beşler, bardak gibi dizilmişler BBP’çinin önünde…

Biri Başbuğ’a ihanet etmişti, bunlar da Bahçeli’ye…

İbretlik bir resim…

MHP’yi ve Başbuğ’u beğenmemişlerdi, bugüne kadar yüzde 1 (bir) etmiyorlar!

Asla Ülkücü olamamış bu Fitneçağ ve işbirlikçileri yalan ve iftira kampanyalarına devam ediyor.

Hele şu “Damat Ferit’i masum ilan etti” haberi tam bir iftira!

Bir gazete paçavrası bu kadar alçaklaşamaz!

Kirli, hayâsız, bölücülüğe soyunmuş ihanet paçavrasının gerçek niyetini bu sözlerde görmelidir Ülkücüler…

Devlet Bey söylediği aynen şu:

Osmanlı'nın çöküşündeki tek nedeni Mustafa Reşit Paşa'da, Mithat Paşa'da, Damat Ferit Paşa'da arayamayız. Batılı dayatmalara teslim olan elitlerin ve idarecilerin, aydınların kusurları olduğunu da söyleyebiliriz.”

Şimdi bir düşünün ey Ülkücüler…

Bu nasıl bir İblis fitnesidir?

Bu ne utanmazlık, hainlik ve müfteriliktir?

Türk milletini ve Ülkücü Hareket’i aptal ve balık hafızalı sanan bu devşirmelerden bu ülkeye nasıl bir fayda gelir?

Devlet Beyin söylediği gibi, “Aramızda bulunuyorken miskin miskin yatıp partimizin lehine hiçbir saygıdeğer çalışma ve gayret göstermeyenlerin, şimdilerde hayır koalisyonuna katılıp çıldırmış gibi gezmeleri bir bakıma kara mizahtır.

Şimdi ihraç edilmesi beklenen profesör etiketli şuursuzların Türk milleti hayırda kararlıdır. Bu referandum sonuçları Türkiye'de siyaseti kökünden sarsacak ve siyasi görüntüyü değiştirecektir” diye konuşmaları, bunların hiç Ülkücülükle ve “milli irade”yle alakası olmadığını göstermiyor mu?

Ey Ülkücü Hareket!

Şükür ki bu şuursuzlar, satılmışlar, müfterilerden hiç olmadık!

Çekinecek, utanacak, sıkılacak, kaçacak karakter zaafımız da yoktur.

Ülkücünün şeref ve haysiyetiyle oynamaya kalkan şarlatanlar ateşle oynuyorsunuz!

Ülkemiz için yeminimiz vardır. Ve bu yemin bir kere edilmiştir.

Bizim için yeminler bozulmak, çiğnenmek için değil; tutulmak, uğruna gerekirse kendimizi feda etmek içindir.

Yemin, Türkiye’nin tarihsel hak ve çıkarlarıdır.

Yemin, Türklüğün bekası, Ötüken’in buyruğu, Söğüt’ün hatıralarıdır.

Yemin, Türk milletinin birliği ve sağlam iradesidir.

Yemin, bağımsız yaşama ülküsü, esarete yıldırım gibi inmiş tokattır.

Yemin, 19 Mayıs 1919’daki ilk adım, 23 Nisan 1920’deki ilk açılış, 29 Ekim 1923’deki ilk ilanın namusudur.

Yemin ettik, dönmeyeceğiz.

Yemin ettik, durmayacağız.

Yemin ettik, vazgeçmeyeceğiz.

Yemin ettik Türk bayrağını hak ettiği, dilediği, istediği yere; ama öyle ama böyle sonunda, son nefer kalsak da dikeceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum