Ayşenaz ÇİMEN

Ayşenaz ÇİMEN

ŞEHİT SÜLEYMAN KUL’A

Ah be Süleyman!

Sen nasıl da temiz kalpliymişsin öyle! O nasıl sevmektir, o nasıl içli içli gözyaşı dökmektir…

Ne zaman o fotoğraf karesine baksam içimi amansız bir ateş kavurup yakıyor.

Bilirim, sütle yıkansam dahi senin yüzündeki o masumiyete sahip olamam…

Şehit olan arkadaşın Bekir Kelleci’nin cenaze törenindeki çehreni, bakışını, gözyaşlarını ölene dek hiç unutamayacağım sanırım.

Unutursam şu cennet vatanın her karışı bana cehennem olsun…

*

Ah be Süleyman!

Masumiyet, sizle beraber toprağın altına girdi.

Acı, ruhumuzda baki kalan tek gerçek olarak iliklerimize işlendi.

Hüzün, kalbimizin ebedi bir yara iziydi.

Hatırlamak ise artık sadece bir isimden ibaret oluverdi…

Unutulmuyorsun sen Süleyman, Nusaybin’in böceği, çiçeği, kedisi, köpeği sana ağlıyor, yüzündeki masumiyete hasret kalmış hepsi…

Diyorlar ki “Süleyman, bir bahar günü çekti gitti buralardan. O zamandan beri bu topraklara bahar gelmez oldu, gün yüzü nedir bilmeyiz, kainat hep bir ağızdan Süleyman’a dua ediyor ve yasını tutuyor. Peki ya insanoğlu ne yapıyor?

Utandım Süleyman, cevap veremedim ve başımı öne eğdim…

*

Ah be Süleyman!

Ağlayamaz oldum, gözyaşlarım utanıyor senin göz yaşlarını görünce.

Kalbim delik deşik, ruhum paramparça da olsa ağlamaya utanıyorum, ağlarsam da kendimi affedemiyorum, gözlerime kızıyorum, acizliğimden utanıyorum, kırgınlıklarıma dur diyemiyorum…

Bunca hengamenin içinde boğulurken kendimi gecenin zifiri kuyularında buluyorum birden Süleyman, seher vakti gelse de sizin yüzünüzün nurunun hürmetine, gecenin şerrinden kurtulsam bir an önce diye dua ediyorum…

*

Ah be Süleyman!

Kader ne garip değil mi?

Sen ki Giresun’un hırçın çocuğu, hiç aklına gelir miydi bir gün Anadolu’nun bağrında yetişen narin çiçek olacağın?

Hiç aklına gelir miydi bedenin paramparça olurken, her bir zerresinin şehadet şerbeti ile yıkanacağı?

*

Ah be Süleyman!

Annen…

Annen seni çok seviyormuş be Süleyman.

Bir programda seni anlatıyordu bizlere, çehresinde gördüm acının harmanlanmış o halini…

Gözlerindeki o buğu, yüzündeki o mahmurluk…

Ah be Süleyman!

Sen anlatılmazsın ki, benim kalemim mürekkebim seni anlatmaya layık değil ki…

Affet bizi Süleyman, sana layık olamadık.

Affet bizi Süleyman, yüzündeki o masumiyete sahip çıkamadık.

Affet bizi Süleyman, gözyaşlarını avuç içlerimizde toplayamadık.

Affet bizi Süleyman…

Affet…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum