AK Parti 25 yaşına girdi. Türk siyasi tarihinde çeyrek asır, yalnızca uzun bir iktidar dönemi değildir; aynı zamanda iktidarın kendisiyle hesaplaşması gereken bir dönüm noktasıdır.
2001’de “millet” adına yola çıkan bir hareket, bugün devlet yönetiminin en güçlü aktörü konumunda. 25 yıl boyunca seçimler kazanıldı, sistem değişti, anayasal düzen yeniden şekillendi, siyasi dengeler defalarca değişti.
Fakat iktidarın 25. yılında artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:
AK Parti Türkiye’yi değiştirdi mi, yoksa 25 yıllık iktidar AK Parti’yi mi değiştirdi?
İlk yıllardaki AK Parti ile bugünkü AK Parti arasındaki en büyük fark, söylemden çok iktidar anlayışında görülüyor.
İktidarın ilk dönemlerinde reform, demokratikleşme, Avrupa Birliği, vesayetle mücadele ve ekonomik istikrar gibi kavramlar ön plandaydı. Bugün ise siyasetin merkezinde daha çok güvenlik, kutuplaşma, ittifaklar ve iktidarın devamlılığı tartışılıyor.
Bu değişim tesadüf değil.
Çünkü uzun süre iktidarda kalan her siyasi hareketin karşı karşıya kaldığı temel tehlike şudur:
İktidarı yönetmekten, iktidarı korumaya geçmek.
İşte AK Parti’nin 25 yıllık hikâyesinin en fazla sorgulanması gereken taraflarından biri budur.
Ekonomide başarı hikâyesi neden hayat pahalılığına dönüştü?
AK Parti’nin en güçlü olduğu alanlardan biri uzun yıllar ekonomi oldu. Enflasyonun düşürülmesi, büyüme, kamu yatırımları ve altyapı hamleleri iktidarın önemli dayanaklarıydı.
Ancak bugün vatandaşın mutfak hesabı, geçmişteki ekonomik başarıları gölgede bırakıyor.
Bir hükümetin ekonomik başarısı yalnızca büyüme rakamlarıyla ölçülmez.
Vatandaşın maaşı ay sonuna yetmiyorsa, ev sahibi olmak hayal olmuşsa, gençler gelecek planı yapamıyorsa ekonomi politikasının toplumsal karşılığı tartışılmalıdır.
Siyasetçinin “ekonomi düzelecek” demesi artık tek başına yeterli değildir.
Vatandaş sonuç görmek istiyor.
Liyakat meselesi
AK Parti’nin en fazla eleştirilmesi gereken başlıklardan biri de liyakat tartışmasıdır.
Devletin temel kurumlarında başarı kriterinin sadakat olduğu algısı güçlenirse, bunun bedelini yalnızca muhalefet değil, bütün toplum öder.
Çünkü devlet kadrosu siyasi parti teşkilatı değildir.
Devletin memuru iktidarın değil, milletin memurudur.
İktidar değişebilir. Devlet kalır.
Bu ayrım zayıfladığında kurumlara duyulan güven de zayıflar.
25 yılın en büyük problemi: Eleştirinin düşmanlık gibi görülmesi
Bir iktidar için alkışlayanların çokluğu değil, eleştirenlerin söylediklerinin dikkate alınması önemlidir.
Fakat Türkiye’de siyasal tartışma giderek “bizden olanlar” ve “karşı olanlar” eksenine sıkıştı.
Oysa bir gazetecinin hükümeti eleştirmesi hükümete düşman olduğu anlamına gelmez.
Bir vatandaşın ekonomik politikayı eleştirmesi ülkesini sevmediği anlamına gelmez.
Bir akademisyenin farklı düşünmesi devlet karşıtlığı değildir.
Demokrasinin kalitesi, iktidarın kendisini eleştirenlere ne kadar tahammül edebildiğiyle ölçülür.
Bu nedenle AK Parti’nin 25. yılında en önemli ihtiyaçlardan biri yeni sloganlar değil, daha fazla özeleştiridir.
Güç arttıkça sorumluluk da artar
25 yıl boyunca iktidarda kalan bir siyasi hareket artık yaşanan bütün sorunlar için “geçmiş hükümetleri” veya “dış güçleri” sürekli gerekçe gösteremez.
Çünkü 25 yıl, sorumluluğu başkasına devretmek için fazla uzun bir süredir.
Başarı varsa AK Parti’nindir.
Hata varsa onun da siyasi sorumluluğu AK Parti’nindir.
İktidarın büyüklüğü, mazeretlerin küçülmesini gerektirir.
Son söz
AK Parti’nin 25 yılı Türkiye’nin son çeyrek asrının kendisidir.
Bu nedenle mesele sadece AK Parti’nin geleceği değildir.
Mesele Türkiye’nin nasıl bir demokrasi, nasıl bir ekonomi ve nasıl bir devlet düzeniyle yoluna devam edeceğidir.
AK Parti isterse 25 yılını büyük bir başarı hikâyesi olarak anlatabilir.
Ancak seçmenin sorusu daha farklı olabilir:
“Peki bundan sonrası?”
Çünkü sandık geçmişi ödüllendirebilir ama geleceği satın almaz.
Ve 25 yıllık iktidarın karşısındaki en büyük gerçek şudur:
Millet, iktidarlara teşekkür edebilir; ama hiçbir iktidara sonsuza kadar borçlu değildir.
Siyasette hiçbir koltuk kalıcı değildir.
Kalıcı olan yalnızca milletin hafızasıdır.
Dr. Osman BÜYÜKKAYA