Büyük Devlet Olmanın Şartı: Dik Duruş, Cesaret ve Barış

.

Bir milletin tarihindeki bazı kararlar vardır; alındığı günün siyasi tartışmalarını aşar, yıllar sonra dönüp bakıldığında devlet aklının ve millet iradesinin dönüm noktaları olarak hatırlanır. Bugün Türkiye’nin önündeki en önemli meselelerden biri de terörün, şiddetin ve kardeş kavgasının sona erdirilmesi; Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünün daha güçlü bir zeminde geleceğe taşınmasıdır.

Ecnebiye biat ederek değil, kendi iradesine sahip çıkarak devlet olunur. Başkasının hesabına taşeronluk yapanlar tarih yazamaz. Tarih; kendi kararını kendi veren, gerektiğinde masaya oturmasını ama gerektiğinde de dik durmasını bilen milletlerin hanesine yazılır.

Bu yüzden meseleye yalnızca günlük siyasetin penceresinden bakmak büyük bir hata olur.

Yedi düvele karşı Bozkurt gibi, kartal gibi bir yürek gerekir. Fakat güçlü olmak yalnızca kılıç kuşanmak değildir. Asıl güç, mücadele devam ederken gerektiğinde barışın kapısını açabilmektir. Çünkü savaşmak kadar barışmak da devlet ciddiyeti ister; barışı korumak ise çoğu zaman savaştan daha büyük bir siyasi irade gerektirir.

Ülkemizin ülküsü olan o nazlı gelinin; Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için şan gerekir, şeref gerekir, yürek gerekir. Büyük devlet olmak isteyenlerin önünde iki yol vardır: Ya başkalarının çizdiği senaryolarda figüran olacaklar ya da kendi tarihlerini kendileri yazacaklardır.

Bizim tercihimiz bellidir:

Korkaklar ve piyonlar tarih yazamaz.

Ancak cesaretin anlamı da sürekli kavga etmek değildir. Gerçek cesaret, milletin evlatlarının daha fazla acı çekmemesi için elini taşın altına koyabilmektir. Eğer bir siyasi irade terörün sona ermesi, silahların susması, kardeşliğin güçlenmesi ve Türkiye’nin geleceğinin daha sağlam temellere oturması için sorumluluk alıyorsa, bu iradenin sonuçları günübirlik hesaplarla değil, tarih perspektifiyle değerlendirilmelidir.

Bu noktada Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu siyasi irade ve “Terörsüz Türkiye” hedefi, sonuçları bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken önemli bir süreçtir. Eğer bu süreç gerçekten Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü güçlendirir, terörü kalıcı biçimde sona erdirir ve kardeşlik hukukunu tahkim ederse, ileride yalnızca Türkiye’de değil, dünya siyasi tarihinde de dikkatle incelenebilecek bir dönüm noktası hâline gelebilir.

TBMM’nin millet iradesinin tecelligâhı olarak bu süreçte ortaya koyacağı ortak akıl da son derece önemlidir. Yüzde seksen gibi geniş bir toplumsal ve siyasi mutabakat hedefi, gerçekleşmesi hâlinde, Türkiye’nin meselelerini kavga ederek değil ortak akılla çözebilme kabiliyetinin güçlü bir göstergesi olacaktır.

Elbette barışın adı kadar şartları ve güvenceleri de önemlidir. Barış; Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısından, milli egemenliğinden, toprak bütünlüğünden ve vatandaşların eşitliğinden taviz vermek anlamına gelmemelidir. Aksine gerçek barış, bu temel değerleri daha da sağlamlaştırmalıdır.

Çünkü bizim barış anlayışımız bellidir:

Barış sürecimiz kardeşlik ahdimiz olsun.

Silahların sustuğu, anaların ağlamadığı, gençlerin toprağa değil geleceğe baktığı bir Türkiye olsun.

Milletin evlatları birbirine düşman değil, aynı vatanın kardeşleri olsun.

Büyük devlet olmak; gerektiğinde yumruğunu göstermek kadar, gerektiğinde el uzatabilmektir. Fakat o el uzatılırken devletin vakarından, milletin onurundan ve Türkiye’nin bağımsız karar alma iradesinden zerre kadar taviz verilmemelidir.

İşte gerçek devlet aklı budur.

Dik durmak başka, körü körüne çatışmak başkadır.

Barış istemek başka, teslim olmak başkadır.

Müzakere etmek başka, biat etmek başkadır.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; başkasının iradesine boyun eğmeyen, kendi kararını kendi veren, güçlü ama sağduyulu, cesur ama basiretli bir devlet anlayışıdır.

Dünya yeniden şekillenirken Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat vardır. Terörün sona erdiği, kardeşliğin güçlendiği, ekonominin ve demokrasinin önünün açıldığı, bölgesinde söz sahibi ve dünyada ağırlığı olan bir Türkiye…

Dileğimiz budur.

Varsın bundan sonra tarihçiler bu günleri araştırıp yazsın. Varsın gelecek nesiller, “Türkiye zor bir dönemeçten geçti fakat millet aklı ve devlet iradesiyle kardeşliği tercih etti” desin.

Çünkü tarih, korkakların değil; milletinin geleceği için sorumluluk almaktan çekinmeyenlerin hikâyesidir.

Ve bizim duamız şudur:

Allah devletimize dirlik, milletimize birlik, ülkemize huzur versin.

Barışımız kalıcı, kardeşliğimiz daim, Türkiye’miz güçlü ve ilelebet payidar olsun.

Selam ve dua ile...

Ozan Derdivar

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri