“Zamanı kaldırırsan mekanda her şey üst üste gelir.”
“Görünmeyen zamanı ortadan kaldırırsan fizik ve ışık bile anlamsızlaşır.”
Bu iki cümle, 21. yüzyıl insanının derdini tek cümlede özetliyor.
Biz zamanı hep “takvimdeki rakam” sandık. Oysa zaman, evrenin de toplumun da omurgasıdır. Görünmez ama kaldırdığın an her şey dağılır.
FİZİK DİYOR Kİ: ZAMAN OLMASA HAREKET OLMAZ
Bilim çok basit konuşur: Hız = Mesafe / Zaman
Zamanı denklemden çıkar. Ne hız kalır ne ivme. Araba durur, ok yaydan çıkmaz.
Einstein’ın izafiyet teorisi de bunu söyler: Zaman esneyebilir. Işık hızına yaklaştıkça zaman yavaşlar. Yani ışık, zamanın kuryesidir.
Gece gökyüzüne baktığımızda 1 milyon yıl önceki yıldızı görmemizin sebebi budur. Zaman olmasa astronomi olmazdı. Evren donmuş bir fotoğraftan ibaret kalırdı.
Kısacası fizik, zaman sayesinde “sebep-sonuç” kurar. Zaman yoksa kaos var.
SOSYOLOJİ DİYOR Kİ: ZAMAN OLMASA TOPLUM OLMAZ
Fizikteki kural, toplumda da aynıdır.
Her toplum “sıra” ile ayakta durur. Önce büyük konuşur, sonra küçük. Önce ekeriz, sonra biçeriz. Önce usta gelir, sonra çırak.
Zamanı kaldırırsan köy meydanında herkes aynı anda konuşur. Hiç kimse duyulmaz. Sosyolojide buna “anomi” deriz: Kuralsızlık, başıboşluk.
Devlet “yıllık bütçe” ile, okul “dönem” ile, ordu “nöbet” ile, inanç “vakit” ile yürür. Ritim bozulursa kurum çöker.
Bir milletin hafızası da ortak zamanıdır. Çanakkale, 15 Temmuz, Ergenekon... Bunlar takvimdeki gün değil, milletin omurgasıdır. Zamanı silersen hafızayı silersin. Hafızasız millet, mekanda kaybolmuş bir kalabalıktan başka bir şey değildir.
SİZİN İÇİN ZAMANI MEKANA YIĞDIK
İşte asıl mesele burada.
Telefon icat oldu, her şey “anında” oldu. Sosyal medya “sonsuz kaydır” dedi, zamanı parçaladı. Ekonomi “7/24 çalış” dedi, zamanı sermayeye köle etti. Yapay zeka “hemen cevap” dedi, tefekkür zamanımızı çaldı.
Sonuç: İnsan yorgunluk dışında doymamıştır.
Çünkü 100 işi aynı ana sıkıştırdık. Fizikte olduğu gibi, hayatta da her şey üst üste geldi.
Hızlandık ama yavaşlamadık. Çok ürettik ama anlam üretemedik.
İNSANİ ZAMAN SÖZLEŞMESİ
Peki ne yapacağız? Zamanla savaşmak yerine, zamanla barışacağız.
Şimdi’nin egemenliğini ilan edeceğiz. Geçmişte pişmanlık, gelecekte kaygı yok. İcraat “şimdi”dedir.
İnsan zamanı. Algoritmaya değil insana vakit ayıracağız. İnsanın mirası, saat ve evlattır.
Miras zamanı. Öldükten sonra da akacak bir şey bırakacağız. Bir kitap, bir iyilik, bir adalet.
Son sözümüz;
Zaman ceza değil, merhamettir.
Allah’ın bize taksitle verdiği en büyük sermayedir.
Zamanı yönetemeyen toplum, geleceğini yönetemez.
Zamanı insana hizmet ettiren toplum ise kazanır.
Çünkü “İnsanlık Kazanacak” diyorsak, önce zamanı kazanmalıyız.
Dr. Abdullah BUKSUR
İnsan Hakları Eksperti