• BIST 103.072
  • Altın 277,169
  • Dolar 5,6668
  • Euro 6,2796
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C
  • Yozgat 11 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 21 °C
  • Bursa 16 °C

Süleyman Soylu'dan Kritik Çağrı!

Süleyman Soylu'dan Kritik Çağrı!
İçişleri Bakanı Soylu, HDP'li belediyelere kayyum atanmasıyla ilgili, "Devletin birliği, demokrasinin haysiyetini korumak için kararlıyız" açıklamasını yaptı.

Sürecin demokrasi adına turnusol kağıdı olduğunu kaydeden Soylu, "Herkes safını belirlemeli" çağrısı yaptı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye'deki uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.

Gündemdeki konulara ilişkin açıklama yapan Soylu, HDP'li Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerine kayyum atanmasıyla ilgili "Devletin birliği, demokrasinin haysiyetini korumak için kararlıyız" diye konuştu.

Sürecin demokrasi adına "turnusol kağıdı" olduğunu da vurgulayan Soylu, "Herkes safını belirlemeli" dedi.

AVRUPA'DAN KANDİL'E PARA GÖNDERİLİYOR

Soylu, terörün, Türkiye gündemini yaklaşık 40 yıldır meşgul ettiğini belirterek, Türkiye'nin gerek PKK gerekse aşırı sol terör örgütleriyle mücadelesinde yalnız bırakıldığını hatta engellenmeye çalışıldığını anlattı.

Soylu, Batı'da PKK'nın eğitim, kampanya, eleman temini, bağış veya haraç toplama gibi eylemlerine uzun yıllar tepkisiz kalındığını, Kandil'e Avrupa'nın göbeğinden para ve silah gönderildiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Uyarılarımıza rağmen, müttefikimiz olan devletler tarafından DEAŞ'la mücadele bahanesiyle bunlara silah hibe edildi, elemanlarına eğitim verildi. Oysa Batı, kendi değerleri içinde terör ve şiddete karşı tavrını çok net şekilde belirlemiştir. Uluslararası metinlerde bu konuda standartlarını açıkça ortaya koymuştur. Bu tavır önceleri bizim için umut vericiydi ama bir zaman sonra inandırıcılığını yitirmiştir. Terör örgütlerine karşı ortak bir tavır yerine, ayrımcı bir yaklaşım sergilenmiştir. DEAŞ'a karşı ortak operasyon düzenleyen ülkelerden aynı hassasiyeti 40 yıl boyunca PKK'ya karşı görmedik. Kaldı ki aynı PKK, Avrupa uyuşturucu ve kaçak göçmen ticaretinin neredeyse tamamını yönetmektedir ve PKK Avrupa'da bir organize suç örgütü karakteri sergilemektedir. Bu durum, bizzat Europol'ün raporlarında da defalarca yer almıştır. Türkiye, terörle mücadele tecrübesi oldukça yüksek bir ülkedir. Türkiye'nin yaşadıkları, IRA veya ETA ile yaşanılanlar gibi değildir. bu kapasitenin çok üzerindedir, çok farklıdır. Yılbaşından bugüne kadar iç güvenlik operasyonlarında Türkiye, 635 teröristi etkisiz hale getirdi. 2019 içinde 161 eylem engellendi."

Türkiye'nin terörle mücadelenin yanında terörizmle de mücadele ettiğini aktaran Soylu, "Bir yandan sınır ötesindeki lojistik merkezlerine operasyon düzenlerken, diğer yandan sınırımızın içindeki barınak ve sığınaklarını imha ediyoruz. Bir yandan dağa çıkmış teröristleri aileleriyle konuşarak teslim olmaya ikna ederken diğer yandan Doğu ve Güneydoğu'daki şehirlerimizde ekonomik gelişmeyi sağlamaya çalışıyoruz." dedi.

Soylu, Diyarbakır, Mardin ve Van belediye başkanlarının görevden alınmasına değinirken, şunları söyledi:

"Doğu ve Güneydoğu'da bir nümayiş var mı? Binlerce, onbinlerce insan yollarda, sokaklarda mı? Herkes ticaretini yapıyor, okuluna gidiyor, üniversitesine gidiyor. Her ilde havalimanı, hastane var, doktorlar var. Mezralara kadar asfalt yollar var. Niye bu konuda millet sokağa çıkmıyor? Bir tek mesele var, oradaki herkes bu belediyelerin terör örgütüyle işbirliği içerisinde olduğunu hayatında yaşayarak görüyor. Uzun yıllardır PKK'nın siyasi uzantısı rolünü üstlenmiş olan HDP'li bazı belediyelerde yaşananlara da elbette ki seyirci kalamazdık. Geçtiğimiz dönemde, bu belediyeler üzerinden çukur ve barikat eylemlerinin organize edildiği, bu eylemlere araç ve lojistik destek verildiği, belediye araçlarının bombalı eylemlerde kullanıldığı, belediye araçlarıyla dağdaki teröristlere erzak, silah ve malzeme taşındığı tespit edilmiş ve bu belediyelere yeniden görevlendirme yapılmıştı. Kayyum yanlış bir sözdür. Biz oraya kayyum atamadık, belediye başkan vekili atadık ve anayasanın 127. maddesinin ve kanunun 45. ve 47. maddelerinin bize verdiği yetkiye istinaden atadık."

"OY VERENİN HAKKINA SAHİP ÇIKIYORUZ"

Soylu, Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediyelerindeki görevlendirmelere ilişkin, "İl belediye meclisini işletip yeni bir belediye başkanı seçilmesi yoluna neden gidilmedi?" sorusunu, "Buradaki kural net. Bürokratik değerler hukuktan yoksun değildir." şeklinde yanıtlayarak, şunları söyledi:

"Diyelim ben oy vereceğim, benim oy verme işlemim o siyasi partiye o güne ait işlemdir. Oy verme işlemini gerçekleştirdikten sonra o siyasi partinin yöneticisi veya o belediyenin yöneticisi benim oy verme işleminden sonra ona verdiğim yetkiyi istismar ediyorsa ve teröre bunu tahvil ediyorsa yapılması gereken nedir? Oy vereni suçlamak mıdır, 'sen buna niçin oy verdin?' diye. Hayır, kanun çerçevesinde o kişinin temiz oy hakkına sahip çıkmaktır. Biz oy verenin oy hakkına sahip çıkıyoruz şu anda."

Süleyman Soylu, İstanbul'da 540 bini aşkın Suriyelinin yaşadığını kaydederek, şöyle devam etti:

"Onlara diyoruz ki '30 Ekim'e kadar illa kaydolduğunuz ile değil, bir başka ile de gidebilirsiniz. Eğer çocuklarınız geçen yıl İstanbul'da okumuşsa, sizi İstanbul'da tutarız, çocuklarınızın okulunu değiştirtmeyiz. Eğer burada çalışıyorsanız ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlıysanız yine sizi burada tutarız.' Ama İstanbul'un kendine ait bir kapasitesi var ve biz bu kapasitenin üstüne çıkamayız. Sokakta kimseye bir şey imzalattırıldığı yok. Bunu çok yanlış bir değerlendirme ve Türkiye'ye büyük bir haksızlık olarak nitelendiriyorum. Bizim 5 milyon misafirimiz var. Türkiye burada insani bir tavır izlemektedir, buna devam edecektir. Bunun birileri tarafından kirletilmesine müsaade etmeyiz. Hele hiç sorumluluk almayanlar tarafından böyle çamur atılmasına hiç müsaade etmeyiz."

Hişam Muhammed'e ilişkin bir soru üzerine Soylu, şunları kaydetti:

"Hişam, Türkiye'de 30 Mayıs 2019 tarihinde İstanbul Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla adresine yapılan operasyon neticesinde yakalandı. Konu terör örgütüne üyelik. DEAŞ ile bir bağlantısı olduğu düşünülüyor. Geri gönderme merkezinde bir süre kalıyor ardından kendisi Suriye'ye gönüllü olarak geri dönmek istediğini söylüyor. Gönüllü geri dönüşe imza attıktan sonra Suriye'ye geri dönüyor. Daha sonra Türkiye'ye tekrar geri dönerken sınırda öldürülüyor. Sınırda öldürüldüğüne dair bir ispat var mı? Bunu kim söylüyor? Tekrar söylüyorum burası bir hukuk devletidir. En ufak bir olay bile kayıt altına alınmak zorundadır. Sınırda değil bir adama isabet etmesi, havaya silah atılması bile kayıt altına alınır. Sınır kuralları açık ve nettir. Hişam meselesini bir tarafa bırakıyorum, affedersiniz bizim ülkemiz yol geçen hanı mı? Sizin ülkeleriniz öyle mi? Bizim de kendimize ait sınırlarımızı koruma kurallarımız söz konusu. O zaman PYD, PKK, DEAŞ herkes gelsin. O zaman İstanbul sokaklarında yürüyün bakalım nasıl yürüyeceğiz?" 

Bir gazetecinin sorusu üzerine Soylu, İran'ın kendine ait bir sınır rejimi olduğunu, bu sınır rejiminin ne kadar güvenli olduğunun konuşulabileceğini ifade ederek, "Ben Avrupa'nın yerinde olsam, Irak'ın sınır güvenliği için İran'a katkıda bulunurum. Göç meselesini sadece kendi sınırlarımızda bir değerlendirme olarak kabul etmiyoruz. Bunu ilgili bütün ülkelerle bir konsept olarak değerlendiriyoruz ve herkesle irtibat kuruyoruz. Onun için İran ile de bu konuda temas halindeyiz." diye konuştu.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.