• BIST 93.616
  • Altın 210,034
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 7 °C
  • Yozgat 5 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 11 °C
  • Bursa 12 °C

'TSK, FETÖ mensuplarından temizlendikçe çok daha güçlendi'

'TSK, FETÖ mensuplarından temizlendikçe çok daha güçlendi'
Genelkurmay Başkanı Akar: "Türk Silahlı Kuvvetleri, FETÖ mensuplarından temizlendikçe çok daha güçlenmiştir. Bu tatbikatta (Efes-2018 Tatbikatı) gösterilen başarı da bunun en son kanıtı olmuştur."

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, EFES-2018 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü faaliyetlerinin tamamlanmasının ardından yaptığı konuşmada, tatbikatın 23 dost ve kardeş ülkenin katılımıyla icra edildiğini belirtti.

Savaşın insanlıkla birlikte var olup, tarih boyunca yöntem, uygulama bakımından sürekli değişen kapsamlı dinamik bir olgu olduğunu, bu yapısı gereği savaşa dair ortaya atılan teorilerde zamanla çeşitli değişimler yaşandığını aktaran Akar, "Çinli bir düşünürün söylediği gibi mükemmellik yüz savaşın yüzünü de kazanmak değildir, asıl maharet savaşmadan düşmana boyun eğdirmektir. Bu sözde de belirtildiği gibi güçlü bir ordunun en büyük başarısı caydırıcı niteliği ile savaşlara meydan vermeden sorunların çözümüne katkı sağlamasıdır." ifadelerini kullandı.

Akar, teorik alanda aldığı eğitimi uygulamaya dönüştürebilen nitelikli, çok yönlü personele sahip olmanın, küresel güvenlik ve istikrara dair sorunların çözümüne katkı sağlayabilecek, etkin, caydırıcı ve saygın bir orduyu güçlü kılan en önemli unsurlar arasında yer aldığını kaydederek, tarih boyunca geliştirdikleri yeni savaş strateji ve taktiklerini muharebe sahasına yansıtabilen eğitimli personele sahip olan orduların zafere ulaştığının görüldüğünü, Türk ordularının kazandığı zaferlerde de bunların örneklerinin görülebildiğini söyledi.

Harp sanatına ilişkin deneyim ve alışkanlıkların kazanılmasının en etkin yolunun tatbikatlar olduğunu kaydeden Akar, tatbikatların orduların barışta personeli savaşa hazırlamada en önemli faaliyetler olduğunu, personelin savaş zamanında neyi nerede ne zaman ve nasıl yapacağını bu tatbikatlar sayesinde uygulama yoluyla öğrendiğini ifade etti.

Özellikle birden fazla kuvvetin ve ülkenin katıldığı müşterek ve birleşik tatbikatların, bir ordunun tüm unsurlarıyla topyekün biçimde nasıl hareket edebileceğini göstermesi açısından büyük öneme haiz olduğuna dikkati çeken Akar, güvenlik yönünden geleceğin belirsizlik içeren karmaşık ortamında sınır ötesi tehdit ve tehlikelere karşı dost ve müttefik ülkelerle ortak çalışma platformlarının oluşturulmasının kaçınılmaz nitelikte bulunduğunu bildirdi.

Orgeneral Akar, bu kapsamda ileri askeri uygulamalar içeren EFES-2018 Tatbikatı'nın NATO içinde seçkin bir yere sahip olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin imkan ve kabiliyetleri ile dost ve müttefik ülkelerle harekat icra edebilme becerisini göstermesi ve ortak gayretlerin arazide denenmesi bakımından önemli bir faaliyet olduğunun altını çizdi.

- "Terör tüm dünyanın sorunudur"

Bugünkü konjonktürde bölgesel güvenlik ve istikrardaki dalgalanmanın küresel etkilere neden olduğunu, geleceğin güvenlik boyutunun Türkiye çevresindeki coğrafyada şekillenmeye başladığını belirten Akar, şöyle konuştu: "Bugünkü konjonktürde Türkiye çok boyutlu ve çeşitli terör tehdidiyle doğrudan doğruya karşı karşıya bulunmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki terör sadece Türkiye'nin değil, tüm dünyanın sorunudur. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu duygu ve düşüncelerle en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar terörle mücadele etmekte kararlıdır. Özellikle 2011 yılından beri Suriye ve Irak'ta devam eden istikrarsızlık ve buna bağlı otorite boşluğundan istifade ile kendileri için güvenli alanlar oluşturan DEAŞ ve aslında birbirinden farkı olmayan PKK, PYD, YPG gibi terör örgütleri bölgedeki istikrarsızlığın en temel nedeni ve kaynağı haline dönüşmüşlerdir.

Türkiye ilk günden itibaren her fırsatta dost ve müttefiklerine bu konuda gerekli önlemlerin zamanında ve birlikte alınması gerektiği, aksi taktirde bu bölgelerin hepimizi olumsuz etkileyecek birer bataklığa dönüşeceği uyarısında bulunmuştur. Bütün tüm dünya bu konuda gereken adımların zamanında atılmamasının bedelini ödemektedir. Ancak Suriye ve Irak'ta devam eden istikrarsızlık nedeniyle en fazla zararı da maalesef ülkemiz Türkiye görmektedir."

Bölgede yıllardır devam eden savaş nedeniyle mülteci akınına maruz kalan Türkiye'nin hala 3 milyondan fazla Suriyeli ve Iraklıya ev sahipliği yaptığını anlatan Akar, yaklaşık 40 milyar dolar harcayarak mülteci krizinin Avrupa'ya ve dünyanın diğer yerlerine yayılmasının önüne geçen Türkiye'nin bu özverili insani çabalarının müttefikleri tarafından yeterince desteklenmediğine dikkati çekti.

- "Sınır ötesi harekat kaçınılmaz hale gelmiştir"

Türkiye'nin daima bölgesel barış ve istikrar için çaba sarf ettiğini, iyi komşuluk ilişkilerini savunduğunu, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini daima desteklediğini vurgulayan Akar, "Bu tutumumuz baki kalmakla birlikte gelinen noktada ülkemizin ve milletimizin güvenliğini sağlamak ve aynı zamanda bölgede güvenlik ve istikrarı tesis etmek maksadıyla sınır ötesi harekat kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu süreçte Türkiye DEAŞ ve yıkıcı ideolojisine karşı yürütülen küresel savaşta ön safta yer almış, sınırlarını DEAŞ'tan temizlemek için Özgür Suriye Ordusunu destekleyerek 2016 yılında Fırat Kalkanı Harekatı'nı başlatmıştır. Bu harekat sırasında sivilleri korumak için her türlü tedbir alınarak 3 bin civarında DEAŞ'lı terörist etkisiz hale getirilmiş, DEAŞ'a böylece Suriye'de büyük bir darbe vurulmuştur." diye konuştu.

- Zeytin Dalı Harekatı

Kendisine yönelik her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmekte kararlı olduğunu Fırat Kalkanı Harekatı ile gösteren TSK'nın aynı azim ve kararlılıkla hudutlarında ve bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamak maksadıyla 20 Ocak 2018'de Zeytin Dalı Harekatı'nı başlattığını anımsatan Orgeneral Akar, şöyle devam etti: "Zeytin Dalı Harekatı, ülkemizin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları, BMGK'nın terörle mücadeleye yönelik özellikle 1624 sayılı kararı ve BM sözleşmesinin 51'nci maddesinde yer alan Meşru Müdafaa Hakkı çerçevesinde, Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygılı olarak icra edilmektedir.

Şanlı tarihimiz ve kültürümüz gereği harekatın planlama ve icrasında sadece teröristler ve bunlara ait barınak, sığınak, mevzii, silah, araç ve gereçler hedef alınmış, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından dokunulmaz kabul edilen sivil masum kişilerin, dini kültürel yapıların, tarihi eserlerin ve çevrenin zarar görmemesi için diğer hiçbir ülkenin göstermediği dikkat ve hassasiyetle davranılmıştır. Harekat sırasında Hava Kuvvetlerimiz ve kara ateş destek vasıtalarımız tarafından uluslararası hukuk ve anlaşmalar ile yasaklanan hiçbir mühimmat kullanılmamıştır. Zaten bu tür mühimmat Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde bulunmamaktadır. Bu harekatın sivillere zarar vermeden üstün bir başarıyla icra edilmesinde yerli ve milli silah sistemlerinin, özellikle de insansız hava araçlarının etkin şekilde kullanılmasının payı büyüktür. 'Afrin Afrinlilerindir' gerçeğinden hareketle yıllarca terör örgütlerinin zulüm ve baskısı nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Afrin halkı, bölge mayın ve el yapımı patlayıcılardan temizlendikçe evlerine güven ve huzurla dönmektedir."

Bölgede TSK'nın da katkısıyla sağlık hizmeti başta olmak üzere temel ihtiyaçların süratle karşılanmasına ve diğer yardım malzemelerinin ulaştırılmasına yönelik çalışmalar ile insani yardım faaliyetlerinin aralıksız sürdürüldüğüne vurgu yapan Akar, "Bu vesileyle, Zeytin Dalı Harekatı'nın başarıyla yürütülmesinde en büyük pay sahibi aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyor, harekatın planlamasında, hazırlanmasında ve icrasında emeği geçen tüm arkadaşlarımı başarılarından dolayı en içten duygularla kutluyorum, alınlarından öpüyorum." ifadelerini kullandı.

Akar, EFES-2018 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü faaliyetlerinin tamamlanmasının ardından yaptığı konuşmada, Türkiye'nin PKK, PYD, YPG ve DEAŞ gibi örgütlerin yanı sıra evrime uğramış terörizmin ilk örneği olan ve ülkenin tüm kurum ve kuruluşlarına sızmış bulunan Fetullahçı Terör Örgütü'yle de (FETÖ) aralıksız mücadele ettiğini belirtti.

Orgeneral Akar, şöyle konuştu: "Her fırsatta TSK'yı zayıflatmak ve yıpratmak için çalışan içimizdeki hain, alçak FETÖ mensupları, 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyetine demokrasimize ve onun köklü değerleriyle saygın kurumlarına kast ederek asil milletimizin özgürlüğünü hedef almıştır ancak Türk Silahlı Kuvvetlerinin kahraman evlatları ve asil milletimiz, birlik içerisinde, yüksek siyasi direktifler doğrultusunda FETÖ'ye karşı durmuş, demokrasiye sahip çıkarak bu örgütü başarısızlığa uğratmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri, FETÖ mensuplarından temizlendikçe çok daha güçlenmiştir. Bu tatbikatta gösterilen başarı da bunun en son kanıtı olmuştur."

Asil Türk milletinin Orta Asya'dan başlayan tarihi süreç içerisinde Anadolu'nun fethiyle birlikte denizlere ulaşmasının bir dönüm noktası teşkil ettiğini aktaran Akar, Emir Çaka Bey, Turgut Reis, Barbaros Hayrettin Paşa ve Kılıç Ali Paşa gibi büyük amirallerin deniz harekatı açısından örnek nitelikteki uygulamaları ve başarıları sayesinde denizlerin "mavi vatan" olduğunu kaydetti.

Akar, denizlerin kullanımı konusunda Türkiye'nin Ege başta olmak üzere denizlerde mevcut sorunların uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözüme kavuşturulmasından yana olduğunu her fırsatta dile getirdiğini aktararak, "Ege Denizi'nin bir barış, dostluk ve iş birliği denizi olması için iyi niyetle her türlü çabayı göstermektedir. Bununla birlikte tüm denizlerimizde ülkemizin ve milletimizin uluslararası hukuk ve anlaşmalardan kaynaklanan hak ve menfaatlerini koruma azim ve kararlılığında olan Türk Silahlı Kuvvetleri, bir oldubittiye asla müsade etmeyecektir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Doğu Akdeniz'de de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hak ve menfaatlerini korumaya, Kıbrıs Adası'nda uluslararası garanti ve ittifak antlaşmaları doğrultusunda barış ve güvenliğin teminatı olmaya devam edecektir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri, gerek Ege Denizi'nde gerek Doğu Akdeniz'de her türlü tedbiri kararılıkla almaktadır." ifadelerini kullandı.

Savaş ve güvenliğin sürekli değişen doğasına karşı değişmeyen tek ihtiyacının dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de eğitimli çok yönlü personel ihtiyacı olacağına dikkati çeken Orgeneral Akar, sözlerini şöyle tamamladı: "Türk Silahlı Kuvvetlerinin en önemli gücü sahip olduğu eğitimli personeldir. En büyük taktir güvenilmek, en büyük başarı da bu güvene layık olmaktır. Bu anlayışı benimsemiş olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin kahraman ve fedakar mensupları yurt içinde ve sınır ötesinde üstün başarılarla icra edilen terörle mücadele harekatıyla, başta Afganistan olmak üzere uluslararası barışı destekleme harekatlarında aldıkları eğitimin niteliğini ve çok yönlü yeteneklerini her defasında ispatlamış ve daima asil milletimizin ve dünyanın takdirine mazhar olmuştur.

Binlerce yıllık tarihimizden süzülüp gelen köklü gelenekleri, yedi iklim üç kıtaya barışı, adaleti, huzuru götürmüş atalarımızdan miras kalan milli ve manevi değerleriyle asil milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, EFES-2018 Tatbikatı'nı başarıyla icra ederek, her zaman milletinin emrinde, daima görevinin başında olduğunu bugün bir kez daha tüm dünyaya göstermiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, asil milletimizin sevgi ve güveninden aldığı güçle karada, denizde ve havada ülke sınırlarımızın güvenliğini sağlama, şehit kanlarıyla sulanmış bayraklaşan vatan topraklarının bütünlüğüne, egemenlik ve bağımsızlığımıza yönelecek her türlü tehdidi yok etme azim ve kararlılığındadır."

Öte yandan, başarıyla tamamlanan tatbikatın ardından Türk Yıldızları ve mehteran ekibi gösteri sundu, paraşüt atlayışları yapıldı.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.