Dr. Abdullah BUKSUR

Dr. Abdullah BUKSUR

TUNÇ SOYER’İN KONUŞMASI ÜLKE GÜVENLİĞİNE TEHDİT OLUŞTURMAKTA

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, 8 Haziran’daki turizmciler toplantısında “İzmir bayrağı ve İzmir parası İzcoin’den söz etti” CHP’li yetkililer eleştirmek, kınamak ve disiplin süreçlerini çalıştırmak yerine; “Öyle demek istemedi. Sözleri yanlış anlaşıldı” diyerek Soyer’i savunmaya ve meselenin üzerini şimdilik örtmeye çalışıyor. Mesele ciddir. Gerekli tepki her zeminde gösterilmelidir. Bu konuşma bir düşünce açıklaması değil, ülkemizin işgal yıllarında 30 Temmuz 1922’de 40 günde olsa İzmir merkezli bir İyonya devlet projesi hayata geçirildiğini biliyoruz olarak. Şimdi sıkı durun. Tunç Soyer’in, İzmir bayrağı ve İzmir parası söylemi de dil sürçmesi değil, bu projeyle ilgili. Tunç Soyer’in İyonya Cumhuriyeti projesinin bağlılarından biri olduğu anlaşılıyor.

Avrupa’ya girebilmek için Türk devletinden kopmayı bile göze alabilecek derecede hırslı davranan bu Egeli iş adamlarının hukuken Türk vatandaşları olmalarına rağmen bir Türk gibi hareket yerine; Kendi çıkarları ve kazançları için ülkemizin çıkarları yerine, sözde Avrupa ile bütünleşmeyi hayal eden oportünist işadamlarının öncülüğünde, Ege bölgesinde gündeme gelmiş olan yeni İyonya projesinin Yunanistan devleti ve Rum lobileri tarafından da destek gördüğü ortadadır. Yunan Kilisesi Vakfı’nın denetimindeki bir banka, Türkiye’nin önde gelen bankalarından birisini satın alarak Ege bölgesinin ekonomisinde öne geçen bir ekonomik yapılanmayı ısrarlı bir biçimde tırmandırmaktadır. Ege ve Trakya köylüsüne yarı fiyatına kredi açan bu banka, daha sonra da borcunu ödemede zorlanan Türk köylüsünün elinden tarlalarını / arsalarını alarak bölgenin yeniden Rum inisiyatifinin denetimine geçmesini bankanın ekonomik ağırlığı üzerinden sağlamaktadır. Yunan ticaret odaları ve şirketleri de Ege bölgesindeki ekonomik kuruluşlarla ortaklıklarını artırarak, İyonya yolunda önemli bir adım daha atmaktadırlar. Özellikler Yunan sermayesi ile kurulan ortak içki şirketlerinin fabrikaları hep Ege bölgesinin çeşitli ilçelerinde fabrika sahibi olmuşlardır.

Geçen yüzyılın başlarında bir büyük işgal ve kurtuluş savaşına sahne olan Ege bölgesinin, yeniden yirmi asır sonra, Küresel Balkanizasyon projesiyle, ulus devletleri ve üniter yapıları parçalamayı hedeflemekte ve bu doğrultuda, sesi yüksek çıkan yerel iş birlikçileri kullanarak ülkemizin gündemine taşımaktadırlar. Yeni Sevr haritaları da bu doğrultuda Türkiye de, Doğu Anadolu’da Büyük Ermenistan ile beraber Kürdistan ve Pontus devletlerini oluşturmayı düşünen küresel emperyalizm, Türkiye’nin batısında da bir Trakya, İyonya, Anzak ve Bizans devletçikleri oluşturabilmenin arayışı içindedir. Egede ulusal kurtuluş savaşının ilk adımlarını atmış olan Türk milletinin, böylesine haçlı planlarına gerekli tepkiyi nereden ve kimden geldiğine bakmaksızın tepki konulmalıdır. Yunanlılar ve Rum lobilerinin, Türkiye’nin Ege bölgesinde yeni bir İyonya kurabilmenin arayışından önce giderek azalmakta olan nüfus yapılarını düzeltmeleri gerekmektedir. Hızla azalmakta olan nüfus yapıları nedeniyle Yunanlıların kendi ülkelerini ve Ege adalarını ellerinde tutabilmeleri gelecekte pek mümkün görünmemektedir. Bu durumda, Türkiye’de yaşamakta olan Yahudilerin, sözde Atatürkçü ama Yeni CHP anlayışında, beyinleri ve ruhları işgal edilmiş bu adamları devreye soktukları ortadadır. Son zamanlarda, ülkenin giderek kendi medeniyet kodları ile buluşma gayreti, bundan çok rahatsız ettiği için, onlar da ülkenin batısında yer alan yurdumuzun bir parçası İzmir de yeni İyonya devletinin çatısı altında kendi kimliklerine uygun bir yaşam düzeninin arayışı içindedirler. Türkiye’yi bugün yönetenlerin etkili önlemleri, yetkilerini makamlarının sorumluluğuna uygun olarak, ülke bütünlüğü açısından zorunludur.

Dr. Abdullah BUKSUR
İnsan Hakları Eksperti

Önceki ve Sonraki Yazılar