• BIST 108.659
  • Altın 273,544
  • Dolar 5,7520
  • Euro 6,3849
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • Yozgat -2 °C
  • İzmir 12 °C
  • Adana 13 °C
  • Bursa 9 °C

UNUTULAN DEVLET TERBİYESİ

Ayşenaz ÇİMEN

Devlet bürokrasisinde görev alanlar için kullanılan, herkes tarafından benimsenmiş bir kavramdır “devlet terbiyesi.”.

Kimine göre devletin olmazsa olmazı kimine göre de iki kelimeden ibaret bir isim tamlaması.

Kanımca; bu topraklarda yaşayan 80 milyonun benimsemesi gereken, olmazsa olmaz bir ahlak anlayışıdır devlet terbiyesi…

Ne yazık ki günümüzde unutulmaktan öteye geçememiştir. Şöyle bir etrafınıza dönüp bakın, hangi birimizde devlet terbiyesi mevcut? Bakanlıkta sekreterlikte çalışan bir memurun dünyaları ben yarattım havası, adliyede katiplerin bizlere muhtaçsınız tavrı, kolluk görevlilerin ben her şeyi yaparım  afrası, amirlerin asarım keserim tafrası, siyaset bürokrasisindekileri bahsetmeme gerek yok bile…

Peki gariban vatandaş bu hengamenin içinde kime güvensin de dermanını arasın?

*

Saygının olmadığı bir yerde ne aşkın ne de sevginin hükmü olmaz. Çoğumuzun devlete saygısı kalmamış. Bu durum o kadar içler acısı ki , buna kimler sebep oldu peki?

Bu saygıyı en çok yaralayan güruh;  siyasi partilerin içinde davaya değil de makama teslim olanlar oldu.

*

Peki unutulan bu devlet terbiyesini tekrar nasıl hatırlatırız?

Burada en büyük görev, il protokollerine düşüyor…

Valilerin halkla iç içe olması, sorunları bizzat yerinde gidip incelemesi, tespit etmesi çok önemli. Anadolu’nun en ücra köşesinden kalkıp gelen bir vatandaş valinin karşısında el pençe divan durmamalı, saygıyla ceketinin düğmesini iliklerken sanki evindeymiş gibi o sıcaklığı duymalı.

Siyasi partilerin il başkanları da kendi içlerindeki çatışmaya bir son verip, halkın ihtiyaçlarını Ankara’ya taşımalı. Sosyal hizmet anlayışına göre hareket etmeli, samimiyeti içten göstermeli, dava adamı olduklarını yediden yetmişe göstermeli.

Güvenlik bürokrasisindekilere gelince, nerede ne zaman halkla iç içe olacağını bilmeli. Bazıları bu iç içe olmayı abartıp, menfaat çatışmalarının tam ortasında kalabiliyor. Naçizane tavsiyem, üniformaları ile toplum içinde yer edinmeye çalışmamaları. Yoksa devlet terbiyesi, koltuk sevdasına dönüşür, ardından rütbeler savaşı başlar ve bu da devleti yaralar…

*

Aslında bu pürüzlerin hepsinin temelinde, unutulan devlet terbiyesi var.

Türkiye’nin sosyolojik yapısı her geçen gün değişiyor, kabulümdür. Fakat vicdanlar ve sorumluluklar hiçbir zaman değişmez.

Zaten vicdan ve sorumluluk demek, devlet terbiyesi demektir.

Bir devlet görevlisi; eğer ki sorumluluklarından ödün verirse vicdanını ayaklar altına alırsa toplum “Bu nasıl bir vali, bu nasıl bir komutan, bu nasıl bir başkan…” silsilesinde yitip gider.

Yitip giden bir toplumu artık hiç kimse kurtaramaz. Son zamanlarda ülkemizin psikolojik yapısını analiz ettiğimizde bizleri çok sağlıklı günler beklemiyor.

*

Birileri sosyal medya üzerinden, toplumun yitip gitmesi  için kutuplaştırma projelerini devreye soktuğunu düşünüyorum. Her gün farklı bir gündem yaratılıyor sanki yıllar öncesinde hiç yokmuş gibi. Mesela başörtülüler ve laikler diye saçma sapan bir algı yaratılmaya çalışılıyor, gösteriş ve lüks içinde yaşayanlar ile fakirlikten siyanür içenler diye toplum iki gruba ayrılmaya çalışılıyor.

Halbuki böyle dönemlerde el ele verip, mücadele etmek gerekirken tam tersi bir algı yaratılıyor. Toplumu bölmek için siyasi kutuplaşma yetmiyor,  yok cumhur ittifakı yok millet ittifakı algısı üzerinden istedikleri toplumsal kriz yaratılamayınca insanların bam telleri üzerinden bir savaş başlatılıyor.

İşte en tehlikeli yanı da bu ya…

Komşularımıza bakın en basitinden, İran ve Irak’a.

*

Ruhumuza işleyen devlet terbiyesi sayesinde, biz yokluğa da kıtlığa da sabretmesini bilen bir milletiz. Fakat son zamanlarda dört bir koldan içimizdeki bu devlet terbiyesini söküp almak isteyenler var.

Unutmayın, Türkiye’yi Türkiye yapan devlet terbiyesidir.

Unutulan devlet terbiyesi bizi bir arada tutmaz, aksine unutturulmayan ve hep yaşatılan devlet terbiyesi bizi bir arada tutar…

Yoksa ne Irak’tan ne de İran’dan bir farkımız kalmaz.

Diyeceğim şu ki; bu devleti sevmeseniz bile terbiyenizi ve saygınızı yitirmeyin çünkü Ortadoğu’nun bu kavruk ateşinde bizim buna çok ihtiyacımız var…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.