• BIST 90.414
  • Altın 214,207
  • Dolar 5,3484
  • Euro 6,0747
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 5 °C
  • Yozgat 0 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 18 °C
  • Bursa 4 °C

Zeytin Dalı Harekatı ve Algı Yönetimi

Hilmi DAŞDEMİR

Türkiye müttefiki (!) ABD'nin PKK uzantısı YPG'ye alan açmak için DEAŞ önce ‘İngiliz Anahtarı'' olarak kullanılmış ve daha sonra da bir terör örgütünden kurtulmak için başka bir terör örgütü o bölgede güçlendirilmişti. Bu konuda Türkiye'nin uyarıları somut delilleri de hiçbir şekilde dikkate alınmamıştı.

28 Mart 2016'da yazmıştım. Edward Snowden ‘'IŞİD'in ABD, İngiltere ve İsrail istihbarat teşkilatları tarafından kurulduğunu, İsrail'i korumak için tek yöntemin İsrail'e karşı grupları kendi kontrollerinde tutarak ve İslam'a karşı yeni düşmanlar yaratmak amaçlı kurulmuştur.'' şeklinde açıklama yapmıştı.

‘'TheHornet'sNest'' Türkçesi ile ‘'Eşekarası Yuvası'' stratejisi dedikleri proje ile İsrail karşıtı grupları kontrol altında tutuyor ve istedikleri gibi kullanıyorlar.

DEAŞ da bu amaçla kurulmuş bir terör örgütüydü ve müttefikimiz (!) ABD, PKK/YPG'yi kullanarak hemen yanı başımızda bir PKK devleti kurulması için tüm hazırlıkları yaptı. Türkiye'nin tüm uyarılarına rağmen de bu tavrından vazgeçmedi. Muhtemelen de vazgeçmeyecek.

Sykes-Picot planlarını biliyoruz. Cetvelle sınırlar oluşturdular. Kendi çıkarları için içinde yaşadığımız coğrafyayı parçalara böldüler. O zamandan bu zamana dek de bu coğrafya huzur bulmadı.

Milli Mücadele esnasında İngiliz Muhipler Cemiyeti liderliğinde, İslam Teali Cemiyeti ve Kürt Teali Cemiyeti gibi işbirlikçileri kullanarak bir Kürt devleti kurmaya/kurdurmaya çalıştılar. Ancak, bin yıllık ortak kaderi paylaşan Kürtler arasında oldukça sınırlı destek gördüler.

Planlarından da hiç vazgeçmediler. Vazgeçmeyecek gibi de görünüyorlar. Oluşturulmak istenen PKK/ PYD

Yine 28 Mart 2016 tarihli yazımdan alıntı yapacağım; ‘'Türk kamuoyunda da IŞİD'in arkasında kim olduğuna dair 2014 ve 2015 yılında Optimar Araştırma olarak 26 ilde 2037 katılımcı ile görüşerek yaptığımız araştırmada; İŞİD'in kısa sürede güçlenmesi ve Irak ve Suriye'de belli bölgelerde hakimiyet kurmasının nedeni nedir?'' şeklindeki sorumuza % 61 oranında ‘' ABD, İsrail ve Avrupa ülkeleri tarafında desteklenmesi'' cevabı verilmiştir. Bu oran 2014 yılında % 45 olarak gerçekleşmişti. Demek ki yapılan eylemleri gördükçe vatandaş yaptıkları eylemlerin batı ülkelerine yaradığını görmüşlerdir. Araştırmaya katılanların % 9,5'i de Esat rejimi tarafından desteklendiğini düşünüyor. Türkiye tarafından desteklendiğini düşünenlerin oranı ise % 9,1 bu oran 2014 yılında % 13 imiş.''

Türk Milleti, basiret ve feraseti ile milli meselelerde ne tarafta durması gerektiğini biliyor. Neye inanması neye inanmaması gerektiğini de biliyor. FETÖ'nün ve 15 Temmuz Hain Darbe ve İşgal girişiminin arkasında kim olduğunu bildiği gibi. Bu konudaki yaptığımız araştırmalarda da bu hain girişimin arkasında –tüm yapılan dezenformasyonlara rağmen- kimlerin olduğunu biliyordu. Duruşunu ve tavrını ona göre aldı. FETÖ ile doğrudan ya da

dolaylı işbirliği yapanların da bir şekilde Türk Milleti tarafından cezalandırılacağını göreceğiz.

Günümüzde savaşlar artık cephelerde yapılmıyor sadece, günümüz savaşları sosyal medyada, televizyon ekranlarında, haberlerde yapılıyor. Algı yönetimi, Psikolojik Savaş, Gri Propaganda, Kara Propaganda adına ne derseniz deyin binlerce yıldır kullanılan bu yöntemlere karşı tedbir almaz aktif bir şekilde mücadele etmezseniz kazandığınız savaşın olumsuz sonuçlarını yaşayabilirsiniz.

Biraz açayım; geçmişte Gezi Olayları, 17-25 Girişimi ve 15 Temmuz Darbe, Girişiminde açık bir şekilde gördük ki olayları olduğundan farklı bir boyutta gösterenler vardı. 2015 yılındaki yoğun terör olayları olduğu zaman da ‘'Bu patlamaların arkasında Tayyip Erdoğan var.'' ‘'Bu patlamaları MİT yapıyor/ yaptırıyor.'' şeklinde dezenformasyon yapılıyordu. 15 Temmuz Darbe Girişimi esnasında hain girişim için ‘'Kontrollü Darbe'' yakıştırmaları yapan FETÖ'cüler ve bu söylem ile onlara destek veren işbirlikçileri gibi.

Zeytin Dalı Harekatı esnasında da içimizdeki işbirlikçiler; ‘'Siviller öldürülüyor.'' ‘' Yaralı kadın donmak üzere bırakıldı'' yaralı bir çocuk fotoğrafı kullanılarak ‘'çocuklar yaralanıyor'' gibi iddialar ortaya attılar. Kullandıkları fotoğrafların eski fotoğraflar olduğu ortaya çıktı. Sivillere ilişkin herhangi bir bombalama ve silah kullanmanın olmadığına ilişkin paylaşımlarda işbirlikçiler hemen harekete geçerek ‘'Nerden biliyorsun, gördün mü?'' türünden saldırı ve dezenformasyona geçtiler.

Bu dezenformasyonu PKK'lılar yaparken bazı Saadet Parti'liler de milletin bütünlüğünü bozucu tavır içerisindeler.

PKK, FETÖ kalıntıları ve işbirlikçileri Türk Devleti'ni kötü göstermek için tüm yolları ‘mübah' görmeye devam ediyorlardı.

Dezenformasyon sadece içerde yapılmıyor. Yurtdışında da ciddi anlamda bir dezenformasyon faaliyeti var. Bu konuda da birkaç gönüllü dışında bir çaba göremiyoruz.

‘'Propagandaya karşı koyma, düşman, rakip veya diğer yabancı grupların etkilerini yok etmek veya en az düzeye indirmek için düzenlenen ve onlara yöneltilen propagandadır.'' Elliot Aronson ve Anthony Pratkanis bu şekilde tanımlıyorlar propogandaya karşı koymayı.

Propaganda'nın İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki ustası Goebbels ise propagandayı "bir siyaset aleti, toplumu kontrol altında tutabilme gücü" olarak tanımlamaktadır.

Propoganda ve algı yönetimi konusunda hazır olmazsanız, yapılan dezenformasyonları etkisiz hale getirmek için çalışmak durumunda kalırsınız. Bu arada düşman daha önceden dezenformasyona başladığı için siz haklı gerekçelerinizi anlatmak için daha çok çaba harcamak durumunda kalırsınız.

Kaldı ki; kitlelerin seslerini daha hızlı duyurabildikleri bir sosyal medya mecrası var artık. Gezi Süreci, 17-25 Süreci ve hepsinden ötesi 15 Temmuz gibi bir girişime maruz kalmış olan bizlerin konuya ilişkin daha bilinçli olup, hem içerde hem de uluslararası camiada tezlerimizi tutarlı ve etkin bir şekilde anlatmamız gerekiyor.

Bunun için devletin çeşitli kuruluşlarının olduğu gibi sivil toplumun ve ülkesini milletini seven bireylerin de üzerine görev düşüyor. Ancak, bir farkındalık oluşmasına ihtiyaç var. Oluşan farkındalık ile de olumsuz algı oluşmadan kendi doğrularımızı aktarabiliriz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
    yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Ülkücü Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.