BUGÜNLER İÇİN ÇOK SABIR VE MÜCADELE ETTİM
“Ben asla bir mevki, konum hiçbir şey gözetmiyorum. Onlar benim umurumda bile değil. Biz birlikte bir şeyleri başarıyoruz.”
Yüreği kocaman, gözlerinin içi ise bir çocuğun gülümseyişi kadar masum ve ışıl ışıl. Ayağında mavi lastik ayakkabısı, belinde o meşhur kuşağı bir de elinde olmazsa olmaz karakalemi ve defteri, gözünde gözlüğü ‘Ayşe o olmadı kızım tekrar, Mehmet evladım biraz daha yaşat sahneyi’ diyen bir Anadolu kadını beliriyor gözlerimin önünde. Sıra dışı hayat hikâyesi ve imza atmış olduğu birçok senaryo çalışmalarıyla oturduğu yönetmenlik koltuğunun hakkını veren, eli öpülesi bir isim. O aslında bizler için bir ‘Anne’ ama çoğu insan için ise zorlukların üstesinden gelerek, olmaz denileni başaran, tuttuğunu koparan, mücadeleci ve kısaca namı diğer yönetmen ÜMMİYE KOÇAK olur kendileri.
Her sene Kırşehir ile birlikte Türkiye’nin çeşitli illerinde kutlanmakta olan Ahilik Haftası Kutlama etkinliklerinde denk geliyorum kendilerine. Önceden Arayıp bir hal hatır soruyorum sanki çok uzun zamandan beri tanıyormuş edasıyla.
“Nasılsın Ümmiye Anne?” Diyorum.
“Sağ ol benim güzel evladım, güzel yavrum” diyor.
Önceden hazırlamış olduğum röportaj sorularını kendilerine büyük bir heyecan ve merak içerisinde sunmak istediğimi söylüyorum. Lakin “Telefonda yapalım evladım. Benim pek vaktim olmuyor” deyince iş başa düşüyor elbette. Kısa bir düşünce içerisinde kendilerine hak veriyorum o anda bende.
Ahilik haftası kutlamaları çerçevesinde kendilerini bir kurum müdürlüğü tarafından misafir edip, Kırşehir’de ağırladıktan sonra ertesi gün vakit kaybetmeden hemen randevulaşıp, vuruyoruz telefondan özel röportajımızın gözüne gözüne.
1. Bize öncelikle kendinizden bahsedebilir misiniz? Ümmiye Koçak kimdir?
Kızım ben Adana’nın çelemli köyünde 10 kardeşin altıncısı olarak dünyaya geliyorum. Okumayı çok istememe rağmen okuyamıyorum ama okumaya devam ediyorum. Okumayı çok seviyorum. Evliyim iki oğlum bir kızım var. Mutlu bir evliliğim var.
2. Nasıl başladınız?
Allah vergisi olduğunu çok sonradan fark ettim güzel yavrum ama küçüklüğümden beri hep kendimden büyük insanları yönetiyor ve organize ediyordum. Sonra sonra farkına vardım. Bir insan çok okuyorsa bilgi birikimi varsa yavrum iyi bir dinleyici ve iyi bir gözlemciyse yavrum ister istemez geliyor o bilgi birikimini daha çok aktarmak için çaba gösteriyorsun, mücadele ediyorsun. Bunun adı da yönetmenlik oluyor demek ki öyle başladı. Hani benim tek amacım vardı çok kişilere ulaşmak. Dedim ya iyi dinleyici, iyi
gözlemciysen. Gördüklerinin, duyduklarını başkalarına aktarmanın yolu bana göre yönetmenlik.
3. Neden bu işi yapmayı tercih ettiniz?
Çünkü güzel yavrum şunun farkına vardım. Ben halkın içindeyim insanları insanla anlatmanın en kolay yolu. Çünkü birine bir şey anlatırken güzel yavrum insan çok horlanıyor ama o yanlışını göstermek iyi insan olarak başka bir kişilik başka bir karakterle onu anlatıp yanlışlarını göstermenin yolunun sanat olduğunu, tiyatro olduğunun farkına vardım. Onun için hani bu yolu seçtim. Kadınların sesini duyurabilmek için. Yanlışların doğruya çevrilmesi için mücadele ediyorum. Yanlışların yolunu düzeltmek için başka kişilik ve başka karakterle.
4. İçinizdeki yeteneği nasıl keşfettiniz? Ve ilk kimlerden destek aldınız?
Güzel yavrum ben kimseden dedim ya çocukluğumdan beri 13 yaşından beri çok yaramazdım. Hep okudum, hep yazdım. Düşündüklerimi yazdım. Dinledim. Gözlemledim ama ilk günden bu zamana kadar kimlerden destek aldın? Dersen. Ümmiye Koçak olmak için bu zaman zarfında güzel yavrum tabii ki tek başıma gelmedim. Çok insanın emeği var. Hiç kimse tek başına bir şey yapamaz. En başta ailem, çocuklarım, komşularım, köy halkım, Mersindeki kurumlar, bir sürü kişinin emeği var. Onun için ben onlara teşekkür ettim yine teşekkür ediyorum yavrum. Birçok kişiden destek aldım ama kimse beni çağırıp da bana bunu yap demedi. Hep ben onlara gittim. Beni kovuncaya kadar gittim. Çok kişilerin yardımı oldu ama dediğim gibi yavrum kimse bana bunu yap demedi ben onlara gittim.
5. Ailenize ilk hayallerinizden bahsettiğinizde nasıl tepkiler aldınız? Ve şuan ki size karşı bakış açıları, yaklaşımları nasıl?
Ben önceden de güzel yavrum öykü yazdığım için yönetmenliğin ne olduğunu bilmiyordum zaten. Sadece ben bu filmi çekeceğim, tiyatroyu yapacağım ama kafamdakileri onlara aktaracağım. Bunun yönetmenlik olduğunu bilmiyordum biliyor musun? Sadece kafamdaki şeylerle onları kafamdan çıkarmalıyım. İnanır mısınız? Günlerdir zaman zaman ben herhalde deliyim dedim. Çünkü kafamda başka bir şey var. O kişileri giydiriyorum, yapıyorum istediğim şekilde. Sonra sonra bunun yönetmenlik olduğunu öğrendim güzel yavrum. O karakterleri kıyafet giydiriyorsun, konuşturuyorsun. Aileme anlatıyorum yani. Tabii ki zaman zaman desteklediler. Arkamda onlar olmasaydı ben bugün buralarda olmazdım güzel yavrum.
6. Sizin bu başarılı girişimleriniz sonrası şuan ki köylü halkının size karşı bakışı ve davranışları nasıl bir yön seyir ediyor?
Tabii ki çok güzel ve çok gurur verici bir duygu yavrum. Gerçekten Allah hepsine nasip etsin ama sabrın sonu selamet güzel yavrum. Çok sabrettim bugünler için hep hayal kurdum, hep mücadele ettim. İçimden kendi kendime dedim ki Ümmiye kızım sabret, bir
gün gelecek onlar düşüncelerini değiştirecekler dedim. Ben onların düşüncelerini değiştirebilmek için yıllarımı verdim güzel yavrum. Bugünleri yıllar önce hayal ettim. Cenabı Allah’ım bana gösterdi. Çünkü onlar yanlışlarını gördüler. Yolda giderken bile destek vermeyen insanlar bile çarşıda geliyor, elimi öpüyor. Bu o kadar gurur verici bir şey ki güzel yavrum. Önceden düşüncelerimi yanlış gören, beni eleştirenler, takdir edip, özür dileyip, gurur duyduklarını söylüyorlar. Bu o kadar güzel bir şey ki yavrum. Bunlar parayla satın alınmaz sadece sabırla. Çok güzel duygular bunlar.
7. Tiyatro ekibini toplama süreciniz nasıl başladı? Ve nelerle karşılaştınız?
Çok zorlukla karşılaştım yavrum. Düşünebiliyor musun? Köyde okuyanı çok ama köyde olanı yok. Herkes bir yerlere yerleşiyor. Köy de kalanlar sadece yoksul olanlar ve yaşlılar, masun çocuklar. Onun için bu köyde çok çok zorluklarla karşılaştım başlarda. Zor olması çekiyor beni zaten kolay olsaydı yapmazdım. Çok zorlandım dedim ya böyle yanlış düşünceleri değiştirmenin yolu buydu. İçimdeki sesi dinledim hep. Cenabı Allah bana yolu gösterdi. Sabır ettim. Tabii ki çok zorluklarla karşılaştım yavrum. İçimdeki bir ses sürekli bu doğru git diyordu. Onun için hiç bir şey kolay değildi. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda güzel yavrum kalbim beni çok güzel yönlendirmiş. Birçok ödüller aldık buda beni hep kamçıladı. Demek ki doğru yoldayım dedim kendi kendime.
8. Bu yolculuğa çıkarken hiç pişmanlık duyup, pes etmeyi düşünmediniz mi?
Tabii ki bende etten, kemiktenim. Bende insanım sonuçta. Zaman zaman tabii ki bende ya yeter, of, aman dediğim oldu ama bir anlık. Sadece bir düşünce, sadece bir anlık düşündüm ve sonrasında ise Ümmiye kızım sen yapmalısın bunu. Yapacaksın, başaracaksın. Sen bunu yapmazsan kimse yapmaz. Bak insanlara sana güveniyor. Başkası bunu yapmamış, bunu ben yapmalıyım deyip, tekrardan onların bana yaptıkları yanlışları hatırlamak seni kamçılıyor. Ama zaman zaman tabii ki benimde karamsarlaştığım zamanlar oldu. Ama geçmişte bana yapılan yanlışları hatırladım. O zaman bunu yapmalıyım. Bunlar bana hayır dediyse ben bunların üstüne üstüne gitmeliyim dedim ve beni kamçıladı.
9. Çekim sürecinde kimlerden destek alıyorsunuz? Ekip arkadaşlarınız kimler?
Tiyatrodaki ekip arkadaşlarım zaman zaman değişiyor. Tabii ki onlardan destek alıyorum. Ama filmin çekiminde bütün Arslanköy halkından aldım yavrum desteği. Mersindeki kurumlardan aldım. Belediyelerden, Ticaret Borsası, Valilik, Kaymakamlık vs. bir sürü kişiler desteklediler yavrum. Çünkü hiç kimse kendi başına bir şey yapamaz. Bende bunu tek başıma yapmadım. Bir sürü insanın emeği var. Ama dediğim gibi o desteği koparıncaya kadar gittim. Kovuluncaya kadar gittim. Kadınlarımızdan da bunu istiyorum. Pes etmemeliler. Zorlukların üstüne üstüne gidilmeli. Kimse kimseye gümüş tepsi de bir şey sunmuyor. Hayat zor be yavrum gerçekten.
10. Senaryo yazımlarınızı nasıl ve neye göre işliyorsunuz?
Çevremdekileri gözlemliyorum yavrum. Dedim ya ben halkın içindenim. Gündemdeki konuları takip ediyorum. Onun için tabii ki canımı ne acıtıyorsa onu işliyorum güzel yavrum. Önce kıyafet giydiriyorum, konuşturuyorum karakterleri sonra onları yazıya döküyorum. Önce kafamda kurguluyorum ama en çokta canımı acıtan konuları. Şimdi
canımı en çok acıtan konular yavrum köylerimiz boşaldı hep şehir’e kaçıyorlar. Oysaki köylerdeki yaşantı o kadar güzel ki. Mutluluk aramak için büyük şehir’e gidiliyor. Yanlışa bulaşılıyor. Şehirli olunca köylülükten vazgeçiliyor. Umutsuzluk çekiliyor. Çocuklar perme perişan oluyor. Bu çok canımı acıtıyor biliyor musun?
11. Senaryo yazım süreciniz ortalama ne kadar sürüyor?
Ben önce gözlemliyorum yavrum. Onu kafamda kurguluyorum. Kurgularken 2-3 saat kadar vaktimi alıyor kafamdakini yazıya dökmek. Sonra bilgisayarda yazıyorum ama en önemlisi kurgulamak güzel yavrum. Kurguladığım zaman kalemi elime aldığım zaman emin olun 2-3 saat içinde ben 100 sayfa yazarım karakalemle.
12. Yazım süreciniz de destek aldığınız kişiler bulunmakta mıdır?
Tabii ki kızım destekliyor genelde bilgisayarda. Çünkü yazarken kafamdaki kurguya yetişmek için ne noktam oluyor, ne virgülüm oluyor eksik eksik cümleler. Kızım tamamlıyor çoğunu ben müsait olmadığım için bilgisayarda yazarken kâğıda yazmak gerekiyor. Evde olmadığım zaman yazma konusunda en büyük yardımcım kızım. Eşim ve tabii ki çocuklarım.
13. Çekim materyallerinizi nasıl bir araya getirdiniz?
Oğlum benim Gazeteci. Tabii ki makinemiz var. Oğlum kullanıyor teknik ekipte. Müziklerimiz bile var oğlum yapıyor güzel yavrum.
14. Çekim süreciniz de zorlanarak tekrar yaptığınız bölümler bulunuyor mu?
İlk önce bakarak okuyoruz ve ezber yapıyoruz. Sonra biraz doğaçlamalar ekliyoruz. Herkesin fikrini alıyorum. Ama genelde karakterlerde kendilerini yazdığım için. Kendi yanlışlarını kendilerime yazdığım için bakarak okuyor ve Aa bu rol bana göre diyor. O rolü oynamaları hoşlarına gidiyor.
15. Yönetmenlik yaparken keyif alıyor musunuz? Yoksa zorlandığınız süreçler oluyor mu?
Hiç olmuyor. Kendimi yönetmen olarak görmüyorum onlar benim kızlarım diyorum. Çünkü hiçbir zaman onlara ben yönetmenim, ben yazarım diye düşünmedim. Hiçbir zaman ben demedim. Çünkü biz birlikte bir aileyiz koskocaman güzel yavrum. Onlar benim hep evladım. Biri altmış sekiz yaşında emin olun ben ona kızım diyorum. Çünkü onları bir evlat sevgisiyle seviyorum. Çünkü biz bir aileyiz. Ben asla bir mevki, konum hiçbir şey gözetmiyorum. Onlar benim umurumda bile değil. Biz birlikte bir şeyleri başarıyoruz. Hiçbir zaman öyle şeyleri söz konusu etmedim, etmem de çünkü onlar benim pek hoşuma gitmiyor. Ama söylediğimi yapıyorum onları yönetiyorum. Hiçbir zaman ben yönetmenim, ben yazarım, ben şunu yaptım, ben bunu yaptım, ben buyum bizim grubumuzun içinde yok yavrum. Biz birlikte yapıyoruz güzel yavrum buda mutluluk getiriyor biliyor musun? Yönetmenlikmiş, yazarmış hepsi vız gelir, tırıs gider. Ama gerçekten biz bir aileyiz bu bana çok büyük mutluluk veriyor. Yani mutlu oluyoruz.
16. Siz yönetmenliğinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Seviyorum hoşuma gidiyor. Çünkü onlarla birlikte olmak. Ben incitmiyorum, incitmeden yapıyorum güzel yavrum ve onları tanıyorum, onları biliyorum. Onların içinde olduğum için onları incitecek bir şey yapmıyorum. Onlarda beni incitecek bir şey yapmıyor. Kendimden memnunum. Çünkü neden? Onlar beni seviyor bende onları seviyorum. Mutluyuz.
17. Bu başarılı girişimcilik sürecinizde sizi şaşırtan durumlar oldu mu?
Ben mesela şimdi lüks yerlere gidiyorum. Ben köyde doğdum, köyde büyüdüm, köyde yaşıyorum, köy yaşantısını seviyorum. Hiçbir zaman öyle lükse özenmedim hala dağlık içindeyim ama tabii ki değişik değişik yerlere gidiyorum. Değişik insanları tanıyorum. Yurtdışına gidiyorum. Bazılarının hayal bile edemediği insanlarla tanışıyorum. Mesela Ronaldo’nun reklamını gittim çektim. Kendi kendime dedim ki gözümü kapatıp, ben rüyada mıyım acaba? Dedim. Ben her şeyi yaşayarak öğreniyorum güzel yavrum. Tabii ki değişik ortamlarda, değişik yerlerde bulununca bende şaşırıyorum ama ayak uydurmasını biliyorum, uyum sağlamasını biliyorum. Allah’tan gelen bir yeteneğim var belli ki.
18. Mesleki hayatınızda başarmak istediğiniz başka hayalleriniz bulunmakta mıdır?
Çok. Ben daha yarısında bile değilim kuzum. Daha çok yapacaklarım var. Daha çok yolun başındayım.
19. “Hayal kurun ve hayallerinizin peşinden gidin” prensibini savunuyorsunuz birçok röportaj açıklamalarınızda. Peki, sizin yönetmenliğe olan hayaliniz hangi süreçte nasıl başladı? Ve ne zaman gerçekleşti?
Yok. Şimdi zaman zaman düşünüyorum. Diyorum ki; Acaba ben okusam ne olurdum? Diye düşünüyorum. Bu soruyu soruyorum kendime. Çünkü bu soruyu da çok soruyorlar bana. Bende diyorum ki yine olmak istediğimi olurdum. Çünkü istediğimi yapıyorum ben güzel yavrum. Kendim istediğim için bunu çocukluğumdan beri özgürce yapıyorum. İstediğim zorlukların üstüne gidiyorum. Yine bunu yapardım, yine bunları yapardım. 13 yaşından beri yazıyorum ben. Yazmayı seviyorum, düşünmeyi seviyorum, gözlemlemeyi seviyorum, yardım etmeyi seviyorum, başarmayı seviyorum, okumayı seviyorum, hayatı seviyorum. Şuan ki yaptıklarımın aynısını yine yapardım.
20. Hayalinizde olmak istediğiniz farklı bir meslek grubu bulunmakta mıdır?
Yönetmen hayalim hiçbir zaman olmadı yavrum. Sadece çok insanlara anlatmak ve paylaşmak. Anlatarak, anlatırken de insanları incitmeden çok kitleye ulaşmak. Bunu da anlatırken bir yönetmen olarak anlatmanız gerekirmiş. Aynı onların konumunda olmak. Bunun yönetmen olduğunu bilmeden ben yapmışım. Bilmiyordum yönetmenlik olduğunu daha onun için kalkıp da ben yönetmenlik yaptım. Yönetmenliği hayal ettim desem yalan söylemiş olurum. Ben sadece çok kitleye ulaşmak ve insanlara aktarmak için uğraştım.
21. “Biz kadınlar çok güçlüyüz. Birleşirsek, yetiştirdiğimiz çocuklar öyle güzel olur ki, her şey değişir” ifadesinde bir sözünüz yer alıyor sosyal medyada. Sizce kadınlar bir araya gelse neleri değiştirebilirdi? Neler olurdu?
Her şey olurdu yavrum. Bir kere mutlu mutlu çocukları olurdu. Oğlan, kız beraber olurdu. Çünkü eğer biz kadınlar birbirimizi kıskanmazsak, biz kadınlar birbirimizi hor görmesek, birbirimizi küçümsemesek, birbirimize bencilce davranmasak emin olun ki o evin içine girdiğinde o kadar mutlu olunur ki çocuğunuza karşı, eşinize karşı. Bakın bir kadın başka bir kadının yuvasını yıkıyor, mutluluğunu engelliyor. Oysaki biz kadınlar birleşirsek, mutluluğumuzu paylaşsak çocuklarımızda mutlu olacak. Çocukları bizler yetiştiriyoruz. Bizler geliştiriyoruz. Çocuklarımızın geleceği için dikkat etmeliyiz.
22. İlk program konukluğunuz veya ilk sahne konuşmanız sürecini bize biraz anlatır mısınız? Neler yaşadınız o anda?
Tiyatroda ilk defa oynadık. Bana kimse demedi çıkıp konuşacaksın diye. Sahneye iteklediler beni adeta. Çıktım şimdi ne diyeceğim bilmiyorum. Sadece dedim ki ben yavrum öyle süslü laflar bilmem. Kadınlarımıza sesimizi duyurabilmek için bir tiyatro grubu kurdum. Hayat okulunu bitirdim. O yaşadıklarımı anlattım orada. İnsanlar nasıl alkışladı. O zaman dedim ki demek ki ben doğruları anlatıyorum. Bunlar doğru. Demek ki o zaman ben doğruları söylersem ben yanlış yapmamış olurum. Ben böyle gitmeliyim dedim. Yaptıklarımı anlatmıştım elim, ayağım terlemişti.
23. “Kadına Şiddete Hayır!” sloganına destek veriyor ve şiddet gören kadınlarımızın yanında oluyorsunuz. Peki, bununla ilgili ayrıca destek verdiğiniz herhangi bir kuruluş, stk ya da platform bulunmakta mıdır?
Ben her zaman sivil toplum örgütlerini destekliyorum. Her gittiğimiz kuruluşlarda ‘Kadına Şiddete Hayır!’ dedik yavrum. Hatta ben bir oyun yazdım onu oynadık. Bütün sivil toplum kuruluşunu ayrım yapmadan destekledim. Çünkü birlikten kuvvet doğar.
24. Sınav sorularında yer alma başarınızın ardından şimdi de 2017-2018 Eğitim ve Öğretim yılı Müfredatında yapılan değişiklikler arasında siz de kitaba konu olan isimlerden biri oldunuz. Bu değerlendirme ve yapılan değişiklikle ilgili neler söyleyeceksiniz? Duygu ve düşünceniz nelerdir?
Benim amacım çok kitleye ulaşarak torunlarıma güzel bir isim bırakabilmektir. Ben yıllarımı okullarda ücretsiz sesimizi duyurabilmek adına tiyatro oynadık. Şimdi ise emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bu tarif edilemez, yaşanır bir duygu çok mutlu ve onure oldum. Demek ki doğru yoldayız.
25. Sosyal medya da oldukça popüler ve gözde bir insansınız. Bu ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bütün gözlerin sizin üzerinde olması nasıl bir duygu? Bu ilgi ve sevgi selini neye borçlusunuz?
Duygular karşılıklıdır. Ben yapmacık bir insan değilim. Yaratılanı Yaradan’dan ötürü seviyorum.
26. 10 kardeş olduğunuz söyleniyor. Peki, diğer kardeşlerinizde de sizin farkındalığınız gibi farklı bir yetenekleri bulunuyor mu?
Elbette ama onların özgüvenleri yoktu. Ağabeyimin sesi çok güzeldi. Ama sesini duyuramadı ve benim şansım açık olduğu için her şey bağlantılı ilerledi. Bu konularda eşimin anlayışlı ve destek olması da bir etkendir.
27. İşinizle ilgili nelere daha fazla zaman harcayabilmek isterdiniz? Ve neyi daha az yapmak isterdiniz?
Ben keşkeleri sevmiyorum. Keşke dememek için çok düşüyorum.
28. Şuan üzerinde çalışmış olduğunuz yeni bir senaryo çalışmanız var mı?
Ben boş durmam ama sürpriz.
29. Elinizden gelenin en iyisi bu mu? Yoksa daha mükemmelini de başarabilmek hedefleriniz arasında mı?
Her zaman daha iyisini bulmak için uğraş verdim. Çalışmayı ve okumayı seviyorum. Mücadele etmeyi, çabalamayı seviyorum.
30. Birlikte ortak bir ekip işi olarak sinema sektöründe film çekimi gerçekleştirmek istediğiniz ünlü bir yönetmen var mı?
Yönetmenlik olarak değil ama oyuncu olarak evet neden olmasın diyebilirim. Yönetmenliği eğitimini almış gençlerimiz yapsın.
31. Hayatınızın en mutlu günü hangisiydi?
Tabii ki çocuklarımın doğumu.
32. Bu girişimci başarınızın sonucunda ne öğrendiniz?
Hayatı tanıdım be yavrum. Hayatın ne kadar tatlı ve lezzetli olduğunun farkına vardım. Bunun içinde daha çok çalışıp ve çabalamanın gerektiğini gördüm.
33. Ahiler ve Ozanlar diyarı Kırşehir’i nasıl buldunuz?
Rüya gibi bir yer. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Neşet Ertaş’ın mezarına da gittim çünkü hayalimdi. Kaplıcaları, camisi muhteşem, mükemmel bir yer. Bence tanıtımı az yapışmış. Kırşehir’in birlik, beraberlik ve dostluğu çok hoşuma gitti.
34. Ahilik sizin için ne ifade ediyor?
İnsan olmak, birlikte olmak ve birbirine güvenmek.
35. Kırşehir’in yoğun ilgi ve desteğinden memnun kaldınız mı?
Çok memnun kaldım. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.
36. Bugünlük gözlemleriniz üzerine sizce Kırşehirli kadınlar da girişimcilik ruhu hakim mi? O enerji ve atmosferi yakalayabildiniz mi?
Kırşehir’in farkı şuydu. Yanıma gelip özel olarak sorular sordular. Çünkü kendilerine olan özgüvenleri çoktu sadece kıvılcım bekliyor.
37. Son olarak göstermiş olduğunuz bu üstün başarınızdan dolayı harekete geçemeyen özgüven eksikliği ve korku yaşayan kişilere neler söylemek istersiniz?
Bence korkularının üzerine giderek mücadele etsinler. Korkularıyla yaşamasınlar. Bıkmadan, yılmadan mücadele etmek gerektir.
G.B: Ümmiye Anneciğim, ben çok teşekkürlerimi sunuyorum bana bu değerli vaktini ayırdığın için. İyi ki varsın. Keşke vakit olsaydı da yüz yüze bu keyifli röportajı gerçekleştirebilseydik.
Ü.K: Ah keşke yavrum keşke. Asıl ben teşekkür ederim güzel yavrum. Sizlerde iyi varsınız. Emeği geçen herkese tekrar sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
G.B: İnşallah daha yeni yeni güzel film çalışmalarınla tekrardan bizleri onure edersin ve inşallah bizde bu mutluluğu seninle birlikte paylaşırız.
Ü.K: İnşallah canımın içi inşallah. Seve seve elbette.
G.B: Kendine çok iyi bakman dileklerimle. Öpüyorum seni hoşça kal.
Ü.K: Çok sağ olunuz. Hoşça kal yavrum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.