Sağlık Bakanı Koca: Türkiye koronavirüs sınavından şu ana dek yüzünün akıyla çıktı

Sağlık Bakanı Koca: Türkiye koronavirüs sınavından şu ana dek yüzünün akıyla çıktı

Sağlık Bakanı Koca, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) ilişkin, "Türkiye bu sınavdan şu ana dek yüzünün akıyla çıktı. Bizi bu noktaya, tedbirlere uyum ve titizlik getirdi." dedi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilkent Yerleşkesi'nde video konferansla gerçekleşen Koronavinüs Bilim Kurulu Toplantısı'nın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Koronavirüs mücadelesinin hep birlikte verildiğini, başarının 83 milyon olarak herkesin olduğunu belirten Koca, "Hepimiz çok iyi biliyoruz bu mücadelede düzen, dikkat, disiplin vazgeçilmezdir. Mücadele kesintiye uğramadan muntazam devam etmelidir. Taviz vermezsek istediğimiz sonucu kısa sürede alabiliriz." diye konuştu.

Geride kalan günlerin kolay geçmediğini, "Hastalık korkusu acaba bizi ilelebet esir mi alacak?' denilen anlar olduğunu, "Salgında bir yakınımı kaybeder miyim?" diye endişe edildiğini, çocuklar ve büyükler adına kaygı duyulduğunu, hastalığa yakalananlar için "Ya iyileşmezse?" diye düşünüldüğünü anlatan Koca, bir yakınını kaybedenlerin salgın günlerinin en büyük acısını yaşadığını söyledi. Koca, "O acı da hepimiz sizinleyiz. Bilin ki elimizden gelen her şeyi yaptık." dedi.
Ramazanın hiç alışık olunmadığı bir şekilde yaşandığını, eskiden olduğu gibi ailelerin, dostların bir araya gelemediğini, sakin, mütevazı iftar sofralarının kurulduğunu belirten Koca, "Bu yılki ramazanın benzersiz bir tarafı var. Hastalığa karşı her gün yeni birbirinden iyi haberler alıyorsunuz. Bu duygularla ramazanınızı kutluyorum." ifadelerini kullandı.
"Bizi bu noktaya, tedbirlere uyum ve titizlik getirdi"
Salgının dünya genelinde 210 ülkeye yayıldığını ve hayatı değiştirdiğini anımsatan Koca, geçen yılın aralık ayında işin bu noktalara varabileceğinin akıllardan geçmediğini dile getirdi.
Koca, "İlk resmi beyan 31 Aralık tarihinde yapılmıştı. Türkiye sağduyusunu tam zamanında ortaya koydu. Bakanlığımız 10 Ocak 2020'de Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü bünyesinde acilen bir operasyon merkezi kurdu. 15 Ocak 2020'de bu yeni bulaşıcı hastalığa karşı bir rehber hazırlayıp yayımladı. Bizim riske karşı hareket planımız, hastalığın ülkemizde görüldüğü tarihten, 11 Mart'tan tam 50 gün öncesine dayanmaktadır." açıklamasında bulundu.
Gelinen noktada dünyadaki durumu Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) rakamlarıyla anlatan Koca, şöyle devam etti:
"Dünkü veriler itibarıyla dünyada toplam 3 milyon 152 bini aşkın koronavirüs hastası bulunmaktadır. Hastalık sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı dünyada 218 bini geçmiştir. DSÖ verilerine göre, ülkeler bazında iki güncel veriyi paylaşmak fikir verici olacaktır. Can kaybının 59 bini aştığı Amerika'da dün 25 binden fazla yeni vaka açıklanmıştır. Sadece New York'da dün 521 kişi hayatını kaybetmiştir."
Türkiye'den çok önce salgının başladığı İngiltere'de son bir gün içinde açıklanan yeni vaka sayısının 3 bin 996, hayatını kaybeden kişi sayısının 586, İtalya'da ise yeni vaka sayısının 27 bin 298 olduğuna işaret eden Koca, "Şunu sormalıyız ve sorunun cevabı üstünde durmalıyız. Dünyada hala kontrol edilemez bir güç olmaya devam eden koronavirüsü Türkiye nasıl geriletti ve gözle görülecek düzeyde kontrol altına aldı?" dedi.
Koca, hep birlikte elde edilen başarının bazı nedenleri, stratejisi ve kimi önemli detaylarına ilişkin şunları söyledi:
"Bakanlığımız muhtemel bir riske karşı operasyon merkezini 10 Ocak'ta kurdu. Bilim Kurulumuzu da yine aynı gün olan 10 Ocak 2020'de kurduk. DSÖ'nün hastalığı pandemi olarak ilan etmesinden tam 31 gün önce. Bu süreçte Çin'deki ilk vakadan itibaren dünyadaki gelişmeleri, tecrübeleri izlemeye aldık. Yol haritamızı belirledik, sağlık kurumlarımızı salgın ihtimaline karşı hazırladık. Salgının başlangıç döneminde özellikle yurt dışı girişlerine karşı uyguladığımız tedbirler hastalığın Türkiye'ye geç girmesini ve ciddi zaman kazanmamızı sağladı. İlk vakamızın tespit edildiği 11 Mart tarihinden sonraki süreçte kademe kademe uygulanan tedbirler sonuçlarda çok etkili oldu.
Diyebilirim ki Türkiye bu sınavdan şu ana dek yüzünün akıyla çıktı. Bizi bu noktaya, tedbirlere uyum ve titizlik getirdi. Başarının tamamını özetleyecek olursam, üç madde sıralayabilirim. Tedbir, tespit, hızlı tedavi."
"Yayılımı önlerken başarılı tedaviye zemin ve imkan oluşturduk"
Bakan Koca, filyasyon yönteminin başarıdaki payının büyük olduğunun altını çizdi.
11 Mart'taki ilk vakadan itibaren her yeni hastanın temas çevresinde virüsün izinin sürüldüğüne dikkati çeken Koca, "Filyasyon dediğimiz bu iz sürme yöntemiyle hastalığı taşıyan kişinin son iki gün içinde temasta olduğu herkese ulaşmaya çalışıp gerekli olanların testlerini yaptık. Tespit ettiğimiz yeni hastaları hastalığın onlardan başkalarına geçmesine fırsat tanımadan izole ettik. 11 Mart'tan bu yana test kapasitemizi sürekli arttırırken hiçbir testi tesadüfen yapmadık. Testi, hastalığın kişiden kişiye bulaşıp yayılmasını önlemek için kullandık." bilgisini verdi.
Koca, sözlerine şöyle devam etti:
"83 milyonluk bir ülkede yaygın tarama testleri yapmak yerine şüphelilere odaklandık. Test için doğru uygulama, hasta ile temas hikayesi olan kişilere odaklanmaktır. İhtiyaç oranında test sayımızı artırdık. Bu uygulamanın daha isabetli olduğuna inanıyoruz. Şüphelilere odaklanmak yerine yaygın tarama yapan ülkeler istenen sonucu alamadı. Bu isabetli uygulamın örnek olacağını umuyoruz.
Biz filyasyonu büyük bir ağ kurarak gerçekleştirdik. Güncel veriyle söylersek sahada görev yapan filyasyon ekibi sayımız 5 bin 849'dur. Bu ekipler bugüne kadar hastaların temas zincirlerinde yer alan 468 bin 390 kişiyi tespit etmiştir. Her vakaya ortalama 4,5 temaslı kişi düşmektedir. Bunların yaklaşık yüzde 99'una, yani neredeyse tamamına ulaşılmış ve takipleri yapılmıştır. Bugüne kadar filyasyon ekiplerimizce takipleri yapılan kişi sayısı ise 464 bin 434'tür. Hastalığın yayılmasını uyulan tedbirlerle ve bu yolla önledik. Salgının tümüyle önlenmesinde de izlenecek yol yine budur. Başarıdaki bu faktör, filyasyon faktörü önemini son vakaya kadar koruyacaktır."
Bu süreçte hastane ihtiyacının da baştan planlandığına işaret eden Koca, muhtemel yatak ve yoğun bakım ihtiyacını göz önünde tutarak özel hastane, kamu ya da üniversite hastanesi ayrımı yapmaksızın alt yapısı yeterli tüm hastanelerin birer pandemi hastanesi olarak görevlendirildiğini hatırlattı.
Yoğun bakım ve ventilatör konusunda gerekli takviyelerin ve kapasite artışının sağlandığını ifade eden Koca, "Acil olmayan, ertelenebilir durumda olan hastalarımızı erteleyip hastane yataklarımızı pandemiye hazır hale getirdik. Yatak doluluk oranlarımızı yüzde 60'lardan yüzde 30'lara indirdik. Sağlık altyapısının bu şekilde hazır hale getirilmesi bize kontrolün elimizde olması gücünü verdi. Yayılımı önlerken başarılı tedaviye zemin ve imkan oluşturduk." açıklamasında bulundu.
"Başarısı kanıtlanmış yöntem hekimlerimizce geliştirilen yöntem olmuştur"
Bakan Koca, koronavirüsle mücadelede temaslıların gözetim altında tutulduğunu anlatarak, şu ifadeleri kullandı:
"Şikayeti olan kişilerin takibinde ise son derece titiz davranıyoruz. Tedavisi hastane şartlarında yapılması gereken hiçbir vakayı, hastanın durumu ağır değil düşüncesiyle evine göndermedik, göndermiyoruz. Durumu stabil hastalarımızın tedavisi aile hekimi gözetiminde evde devam ediyor.
Türkiye, hastalığın yayılmasına karşı elde ettiği başarının aynısını tedavide de göstermiştir. Hekimlerimizin gözlemleri ve tecrübeleri neticesinde Kovid-19 hastaları için uyguladığımız tedavi dünyanın birçok ülkesinden farklılıklar göstermiştir."
Süreç içinde tecrübe kazandıkça ve yeni sonuçlar elde ettikçe hekimlerin ve Bilim Kurulunun görüşleri doğrultusunda Kovid-19 hastalığına yaklaşımda önemli değişikliklere gittiklerini aktaran Bakan Koca, "Kovid-19 hastaları için uyguladığımız başarısı artık kanıtlanmış yöntem hekimlerimiz tarafından geliştirilen bir yöntem olmuştur. Hekimlerimiz ve Bilim Kurulumuzun görüşleri doğrultusunda Kovid-19 hastalığına yaklaşımda tüm dünya için önemli değişikliklere gittik." değerlendirmesinde bulundu.
'Biz tedaviyi belirti gösteren hemen herkese, mümkün olan en erken aşamada uyguluyoruz'
Sağlık Bakanlığının alınan sonuçlara göre neredeyse her hafta tedavi yaklaşımını daha da iyi hale getirdiğini vurgulayan Koca, Çin'den ilk günlerde edinilen tecrübelerle temin edilen antiviral ilaçların, bilinen kullanımını değiştirerek daha olumlu sonuçlar alındığını belirtti.
Bunun başka ülkelere de yaygınlaşmasının hasta kaybını düşüreceğine olan inancını dile getiren Koca, "Dünyada tıbbın bildiği ilaçlardan kullanım şekillerini değiştirerek bambaşka sonuçlar aldık size daha önce bahsettiğim iki ilaçla ilgili geliştirdiğimiz yaklaşımla kullanımların, salgınla mücadele eden tüm ülkelerde yaygınlaşmasını umuyoruz. Hasta kaybının bizdeki gibi düşecek olduğunu düşünüyoruz." diye konuştu.
Yeni tip koronavirüs tedavisinde doğrudan virüse etkili bir ilacın henüz geliştirilmediğine işaret eden Koca, adı geçen ilaçların virüsün etkisini azaltıcı, tahribatını önleyici, hastanın virüsle mücadele sürecini kolaylaştırıcı özellik taşıdığını anlattı.
Koca, özellikle hidroksiklorokin adlı sıtma ilacını, önceden tedbiren temin edip, stokladıklarını aktararak, bu hazırlığın 11 Mart'tan önce gerçekleştiğini söyledi.
Bu ilaçların ve özellikle Çin dahil olmak üzere getirilen antiviral ilaçların da farklı uygulamalarla tedavide kullanıldığını anımsatan Koca, doktor ve bilim insanlarının ilaç kullanımındaki öncü tutumundan bahsetti.
Hidroksiklorokin tedavisine, Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu daha ilacın hastalığa karşı kullanımına onay vermeden önce başlanıldığını aktaran Koca, "Çin'den getirdiğimiz antiviral ilaçta ise Çin'de olduğu gibi ciddi vakalarda kullanımında sonuç almadığımızı gördük. Süreçte bu ilacın kullanımını farklılaştırmış olduk. Yani yoğun bakımda ciddi vakalara değil, yoğun bakım öncesi pnömoni gelişen hastalara kullanmaya başlayarak sonuç aldığımızı gördük." bilgisini paylaştı.
Bakan Koca, tedavi konusunda Türkiye'nin dünyadan bir farkı daha olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Birçok ülkede tedavi, sadece hastaneye yatırılan, hatta yoğun bakıma alınan hastalarla sınırlı tutuluyor. Virüsü taşıyan, semptomu olan diğer insanlara ise tedavi uygulanmıyor. Biz tedaviyi belirti gösteren hemen herkese, mümkün olan en erken aşamada uyguluyoruz. Muhtemelen tüm vakalarda tedaviye erken aşamada başlamanın bir sonucu olarak hastalarımızda zatürreye gidiş oranı azalmış durumdadır. Bu yaklaşımla Türkiye'de vakaların pnömoniye dönüşme oranında yüzde 70'ten, yüzde 15'e büyük bir düşüş gerçekleşmiştir. Bu durum yoğun bakım ihtiyacımızda da azalmaya yol açmıştır."
Koca, dünyadaki uygulamanın "yoğun bakım hastalarının ventilatöre erken bağlanması yönünde" olduğunu hatırlatarak, "Deneyimlerimiz bize tersinin yararlı olduğunu gösterdi. Artık hastalarımızı ventilatöre erken değil ileri aşamada bağlıyoruz. Tedavide gösterdiğimiz bir diğer gelişme ise yoğun bakım hastalarımızı erken aşamada da artık entübe etmiyoruz. Bunun hastalığın seyrini önemli oranda değiştirdiğini görüyoruz." dedi.
Pnömoni, yani akciğer iltihabının kritik bir durum olduğuna dikkati çeken Koca, Kovid-19 hastalarında pnömoni oranı ne kadar düşürülebilirse ölüm oranının da o derece düştüğünü bildirdi.
"Hekimlerimizin yaklaşımı dünyada bir ilk"
"Hekimlerimizin pnömoni oranını düşüren yaklaşımı dünyada bir ilktir." diyen Koca, bu yeni yaklaşımın da salgınla mücadele eden ülkelerde uygulanacağını umduklarını kaydetti.
Bilim insanlarının yol gösterici yayınların hazırlığı içinde olduğunu da vurgulayan Koca, şöyle devam etti:
"Hastanın yoğun bakıma geçişi söz konusu olmadan sürekli, yüksek akımlı oksijen uygulamasını da gerçekleştiriyoruz. Böylece eski yöntemle oluşan akciğer hasarlarını önlemiş oluyoruz. Yüksek akımlı oksijen uygulaması, ölüm oranlarındaki düşüşün sebeplerinden biri olmuştur. Yoğun bakımdaki hastalarda vefat oranlarımız ise yüzde 58'den yüzde 10'a, entübe hastalardaki vefat oranımız ise yüzde 74'ten yüzde 14'e geriledi. Bu başarıların arkasında bahsettiğim hekimlerimizin özen ve dikkati, tedavi yaklaşımlarımız, bilimsel yaklaşımlar, hekimlik sanatının ustalıkları var."
Gelişmelerin hasta kayıp oranının azalmasında da aynı derecede etkili olduğunu aktaran Koca, "Türkiye'de şu ana kadar hasta kayıp oranı yüzde 2,58'dir. Salgındaki vefat oranı ile ülkemiz Avrupa ülkeleri içinde en düşük vefat oranına sahiptir. Dünyada 80'inci sırada yer almaktadır. Bu Türk tıbbının başarısıdır." dedi.
Sağlık Bakanı Koca, her akşam, günlük koronavirüs tablosunda hızlı bir iyileşme gördüklerini dile getirerek, olumsuz her göstergenin gerilediğini, iyiye işaret eden her şeyin daha fazla dikkat çektiğini söyledi.
Eğer tedbirlere uyulmayıp, sokağa çıkma kısıtı ihlal edilseydi, gençler ve büyükler evde kalmayı görev bilmeseydi, kısıt olmayan günlerde dışarı çıkma isteğine direnilmeseydi bugünkü başarı ve iyimserliğin yakalanamayacağını kaydeden Koca, "Hepimizi her akşam üzen sonuçlarla baş başa kalırdık. Sağlık ordumuzun başarısı da sınırlı kalırdı. Tedavideki yeniliklerimiz ise yeni hastalar üzerinde uygulanır, asıl sonuca hizmet etmezdi, büyük başarının kahramanı sizlersiniz." değerlendirmesini yaptı.
Hekimlerin ve hemşirelerin ise bu başarıyı kişi başına düşen hekim ve hemşire sayısının az olmasına rağmen elde ettiğini dile getiren Koca, "Sağlık çalışanlarımıza gösterdikleri, salgın sürecinde göstermeye devam edecekleri özveri için daima müteşekkiriz." diye konuştu.
"Son 24 saatte iyileşen hasta sayısının yeni tanı konan hasta sayısından artık iki kat fazla olduğu bir noktadayız." ifadesini kullanan Koca, koronavirüs salgınına karşı şu ana dek kazanılan başarının üç faktör sayesinde sağlandığını belirtti. Koca, şunları kaydetti:
"Bu faktörlerden ilki tedbirlere uyum gösteren 83 milyondur. Hayatınızı salgın hastalığın zorunlu kıldığı yeni şartlara göre tanzim ettiniz, size minnettarım. Bu faktörlerden ikincisi, hastalarla temas etmiş kişilerin taranması, yani filyasyon yönteminin başarı ile uygulanmasıdır. Filyasyonla her vakanın temasları bulunup, gözetim altına alınmış, hastalığın kişiden kişiye yayılması önlemiştir. Faktörlerden üçüncüsü, tedaviye olabildiğince erken başlamamız, ilaç kullanımında, yoğun bakımda önemli farklılıkları ortaya koymamızdır. Başta hekimlerimiz olmak üzere tüm sağlık personelimizin canları pahasına gösterdikleri çabadır, çığır açıcı uygulamalara gitmemizdir, dünyada benzeri olmayan hekimlerin, onların zekasıdır."
Fahrettin Koca, salgının başlangıcında Türkiye'nin, virüsün ülkeye girişini geciktirebilen az sayıda ülkeden biri olduğuna işaret ederek, ilk günlerde vakalarda hızlı bir artış görüldüğünü, kayıpların herkeste büyük üzüntüye yol açtığını, hastalar için endişe duyduklarını, salgına karşı birlikte ciddi önlemler aldıklarını, kararlı olduklarını ve bir gün bile kontrolü hastalığın eline vermediklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde siyasi iradenin tam bir koordinasyon içerisinde tedbirlere destek verdiğini anlatan Koca, özel ve kamu tüm kurumların bu mücadelede yerini aldığını, güçlü sağlık sistemi ve fedakar sağlık personelinin bu süreçte güvenli dayanakları olduğununu ifade etti.
Virüsün ülkeye girişinin beşinci haftasından sonra mücadelede izlenen yöntemin başarıya ulaştırdığının verilerle de anlaşıldığını belirten Koca, şunları kaydetti:
"Beşinci haftada hastalığın seyri değişti. Günlük koronavirüs tablosundaki yeni veriler, bize her gün umut veriyor. Bu umudu sonuca çevirmek zorundayız. Unutmamalıyız 11 Mart'tan bugüne geldiğimiz nokta kesin başarı noktası değildir. Önümüzdeki günler, eski günlerin aynısı olmayacaktır. Başarı, tedbirleri artık terk edeceğimiz bir başarı değildir, tedbirlere sarılmamızı gerektiren bir başarıdır. Unutmamalıyız günlük koronavirüs tablosunda yeni vaka sayısı henüz sıfır değildir. Aramızda halen virüsü taşıyan, yeni tanı konan insanlar var, olmaya da devam edecektir. Hastalık bitmedi, o halde mücadele devam etmelidir. Elbette hayat da normale yaklaşarak devam edecek. Bunun sınırları mücadelemizdeki başarıya bağlıdır. İnanıyoruz ki her gün bir önceki günden daha iyi olacak. 83 milyon insanımıza sevgi ve hürmetlerimi sunuyorum."
"Pik döneminde olduğumuzu söyleyebilirim"
Koca, normalleşme süreciyle ilgili takvimin nasıl işleyeceğine ilişkin soru üzerine, bu konunun bütün bakanlıklarla ilgili olduğunu söyledi. Bilim Kurulu'nun daha çok tavsiye ve öneride bulunan bir kurul olduğunu belirten Koca, bu tavsiye ve önerilerin görüş haline getirilerek, bir karar noktasına gidildiğini söyledi.
Bakan Koca, normalleşmenin hangi tedbirlerle yapılacağı ile ilgili Bilim Kurulu'ndan birtakım görüşler alındığına işaret ederek, "Bunlar ilgili birimlerde tartışılarak, daha sonra bu kararlar açıklanmış olacak. Özellikle bu ay boyunca birtakım tedbirleri devam ettirerek nasıl bir normalleşme yapılacağı ile ilgili hazırlıklar tamamlanınca açıklamalar ilgililerce yapılmış olur." diye konuştu.
65 yaş üzeri vatandaşların sokağa çıkmalarına ilişkin nasıl bir plan oluşturulduğu konusunda ise Bakan Koca, "65 yaş ile ilgili konu, gündem konusu oldu. 65 yaş üstü büyüklerimiz, çınarlarımız hiç olmazsa bir kaç saat gezmeleri, dolaşmaları, araç kullanmadan yakın mesafe anlamında yapılabilir mi, böyle bir serbestlik söz konusu olabilir mi, diye gündem oldu. Bununla ilgili daha net bir öneriye dönmedi. Bu da bir yaklaşıma gelirse o durumda zaten görüş olarak Cumhurbaşkanımıza da sunulmuş olur. Karar noktasına o durumda gelir, diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.
İngiltere'de, çocuklar arasında son 3 haftada koronavirüsle bağlantılı, yoğun bakımda tedavi gerektiren yeni bir hastalığın görüldüğü ifade edilerek, bu konunun İngiltere Sağlık Bakanı ile yaptıkları görüşmede gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine Koca, "Bu konu ile ilgili gündem olmadı. Herhangi bir hastalık belirtisi ve bulgusu olan bir kişinin, koronavirüsle karşılaştığında, onunla enfekte olabilirliği söz konusu. Önemli olan koronavirüsün yaptığı, bildiğimiz etki dışında yaptığı, etkiye sebep olup olmadığı ile ilgili benim bir bilgim yok." dedi.
Koca, "Alınan tedbirlerin ardından virüs ile ilgili bulaş oranı değişti mi? Avrupa tedbirleri gevşetti. Virüsün bulaş oranı arttı mı?" sorusuna, "Bununla ilgili yeni bir değişiklik yok. Biz bulaş oranının yüksek olduğunu biliyoruz. O nedenle teması son derece önemli görüyoruz. Temasın korunmasını, bu dönemde bulaşı solunum yoluyla ağırlıklı olduğu için de maske kullanımını son derece önemsiyoruz." yanıtını verdi.
"Vaka sayılarında pik noktaya ulaşıldı mı? İkinci dalga riski var mı?" sorusu üzerine Koca, "Pik döneminde olduğumuzu söyleyebilirim. Düşüş trendine de girdiğini görüyoruz. Bunun kalıcı olması önemli. O nedenle de bu dönemde özellikle temas ve mesafe son derece önemli, bu anlamda gerekli tedbirlere uyum gösterilmezse yeni bir pik dalgasına yol açabilir. Şu an bizim gördüğümüz, bu tedbirlerle pik dalgasının herhangi bir olabilirliğinin olmadığını söyleyebilirim." diye konuştu.
"İsveç'ten getirilen Türk vatandaşının iki çocuğu da pozitif çıktı"
İsveç'ten ambulans uçakla getirilen Emrullah Gülüşken adlı hastanın, kendisinin hemşehrisi olduğu iddialarının hatırlatılması üzerine Koca, şunları kaydetti:
"Benim hiçbir akrabalık bağım yok. Hiç tanımıyorum. Aracı olanlardan da hiçbir akrabam veya tanışık olduğum biri olmadı. Sosyal medyadan bu bilgilendirme yapıldı. Devamında bu bilgi bana ulaştı. Sayın İsveç Büyükelçimizle de görüşerek, bu hastanın Türkiye'ye getirilmesi gerekiyor mu, diye de konuştum. Kendileri bu hastanın özellikle Türkiye'de tedavi edilmesinin gerekli ve uygun olduğunu ifade ettiler. Türkiye'ye getirilmiş oldu. Şu anki tedavi durumu ise Ankara Şehir Hastanesinde devam ediyor. İki gün yoğun bakımda kaldı. Bu hastanın getirilmesinde en büyük sebeplerden biri de ciddi bir solunum sıkıntısı olmamasına rağmen altta bir kardiyak, kalp rahatsızlığının olduğunun söylenmiş olmasıdır. Bizim yaptığımız takiplerle de geçmiş dönemde muhtemelen akut romatizmal ateş dediğimiz bir tabloya bağlı kapak sorunlarının olduğunu biliyoruz."
Hastanın 3 çocuğunun da getirildiğini hatırlatan Koca, "Büyük kızında ve 10 yaşında olanda da pozitif görüldü. Bu, İsveç tarafında bilinen bir durum değildi. Sadece babanın pozitif olduğu biliniyordu. İki çocuğunda da pozitif çıktı. Küçük olan 7 yaşındaki çocuğa yapılan testte negatif çıktı. İki gün sonra servise alınarak takibi yapıldı. Solunum sıkıntısı olmayan ve takibi yapılan hastalarımız." ifadelerini kullandı.
Bakan Koca, ambulans uçakla sadece İsveç'ten hasta getirilmediğine işaret ederek, "Bu süreçte daha dün Rusya'dan bir tıp öğrencisini getirdik. Tedavisi yapılmayan bir hastaydı. Bize talebi yapıldığında, endikasyon gereği getirmiş olduk. Bir hafta önce Fransa'dan 33 yaşında solunum cihazından çıkarılmak istenen bir hastayı getirdik. O hasta dün itibarıyla solunum cihazından çıkarıldı. Konya'da bir hastanemizde, şu an tedavi altında. Bu hasta da bir siyasi partimizin başkanı tarafından aracı olunarak getirilen bir hastaydı. Bu anlamda biz dünyada devlet tarafından ücreti karşılanarak, vatandaştan para almadan hava ambulansı hizmeti veren tek ülkeyiz."
'83 milyonun bu mücadelenin içinde yer alması gerekiyor'
İsviçre'de koronavirüs tedavisi gören bir Türk kadınının Türkiye'ye gelmek istemesine ilişkin talebinin sorulması üzerine Koca, hastanın durumununun sürekli takibiyle ilgili yapılan görüşmelere yönelik cep telefonu mesajlarını okudu.
Pazar gününden itibaren hastayla ilgili bilgi aldıklarını, söz konusu kişi, kardeşi ve iki çocuğunun Kovid-19 olarak değerlendirildiğine yönelik 7 Nisan'da tanı konulduğunu anlatan Koca, başkonsolosluğun onlarla devamlı görüştüğünü, birkaç gün önce de Türk bir hekime muayene edildiklerini bildirdi.
Koca, hekimin, ailenin durumunu kötü olarak nitelendirmediğini ve şu an için uçak ambulansla Türkiye'ye getirilmelerine gerek olmadığı görüşünü paylaştığını aktardı. Bugün de ailenin sağlık kontrolünde, Türk hekimin yaptığı muayenede tomografi de çekildiğini belirten Koca, hekimin "Yapılan tıbbi tetkik ve görüntüleme sonuçlarına göre, Yasemin Özkeser Yaman, Kadir Özkeser, Furkan Kapaklıkaya, Enes Kapaklıkaya adlı kişilerin genel sağlık durumları hastaneye sevk edilmeyi gerektirmemekte olup, İsviçre'de yapılan bütün tedaviler yeterlidir. Türkiye'ye sevk endikasyonu yoktur." şeklindeki raporunu okudu.
Salgınla mücadeleyi, siyaset üstü yapmaya gayret gösterdiklerini vurgulayan Koca, "83 milyonun, bu mücadelenin içinde yer alması gerekiyor. Hiç kimsenin mücadelenin dışında kalmaya hakkı yoktur. Dolayısıyla üzerimize düşen, Bakanlık olarak yapılması gereken ne ise gereğini yapma noktasında bir gayret içinde olduk. Lütfen bu konuları siyasete alet etmeyelim, istismar etmeyelim." diye konuştu.
Taşıyıcılık ve yaygınlığın tespitine ilişkin örneklem yöntemiyle çalışma başlatıldı
Bakan Koca, "test yapma kriterlerinin değişmesi, hedefin, sadece hastayı bulmak değil taşıyanı da tespit etmek olması gerektiği"ne yönelik görüşlerin anımsatılarak, "Evlerde test yapmak mümkün olur mu? Böyle bir planlama gündeminizde mi?" sorusuna karşılık, şunları ifade etti:
"Yapılmak istenen şu; biz toplumda özellikle TÜİK'le birlikte yaygınlığı, taşıyıcılığı, varlığını bilmek istiyoruz. Bununla ilgili örneklem yöntemiyle bir çalışma başlatıldı. Zannediyorum 3-5 gün veya bir hafta içerisinde bu konu da netleşmiş olur. Dolayısıyla o durumda toplumdaki yaygınlık, bulaştırıcılık ve taşıyıcılık durumuna göre de alınması gereken yeni bir tedbir olup olmadığı da Bilim Kurulu'nun gündemine gelmiş olur. Bizler de size aktarırız."
"Daha az vaka görülen bazı illerimizde tedbirleri biraz daha gevşetebiliriz"
İstanbul gibi riskli yerlerde, vaka sayıları düşerken, ek tedbirlerin uygulanıp uygulanmayacağı ve il il vaka sayıları sorulan Koca, "İstanbul ile ilgili uygulanan tedbirler dışında şu an özel bir tedbirimiz yok. Vakalarımızın yüzde 60'a yakını İstanbul'da. İstanbul, ne Vuhan ne bir Avrupa kenti ne de bir Amerika eyaleti gibi olan bir yer değil." dedi.
20 milyona yakın nüfusu olan İstanbul'un yerleşiminin, örneklediği ülkelerden çok farklı olduğuna, bu ilde torundan dedeye kadar bir arada yaşamanın fazlalığına işaret eden Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Buna rağmen 5. haftada Türkiye'deki vakaların yüzde 60'ının görüldüğü İstanbul'un kontrol altına alınmış olması çok büyük başarı. Eğer Avrupa, İstanbul kenti gibi bir yeri kontrol etme noktasında şu an yaptığını yapmış olsaydı, herhalde başka bir sonuçla karşı karşıya kalırdı. Dolayısıyla şu dönemde ilave bir tedbiri şu an önermiyoruz. Ama her zaman söylediğimiz gibi, teması, mesafeyi ve izolasyonu son derece önemsiyoruz.
Bunun dışında önümüzdeki dönem daha az vaka görülen bazı illerimizde tedbirleri biraz daha gevşetebiliriz. Bu tamamen, önümüzdeki dönem vaka seyrine göre konuşulabilecek, gündeme alınabilecek, Bilim Kurulu'nun da bu anlamda önerisini alarak yol alabileceğimiz bir yaklaşım."
"Toplu çalışılan yerlerde test yapılmasını planlıyoruz"
Bakan Koca, açıklanan test sayılarına ilişkin bir başka soru üzerine, bu sayıların kişi bazlı olduğunu söyledi.
"İzinli çalışan iş yerleri söz konusu. Buralarda da koronavirüs belirtileri gözüktüğü söyleniyor. Filyasyon sistemi yerine çalışan iş yerleri ile ilgili bir test yapılacak mı?" sorusuna karşılık Koca, "İş yerleri, normalleşme dönemi ile ilgili OSB'ler dahil olmak üzere birtakım toplu çalışılan yerlerde test yapılmasını planlıyoruz. Hatta Gebze'de bu anlamda kurduk, bunu da yaygınlaştırmak istiyoruz. Yani birçok sektörün benzer şekilde test yapılabilirliğini sağlayarak normalleşmeye doğru geçelim istiyoruz." diye konuştu.
"Sağlık çalışanı enfekte sayımız 7 bin 428"
Koca, sağlık çalışanları içerisinde koronavirüs saptanan vaka sayılarına ilişkin soruya, şu sözlerle yanıt verdi:
"Şu dönemde maalesef enfekte olan, sahada yoğun özveri, gayret ve fedakarlıkla çalışan sağlık çalışanlarımızın sayısı fazla oldu. Toplam, birilerinin söylediği kadar değil daha fazlası maalesef. Sağlık çalışanı enfekte sayımız 7 bin 428. Yani 1 milyon 100 bin sağlık çalışanımız içinde 7 bin 428 kişi. Ortalama vakalarımız içindeki oranı yüzde 6,5'a yakın. Avrupa'daki ortalama yüzde 10-11'lerde. Gönül, bu dönemde hiçbir çalışanımızın enfekte olmayıp, hayatını kaybetmemesini dilerdi. Çalışanlarımız için bu dönemde ne yapmamız gerekiyorsa bir gayretle yaptığımızı düşünüyorum. Hayatını kaybeden, hem sağlık çalışanlarımız hem bütün vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum."
Sağlık Bakanı Koca, İstanbul Eczacı Odası'nın, İstanbul'da, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar ile herhangi bir iş yerinde SSK'lı olarak çalışanların eczanelerden dağıtılan ücretsiz maske sisteminden faydalanamayacağına ilişkin açıklaması sonrasında, çalışanların nasıl maske temin edebileceğine yönelik soru üzerine, çalışanlar dahil 20-65 yaş arası herkese, özellikle belli sayıda çalışanı olan işletmelere maske gönderildiğini vurguladı.
Koca, "Büyük işletmelerle ilgili de valilik üzerinden ayrıca göndermiş oluyoruz. Bu anlamda 'göndermiyoruz' şeklinde bir yaklaşım olmadığını söylemek istiyorum." dedi.
"Adana'da yoğun bakım yatak sayılarının yetersiz olduğuna" ilişkin iddiaların anımsatılması üzerine Koca, şöyle konuştu:
"Maalesef bu konu da siyasetin konusu oldu. Adana ile ilgili daha önce de söylemiştim, daha önce verdiğim ifade Adana'daki doluluk oranıydı. Türkiye'deki yatak doluluk oranı 10 bin kişide 28. Adana'da kaç? Türkiye ortalamasının üzerinde olan yüzde 32. Yani toplam 10 bin kişiye düşen yatak sayısı, Türkiye'de 28 iken, Adana'da 32. Ortalamanın üzerinde. Yoğun bakım yatağı ne durumda? Türkiye'de özellikle 100 bin kişiye düşen yoğun bakım yatak sayısı 49, Adana'da 63. Neresi yeterli değil?"
"Maskeyle ilgili şu an, daha çok ücretsiz olması düşünülüyor"
Bazı vatandaşların kod gelmediği için eczaneden maske alamamaktan şikayet ettikleri aktarılarak, maske satışı yasağının kaldırılıp kaldırılmayacağı yönündeki soru üzerine Koca, maskenin Türkiye'de ücretsiz dağıtılmasının hedeflendiğini belirtti.
Vatandaşın maskeye ücret vermesini istemediklerini ifade eden Koca, "Dünyada da bu yaklaşımı sergileyen kimse yok. Maske üzerinde ne gibi mücadelelerin olduğunu da biliyorsunuz. Maskeyle ilgili herkese 20 ile 65 yaş arası kod gönderiliyor, bu kodla maske alınabiliyor. Dolayısıyla bu anlamda kendilerine kod gitmemiş vatandaşlarımızın eczaneye giderek sormaları gerekmiyor, kendilerine kod geldiğinde eczaneye gitmelerini önemsiyoruz. Bu anlamda sorun olmadığını söylemek istiyorum. Maskeyle ilgili şu an, satışla değil daha çok ücretsiz olması düşünülüyor." diye konuştu.
"Her rakamın bir can olduğunu unutmayalım"
Ölümlerle ilgili, son günlerde siyasetin konusu yapılmaya başlanan bir durum olduğunu belirten Koca, "Burada her rakamın bir can olduğunu unutmayalım." ifadesini kullandı.
Bu rakamların, mücadelede en önemli paya sahip vatandaşlardan gizlenemeyeceğini dile getiren Koca, "Çünkü siz gizlediğiniz rakamlarla mücadelede tedbirleri vatandaştan alamazsınız." dedi.
Ölüm raporlarını gurur kaynağı hekimlerin hazırladığını, onlara güvenilmesi gerektiğini aktaran Koca, geçen yıl 1 Ocak-29 Nisan arasında ölüm sayısının 160 bin 888 olduğunu, bu yıl aynı dönemdeki ölüm sayısının 163 bin 191 olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti.
Arada 2 bin 303 fark bulunduğunu, koronavirüsten hayatını kaybeden kişi sayısının ise 2 bin 992 olduğunu belirten Koca, "Nerede bu hayal ölümler? Lütfen bu konuyu istismar etmeyelim. Ölümlerin kimlerin yüreğini nasıl yaktığını biraz düşünelim." değerlendirmesinde bulundu.
Dünya Sağlık Örgütü'nün kodlamasıyla, bütün dünyanın verdiği şekliyle pozitif vakaları bildirdiklerini ama şüpheli görülen, PCR'si negatif hastaları da asla tedaviden mahrum etmediklerini vurgulayan Koca, şunları kaydetti:
"Onlara da tedaviyi aynı şekilde uyguluyoruz, hatta filyasyonu uyguluyoruz sahada. Fakat Dünya Sağlık Örgütü, 16 Nisan'a kadar bütün dünyaya PCR'ı pozitif olan vakaların bildirilmesi şeklinde bir kod tanımlaması yapmıştı. 16 Nisan'dan sonra ise PCR'ı yapılmayan şüphelendiğiniz vakalara bir kod tanımlaması ilave edildi, özellikle PCR'ı yapmayan ülkeler için. Ülkemiz için de PCR'ı yapılmamış olan bir vaka varsa ve şüpheliyse biz onu da zaten pozitif bildirmiş oluruz. Dolayısıyla PCR'ı yapılmış olan ve de negatif olan bir vaka, başka sebepler olabilir diye araştırılmalı, pozitif olan vakalar PCR yapıldıysa bildirilmeli şeklinde genel bir kural. Bununla ilgili Dünya Sağlık Örgütü'ne 3 gün önce biz yine yazı yazdık, 'Yanlış mı yapıyoruz?' diye. Dünya Sağlık Örgütü'nden 24 Nisan'da bize gelen yazı bununla ilgili bir sorun olmadığı şeklinde. Lütfen ölümler üzerinden siyaset yapmayalım. Bugüne kadar yapmadık, çünkü bu mücadelenin herkesi kapsayacak şekilde yapılması gerektiğine inandık. Çünkü bu bir salgındı, bu bir sağlık sorunuydu. Yılı aylara, günlere bölerek sayıların verilmesi hiçbir şekilde doğru değil."
Koca, ayrıca ölüm rakamlarının her dönem aynı olmadığını bazı aylar 30 bin bazı aylar 50 bin olabileceğini sözlerine ekledi.


Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.