Bugün 12 Eylül: Türkiye’nin Hafızasına Kazınan Kara Bir Gün
Türkiye, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılında demokrasi tarihinin en ağır dönemlerinden birini yeniden hatırlıyor. Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının yönetime el koymasıyla başlayan süreç; siyasi partilerin kapatılması, tutuklamalar, idamlar, işkence iddiaları ve uzun süren siyasi yasaklarla ülkenin yakın tarihinde derin izler bıraktı.
Türkiye siyasi tarihinin dönüm noktalarından biri olan 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. Türk Silahlı Kuvvetleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının oluşturduğu Milli Güvenlik Konseyi öncülüğünde yönetime el koydu.
Darbeyle birlikte TBMM ve hükümet feshedildi, siyasi faaliyetler durduruldu ve ülke genelinde sıkıyönetim uygulamaları başladı. 12 Eylül sonrasında yaşanan tutuklamalar, yargılamalar, idamlar ve cezaevlerindeki kötü muamele ile işkenceler, dönemin en ağır sonuçları arasında tarihe geçti.
12 Eylül 1980’de Ne Oldu?
12 Eylül askeri müdahalesiyle Türkiye'nin demokratik yönetimi kesintiye uğradı. Kenan Evren başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi ülke yönetimini devralırken siyasi partilerin faaliyetlerine son verildi.
Darbe sonrasındaki süreç yalnızca siyasetçileri değil, farklı siyasi görüşlerden binlerce insanı doğrudan etkiledi. Gözaltılar, tutuklamalar ve askeri mahkemelerde gerçekleştirilen yargılamalar yıllarca devam etti.
Alparslan Türkeş 12 Eylül Sonrasında Ne Yaşadı?
12 Eylül'ün ardından MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş de gözaltına alınarak tutuklandı. Bir süre Uzunada'da tutulan Türkeş, daha sonra Ankara'ya getirildi ve Mamak Askeri Cezaevi'ne gönderildi.
Türkeş ve MHP yöneticilerinin de aralarında bulunduğu yüzlerce kişi, kamuoyunda “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası” olarak bilinen davada yargılandı. İddianamede Türkeş ve bazı yöneticiler hakkında ağır cezalar talep edildi.
Türkeş'in Tarihe Geçen Savunması
Alparslan Türkeş, mahkemedeki savunmasında kendisine ve hareketine yöneltilen suçlamaları reddetti. Savunmasının başlangıcında yalnızca mahkeme karşısında değil, millet ve tarih karşısında konuştuğunu vurgulayan Türkeş'in şu sözleri hafızalarda kaldı:
“Türk Milletinin vicdanında teşekkül edecek olan hüküm ve tarihin hükmü, bana göre mahkemenin tesis edeceği hükümden çok önde gelir.”
Türkeş, savunmasının devamında sözlerinin kendi şahsi geleceğinden ziyade “Hak ve Hakikat” ile adalet adına olduğunu ifade etti.
12 Eylül Darbesi Türkiye'de Nasıl Bir İz Bıraktı?
12 Eylül dönemi, Türkiye'de demokratik hayatın kesintiye uğradığı ve temel hak ve özgürlüklerin ağır biçimde sınırlandığı bir dönem olarak kayıtlara geçti. Darbenin ardından oluşturulan siyasi ve hukuki düzenin etkileri ise uzun yıllar tartışılmaya devam etti.
12 Eylül 1980'in üzerinden bugün tam 46 yıl geçti. Aradan geçen zamana rağmen cezaevlerinde yaşananlar, askeri mahkemelerdeki yargılamalar ve dönemin siyasi sonuçları Türkiye'nin toplumsal ve siyasi hafızasındaki yerini koruyor.
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.