Siz alışmışsınız mübarek günlerde pusu kurmaya. Siz alışmışsınız suçu günahı olmayan insanları kullanmaya. Siz alışmışsınız yalan söylemeye, siz alışmışsınız iftira atmaya…
Rabbim! Gönlümüzü senden gelen bir sevinçle doldur…
Ne yaparsanız yapın, İstediğiniz pusuyu kurun, dilediğiniz tezgahı çevirin gücünüz yetmez. Hayat için ne kazanırsan kazan, bir gün diyecekler ki; hayatını kaybetti.
Hz. Mevlana demiş ki: “İyilik ettiğin kişinin şerrinden sakın!”
Ne çok istismar, ne çok iftiracı var! Yalan, dolan, düzen, dümen... Sürüsüne bereket! Zaman herkesin astarını yırtacak. Çünkü; Kalbi iyi olanın, yolu daima açıktır.
İmam Rabbani ne güzel söylemiş; “Allah sevdiği kulunu rastgele kişiye sevdirmez."
Kimse kimseyi sevmiyor ama herkes herkesle samimi... Bir de şöyle bir şey var tabii kötü zamanlarında dostlarını daha iyi tanıyorsun. Evet onun için bizi hayat yormadı. Bizi değer verdiğimiz insanların değişmesi yordu.
İmam Gazali demiş ki; “Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için diriler birbirini yiyor.”
Kalpleri vardır, ama kavrayamaz; gözleri vardır, ama göremez; kulakları vardır, ama duyamaz! Onlar şeytanın elçisi, günahın bekçisidir. Çünkü; İyi tiyatro oynuyorlar...
Kimse unutmasın ki; Yanlış hayat doğru yaşanmaz...
Yüreği güzel insanların yanında hiç konuşmasanız da olur. Size vermiş olduğu huzur fazlasıyla yeter. Sevemeyen nereden bilir ki özlemeyi; özlemeyen nereden bilir ki beklemeyi. Onun için; sevgi şifadır, her insan sevgiye layık değildir.
Ben Allah’ın adaletine güveniyorum…
Yazar Ali Osman Çoban diyor ki: "Birbirlerine laf eden kişilerin, birbirleriyle olan samimiyetini görünce samimiyetsizlik en güzel şey diyorum... Samimiyetsiz samimiyetlere ne gerek var diyorum."
Allah sizi sevindirmiyor…
Yüreği kendisine benzeyen insandan vazgeçemiyor insan. İnsanın en büyük hatası sevmek değil, sevmeye layık olmayan birinden sevilmeyi beklemektir! Belki de ilişkileriniz yüzünden mutsuz haldesinizdir. Belki de etrafınızdaki ruh emiciler bütün enerjinizi sömürüyordur.
Yolu doğru olanın yükü ağır da olsa, onun yardımcısı Allah olur…
Yüreğine hitap eden her dost, bir umuttur ve mutluluk, umudun bir meyvesidir. Hakikat uğrunda, ne bir kimsenin ayıplamasından veya kınamasından korkarlar. Ne de çoğu kimsenin iltifatıyla kibre kapılıp, mağrurlanırlar.
Sabret beklediğin rahmet katlandığın zahmette saklıdır…
Çok mu üzüldün? Allah sevindirendir. Çok mu kırıldın? Allah iyileştirendir. Çok mu yıkıldın? Allah ayağa kaldırandır. Çok mu ümitsizsin? Allah müjdeleyendir. Şüphesiz Allah kuluna yeter!
Seni incitenlere söyle: Allah unutmayacak…
Allah'ım! Sen her insana, kendi kalbiyle muamele et. Allah kimseyi nankör, vefasız, yalancı ve çıkarcı insanlar ile sınamasın.
Zakir Tercan
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.