Zakir TERCAN
MİLLETVEKİLİ BARAN YAZGAN’A KOPLO KURULMUŞ…
Kasnağı kırık davul gibi, akordu bozuk saz gibi nasıl da ses veriyorsunuz... Utanacak bir yüz arıyorsanız bir boy aynası alın, karşısına geçip kendinizi izleyin... İnsan olmak kolay değil; dürüstlük ister, mertlik ister, doğruluk ister, samimiyet ister, kısacası insan olabilmek karekter ister!
Hz. Ali demiş ki: “Şu iki insanı asla unutmayın: İhtiyaç anında ve zor zamanda yanınızda olanı.”
Fitne ve fesatla yolculuk edenin akıbeti bellidir. Niyeti halis olmayan zatların gideceği yer ise çöplüktür. Siyasi çöplükten medet umanlar, amansız kalacaklar koca çınara balta vurmak isteyenler baltayı kendinlerine vurup, köksüz kalacaklardır...
Şa’ravi demiş ki: “Birisi sana zulmettiği zaman ondan intikam alma.. Aksine uzaktan izle.. Kaderi göreceksin. Kader, hesabı görmekte eşsizdir.”
Gönül sırdır dermiş eskiler; “Olur olmaz herkesle her şeyin paylaşılamayacağına dair bir şifre sanki. Çünkü insanoğlu ayıp arar, kusur arar. Gönül ancak güzel görene, güzel konuşana, güzel saklayana açılır. Onlara da ehl-i muhabbet denir.”
Bir Milletvekilinin başına gelenleri pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Sayın Milletvekilini yere yatırıp acımasızca vurmaya başlıyorlar, ayaklarından tutup çekiyorlar, ağır hakaret ve küfür ediyorlar. Bulunmuş olduğu mekanda gelişen olayları cep telefonla çekip hemen servis ediyorlar. Sayın Vekilin düşmüş olduğu durumu gördüğümde inanın içim acıdı. Eli kalem tutan biri olarak işin takipçisi olacamı buradan ifade ediyorum…
Hz. Mevlana demişki; “Ey şaşırmış gönül! Dosta, candan giden bir yol vardır. Ey yolunu kaybetmiş kişi! Dosta apaçık da, gizli de bir yol vardır. Eğer altı yönden de, senin yolunu keserler, kapatırlarsa korkma, çünkü senin gönlünün derinliklerinden sevgiliye giden gizli bir yol daha vardır.”
Edirne Milletvekili Baran Yazgan; Hiç kimseyi ayırmadan, dışlamadan, hor ve hakir görmeden, herkesi kucaklayan, herkesi kardeş gören, herkesin derdiyle ilgilenen, hiç kimseye saygıda kusur etmeyen, terbiyeli, dürüst bir karekterdir.
Hz. Ali demiş ki: “Senden vazgeçene rağbet etme.”
Kim ne derse desin, kim ne konuşursa konuşsun, kim ne düşünürse düşünsün, kim ne söylerse söylesin… Edirne Milletvekilli Sayın Baran Yazgan’a kumpas kurulmuş, akla-hayale gelmeyecek oyunlar oynanmış, oyun oynayanlar üzerlerine her ne düşmüşse fazlasıyla yerine getirmişlerdir…
Eskilerin çok güzel bir sözü vardır; “Arsıza yüz verme, tepene çıkar. Edepsize çok susma, sabrını yorar. Cahile çok vefalı olma, bir pula satar. Yol yordam bilmeyenle yola çıkma, istikametin şaşar.”
Dili yalaka, sözü palavra olanlar, çıkarına vicdan satanlar, şeytanı planlar yapanlar gün gibi ortada. Milletvekili Baran Yazgan’a; ayak oyunlarının her türlüsü sahnelenmiş, akla-hayale gelmeyecek oyunlar oynanmış, her türlü tezgahlar kurulmuş ve ihanete uğramıştır. Bütün bu çabalar boşunadır. Yel kayadan ancak toz alır.
İkiyüzlülükten nefret ettiği bilinen Mehmed Âkif Ersoy bir gün dostlarına şöyle yakınır: “İkiyüzlüleri sever oldum, çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar görmeye başladım.”
Bir insan doğruya doğru yanlışa yanlış deme cesaretini bulamıyorsa Allah’tan çok kuldan korkuyor demektir… Dostuna çektiğiniz kılıç, düşmana davul çaldırıyorsa siz ve sizi gibiler dost değilsiniz. Sayın Milletvekili’nin düşmanısınız demektir.
Yazar der ki: “Sırtımı dayadığım yerlerden soğuk geldi. En sağlam sandıklarım, en sessiz anda dağıldı. Anladım ki insan, en çok güvendiği yerde üşürmüş. O günden sonra yaslanmayı değil, ayakta kalmayı öğrendim.”
Siz siz olun, birinin olmadığı ortamda anlatılan her şeye hemen inanıp suçsuz insanın günahına girmeyin. Unutmayın; her zaman en çok konuşan haklı değildir. Çünkü cahilin sesi yüksek çıkar, ama doğrunun sesi sakindir.
Zor gün, insanın aynasıdır… Hayat zaman zaman bizi zorlar. Ama o zorluklar sayesinde öğreniriz; kimin dost, kimin düşman olduğunu, kimin gerçekten yanımızda durduğunu ve kimin karşımızda yer aldığını. Sayın Milletvekiline kin ve nefretin neticesi vahim olayda ortaya çıkmıştır.
Vefanın unutulduğu, saygının parayla satıldığı, sevginin pazarlık konusu olduğu bu devirde; iyi olmak yük, doğru olmak suç, insan olmak ise bizler için ağır bir bedel oldu. Dün seni basamak yaparak yükselenler, bugün iniş biletlerini kendi elleriyle kestiler. Evet yol aldılar ama yolun sonunu hesap edemediler. Dönüşte yine seninle karşılaşmak zorunda kalacakları gerçeğini unuttular.
İnsan oğlu neden bu hale geldi; edep küçümsendi, arsızlık alkışlandı, helal ağır geldi, haram kolay seçildi, sadakat yük sayıldı, ihanet sırdanlaştı. Vicdan sustu, menfaat öne geçti. İsteklerinizi, hayallerinizi küçümseyen kişilerden mümkün mertebe uzak durun! Ruhu küçük insanlar, başkalarını da daraltmak, azaltmak ister.
Her sınav, aslında bize kimlerin gerçek olduğunu gösterir. İnsanın özü, rahat vakitte değil; dara düşünce belli olur. Zor zamanlar, etrafındaki kalabalığı sessizce ayıklar.
Verilen sözlerin değeri, konuşulanlarla değil; gösterilen vefayla ölçülür. Kimileri yükünü hafifletir, kimileri yük olur. Bu yüzden eskiler; “zor gün, insanın aynasıdır demişlerdir."
Haramdan beslenen, gözü doymayan, her şey mübah diyen, insanlıktan nasibini almamış, midesi nasırlı, menfaati için karekterini satan, paranın kulu olmuş, ahlakı bitmiş, ahlaksız yolun yolcusu olan, vicdanları peş para etmeyenler eğer bir yerde söz sahibi oluyorsa vay geldi başımıza…
Size ilk ihanet edecek olanlar; elinizden tutuklarınızdır. Sizi ilk unutacak olanlar; adam ettikletiniz. Size ilk kazık atacak olanlar; duygularınızı açtıklarınızdır. Size ilk vede edecek olanlar; merhaba dediklerinizdir. Sizi ilk hayal kırıklığına uğratacak olanlar; hayal kurduklarınızdır...
Hayatta iken sana kefen giydiren kim varsa, üzülür, yaralanır demeden üstüne oynayanları, affetme… Sofranda doyup sırtından vuranları, affetme… Canım dediğin insanlar canını yaktıkları için, affetme… Sakın vazgeçme, hukuk yoluyla sonuna kadar hakkını ara!
İhanet karektersiz insanların elinde ki son kozudur… Bir kez daha ifade ediyorum bu bir organize iştir. Zaten milletvekili ayık olsaydı. Orada onlardan dayak yemezdi. Körün gözü açıldığında kırdığı ilk şey bastonudur, nankörlük bu kadar güzel anlatılmazdı. Mazlumun sofrasından zalimin sofrasına oturmakla olmuyor!
Zakir Tercan
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.