Altın 6731.03 %0.88
BIST 14300.21 %1.22
Dolar 47.9324 %0.02
Euro 55.6632 %0.24
Sterlin 65.0158 %-0.08
Dr. Abdullah BUKSUR

Dr. Abdullah BUKSUR

Hukuk, Ekonomi, İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin Yatırım İklimi Değerleri

İki yıl işletme alanında yüksek lisans yapmış ve geçmişte Türkiye Barolar Birliği sistemi içerisinde insan hakları konusunda yönetim görevlerinde bulunmuş biri olarak şunu açıkça ifade etmek gerekir: Ekonomi ile hukuk birbirinden ayrı düşünülemez. Günümüz dünyasında bir ülkenin ekonomik büyüme ve kalkınma kapasitesini yalnızca yeraltı zenginlikleri, stratejik coğrafyası ya da genç nüfusu belirlemez. Asıl mesele, bu potansiyeli güven, hukuk, adalet ve öngörülebilirlik içinde ekonomik değere dönüştürebilmektir. Çünkü sermaye güveni, yatırımcı öngörülebilirliği, üretim kapasitesi ve sürdürülebilir büyüme, güçlü bir hukuk düzeninin varlığıyla doğrudan bağlantılıdır.

Sermayenin küreselleştiği günümüzde, ekonomik istikrarın en temel taşıyıcısı "hukukun üstünlüğü" ve "güven hissi"dir. Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir bir büyüme yakalaması ve BlackRock gibi trilyon dolarlık küresel fonları kalıcı olarak ülkeye çekebilmesi, uluslararası hukuk normlarına bağlılığı ile doğrudan ilişkilidir. Bu normların zirvesinde ise Türkiye’nin de kurucu imzalarından birine sahip olduğu İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi yer almaktadır.

1. Mülkiyet Hakkı ve Uluslararası Sermayenin Güvenliği: İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne Ek 1. Protokol’ün 1. Maddesi, "Mülkiyetin Korunması" hakkını güvence altına alır. Küresel yatırımcılar, sermayelerini bir ülkeye aktarmadan önce o ülkenin hukuk sisteminin mülkiyet hakkını ne kadar koruduğuna bakar. İHAS standartlarının iç hukukta ve yargı kararlarında tam olarak uygulanması, yabancı sermayeye şu mesajı verir: “Bu ülkede yatırımlarınız, varlıklarınız ve haklarınız uluslararası hukukun güvencesi altındadır.” Aksi bir iklim, yani mülkiyet hakkına dair doğabilecek hukuki belirsizlikler, doğrudan sermaye çıkışına (sermaye kaçışına) ve doğrudan yabancı yatırımların (FDI) durmasına neden olur.

2. Adil Yargılanma Hakkı ve "Öngörülebilirlik" Kriteri: Sözleşme’nin en kritik maddelerinden biri olan 6. Madde, "Adil Yargılanma Hakkı"nı düzenler. Ticari hayatta şirketler arasında veya şirketler ile devlet arasında uyuşmazlıklar çıkması kaçınılmazdır. Önemli olan, bu uyuşmazlıkların bağımsız, tarafsız ve makul bir sürede çözülebilmesidir. İHAS içtihatlarına uygun, hızlı ve şeffaf işleyen bir yargı sistemi, ekonomik aktörler için en büyük teşviktir. Hukuki öngörülebilirliğin zayıfladığı, mahkeme kararlarının uluslararası normlarla çeliştiği durumlarda, risk primi (CDS) yükselir. Bu da Türkiye’nin dışarıdan borçlanma maliyetlerini artırarak ekonomiye doğrudan ek bir yük bindirir.

3. Demokratik Standartlar ve Kredi Notları: Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları (Fitch, Moody’s, S&P) ve kurumsal yatırımcılar, bir ülkenin risk analizini yaparken sadece enflasyon veya cari açık rakamlarına bakmazlar.

Ülkenin demokratik standartları, ifade özgürlüğü (İHAS Md. 10) ve örgütlenme özgürlüğü (İHAS Md. 11) gibi temel hakların durumu da kurumsal kalitenin bir göstergesi olarak rapora yansır. İnsan hakları standartlarının yükselmesi, Türkiye’nin uluslararası arenadaki algısını düzelterek ülkeye sadece kısa vadeli "sıcak para" değil, fabrikalar kuracak, istihdam yaratacak "kalıcı yabancı sermaye" gelmesini sağlar.

Sonuç; Güçlü Hukuk, Güçlü Ekonomi: Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarını aşması ve küresel finans liginde kalıcı bir aktör olması, sadece maliye ve para politikalarıyla mümkün değildir. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin getirdiği evrensel hukuk standartlarına tam uyum, ekonomik kalkınmanın en güçlü motorudur. Hukuki güvencenin tam anlamıyla tesis edildiği bir Türkiye, küresel sermaye için sadece bir pazar değil, vazgeçilmez bir stratejik ortak olacaktır.

Finansal Yatırımlar ve Risk Uyarısı: Hukuki reformlar, uluslararası sözleşmelere uyum süreçleri ve jeopolitik gelişmeler; Borsa İstanbul (BIST), devlet tahvilleri ve Türk Lirası varlıkları üzerinde çok hızlı ve sert fiyat hareketlerine neden olabilir. Bu tür makroekonomik ve hukuki gelişmelere dayalı olarak finansal piyasalarda işlem yaparken yüksek dalgalanma riskini göz önünde bulundurmalısınız. Yanlış zamanlama ve eksik analizle yapılan yatırımlar, anaparanızın tamamını kaybetmenize yol açabilir. Finansal geleceğinizi korumak adına, yatırımlarınızı tek bir enstrümanda tutmamalı, farklı sektörler ve varlık sınıfları (altın, tahvil, hisse senedi vb.) arasında bölerek çeşitlendirme konusunda önerme yapmak olmaz düşüncemiz olur.

Dr. Abdullah BUKSUR
İnsan Hakları Eksperti

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Dr. Abdullah BUKSUR Arşivi