ATATÜRK, ÇOCUKLARI ÇOK SEVDİ VE ONLAR İÇİN ÇOK ŞEY YAPTI -4

Her çocukla tek tek ilgilenir çeşitli hediyeler verirdi

‘Seni Gazi istiyor, gel!’ dediler. Yürüdük, keskin bakışlı, vakur ifadeli, aslan oturuşlu Gazi’nin yanına geldik. Bu, Mustafa Kemal Paşa ile ilk karşılaşmamızdı. Hafif bir gülümseme ile saçlarımı okşadı. İsmimi ve şiiri kimin öğrettiğini sordu ve cebinden güzel bir saat çıkararak bana uzattı. ‘Onu sana veriyorum, al’ dedi.

Müsamere 16 Mayıs 1922’de verilecekti. Atatürk’te gelmiş ve kendisine ayrılan özel locasına gitmeyip halk arasında, herkesin oturduğu yerlerden birine oturmuştu. Müsamere başladı ve Milli Mücadele havalarına has bir heyecan içinde sürüyor. Sıra bana geldi, ilk defa sahneye çıkıyordum. Babam bana suflörlük edecekti. Kendisine haber gönderdim. ‘Sıramız geldi’ dedirttim. Fakat babam: ‘O kendi kendine yapar, suflöre gerek yok’ demiş. Bu arada perde açıldı. Ben az ışıklı bir boşluğa doğru yürümeye başladım. Halk içten kopan sözleri duyunca, deniz gibi köpürüyor, kükrüyordu. Birkaç yerde alkış koptu. Ben de fazla heyecanlanarak şiirin arkasını unuttum. Selam verdim, çekildim. Fakat alkışın arkası kesilmedi, tekrar çıkmam gerekiyordu. Bu sefer babam geldi, suflör yerine girdi. Ben de şiiri bütün olarak okudum, bitirdim. Ancak o zaman herkes şiirin sonunun olduğunu anladı. Sahneden çıktım. Biraz sonra yanıma, kim olduklarını pek hatırlayamadığım birkaç kişi geldi. ‘Seni Gazi istiyor, gel!’ dediler. Yürüdük, keskin bakışlı, vakur ifadeli, aslan oturuşlu Gazi’nin yanına geldik. Bu Mustafa Kemal Paşa ile ilk karşılaşmamızdı. Hafif bir gülümseme ile saçlarımı okşadı. İsmimi ve şiiri kimin öğrettiğini sordu ve cebinden güzel bir saat çıkararak bana uzattı. Saati elime aldım, baktım ve kendilerine geri verdim. ‘Çok güzel saat, buyurunuz’ dedim. ‘Onu sana veriyorum, al’ dedi. Ben de çocukluğumun bütün saflığıyla: ‘Alamam, annem darılır’ cevabını verdim. Bunun üzerine Gazi: ‘Babasını çağırın’ dedi. Babam geldi, saati almam için ısrar ettiler, almadım. Sonunda babama: ‘Siz alın, ben sonra sizden alırım’ dedim. İş böylesine halledildi. Şimdi saati gözüm gibi saklıyorum.”

ATATÜRK’ÜN, GÜLTEKİN’E ARMAĞAN ETTİĞİ SAAT

Gültekin’le yukarıdaki söyleşiyi yapan Gazeteci Necmi Yücel, saati anlatıyor: “Çok zarif, üzeri pek ince sanatla işlenmiş altın saati parmaklarımın arasında incelerken yan gözle Gültekin’e dünyanın en değerli hazinesine sahip bir mutlu gözle bakıyorum. Anlattığına göre bu saat, Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’nda şarapnel etkisiyle parçalanan ünlü saatinin yerine, o zamanın Mısırlı Paşalarından birisi tarafından hediye edilmiş bir saattir. Kapağın iç tarafında Gazi’nin kendi el yazılarını taşıyan bu paha biçilmez hediye gerçekten Gültekin’in deyimi ile canı gibi saklamaya değer bir hatıradır. Bugün (1941) yükseköğrenimini bitirmek üzere bulunan Kurtuluş Savaşı günlerinin Küçük Gültekin’inden ayrılırken Atatürk’ün, arkadaşlarından birine onun (Gültekin) hakkında söylediği sözü hatırlıyorum: “O çocuğun sesi hala kulaklarımdadır.” Gültekin Gazi’nin huzurunda “Hınç” ve “Sancak” şiirlerini okuyor (2 Kasım 1922) 2 Kasım 1922’de Ankara’da Çocuk Esirgeme Kurumu yararına Şengül Hamamı yakınında bir konser verilmişti. Konserde, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Kâzım Karabekir Paşa ile gelen şehit yavrularından bazı çocuklar da katıldılar. Askeri bando bazı parçalar çaldı. Konser, akşam saat 19.30’da çok alkışlanan “Ey Türklerin Son Fatihi Arslan Kemal Marşı” ile başladı. “Hayırlı Sulh (Barış)” ve İzmir’de Kesin Zafer” marşlarının da bando tarafından çalındığı konser sırasında küçük öğrencilerden Gültekin, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın isteği üzerine “Hınç” ve “Sancak” şiirlerini başarıyla okudu. 23 Nisan 1925’te Ankara’da yapılan 23 Nisan Bayramı törenlerinde Gültekin bu defa babası İzzet Ulvi Bey tarafından yazılan ve atılım günlerinin coşkusunu anlatan “Kurtuluş” isimli şiiri okumuştur. Atatürk’ün de ilgiyle dinlediği şiir şu şekildedir:

“Beş yıldır coşan, taşan
Hep yaşayan, dağlar aşan,
Zalimleri yere vuran,
Türk’ün öz ırkıyım, öz oğluyum.
*
Milletimin hepsi Sultan,
Hâkim biziz, biziz hakan
Şahsa köle olmak neden
Hanede benim sultan, hakan da ben.”

ATATÜRK ADAPAZARI’NDA BİR MÜSAMEREDE

Adapazarı’na gelen Gazi Mustafa Kemal Paşa, çarşı ve pazarı gezdikten sonra 16 Haziran 1922 günü cuma namazından sonra şerefine Adapazarı Çarkbaşı’nda Piyade Kıtaları Subayları tarafından bir Cuma Konseri verildi. Adapazarı’nın kenarındaki bir mesire yerinde verilen müsamereye halk ve öğrenciler de katılmıştı. Gazi Paşa yanındakilerle birlikte bu müsamereye katıldı. Müsamerede “Kurtuluş Günlerine Doğru” isimli üç perdelik bir milli oyun sergilendi. Müzik parçaları çalındı, Zeybek ve Karadeniz oyunları oynandı.

HENDEK ERKEK NUMUNE OKULU ÖĞRENCİLERİ

Gazi Paşa’nın Adapazarı’na geldiğini haber alan Hendek Erkek Numune Mektebi öğretmenleri ve öğrencileri büyük bir coşku ve sevinç içinde Adapazarı’na gelmiş ve müsamerede en önde hazır bulunmuşlardı. Müsamerenin sonunda Paşa’nın gideceği yol üzerinde tek tip ve resmi kıyafetleriyle önde müzik grupları, omuzlarında “Ya İstiklal! Ya Ölüm! Hakkıdır, Hakka Tapan Milletimin İstiklal” yazan levhalar ve mızraklarıyla bir saygı safı şeklinde duran öğrenciler Gazi Paşa’nın dikkatini çekti. Gazi Paşa, bahçenin kapısına geldiğinde öğrencilerden 124 Numaralı İsmail VEFA, okulunu takdim etti. Paşa öğrencilerin yanına gelerek hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin ellerini ayrı ayrı samimiyetle sıktı. Ve onlara hitaben: “Benim için uzak yoldan buraya kadar gelip, zahmet edişinize teşekkür ederim. Ne ile geldiniz? Selametle dönünüz.” Dedi. Öğretmen ve “pek dinç gördüğünü” söylediği öğrencilere iltifatta bulundu. Öğrenciler kendi sınıflarının eseri olan “Sakarya Marşı”nı söyleyerek yürüdükleri sırada, Gazi Paşa, arabaya binmeyerek Çarkbaşı’ndan Şube’ye kadar öğrenciler arasında yürüyerek gelmeyi tercih etti. Öğrencileri bizzat ayırdığı bir yere yerleştirerek marşlar ve şiirler okumalarını istedi. Gazi Paşa öğrencilere, “İşte karşınızda hazır silah, Arş yiğitler vatan imdadına!” Marşını okuttuktan sonra onları alkışladı. Paşa ve arkadaşları öğrencilere teşekkür ederek oradan ayrıldılar.

ANKARA PALAS’TA BİR ÇOCUK BALOSU

23 Nisan 1929’da ilk defa kutlanan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Haftası’nda Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından Ankara Palas’ta bir Çocuk Balosu düzenlenmişti. Gazi Mustafa Kemal Paşa, sat 15.00-19.00 arasında verilen Çay Ziyafeti ve Çocuk Balosu’na katıldı. Baloda Başbakan İsmet (İnönü) Paşa, Meclis Başkanı Kâzım (Özalp) Paşa, bütün bakanlar ve milletvekilleri eşleri ve çocukları ile birlikte hazır bulundular. Saat tam 15.00’te perde açıldı. Küçük çocuklar hep bir ağızdan İstiklal Marşı’nı söylediler. Az sonra Harika adında küçük, sevimli bir kız çocuğu Gazi’nin büstü karşısında şiirini söyledi ve alkışlarla karşılandı. Arkasından Çocuk Esirgeme Kurumu Marşı söylendi. Daha sonra Başbakan İsmet Paşa’nın oğlu Ömer (İnönü) bir şiir okudu. Bir süre sonra Gazi Paşa, yanında Başyaver Rusuhi Bey olduğu halde Ankara Palas’a geldi. Kapıda Çocuk Esirgeme Kurumu Başkanı Dr. Fuat (Umay) ve merkez üyeleri tarafından karşılandılar. Küçük Harika, Gazi’ye hitaben yazılmış şiiri tekrar okudu. Çok güzel okunan bu şiir herkesin gözlerini yaşarttı. Uzun alkışlar salonda büyük yankılar yaptı. Program çok zengindi. Oynanan Erzurum halk oyunlarından sonra Süha Bey, kemanla bir parça çaldı. Azade Hanım, “Hesap Dersi”ni söyledi. Ayşe Hanım tarafından İspanyol dansı yapıldı ve “Doğum Günü” şiiri söylendi. Ömer İsmet Bey (İnönü), “Anneciğim” ve “Bahane” şiirlerini okudu. Arkasından “Küçük Çiftçiler” temsil edildi. “Ah Şu Büyükler”, “Badem Hırsızı” monologları hayli neşe saçtı. “Harf Marşı” çok güzel söylendi. Reşit Bey, kanunla bazı parçalar çaldı. “Kırık Bebek”, “23 Nisan” şiirleri okundu. Kelebek, saat dansları, özellikle Azerbaycan ve Ege Zeybek oyunları çok güzeldi. Küçük Sevinç’in asker elbisesi ile okuduğu “Asker Olacağım” şiiri çok beğenildi. Salon çok kalabalıktı. Müsamere misafirler üzerinde neşeli bir iz bırakmıştı. Gazi Paşa, çocuklara ayrı ayrı iltifatlarda bulundu. Özellikle “Asker Olacağım” şiirini okuyan küçük Sevinç ile ilgilendi. Müsamere saat 19.00’da çocuklara oyuncakların dağıtılmasından sonra sona erdi. BİTTİ

ali-guler,-1-iuwf-001.jpg

ali-guler,-untitled-8-4lxg.jpg

 

KAYNAKÇA:

AKIN, V., Bir Devrin Cemiyet Adamı Doktor Fuat Umay (1885-1963), Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2000.

GÜLER, Ali, Nutuk’tan Dersler Çocuklar İçin Nutuk, Halk Kitabevi, İstanbul, 2017.

http://www.ankarasevgievleri-shcek.gov. tr/?page_id=498 https://www.unicef.org/turkey/crc/_ cr23b.html

İNAN, A. Naim, Çocuk Hukuku, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları No: 3, İstanbul, 1968.

MÜFTÜ, Gülgün, “Çocukların Hakları ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme: Bir Tarihçe”, http://www.cocukhaklariizleme. org/ bir-tarihce-cocuklarin- haklari-ve-birlesmis-milletler-cocuk- haklarina-dair-sozlesme

ÖZTÜRK, M., “TBMM’nin 1924 Yılbaşı Hatırası (Misak-ı Milli Haritası)”, Askeri Tarih Bülteni, Yıl: 25, Sayı: 48 (Şubat 2000).

SÖNMEZ C., Atatürk’te Çocuk Sevgisi, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2014.

ŞAPOLYO, E. B., Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, Ankara, 1958. Vakit Gazetesi, 20 Haziran 1922. Vakit Gazetesi, 25 Nisan 1925.

YÜCEL, N., “Milli Mücadele Günlerinin Küçük Gültekin’i”, Yedigün Dergisi, No: 454, 17 Kasım 1941.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.