Başparmaktaki şefkat!

Güzelim Türk İzmir, depremde 110’u aşkın kayıp verirken, becerikli, sabırlı, tecrübeli ve şefkat ve merhamet yüklü kurtarma ekipleri âdeta mucizeler yaratıyor!

Hızlı, zamana karşı yarışan ekipler… Üstelik 4’ün üzerindeki şiddette artçılara rağmen…

Her enkazın altından bazen dram, bazen de ümit taşıyorlar…

Ekiplerin müthiş bir sabır sergilediklerini, insan olarak canlı veya ölülerimizi çıkardıkça yaşadıkları travmanın ruhlarında yaptığı zelzeleyi, her insanın atlatamayacağını düşünüyorum…

Var olsunlar, Tanrı güçlerine güç katsın!

*

Depremin ilk olduğu saatten kısa bir süre sonra işbaşına geçen AFAD’ın koordinasyonunda, Kızılay, AKUT, UMKE, belediyelerin itfaiye ve kurtarma ekipleri, eğitimli köpekleri, yardımlar kimsenin laf etmesine gerek bırakmayacak bir “devlet eli”ydi…

Ekiplerin hepsi “isimsiz birer kahraman”

Üzülüyorlar, ağlıyorlar, seviniyorlar, gülüyorlar; saatler sonra kurtardıkları çocuklara sarılıp öpüyorlar, tekbir getirip cesaret aşılıyorlar…

Enkazdan çıkardığı Kur’an’ı saygıyla öpüp başına koyan ruh da onlar…

Bir Elif kız vardı enkaz altında…

Tanrı Seher Hanım ve üç çocuğunu bağışladı ama bir çocuğu vefat etmişti…

En küçükleri Elif kıza ulaştı ekipten biri… Tam 65 saat sonra… Allah’ın takdiri!

Elif adamın başparmağını kavradı, hiç bırakmadı…

“Başparmaktaki şefkât” onu hayata bağlamıştı sanki…

*

Y-CHP’li Dersimli Kemal, işi siyasî şova dönüştürmek istiyordu bu arada…

“Kızılay nerede?” demek gafletini bile gösterdi…

Tam gücüyle çalışan Kan Merkezi için, “Kızılay Kan Merkezi yıkıldı” yalanını bile söylediler…

PKK sevici Böke ise çadır vermediklerini söylüyordu… AFAD Başkanı, “Ne olur yük olmayın, yardımcı olun” demek zorunda kaldı!

Çürük raporlu 208 bina hakkında 21 senedir gereğini yapmayan Y-CHP’li belediyelerin sorumluluğunu bile Bakanlığa atmaya kalktılar!

Meclisteki grup toplantısında Dersimli Kemal, yine topu Bakanlığa atmaktan utanmıyor! Oysa görev belediyelerin kanuna göre!

*

Ve ekipler 91 saat sonra 4 yaşındaki Ayda kızı kurtardılar…

Çığlığını duyup ona ulaştılar, elini tuttular, çok sevdiklerini söylediler, gözlerine baktılar…

“Ayran ve köfte istiyorum” deyince, bölgeye can insanlarımız köfte ve ayran yağdırdı…

Ekipten biri kurtardığı yavruyu enkazın altında evladına kavuşmuş gibi sarılıp öptü…

Şeytanın yoldaşları adamı sosyal medyada linç etmeye kalktı…

Enkazda Aydan’ı öpen de, Tunceli AFAD Müdürü Cem Erdoğan…

Enkazın altında, tozun toprağın içinde, “Kaybettiğim evladımı bulmuş gibi sarıldım yavrumuza” diyebildi…

İblisin yoldaşlarının yüreğinde merhamet, sadakat, şefkat, sevgi yoktu…

Tanrı’nın koruduğu Elif kızın yapışıp bırakmadığı “başparmaktaki şefkat”i bilmediler hiç!

Bu sülüklerin, Türk İzmir’i, demokrat İzmir’i, hürriyet aşığı İzmir’i “günah beldesi olduğu için” depremle cezalandırdığını yazan kripto sahtekârlardan ne farkı var?

Son sözü meşhur “Salı dersleri”nde MHP Lideri Devlet Ata’ya bırakalım:

“İzmir’deki depremi siyaset malzemesi yapanlar, sosyal medyadan nefret ve nifak yayanlar, özellikle ifade etmek isterim ki, bu milletin evladı olmayanlar, bu vatana sevgiyle bağlanmayanlardır….. Nedir bu insanlık artıklarından, din ve millet düşmanlarından çektiklerimiz?”

“CHP yönetimine soruyorum, sizde hiç mi izan, hiç mi insaf, hiç mi vicdan kalmadı?”

“Vicdan” içine PKK/FETÖ kaçmış Y-CHP’den uzaktır!

Mesele “başparmaktaki şefkat”, AFAD müdürünün “evlat sevgisi”dir… LGBT kalkanları bunları ne bilir?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.