Bi düşün sırtımızdan!

Sizi zırt pırt bu hareketi hançerlerken görmekten gına geldi…

Bıktık usandık soyadınızı onun bunun siyasetine alet etmenizden…

Hatıralara, bir lidere, bir harekete, bunca şehide hakaret ediyorsunuz…

Gölgeniz boyunuzu; bir türlü tatmin olmayan egonuz haddini aştı…

Yeter, çıkıp gidin hayatımızdan, davamızdan…

Bu ne hınç, bu ne kinmiş ki bitip tükenmedi?

            *

Belli ki Seval Hanım’ın soyadı dışında bu kutlu davayla bağı kalmadığı gibi Ülkücü Hareket’e de saygısı kalmamış…

Çok da yadırgamadık, hiç yargılayıp tartışmadığımız geçmişte olan bitenlere bakarak…

Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’in emaneti dedik, sustuk, kan kusup kızılcık şerbeti içtik dedik ama…

Başbuğ’un maddî manevî mirasını talan edip, Hareket’i incitmekte kararlılar…

Başbuğ Alparslan Türkeş’in ikinci eşi Seval Hanım’ın Dersimli Kemal’e olan sempatisi gerçekten dikkat çekici…

Bir süre önce Alaattin Çakıcı sebebiyle telefon edip Dersimli Kemal’e destek çıktığını bizzat Kemal Bey açıklamıştı:

“Bir partinin genel başkanının bir mafya liderine sahip çıkması, asıl üzücü olan bu. Beni duygulandıran telefon Sayın Seval Türkeş'e ait. Aradı, büyük üzüntülerini dile getirdi ve bu partinin böyle bir bir pozisyona düşmesinin kendisi açısından da büyük bir rahatsızlık yarattığını ifade etti.”

Bu vesile ile kadının hedefinde Devlet Bahçeli olduğu aşikâr…

Bu arada “güccük oğlan” da sosyal medyadan laf yetiştirme derdine düşmüş… AKP yancılığı bitti, Y-CHP’ye göz kırpıyor aklınca…

Bir gün olsun, geldikleri yere “Türkeş” soyadı ve Ülkücüler sayesinde geldiklerini bilemeyecek kadar nankörler!

            *

Çok iç acıtıcı, nankörce, kalleşçe bir girişimdir yapılan…

Dersimli Kemal’in İBB Başkanı Bay Müdafa ve İl Başkanı PKK sevicisi Kaftancıoğlu ile evine ziyaretleri tam bir gaflettir…

O kadar zavallıca bir ziyaret ki, CHP tabanı ve Alevi dernekleri tepki gösterip Maraş katliamı nedeniyle Dersimli Kemal’in Seval Hanım’ı ziyaretini kınadı… Ama Başbuğ’un mirasını içten içe kemiren bu ailenin hiç umurunda değil…

Binlerce şehidin katilleri, işbirlikçileri, 15 Temmuz ihanetinin kriptoları ile işbirliğinde olduğunun bile farkında değil…

12 Eylül öncesi zindanların işkencecilerine kapısını açtığının farkında değil…

Türk milliyetçilerine faşist damgası vuran ihanet şebekelerine kapı açtığının farkında değil…

Bu husumet, rahmetli Başbuğumun sağlığında MHP’nin kapısından hiç sokmadığı insanların Devlet Ata ‘ya husumettir!

Alın terleriyle, elleriyle beyinleriyle bu davaya zerre katkısı olmamış ama Türkeş soyadı taşıdıkları için hep saygı görmüş küçük insanların husumetidir…

Bu Hareket’in evlatlarına hiçbir zaman rahmetli “Muzaffer Anne” olamamış bir acizliğin husumetidir…

            *

Merhum Başbuğ’un geride bıraktığı eşi ve çocukları müthiş bir ihanetin oyuncağı oldular…

Biz bu saatten sonra onlardan zerre hayır görmeyeceğimizi biliyoruz…

Hiç olmazsa Dersimli Kemal’in ziyaretinde salonda bulunan Başbuğ’un portresini utanıp da bir örtüyle örteydiler?

Kocasının, babalarının “Ülkücülerin yeri MHP’dir” düsturundan bile haberi olmayan bu egoizmden ne beklenebilir ki? Şaşırmadık!

“Eski defterleri” açarsak mahcup olacaklar mı bilmiyoruz, Rahmetli Türkeş Bey’in hatırasına hürmeten o kirli bohçayı açmak istemiyoruz…

Ama onlarda vefa, sadakat ve hürmet de kalmayalı çok olmuş anlaşılan…

Mal varlığı için Türkeş adını mahkemelere düşürmüş… Türkeş Bey’in Muzaffer Hanım’dan olan çocuklarıyla Londra’larda hesaplaşmış…

Başbuğ’un mezarı için Devlet Bey’le kavga etmeyi de ihmal etmemiş…

KKTC’deki Türkeş müzesinin açılışına çağrılmadık diye kıyamet koparabilen…

31 Mart seçimlerinde Ankara’da Y-CHP adayına destek açıklaması yapabilen o kadın!

16 Nisan’da yapılan referandum hakkında Halk TV’de konuşuyor: “Merhum Alparslan Türkeş yaşasa ‘hayır' derdi, çünkü ömrünce zaten Türkiye bu noktaya gelmesin diye çırpındı… Türkeş başkanlığa karşıydı… Bu bir emperyal dayatma, parçalanma projesidir, bunun herkes farkında… Türkeş yaşasa MHP’den ihraç edilen arkadaşları da ihraç etmezdi. Türkeş yaşasaydı böyle bir tabloya MHP de, Türkeş de girmezdi. Bu yüzden ‘hayır’ diyorum.”

9 Işık’ı bir kere okumadığını nasıl belli etmişti!

Karanlık Oda’ya konuşup “Türkeş öldürüldü” diyen de bu kadındı…

            *

Allah aşkına sabrımızı tükettiniz, ya soyadınızı değiştirin ya da her maydanoza limon olmaktan vaz geçin…

Başbuğ’un kemiklerini sızlatıyor, Ülkücü Hareket’i rencide ediyorsunuz…

Artık taşıdığınız soyadını istismar ediyor, günden güne bitiriyorsunuz kendinizi!

Çıkın hayatımızdan, yolumuzdan çekilin! Bi düşün sırtımızdan!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.