Aldıkları talimata uyuyorlar

Ümidini Türk milleti yerine Washington’a bağlayıp iradelerini ABD’ye teslim edenler, Biden’ın görev başlama tarihi yaklaştıkça kendilerini göstermeye ve üzerlerine düşeni yapmaya başladılar. Kimi darbe hatırlatması yapıyor, kimi felaket tellallığına soyunuyor, kimi de çatışmanın, kaosun ve belirsizliğin zeminini hazırlamaya uğraşıyor. Alayı birden harekete geçti ve ellerinden geleni arkalarına koymuyorlar.

TEVİL ÇABALARI İŞE YARAMIYOR

Daha dünkü yazımda, Türk milletinin iradesinden iktidar çıkaramayacaklarını anlayanların her türlü olağanüstülüğe bel bağladığını ve bunun için yapamayacakları şeyin olmadığını yazmıştım. Kısa zaman içindeki bütün gelişmeler bu tespitimizi doğruluyor, hatta daha da ileri gittiklerini ibretle izliyoruz. Karınlarından konuşuyor olmaları asıl niyetlerini gizlemeye yetmediği gibi, söylediklerini tevil çabaları da işe yaramıyor. Seçim olmazsa darbe olur imaları da, hastalıktan sel baskınlarına, oradan orman yangınlarına kadar uzayan felaket arayışları da asla tesadüf değildir. Bunların demokrasi anlayışı da, hukuk samimiyetleri de kendi güdük zihniyetleri ile sınırlıdır. Kendileri varsa, menfaatlerine uyuyorsa bu değerler önemlidir, aksi hâlde her yol mübahtır.

TERÖRİSTLER TOPLANMIŞ

Tesadüfe bakınız ki, üniversitelerde de ortaya çıktılar. Boğaziçi Üniversitesinde rektör ataması bahanesi ile yapılanlar, kelimenin tam anlamıyla terördür ve devleti tanımamaktır. Hiç kimse bu durumu hafifletmeye, kılıf uydurmaya çalışmasın. Her şeyden önce orada sözde eylem yapanların çok büyük bir kısmı, o üniversitenin öğrencisi değil. İstanbul’un neresinde bölücü, hain, terörist, yasa dışı sol örgüt üyesi varsa, belli ki oraya toplanmış. Bunlara CHP’nin İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da dâhil. Attıkları sloganlar açık şekilde devleti tanımamaktır. Güvenlik güçlerimize saldırıyor, polisimize hakaret yağdırıyorlar. Bunu anlamak ve kabul etmek hiçbir şekilde mümkün olamayacağı gibi, bu teröristler için gereğinin yapılması şarttır.

HER ŞEY GÜDÜK ZİHNİYETLERİYLE SINIRLI

Gelelim atamaya. Sayın Cumhurbaşkanı, Anayasal hakkını kullanarak bir rektör ataması yapmış. Bu atanan isim CHP’den milletvekili adayı olmuş olsaydı, sol eğilimli, özellikle de Marksist bir zihniyete sahip bulunsaydı, bugün ortalığı ayağa kaldıranların sesi çıkacak mıydı? Daha önce bunların örneklerini görmedik mi? Üniversiteleri sol örgütlere, bölücülere teslim edenleri unuttuk mu? Demokrasi, hukuk o zaman kimsenin aklına geldi mi? Kariyeri, liyakati ne olursa olsun AK Parti’den milletvekili adayı olunca suç ama sol ve özellikle de bölücü olursa mesele yok. Bunun adı da demokrasi oluyor, Üniversite özgürlüğü oluyor. Bir defa daha ve altını çizerek söylüyorum, bunların demokrasi anlayışı da, özgürlük iddiaları da, hukuktan anladıkları da kendi güdük zihniyetleri ve menfaatleriyle sınırlıdır.

BU MASALLARI ÇOK DUYDUK

Bir de üniversite özerkliği meselesi var. Dışarıdan bakınca ne güzel değil mi? Üniversitelerin özerk bir yönetimi bulunacak ve buralar bilim yuvaları olacak, öyle mi? Siz onu benim külahıma anlatın. Biz bu masalları çok duyduk. Bugün “özerk üniversite” sloganları atanlara bakın, ne dediğimi anlarsınız. İstisnasız tamamı ya yasa dışı örgütlerin üyesidir, ya da sempatizanıdır. Özerkliği bilim için değil, bu okulları terör yuvalarına çevirebilmek için istiyorlar. Kimse karışmasın, kimse hesap sormasın, her şey bunlara teslim edilsin ki, istedikleri gibi ihanet edebilsin, istedikleri gibi devlete komplo kurabilsin ve hatta terörist yetiştirebilsinler. Ne acıdır ki, bu hep böyle olmuştur. Şu anda Boğaziçi Üniversitesinde eylem adıyla polise saldırıp devlete kafa tutanlar da tam olarak bunlardır. Kimse aptal değil ve bu numaralar sökmediği gibi, gerekli tedbirleri almak da hem bir hak, hem bir görevdir.

BU İŞ, BU KADAR BASİT DEĞİL

Zillet güruhu ve onların arkasındakilerin aldıkları işaretle harekete geçtikleri ve bundan sonra da her fırsatı kullanarak toplumsal kışkırtmalara yönelebilecekleri anlaşılıyor. Bunların üst akıllarının kim olduğu bellidir ve Biden denilen adam, seçilmeden çok önce hem talimatı vermiş, hem de yapılacakları sıralamıştır. Şimdi bunlar da hâlâ o talimatın geçerli olduğunu zannederek, gereğini yerine getiriyorlar. Birileri sokakları, üniversiteleri karıştırmaya, bir toplumsal huzursuzluk oluşturmaya uğraşıyor, birileri de durumdan vazife çıkararak ısrarla seçim çağrıları yapıyor. Bu iş, bu kadar basit değil. Bu ülkenin bir Anayasa’sı, hukuk düzeni, demokrasi birikimi, Meclisi ve hükümeti var. Yürütme ve yasama organları milli iradenin kararıyla şekillenmiştir. Kurumlar ve kurallar işliyor. Herkes buna saygı duymak ve uymak zorundadır. Kimsenin özel menfaatine, kirli beklentisine, karanlık hesabına göre hareket edilemez. Hükümeti sarsmak uğruna ülkenin felaketini göze alanlar, bunun bedelini hem hukuk önünde, hem de millet nezdinde ödeyeceklerini de unutmamalıdırlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.