Demirtaş'ın suç ortakları

Nasıl da sevinmiş, ümitlenmiş, parselledikleri köşelerden, toplaştıkları ekranlardan sevinç naraları atarak, bayram yapmışlardı. Sayın Cumhurbaşkanı demokrasi, hukuk ve ekonomide reformundan bahsetmişti. Demokrasi ve hukuk denilince bunların aklına terör, terörist, ihanet, bölücülük geliyor. Bu güruh için eğer teröre sessiz kalıp, Selahattin Demirtaş gibi teröristlere yol verirseniz demokrasi tamamdır. Osman Kavala’nın bütün ihanetlerini görmezden gelip dışarı salarsanız hukuk işlemiştir. Aksi halde ne yaparsanız yapın, ne demokrasiyi bu zavallılara kabul ettirebilirsiniz, ne hukuku anlatabilirsiniz.

NASIL DA HEYECANLANDILAR

Bu fitne güruhunun ümitleri, heyecanları Sayın Cumurbaşkanının demokrasi derken Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasını sağlayacak düzenlemeler yapılacağını zannetmelerinden, hukuk derken Osman Kavala’ya sahip çıkılacağı düşünmelerinden dolayı bu kadar artmıştı. Bu kadarla da kalmamıştı. Cumhur ittifakının bittiğini ilan etmiş, PKK uzantısı HDP ile yeni ittifaklar kurmuşlardı. Fırsatını bulmuşken MHP’ye saldırmakta da hiç gecikmemiş ve alçaklığın her türlüsünü sergilemekten geri durmamışlardı. Hatta durumdan vazife çıkaran Bülent Arınç, işi daha da ileri götürerek açık şekilde demokrasi ve hukuku bu iki teröriste doğrudan endekslemiş ve ağıt yakarak, biran önce serbest bırakılmalarını istemişti. Bu arada gözyaşı dökmemiş olması kendisi adına çok önemli bir eksik olmuştur.

DEVLETE VE MİLLETE İFTİRA EDİYORLAR

Bülent Arınç’ın demokrasi anlayışının sembolü haline gelen Selahattin Demirtaş’ın kim olduğuna burada tekrar girmeyeceğim. Daha önce defalarca anlattım. Bu teröristin kitabı üzerinden bu millete ve bu devlete atılan iftiraya sessiz kalmamız da mümkün değildir. Arınç’ın reklamını yaptığı kitapta ne anlatılıyor, bilmiyorum. Ancak, PKK ve terör sevicilerin yıllardır bu millete ve devlete attıkları iftiraların yeni bir versiyonu olduğu anlaşılıyor. Demirtaş’ı bu yalanlar üzerinden masum göstermeye çabalamak, bunu da demokrasi ile izah etmeye kalkışmak suç ortaklığıdır. Bu alçaklara göre devlet Kürt vatandaşlarımızın düşmanıdır ve her türlü zulmü yapmıştır. Böyle bir yalan, böyle bir kalleşlik yeryüzünde görülmemiştir. Kars’ın Sarıkamış ilçesinde doğmuş, büyümüş ve liseyi orada bitirmiş bir Türk vatandaşıyım. Kürt kökenli onlarca arkadaşım oldu. Kendileriyle hem ilkokulda, hem ortaokulda aynı sıraları paylaştım. Komşularımızın büyük kısmı Kürt kökenliydi. Sülalemde Kürt kökenli kardeşlerimizden kız alan, kız veren onlarca akrabam var. Bu yaşa kadar Kürk kökenli olduğu için, gerek devletle olan ilişkilerinde, gerek sosyal hayatta, gerek ticarette veya eğitimde benden farklı bir muamele gören birisine ne rastladım, ne duydum, ne gördüm. Kürtlük veya Türklük diye ne bir derdimiz oldu, ne kimsenin aklına geldi, ne de lafı edildi. Ne yaşadıysak hep birlikte yaşadık. Eğer bir yanlış yapıldıysa, herkese yapıldı. Darbelerin ağır faturasını hep birlikte ödedik. İhaneti, kalleşliği, terörü meşru göstermek için bu milletin gözünün içine baka baka yalan söyleniyor. Devletimize iftira ediliyor. Bülent Arınç sözünü ettiği kitabın da böyle bir iftira ve karalama düzmecesi olduğu bellidir.

BÜLENT ARINÇ KİME NE ANLATIYOR?

Bu ülkede işkence, zulüm, ölüm, tecavüz denilince akla gelen PKK ve terör örgütleridir. Bunun acısını çeken, bedelini ödeyen de bölge insanıdır. Gidin akıl, izan ve vicdan sahibi her vatandaşa sorun, bakalım size ne anlatacaklar? Onu da yapamıyorsanız, Diyarbakır’daki evladı dağa kaçırılmış annelere kulak verin, zaten asıl gerçeği bütün çıplaklığı ile ve net olarak göreceksiniz. Bülent Arınç kime ne anlatıyor? O bölgede görev yapmış her hangi birini hiç dinledi mi? Yasin Börü’nün ailesinden birine neler olduğunu, neler yaşadıklarını hiç sordu mu? Necmettin Öğretmen, Aybüke öğretmen hiç aklına geldi mi? Demirtaş’ı serbest bırakarak demokrasi getirecekse, peki bu acılar, bu zulümler, bu ihanetler nasıl unutulacak? Nerede kaldı hukuk? Bu katil sürüsü yaptıklarının yanlarına kaldığını zannederek daha da coşmayacak, daha da ileri gitmeyecekler mi? Yoksa, Bülent Arınç’ın asıl istediği zaten bu mudur?

CHP’NİN TESLİM MANİFESTOSU

Bülent Arınç, bu kadar coşar da zilletin başı CHP eksik kalır mı? CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz’ün son açıklamaları kelimenin tam anlamıyla sözün bittiği yerdir. Atatürk’ün CHP’sinin Türkiye ile meselesi olanlar tarafından ele geçirildiğinin net ve kesin ispatıdır. Çeviköz söyledikleriyle Macron’dan, Biden’den daha ileri gitmiş ve açık şekilde Türkiye’ye kin kusmuştur. Söylediklerinin kabul edilebilir hiçbir tarafı olmadığı gibi, açık şekilde Türk düşmanlarına bir teslim manifestosudur.

HEVESLERİ KURSAKLARINDA KALDI

Bütün bu gelişmeler Cumhur ittifakının ne kadar önemli ve ne kadar hayati olduğunu bir defa daha kanıtlamıştır. Sayın Cumhurbaşkanının, “Son günlerde bizimle asla ilgisi olmayan, kimi bireysel açıklamalar ile reform gündemimize yaptığımız vurgular bahane edilerek yeni bir fitne ateşi yakılmaya çalışıldığını görüyoruz” cümlesi, bu kirli oyuna gelinmeyeceğini dosta düşmana göstermiştir. Fitne güruhu yine kaybetmiş, yine hevesleri kursaklarında kalmıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.