Kılıçdaroğlu'na bir soru

Kemal Kılıçdaroğlu yine şecaat arz ederken, sirkatin söylemiş. Bir gazeteye verdiği röportajdaki beyanları, merkezinde kendisinin yer aldığı siyasi kumpasın ifşaatıdır.

“Sayın Abdullah Gül, cumhurbaşkanıyken belli aralıklarla Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne davet eder, bizim gözümüzden Türkiye’yi ve Türkiye’nin sorunlarını dinlemek isterdi. Ben de aktarırdım” diyor. O dönem çok geride kalmadı. Hafızalarda tazedir. CHP, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmaması için hukuku, Anayasayı, içtüzüğü tersine çevirmedi mi? 367 garabeti Türk siyasi tarihine, CHP tarafından işlenmedi mi? Gül’ün Cumhurbaşkanlığı sırasında en ağır eleştirileri sıralayıp, Çankaya’yı noter olmakla suçladıklarını bu millet hatırlamıyor mu zannediliyor? Kılıçdaroğlu bunları unuttu mu, yoksa bizi aptal mı zannediyor?

ÖNCE KENDİ PARTİLİLERİNE SOR

Hadi gelin, Kılıçdaroğlu’nun cümlelerini bir de kendi anlamıyla değerlendirelim. Demek ki, Kemal Kılıçdaroğlu bir taraftan Abdullah Gül’ü karalayıp yerden yere vururken, diğer taraftan da gidip Cumhurbaşkanlığı Köşkünde özel görüşmeler yapıyormuş. Bu görüşmelerde acaba, Türkiye mi konuşuluyordu, yoksa bugün artık herkesin malumu olan planlar mı yapılıyordu? Gül’ün içinden çıktığı partiyi pas geçip CHP ile derin muhabbete dalması, demek ki boşuna değilmiş. Kılıçdaroğlu, bütün bunların üzerine yine aklımızla alay ederek, Gül’ün CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olduğunun nereden çıktığını soruyor. Bunu önce kendi partililerine, mesela son seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı yaptığı Muharrem İnce’ye sorsa, daha net cevap alacaktır. İnce, daha kısa süre önce, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun adayı kesinlikle Abdullah Gül’dü. CHP’den birini asla düşünmüyordu. Ama onun bu planını Meral Akşener bozdu. Açık söylüyorum ben Akşener sayesinde aday oldum” demedi mi?

GÜL’ÜN ADAYLIĞINDAN KORKANLAR

Gelelim Kılıçdaroğlu’nun beyanlarındaki en kilit cümleye. Aynen şöyle diyor: “Soru şu: Abdullah Gül’den neden bu kadar korkuyorlar?” Abdullah Gül’den kimin korktuğu konusunda bende ne bir ipucu, ne de bir bilgi mevcut. Gördüğüm ve anladığım kadarıyla böyle bir korku olsa olsa, CHP’nin içinde var. Başta milletvekillerinin büyük bölümü olmak üzere, teşkilatlarından seçmenine varıncaya kadar, CHP’nin çok büyük bir kısmı, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklamasından son derece endişe duyuyor. Zaten bunu da gizlemiyorlar. Başka da Abdullah Gül’ün aday olması ne kimseyi ilgilendiriyor, ne de dikkate alınıyor. Kaldı ki, kendisini şu anda CHP dışında Cumhurbaşkanı adayı gösterebilecek parti de yok. Milletten toplanacak 100 bin imza dışında tek bir formül var, o da Abdullah Gül’ün Ali Babacan üzerinden kurduğu partiye CHP’nin tıpkı İP meselesinde olduğu gibi 20 milletvekili gönderip grup kurdurması. Bunun sıradan bir ihtimal olmadığını, millet iradesinin gerekirse yine kolayca peşkeş çekilebileceğini, Kılıçdaroğlu’nun, “gerekirse destek verebilirim” açıklamalarından çok iyi biliyoruz.

BU NASIL SİYASET ANLAYIŞI?

CHP bir sol parti. Aynı zamanda ikinci parti konumunda ki, buna eskiden ana muhalefet deniliyordu. Yani iktidar alternatifi. Kemal Kılıçdaroğlu da, bu partinin genel başkanı. Abdullah Gül ise ömrünü sol zihniyetle mücadeleyle geçirmiş, muhafazakâr görüşlü bir isim. En azından biz öyle biliyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu’nun başta kendisi olmak üzere, partisinden bir Cumhurbaşkanı adayı bulmak ve göstermek yerine, her zaman karşılarında olmuş birilerinden himmet beklemesinin siyasetin tabiatına, CHP’nin varlık sebebine ve kendi tabanının iradesine uyan bir tarafını bulan ve izah edebilen varsa beri gelsin. Aynı şeyi Abdullah Gül için de söyleyebiliriz. İçinden çıktığı, her türlü makam ve mevkiye gelmesine vesile olan başta partisini, sonra geçmişini, sonra da millet iradesini yok sayarak CHP’de istikbal araması nasıl bir siyaset anlayışıdır? Çok daha ağır sorgulamalar yapabilirim, ama şimdilik bu kadarla yetineyim.

MİLLETTEN NİYE KORKUYORSUNUZ?

Kılıçdaroğlu kendi iradesi, kendi siyaseti ve kendi zihniyeti ile hiçbir zaman iktidar olamayacağını biliyor. HDP ile kurduğu kirli ittifakın bu milletten hiçbir zaman onay alamayacağını görüyor. Çeşitli siyasi kumpaslar kurarak sağdan alacağı oylarla, solu ve hatta PKK’yı iktidara taşımanın hesaplarını yapıyor. Abdullah Gül de tamamen kendi ikbali için bu duruma onay veriyor. Geçmişini, bulunduğu makamları bir tarafa bırakarak CHP’nin değirmenine su taşıyor. Burada bir soru da biz hem Kılıçdaroğlu’na, hem de Gül’e soralım: Bu millet bu oyuna gelir, bu tezgahı onaylar mı zannediyorsunuz? Bu milletin karşısına kendi zihniyetinizle, kendi iddialarınızla çıkmaktan neden korkuyorsunuz? Çırpındıkça batmak, battıkça çırpınmak bu olmalı. Kılıçdaroğlu, Türk siyasetinin en ağır yükü olurken, başında bulunduğu partiyi de ülkenin en önemli ve ivedi milli güvenlik sorunu haline getirmiştir. Günü ve zamanı geldiğinde Türk milleti elbette gereğini yapacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.