Kılıçdaroğlu'nun çarkı ve yanlış hesabı

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir müjdeli haberle Cumhurbaşkanlığına aday olacağını şimdiden açıklamasının altında yatan sebepleri, bilgi, birikim ve gözlemlerimize dayanarak dünkü yazımızda analiz etmeye çalıştık. Zaman içinde tespitlerimizin isabeti görülecektir. Ancak karşımızdaki isim Kemal Kılıçdaroğlu’dur ve duruma göre vaziyet alma, çark etme ve asılsız iddialar ortaya atmada son derece ustadır. Dolayısı ile siyasetin gidişatına ve ortaya çıkacak yeni gelişmelere bağlı olarak, “ben hiçbir zaman aday olabileceğimi söylemedim, bunu da nereden çıkarıyorsunuz?” diyebilir.

SÖYLEDİKLERİNİN İLER TUTAR TARAFI YOK

Daha şimdiden, “Cumhurbaşkanlığı adaylığı tek başıma karar vereceğim konu değil, bir Millet İttifakı var. Aday olup olmamaya birlikte karar veririz. İttifak ortaklarıyla konuşmadan adaylığımı açıklamam diğer partilere saygısızlık olur. Şu aşamada adaylık konusu gündemde değil. AK Parti sıralarından sordular, ben de onu söyledim. Aday olup olmayacağıma partimiz, vekillerimiz ve Millet İttifakı karar verir. Çünkü birlikte hareket ediyoruz” diyerek, ilk çarkı yaptı. Bu çarkı yaparken söylediklerinin iler tutar yanı yok. Cumhurbaşkanlığı adaylığına tek başına karar veremeyeceğini ve zillet ittifakı ile istişare etme gereği, adaylığını açıkladıktan sonra mı aklına geldi? İş saygısızlığın ötesine çoktan geçti ve zilletin diğer ortakları da kendi adaylarını açıkladılar. İP’ten yapılan, “Bizim adayımız Meral Akşener” paylaşımlarını hiç mi görmedin? Yoksa, onların da çark etme ustalıklarına mı güveniyorsun?

PARLAMENTER SİSTEM GERİDE KALDI

AK Parti sıralarından, aday olup olmayacağınızın sorulmasından daha doğal ne olabilir? Sorulan soruya önce gayet net ve anlaşılır bir cevap verip, sonra da “Şu aşamada adaylık konusu gündemde değil” demenin duruma göre vaziyet alma dışında nasıl bir izahı olabilir? Nitekim, aday çıkarma konusunda ileri sürdüğünüz temel şart zaten gömleğin ilk deliğinin yanlış iliklendiğini şimdiden ortaya koyuyor. Kılıçdaroğlu, “Üzerinde durulması gereken nokta geliştirilmiş parlamenter sisteme geçecek miyiz? Tüm arayışımız onun üzerine” diyor. Parlamenter sistem geride kaldı. Bunun geliştirilmişinden neyin kastedildiği de ayrı bir muammadır. Cumhurbaşkanlığı seçimi, yürütmenin belirlenmesi için yapılacaktır. Bir sistem değişikliği referandumu değildir. Diyelim ki, bütün hesaplarınız tuttu ve sizin gösterdiğiniz aday hedefe ulaştı, buradan nasıl bir güçlendirilmiş parlamenter sistem çıkaracaksınız? Bunun için ayrı bir anayasa değişikliği ve referandum gerektiğini bilmiyor musunuz, yoksa aklımızla alay mı ediyorsunuz?

HER KAFADAN BİR SES ÇIKIYOR

Herkes biliyor ve görüyor ki, 2023 seçimleri zilleti oluşturan partilerin liderlerinin, özellikle de Kılıçdaroğlu’nun son şansıdır. Kılıçdaroğlu bunun farkındadır ve koltukta nasıl kalabileceğinin arayışındadır. Aday olması bir çıkış yoludur ancak dünkü yazımızda da belirttiğimiz gibi aday olup seçilememesi durumunda da işi çok zordur. İkinci ihtimal, içinde bulunduğu ittifakı kendi hesabı doğrultusunda kullanabilmektir. Erdoğan’ı deviren oluşumun mimarı olarak, kendini garantiye alma planları yaptığı anlaşılıyor. Peki, bu nasıl olacak? İttifaklarının içinde her kafadan bir ses çıkıyor. İP şimdiden adayını açıkladı. Zillete sonradan ilave olan Gül- Davutoğlu kendi adaylıkları dışında bir ihtimali bile değerlendirmiyorlar. Serok Ahmet’in CHP’ye uydu olması muhtemeldir ama onun da yekûnu sıfırı geçmiyor.

ORTAKLARI, KILIÇDAROĞLU’NA RAZI OLUR MU?

Bizim gördüğümüz şudur: Kılıçdaroğlu zilletin sağ yanını oluşturanlar üzerinden bir sol Cumhurbaşkanı çıkarmanın; sağında kalanlar da CHP’nin oyları ile Cumhurbaşkanı olmanın hesaplarını yapıyor. Bu hesap kâğıt üzerinde yapılabilir de, ne siyasette, ne vicdanlarda, ne gerçek hayatta, ne de sandıkta bir geçerliliği yoktur. Kılıçdaroğlu zor durumdadır, boşa koysa dolmuyor, doluya koysa almıyor. CHP’nin kendi içinden olmayan bir adaya Kılıçdaroğlu’nun baskısı ile onay vermesi mümkün olsa da, ne partinin, ne parti tabanının bunu kabul etmeyeceği bugünden bellidir. Kaldı ki, Muharrem İnce şimdiden böyle bir ihtimali yok etmiştir. Mustafa Sarıgül’ün de buna ekleneceği muhakkaktır. Parti içinde bugünden CHP’li olmayan birine oy vermeyeceğini açıklayanları da eklerseniz, geriye ya Kılıçdaroğlu’nun aday olması veya parti içinden birini çıkarması kalıyor. Kılıçdaroğlu, partisinin içinden başkasını aday gösterirse ne olduğunu Muharrem İnce örneğinde gördü. Başına yeni bir bela alması çok ihtimal dâhilinde değil. Kendi aday olur da Muharrem İnce gibi parti oyunun üzerine çıkacak bir orana ulaşırsa, yerini korur. Bunun için de, zilletin tamamını kendi adaylığı üzerinde ikna etmesi gerekiyor. Bu durumda ortaya, “zilletin diğer ortakları, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına razı olur mu?” sorusu çıkıyor. Erdoğan düşmanlığı böyle bir şeyi ihtimal dâhiline sokuyor olsa da, hayatın ve siyasetin gerçekleri bunun imkânsız olduğunu, liderler böyle bir uzlaşmaya varsa bile, bunun kâğıt üzerinde kalacağını söylüyor.

Neresinden bakarsanız bakın zillet çıkmazdadır. Her söyledikleri ve yaptıkları Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığını kabullenmekten ve onaylamaktan başka bir sonuç doğurmuyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.