Moskova'dan yansıyanlar

Anlaşma ve yapılan açıklamalar tamam da, sonuçta karşımızda Esad gibi güvenilmez, iradesiz, kendi varlığını sürdürebilmek için feda edemeyeceği hiçbir şey olmayan bir diktatör, Rusya gibi menfaatlerini her şeyin üzerinde tutan, verdiği sözleri, yaptığı anlaşmaları bir anda yok sayabilen bir devlet var. Dikkatli ve tedbirli olmalıyız.

 

Moskova zirvesinden ateşkes kararının çıkmış olması, bir mutabakat imzalanması ve İdlib’deki zulmün durması çok isabetli bir gelişmedir. Ancak önemli olan bunun sürdürülebilir olması, Suriye’de kalıcı bir çözümün yolunu açması ve Türkiye’nin itiraz, beklenti ve taleplerinin tam olarak karşılanmasıdır.  

TEYAKKUZ HALİNDE OLACAĞIZ

              Türkiye’nin kararlı hareket etmesi, şakasının olmadığını ve gerektiğinde neler yapabileceğini bütün dünyaya net şekilde göstermesi, masaya otururken elini son derece güçlendirmiştir. Anlaşma ve yapılan açıklamalar tamam da, sonuçta karşımızda Esad gibi güvenilmez, iradesiz, kendi varlığını sürdürebilmek için feda edemeyeceği hiçbir şey olmayan bir diktatör, Rusya gibi menfaatlerini her şeyin üzerinde tutan, verdiği sözleri, yaptığı anlaşmaları bir anda yok sayabilen bir devlet var. Dikkatli olmak durumundayız. Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanı da, “Biz şu anda işi o kadar sağlama aldık ki, her an Sayın Başkan'la irtibat halinde olacağım. Dışişleri Bakanımız aynı şekilde muhatabıyla, Milli Savunma Bakanımız muhatabıyla, Milli İstihbarat Başkanımız muhatabıyla sık sık görüşmek suretiyle bu ilişkiyi sürekli diri tutacağız. Bir yerde çatlak patlak olduğu anda hemen konuya müdahale edeceğiz. Tabi aramızda her şey yazı ile olmuyor, söz ile olanlar da var. Burada bu kararlılığımızı teyit ettik” diyerek, aslında muhtemel olumsuzlukların hesaba katıldığını söylüyor. Bu kadarla da kalmıyor, rejimin muhtemel ihlal ve saldırılarına karşı da her an teyakkuz halinde olunacağının özellikle altını çiziyor.

BİZ ANLAŞMALARA UYUYORUZ

         Esad var oldukça, Suriye’deki belirsizlik devam ettikçe, bekamıza yönelik tehdit de sürecektir. Bizim her zaman tedbirli olmak, gerektiğinde hiç tereddüt göstermeden sahaya inmek, hak ve hukukumuzu her şartta korumaktan başka çaremiz yoktur. Bugüne kadar defalarca masalar kuruldu. Soçi, Astana anlaşmaları yapıldı. Türkiye hepsine de sonuna kadar uydu. Ama karşı taraftan aynı duyarlılığı, aynı samimiyeti, aynı ciddiyeti hiçbir zaman görmediğimiz gibi, bu anlaşmaları kendi kanlı hedefleri için kullanmaya kalkıştılar. Bu söylediklerimiz sadece Rusya ile sınırlı değildir, ABD ve diğerleri için de geçerlidir. Nitekim, Barış Pınarı Harekâtı'nı Suriye sınırımızın tamamında huzuru sağlamak, teröristleri temizlemek ve dibimizde bir terör devletinin kurulmasını engellemek için yaptık. Fırat’ın doğusunu tamamen temizlemeyi hedefleyerek harekâta başladık. 444 kilometre uzunluğunda, 32 kilometre derinliğinde bir güvenli alan oluşturacağımızı dünyaya duyurduk. Kahramanlarımız kısa zamanda 120 kilometrelik bölgeyi kontrol altına aldılar ve terörden temizlediler.

FIRAT’IN DOĞUSUNU UNUTMADIK

         Sonrası malûm, ABD ve Rusya eş zamanlı olarak devreye girdiler. Görüşmeler, anlaşmalar yaptılar ve kalan bölgelerdeki teröristlerin kısa zamanda çekileceği ve sınırımızda terör unsuru kalmayacağına söz verdiler. Bu sözlerin hiçbiri tutulmadığı gibi, Ayn-el Arap ve Kamışlı Rusya ile birlikte Suriye rejiminin kontrolüne girdi. ABD bazı bölgelerden çekilir gibi yaptı, sonra daha fazla sayı ile geri döndü. PKK-PYD terör unsurları ile birlikteliklerini kaldığı yerden devam ettirdiler. Kısacası verilen hiçbir söz tutulmadı, yapılan hiçbir anlaşmaya uyulmadı. İdlib ön planda olduğu için Fırat’ın doğusu biraz gündemden düşmüş gibi oldu. Ama bizim buralarda geri adım atmamız, oldubittileri kabullenmemiz asla mümkün değildir. Fırat’ın doğusunun tamamından, yani Cerablus’tan Irak sınırına kadar olan bölgeden teröristlerin tamamen çekilmesi gerekmektedir ve bu hükme bağlanmıştır. Bunun dışında hiçbir durumu ne kabul edebiliriz, ne görmezden gelebiliriz, ne de gereğini yapmaktan geri durabiliriz. Suriye sınırımızdan terör unsurları tamamen çekilmezse, harekâtın kaldığı yerden, daha da güçlü bir şekilde devam edeceğini o zaman söylemiştik, şimdi gerekirse bunu yapma hakkımız saklıdır.

AKDENİZ VE LİBYA

         Libya ve buna bağlı olarak Doğu Akdeniz’deki hak ve hukukumuzun korunması ayrı bir meseledir. Türkiye bu konularda da çok doğru adımlar atmış ve gerekirse sahaya ineceğini göstermiştir. Libya bir süredir karışık durumdadır. Terörist Hafter, Türkiye’nin İdlib’e yoğunlaşmasını fırsat bilerek, yeni alçaklıklara girişmiştir. Ancak, Türkiye’nin ne Libya Hükümeti ile yapılan anlaşmadan geri adım atması, ne orada olup bitenlere ilgisiz kalması, ne de Akdeniz’de başlamış olan arama ve sondaj faaliyetlerinden en küçük bir taviz vermesi asla mümkün değildir. Rusya orada da yanlış taraftadır ve Hafter denilen teröristi azdırmaktadır. Moskova zirvesi sırasında Libya meselesinin de ele alındığını Sayın Cumhurbaşkanı açıklamıştır. Wagner konusunda Putin’in olumlu bir adım atacağı beklentisi doğmuştur. Umarız ve dileriz bu gerçekleşir.

BİZİMLE İŞ BİRLİĞİ HERKESİN MENFAATİNE

         Türkiye bütün dünyaya, özellikle de muhataplarımıza şunu net olarak gösterdi. Bizimle iş birliği yapmak, iyi geçinmek, itiraz ve taleplerimizi dikkate almak herkesin menfaatinedir. Çünkü biz kimseden bir şey beklemiyoruz. Sadece bölgede huzur istiyor, hak ve hukukumuza riayet edilmesini bekliyoruz. Buna saygı gösterilirse mesele kalmaz ve herkes rahat eder. Aksi halde hakkımızı korumasını da, varlığımıza ve bekamıza yönelik tehdit ve tehlikeleri yok etmeyi de çok iyi biliriz. Biz Türk milletiyiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.