Siyasetteki savrulmalar

Seçim sonuçlarının her partide analizi yapılıyor. AK Parti'deki metal yorgunluk iyice su yüzüne çıkmıştır. Sayın Erdoğan son 2 yıldır bir yenilenme ile bunu aşmaya çalıştı, ama bu seçimlerde bir daha görüldü ki, daha kat edilmesi gereken çok mesafe var. Bizim gördüğümüzü çok daha fazlasıyla kendileri de görüyor ve bir takım tedbirler alınacağı çok açıktır. Partilerin yönetim kadrolarını güncellemesi, hükümette bir takım kaydırmalar, değişimler olması bu işin doğasında vardır.

EKONOMİNİN ÖNEMİ

AK Partinin seçim sonuçlarını nasıl değerlendireceği, ne tür tedbirler alacağı, neyi ne kadar yapacağı kendi iç meselesidir. Bunu anlar ve saygı duyarız. Ama bize göre siyasetteki değişimleri, milletin tercihlerini birinci derecede etkileyen şey, kesinlikle ekonomidir. Şimdiye kadar hep böyle olmuştur. Millet haklı olarak iş ve aş kaygısını her şeyin önüne koyuyor. Dolayısı ile iktidar partisini kendi içinde yapacağı değişim veya alacağı tedbirlerden çok daha önemlisi, ekonomideki kırılgınlığın ivedilikle giderilmesi, piyasaların rahatlaması ve çarkların yeniden ve daha hızlı şekilde dönmesidir.

TESPİT DOĞRU YAPILMALI

Bu noktaya hiç kuşkusuz durup dururken gelmedik. Türkiye ile meselesi olanlar terörden darbeye her yolu denediler, ancak sonuç alamadılar. Son şanslarını ekonomi üzerinden deneyecekleri belliydi ve bunu uzun zaman önce ve hatta bir kaç defa yazdık. Nitekim, döviz üzerinden ne tür kirli operasyonlar yapıldığı, artık herkesin malumudur. Trump denilen dengesizin tehditlerinin de daha çok ekonomiyi baltalamaya yönelik olduğu unutulmamalıdır. Buna bir de Türkiye'nin ödemek zorunda kaldığı, terörle mücadele, Suriyeli mülteciler gibi bedelleri ekleyin. Tespiti doğru yapmazsak, tedbiri doğru alamayız. AK Parti'nin ekonomi yönetimindeki yanlışlarının da bu müdahaleleri kolaylaştırdığını söylemek durumundayız. Üretim ve yatırım dengesinin tutturulamadığı, borç ve rantın esas alındığı bir düzenin kurulduğunu bugün kendileri de kabul ediyor. Yaşanan kriz ortamının üretim daralmasına bağlı olduğu çok açıktır. Bu durum aynı zamanda ne yapılması gerektiğini de gösteriyor. Üretime dayalı bir ekonomik reform hem piyasaları canlandıracak, hem istihdam oluşturacak, hem de bereket getirecektir.

SİYASİ İKBAL ARAYANLAR

Burada dikkat edilmesi, hatta ibret alınması gereken bir başka nokta da, AK Parti'nin ekonomi politikaları başta olmak üzere, bugün sorun teşkil eden istisnasız bütün alanlarda birinci derece sorumluluk taşıyanların, kenara çekilmekle kalmayıp, kendilerinin sebep olduğu şartlar üzerinden yeni siyasi ikballer aramalarıdır. Ahmet Davutoğlu yıllarca AK Partinin önce dış politika vizyonunu belirleyen, sonra da bizzat yürütmenin başına geçip bütün alanlarda uygulamacı olan isim değil miydi? Sebep olduğu enkazı gidermek için, içinde bulunduğu parti çareyi önce kendisini kenara çekip devre dışı bırakmakta buldu. Aynı şeyleri Abdullah Gül ve Ali Babacan için de söyleyebiliriz. Kuruculuktan bakanlığa, Başbakanlıktan Cumhurbaşkanlığına her makamda oldular, her imkanı, her yetkiyi kullandılar. Eğer bugün ortada bir yanlış varsa, sebep bizzat kendileridir. Şimdi de, sanki hiç böyle bir geçmişleri yokmuş gibi, sütten çıkmış ak kaşığı oyuyor, bununla da yetinmeyip yeni parti kurarak milletin karşısına çıkmaya hazırlanıyorlar. Bizim bildiğimizi, bizim gördüğümüzü, bizim sorduğumuzu bu millet görüp sormayacak mı? Hadi vefayı bir kenara bıraktık da bu sicili nereye koyacaksınız?

İNSAN HAYRET EDİYOR

Siyasetin tuhaf tarafı, daha açık bir ifadeyle insanı hayrete düşüren yanı tam da burasıdır ve ne yazık ki, benzer şeyler zaman zaman her partide yaşanıyor. Yıllarca MHP'nin içinde her mevkiye gelip Grup Başkanvekilliğinden Meclis Başkanvekilliğine, Bakanlıktan Genel Başkan Yardımcığına kadar her imkanı kullananlar, sonra dönüp kendi geçmişlerini inkar ederek, ihanetin zirvelerinde dolaşmadılar mı? MHP'deki milliyetçiliğe laf söyleyerek çıktıkları yolda vardıkları yer, PKK'nın kravatlı teröristi Selahattin Demirtaş'a af istemek, Kandilli katillerle aynı yolda yürümek ve aynı adayın başarısı için ortaklık kurmak oldu. Bundan sonra İP'in ucunu Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu'na bağlamaları, bizim için sürpriz olmaz.

YÖNSÜZ KIBLESİZ

Önümüzdeki süreçte herkes değişimin iktidar partisinde olacağını zannediyor olsa da, asıl büyük soru işareti yine CHP'de ortaya çıkmaktadır. Bir ucu Kandil'de, diğer ucu eskidiklerini kendileri söyleyen sözde ülkücülerde olan bu parti, bir kaç belediyeyi ele geçirmekle birlikte tamamen kendini kaybedecek bir noktaya gelmiştir. Yönsüz ve kıblesiz bir şekilde oradan oraya savrulmakta, bunu da büyük bir başarı ve hatta reform olarak sunmaktadır. CHP yelpazedeki yerinin farkında olmayan, kendini inkar eden bir siyasi parti haline gelmiştir. Özal'a özenen, Erdoğan'ı örnek alan CHP'liler öne çıkmaktadır. Bir kan uyuşmazlığı kaçınılmazdır. Haber Türk Televizyonunda katıldığım programda bu konuyu ayrıntılı olarak değerlendirdim ve CHP kimlikli katılımcılar, kara kara düşünmek durumunda kaldılar. Daha sonra burada da ayrıntıya gireriz. Şimdilik şu kadarını söylemekle yetinelim: Alığı belediyeler CHP için çok daha derin çıkmazların yaşanmasına, çok daha ağır faturaların ödenmesine sebep olursa, biz hiç şaşırmayız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.