Teröristin avukatları

Zillet güruhunun nereden gelip nereye gittiğini, kime ve neye hizmet ettiğini gösteren son gelişme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin skandal bir kararla kravatlı terörist Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması çağrısına bütün imkanları ile sahip çıkmalarıdır. İP’inden CHP’sine, SP’sinden siyaset kaçkını yancılarına kadar alayı birden gönüllü olarak terörist Demirtaş’ın Avukatlığına soyunmuşlardır. Ne Türkiye’nin varlığı ve birliği umurlarında, ne bu teröristin sicili ve yaptıkları akıllarına geliyor, ne de açılacak bu yoldan hangi ihanetlerin geçeceğinin hesabın yapıyorlar. Bu şer ortakları için tek ve değişmez hedef, her ne vesile ile olursa olsun Cumhur ittifakına hücum etmektir ve burada başarı sağlayabilmek için feda edemeyecekleri hiçbir şey yoktur.

KARARA SAYGI DUYULMALIYMIŞ

Bu güruh içinde özellikle İP’in tavrı çok dikkat çekicidir ve aslında sözün bittiği yerdir. Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, “AHİM’in kararına saygı duyulmalı” diyor ve ekliyor. “Türk mahkemelerinin üzerine böyle bir leke düşmemelidir. Biz hukuk tanımaz, hukuk saymaz, uluslararası anlaşmalara itibar etmez, kafasına göre davranır, keyfine göre konuşur bir ülke imajının içerisine düşmemeliyiz. Böyle bir şeyi hak etmiyoruz. Dolayısıyla mahkemelerin kararlarına saygı duymak lazım. Türklerin en şöhretli tarafları, adil mahkemeler olduğu gerçeğini dünyaya gösterebildikleri zamanlardır.”

TERÖRİSTE “TERÖRİST” DEMEK NE ZAMAN LEKE OLDU?

Teröriste “terörist” demek ve yaptıklarının hukuk mevzuatımız içinde cezalandırılmasını sağlamak ne zaman leke oldu? Hukuku tanımak ve saymak için teröristi görmezden gelmek, yaptıkları ihaneti sineye çekmek, 53 kişinin katledilmesine sessiz kalmak, devlete isyan çağrısını dikkate almamak mı gerekiyor? Uluslararası anlaşmaların duruma göre, ülkeye göre, adama göre nasıl uygulandığını görmüyor muyuz? İspanya veya bir başka Avrupa ülkesi için terör sayılan şeyler, sıra Türkiye’ye gelince nasıl oluyor da demokrasi maskesi ile bize kabul ettirilmek isteniyor? Bu aklımızla alay etmek değil midir? Evet, böyle bir çifte standardı, böyle bir şartlanmışlığı, böyle bir kepazeliği kabul etmiyoruz. Herkes Türk mahkemelerinin kararına saygı durmak zorundadır. Türklerin en şöhretli tarafı, her ne pahasına olursa olsun hiçbir şekilde baskı ve zulmü kabul etmemeleridir.

HDP İP’LE GURUR DUYUYORDUR

Yavuz Ağıralioğlu gibi, güya milliliği daha ağır basan bir isim bile buralara savuruluyor ve Türkiye’nin menfaatlerine yerine Selahattin Demirtaş’ın Avukatlığına soyunuyorsa, varın gerisini siz düşünün. CHP ve HDP böyle ortakları olduğu için gurur duyuyorlardır. Boşuna milletvekili servisi yapmamışlar. Şimdi de karşılığını alıyorlar. Ağıralioğlu, bunu önce kendi yol arkadaşlarına anlatsın. Zira, parti kurucusu, milletvekili veya teşkilatta görevli oldukları halde birçoğu bu tutarsızlığa dayanamadı ve ayrılıp gitti. Gidenlerin bizzat yaşadıkları ve şahit olduklarına dayalı olarak söyledikleri, zaten bize fazla laf bırakmıyor.

DERNEK ADI ALTINDA TERÖR FİNANSE EDİLMESİN

Zilletin neleri feda edebileceğinin bir başka örneği de, TBMM Genel Kurulu’nda kitle imha silahları ve dernek düzenlemelerini içeren kanun teklifinin görüşmeleri sırasında yaşandı. CHP-HDP ve İP ortaklığı, kitle imha silahlarının yayılımının önlenmesi ve dernek düzenlemelerine yönelik kanun teklifini engellemek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Düzenlemenin derneklerle ilgili kısmı gayet açık ve anlaşılır. Dernek aldı altında terörün korunması, kollanması ve özellikle finanse edilmesinin önüne geçilmesi için bazı tedbirler alınıyor. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçları veya suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından dolayı, derneğin genel kurulu dışındaki organlarında görevli olanlar veya ilgili personel hakkında soruşturma başlatılması halinde, bu kişiler veya bu kişilerin görev yaptığı organların, geçici tedbir olarak İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılması öngörülüyor.

MİLLET VİCDANINA TOSLAYACAKLAR

Bu düzenlemeden rahatsız olmanın akıl, mantık, ülke ve millet menfaatleri ile izahı mümkün değildir. Zorlama ve uygulamada hiçbir geçerliliği olmayan gerekçelerle teklife karşı çıkmak, zilletin genel gidişatının gereğidir. Selahattin Demirtaş’a avukatlık yapanların, bu düzenlemeye de baraj oluşturmaya çalışması çok da şaşılacak bir durum değildir. Ne yazık ki, zillet zıvanadan çıkmıştır ve nerede duracakları belli değildir. Bildiğimiz ve emin olduğumuz tek şey, eninde sonunda millet vicdanına toslayacakları ve bir daha bellerini doğrultamayacaklarıdır. Bunu bir iddia olsun diye söylemiyoruz, medyaya yansıyan kamuoyu yoklamalarının ortaya koyduğu bir gerçeği paylaşıyoruz. Bütün bindirmelere, bütün karalamalara, bütün yontma ve küçültme gayretlerine rağmen hiçbir araştırmada Cumhur ittifakının tek başına iktidar olma oranının altına düştüğü görülmüyor.

Her zaman söylüyorum. Cumhur ittifakının Türk milletini ikna etmek için öyle uzun uzun projeler anlatmaya, yaptıklarını ve yapacaklarını sıralamaya fazla ihtiyacı yok. Bunlar zaten milletin malumu. Sadece çıkıp, “biz gidersek işte bu kravatlı terörist Selahattin Demirtaş’ın Avukatları gelecek” demeleri fazlasıyla yeterlidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.