Sakarya’da düşmanın imhası gerekliydi

TEKÂLİF-İ MİLLİYE VE HAMİYET-İ MİLLİYE (7)

“Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.”
Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekim 1933

 

7.HALKIN ELİNDEKİ SİLAH VE CEPHANE:

8 Ağustos’ta yayımlanan bu 7 numaralı emre göre, halkın elinde bulunan ve savaşta kullanılabilecek olan av tüfekleri ve tabancalar dışındaki her türlü silah, cephane ve kesici aletler en geç 3 gün içinde Komisyonlara teslim edilecekti. Bunlar için herhangi bir para ödenmeyecekti.

 8. TAŞIT VE HABERLEŞME ARAÇ VE MALZEMELERİ:

Tüccarların, nakliyecilerin ve halkın elinde bulunan benzin, vakum, gres yağı, makine yağı, don yağı, saatçi yağı, balık yağları, vazelin, otomobil ve kamyon lastiği, lastik yapıştırıcı solüsyon, buji, soğuk tutkal, Fransız tutkalı, telefon makinesi, kablo, çıplak tel, pil, tecrit edici madde ve bunlara benzer malzeme ile sülfrikasit stoklarının %40’ına ordu adına el konulacaktı.

Bu malları dışarıdan getirenlerden ise sadece %10’u alınacaktı. Söz konusu malların ve malzemelerin bedelleri tespit edilecek ve sonradan kendilerine ödenecekti.

9. GÖREVLENDİRİLECEK ZANAATKÂRLAR:

Demirci, marangoz, dökümcü, tesviyeci, saraç ve arabacılar ile bunların iş yerleri belirlenecek ve bunların üretim, onarım ve yapım güçleri hesaplanacaktı. Ayrıca kasatura, kılıç, mızrak ve eyer yapabilecekler de aranıp tespit edilecekti. Bütün bu zanaatkârlar ve iş yerleri savaş araç ve gereç yapımı için kullanılacaktı.

10. ORDU İÇİN EL KONULACAK TAŞIT ARAÇLARI

5 numaralı emirle yalnızca malzeme taşıma yükümlülüğü getirilen dört tekerlekli yaylılar, at ve öküz arabaları ile binek atları, top çeken hayvanlar, katır, deve ve eşeklerin %20’si ordu için alınacaktı. Arabalar, bütün teçhizat ve koşum hayvanları ile birlikte teslim edilecekti.

El konulan malların belirlenecek tutarları belediye başkanları ya da köy ihtiyar heyetlerinin verecekleri kararlara göre servetleri oranında yöredeki halk tarafından ödenecekti.

SAVAŞ ÖNCESİ TÜRK ORDUSUNDA HAZIRLIKLAR

Türk milleti bakımından Sakarya’da kabul edilecek savaşın öncelikle “bir ölüm kalım savaşı”, ikinci olarak da bir “yokluk ve yoksulluk savaşı” olacağı görülüyordu. Kütahya-Eskişehir-Afyon üçgenine sokulan düşman ya imha edilecek ya da burayı Ankara’ya doğru atlarsa Anadolu’nun elden çıkması sonucu ile karşı karşıya kalınacaktı. Türk milletinin düşmanı Sakarya’da imhadan başka çaresi yoktu!

İtilaf Devletleri, Mondros Mütarekesi hükümleri gereği, İstanbul Hükümeti’ne yaptıkları baskılarla kadro fazlası erleri terhis ettirmişler, kadro fazlası kabul ettikleri her türlü cephaneyi, kontrolleri altında bulunan İstanbul, Gelibolu ve İzmit bölgelerinde toplatmışlar, toplatamadıkları silahların hayati önemdeki parçalarını da işgal bölgelerinde kurdukları depolara taşıtmışlar, bir kısım silah ve cephaneyi de yok etmişlerdi.

İtilaf Devletleri böylece Mondros Mütarekesi’ndeki boşluklardan da yararlanarak Türk ordusunu, %75’lik gücünü yok ederek büyük ölçüde harp gücünden yoksun bırakmışlardı.

Öncelikle Kuva-yı Milliye birlikleri ile işgallere karşı harekâtı organize eden Ankara Hükümeti, TBMM’nin olaya el koymasından sonra “Düzenli Birlik Harekâtı”na geçmiş, düzenli birlikleri yeniden oluşturmaya başlamıştı. Oluşturulan birliklerin iaşe ve ikmal işlerinin de bir düzene bağlanması gerekliydi.

DEVAM EDECEK...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.