Büyükşehirlerin Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri
Türkiye'mizin idari yapısına baktığımızda; 81 ilimizdeki toplam bin 403 belediyenin 30’u büyükşehir olup buralarda 519 ilçe belediyesi bulunmaktadır. Diğer 51 ilimizde merkez ilçelerin yanı sıra 403 diğer ilçe ve 400 belde belediyesi vardır. Büyükşehirlerde ise belde belediyesi yoktur.
Ülkemizdeki mevcut büyükşehirler gerek Türkiye’nin gerekse bölgesi ve yakın çevresinin cazibe merkezleridir. Bu sebeple geçmişten günümüze yoğun olarak aldıkları göç, birçok problemi de beraberinde getirmiş ve getirmeye devam etmektedir. Bu sorunlar, yaşam kalitesini olumsuz etkilemekle kalmıyor aynı zamanda bu şehirlerin sürdürülebilirliklerini tehdit ediyor.
Büyükşehirlerde yaşamak, bir yandan fırsatların merkezinde olmak anlamına gelirken, diğer yandan giderek ağırlaşan sorunlarla baş etmeyi gerektirir. Nüfusun hızla artması, plansız kentleşme ve ekonomik dalgalanmalar, şehirlerin taşıma kapasitesini zorlayan başlıca unsurlar arasında yer almaktadır. Bugün İstanbul’dan Ankara’ya, Bursa’dan Adana’ya kadar hemen her büyükşehirde benzer sorunların farklı boyutlarda yaşandığı görülmektedir.
Plansız şehirleşme, ulaşım ve trafik sorunları, konut stokunun yetersizliği ve depreme dayanıksız konutlar ile çevre sorunları acil ve öncelikle çözülmesi gerekenler olarak öne çıkmaktadır.
Esas itibariyle plansız şehirleşme hemen hemen bütün problemlerin kaynağı ve hepsini içine alan en önemli sorundur. Günümüzde belediyeler Belediye Kanunu ve Büyükşehir Belediyesi Kanunu olarak iki ayrı kanunla idare edilmektedir. Her iki kanunun yeniden gözden geçirilerek tek bir kanun halinde düzenlenmesi uygun olacaktır. Özellikle imarla ilgili konularda (Sokak, cadde-bulvar genişlikleri, en küçük arsa büyüklüğü gibi) mevcut nüfus ve nazım imar planlarındaki beklenen nüfusa göre en az standartlar belirlenmelidir. İmar planları belediye meclislerinde ancak nitelikli çoğunlukla değiştirilebilmelidir.
Planlama yapılırken bütüncül ve uzun vadeli bir yaklaşım esas alınarak çocuklarımıza yaşanabilir şehirler bırakılması esas alınmalıdır.
Temel meselelerin başında ulaşım geliyor. Trafik yoğunluğu artık sadece belli saatlere sıkışmış bir problem değil; günün neredeyse tamamına yayılan kronik bir hale dönüştüğü görülmektedir. Toplu taşıma sistemlerinin ise çoğu şehirde bu yoğunluğu karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Yeni ve yeterli yollar açmak ya da araç sayısını artırmak elbette önemli ama yeterli olmadığı aşikâr. Bununla birlikte raylı sistem yatırımlarının artırılması, bisiklet yollarının yaygınlaştırılması ve toplu taşımayı cazip kılacak fiyat politikalarının uygulanması da çözüm için yapılması gereken diğer uygulamalar olarak sıralanabilir. Ulaşımı bir “araç meselesi” olmaktan çıkarıp “planlama meselesi” olarak ele almak gerekir.
Bir diğer önemli sorun ise konut krizi. Büyükşehirlerde ev fiyatları ve kiralar, özellikle son yıllarda dar ve orta gelirli vatandaşlarımız için ulaşılamaz bir seviyelere ulaşmıştır. Bu durum, insanlarımızın yaşam kalitesini düşürmekle kalmıyor; aynı zamanda şehir merkezlerinden uzaklaşmalarına ve yeni ulaşım sorunlarının doğmasına neden olmaktadır.
Son olarak yaşadığımız 6 Şubat depremleri, Ülkemizin deprem kuşağında olduğunu en acı bir şekilde gösterdi. Hükümet sadece deprem bölgesinde değil yurdun birçok yerinde depreme dayanıklı konutlar yapmaya devam ediyor. Yerel yönetimlerin de sosyal konut projelerine ve kentsel dönüşüme ağırlık vermesi, boş konutların etkin kullanımını teşvik etmesi ve kira piyasasını dengeleyici düzenlemeler üzerinde çalışması bu noktada kritik önem taşıdığı değerlendirilmektedir.
Bu konuda hiçbir belediye başkanı gücümüz yetmiyor, ekonomik sıkıntılarımız var diyemez. Örneğin en küçük ilçelerimizden ve belediyelerimizden biri olan (Bilecik) Yenipazar Belediyesi Başkanı İlhan Özden Bey kıt kaynak ve kısıtlı imkanlara rağmen iki bloktan oluşan 40 dairelik konuttan 24’ünü bir buçuk yıl gibi kısa bir sürede kat maliklerine teslim etmiştir. 18 daire sahibi ise mayıs ayı içinde evlerine oturmuş olacaklardır.
Belediyelere rant kapısı olarak değil, hemşehrilerine hizmet kapısı olarak gören belediye başkanları (Meclis üyeleri ve çalışanları ile birlikte) hafızalarda iz bırakacak eserler üretiyor ve üretmeye devam edeceklerdir.
Çevre meselesi ise çoğu zaman geri planda kalsa da aslında tüm bu sorunların merkezinde yer alıyor. Yeşil alanların azalması, hava kirliliği ve su kaynaklarının bilinçsiz kullanımı, büyükşehirlerde yaşamayı giderek daha zor hale getiriyor. Oysa sürdürülebilir şehircilik anlayışıyla hem çevre korunabilir hem de yaşam kalitesi artırılabilir. Daha fazla park ve yeşil alan, daha az beton ve asfalt; daha fazla toplu taşıma, daha az özel araç dengesini kurarak şehirlerimizi daha yaşanabilir hale getirebiliriz.
Sonuç olarak, şehirlerimiz/büyükşehirlerimiz sadece büyüyen değil, aynı zamanda karmaşıklaşan yapılar haline geliyor. Bu sorunlara kısa vadeli, günü kurtaran çözümlerle yaklaşmanın artık yeterli olmadığını hepimiz görmeliyiz. Daha bütüncül, veri odaklı ve katılımcı bir belediye yönetimi anlayışına geçmek mecburiyetindeyiz. Çünkü şehirler sadece binalardan ibaret değil; içinde yaşayan her bir insanımızın hayatlarının toplamıdır. Bu hayatları iyileştirmenin yolu ise stratejik düşünme, doğru planlama ve kararlı adımlar atmaktan geçecektir diyebiliriz.
Burada büyükşehirlerimizin sorunlarından sadece bir kısmını dile getirebildik. Diğer şehirlerimizin ve köylerimizin sıkıntıları yok mu? Elbette var, onları da ilerleyen günlerde dile getirmeye çalışacağız.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.