Mutlak Butlan Kararı ve CHP’de Yaşananlar, Yaşanacaklar…

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38’inci Kurultayının Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş tarafından delegenin iradesinin fesada uğratıldığı gerekçesi ile iptali hakkında açılan davanın istinaf süreci tamamlanarak kurultayın iptali kararı verilmiştir.

Kurultay hakkında verilen “mutlak butlan” kararı, yalnızca bir hukuki tartışma değil; aynı zamanda Türk siyasetinde muhalefetin geleceğini doğrudan etkileyecek kritik bir kırılma noktasıdır. Bu kararın ardından gözler doğal olarak üç ana başlığa çevrildi: Özgür Özel’in siyasi tavrı ne olacak, Kemal Kılıçdaroğlu nasıl bir pozisyon alacak ve CHP seçmeni bu süreçte nasıl davranacak?

Öncelikle şunu kabul etmek gerekiyor: CHP, uzun yıllardır yalnızca bir siyasi parti değil, aynı zamanda Türkiye’deki muhalif seçmenin psikolojik ve ideolojik merkezi konumunda. Bu nedenle partide yaşanan her kriz, yalnızca yönetim kadrolarını değil, milyonlarca seçmenin duygu dünyasını da doğrudan etkiliyor. Bugün yaşanan mesele de tam olarak budur.

Özgür Özel açısından bakıldığında süreç oldukça hassas ilerliyor. Çünkü Özel, değişim söylemiyle genel başkanlık koltuğuna oturdu ve parti tabanında yeni bir dönem beklentisi oluşturdu. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimlerinden CHP’nin birinci parti olarak çıkması Özgür Özel’in başarı hanesine yazıldı. Özellikle Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasından sonra yaptığı mitingler ile de CHP seçmeni tarafından Kılıçdaroğlu’ndan daha başarılı bir genel başkan olarak kabul gördü.

Özgür Özel’in gece yarısında yaptığı basın toplantısı ve otobüs üzerinden yaptığı konuşmada mutlak butlan kararının siyasi bir karar ve aynı zamanda bir darbe olduğunu ifade etti. Bu darbenin millete karşı yapıldığını, milletin mağdur edildiğini ve bu karara karşı direneceklerini belirtti. Karara karşı hukuki itirazlarını yaptıklarını, Yüksek Seçim Kurulu’nun sisteme ve kendisine, Yargıtay’ın ise hukuka sahip çıkması gerektiğini söyledi. Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun kendisini telefonla aradığını, yoğunluktan dolayı konuşamadığını, önümüzdeki süreçte kendisini arayacağını ifade etti.

Ancak Özel’in karşı karşıya olduğu tablo, yalnızca siyasi rekabetle açıklanabilecek bir durum değil; hukuki meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Bu noktada Özgür Özel’in en büyük sınavı, parti içinde kutuplaşmayı derinleştirmek yerine birlik görüntüsünü koruyabilmek olacaktır. Sertleşen dil, rövanş hissi veya “eski-yeni” kavgasını büyütecek hamleler CHP’ye kısa vadede ciddi zarar verebilir. Daha sakin ve kapsayıcı bir tutum sergilemesi hem parti yönetimi hem de kamuoyu açısından daha sağlıklı olacaktır.

Kemal Kılıçdaroğlu cephesinde ise durum farklı bir psikolojik boyut taşıyor. Kılıçdaroğlu, uzun yıllar boyunca CHP’nin liderliğini yaptı ve özellikle son seçim döneminde büyük bir siyasi yük taşıdı. Kurultay sonrası geri planda kalmayı tercih etmiş olsa da alınan karar, ister istemez onu yeniden tartışmaların merkezine taşıdı. Ancak burada Kılıçdaroğlu’nun nasıl bir dil kullanacağı son derece önemli.

Kılıçdaroğlu karar sonrası yaptığı ilk açıklamada sakin, birleştirici ve bütünleştirici bir dil kullandı. Eğer süreç kişisel hesaplaşma görüntüsüne dönüşürse, parti içindeki kırılma daha da büyüyebilir. Oysa daha “parti aklı” merkezli bir yaklaşım, CHP tabanında tansiyonu düşürebilir. Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki süreçte vereceği mesajlar, sadece kendi siyasi mirasını değil, CHP’nin kurumsal bütünlüğünü de etkileyecek kadar kritik hale gelmiştir.

Asıl dikkat edilmesi gereken nokta ise CHP seçmeninin tavrıdır. Türkiye’de seçmen davranışı artık sadece ideolojik sadakat üzerinden ilerlemiyor. Özellikle büyükşehirlerde yaşayan genç seçmen, parti içi çekişmelerden çok ekonomik kriz, hukuk, eğitim ve yaşam standartları gibi konulara odaklanıyor. Sürekli iç tartışmalar yaşayan bir muhalefet görüntüsü ise seçmende yorgunluk hissi oluşturabiliyor.

CHP seçmeni bugün duygusal reflekslerle değil, daha sağduyulu bir perspektifle hareket etmelidir. Sosyal medyada büyüyen sert tartışmaların parti tabanını daha fazla ayrıştırmasına izin verilmemeli. Özgür Özel’in seçmenlerine yaptığı il ve ilçe binalarının önünde toplanma çağrısına uyarak bir araya gelenler dikkatli olmalı, sağduyu içerisinde ve aralarına karışabilecek yasadışı unsurlara karşı dikkatli davranmaları gerekmektedir. Özellikle güvenlik güçleri ile karşı karşıya gelmemeleri hem partileri hem de memleket açısından faydalı olacaktır.

Burada unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Siyasi partilerde liderler değişebilir, yönetimler farklılaşabilir, kurultaylar tartışılabilir. Ancak kurumsal yapının zarar görmesi, sadece parti yönetimini değil, temsil ettiği milyonlarca insanın siyasi motivasyonunu da zayıflatır. CHP’nin önünde bugün iki yol bulunuyor. Ya iç krizlerin içinde enerji tüketen bir yapı haline dönüşecek ya da bu süreci demokratik olgunlukla yöneterek daha güçlü çıkacak.

Sonuç olarak mutlak butlan kararı, CHP açısından yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi bir stres testidir. Bu süreçte Özgür Özel’in sakinliği, Kemal Kılıçdaroğlu’nun sorumluluk duygusu ve CHP seçmeninin sağduyusu belirleyici olacaktır. Kılıçdaroğlu'nun Özel'i araması ve önümüzdeki süreçte görüşecek olmaları olumlu ve parti açısından uygun ve önemli bir karardır. Çünkü bugün verilecek olumlu tepkiler, yalnızca bir kurultayın değil, Türkiye’de CHP’nin ve muhalefetin geleceğinin de yönünü tayin edebilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali TÜRKMEN Arşivi
SON YAZILAR