Muharrem GÜNAY

Muharrem GÜNAY

EĞİTİM POKLİTİKAMIZIN İFLÂSI VE TÜRKİYE'DE TOPLUMUN DİNE VE DİNİ DEĞERLERE BAKIŞI

Biz her ne kadar, Türkiye’nin yüzde 99’u Müslüman diye, övünsek de yapılan araştırmalar durumun hiç de öyle olmadığını, Türk toplumunun büyük bir manevi buhran ve ahlaki erozyon içerisinde olduğunu göstermektedir.

12 Haziran - 18 Haziran 2017 tarihleri arasında “Türkiye'de Toplumun Dine Ve Dini Değerlere Bakışı Araştırması” üst başlığı İle “MAK Danışmanlık” tarafından 30 büyükşehir ve (Ağrı, Aksaray, Artvin, Bayburt, Bitlis, Bolu, Düzce, Elazığ, Giresun, Gümüşhane, Karaman, Karabük, Kars, Kastamonu, Kırıkkale, Kırklareli, Kütahya, Nevşehir, Osmaniye, Sinop, Bilecik, Yozgat, Uşak ) 23 il, 154 ilçe de 5400 kişi ile YÜZYÜZE yapılan görüşmelerde (araştırmanın linki: www.makdanismanlik.org) Allah’ın varlığına, birliğine bizi yaratıp yaşattığına inanıyor musunuz? şeklindeki sorumuza yıllardır %99'u Müslüman diye ifade ettiğimiz toplumun % 86'sı “Evet, Allah’ın varlığına, birliğine bizi yaratıp yaşattığına inanıyorum” derken aynı soruya; “Evet, Allah’ın sadece varlığına bizi yarattığına inanıyorum ama her şeye karıştığını karışacağını düşünmüyorum” diyenlerin yani DEİST diye ifade edilebileceklerin oranı % 6, “Hayır, Allah’a inanmıyorum” diyerek ATEİST olduğunu ifade edebileceklerimizin oranı % 4, farklı çekincelerle bu soruya “Cevap yok / Kararsız” diyenlerin oranı % 4 olarak değerlendirilmiştir.

Deist ve Ateistlerin ağırlıklı olarak büyükşehirlerde yoğunlaştığı, taşrada bu oranın % 1’lerin altına indiği görülmektedir. Deist ve ateistlerin taşrada yüzde birlerde olması, daha iyi eğitim alan insanlarda oranın artması eğitim sistemimizin iflasının en açık göstergesidir. Ortaya çıkan sonuç; toplumun inanç erozyonuna karşı çok acil bir manevi kalkınma seferberliğine ihtiyaç olduğunu göstermektedir.

Araştırmanın detaylarına inildikçe durum daha da kötüleşmektedir. Meleklere inanıyor musunuz? sorusuna araştırmamıza katılanların % 75'i “Evet, meleklere inanıyorum” derken,  “Hayır, gözümle görmediğim varlıklara inanmam” diyenlerin oranı % 15, “Cevap yok / Kararsız” oranı ise % 10’dur.

İmanın temel şartlarından olan meleklere iman konusunda toplumsal bilgisizliğin İslami anlamda insanların küfre düşme boyutunda inhirafına sebep olmaktadır. Gözüyle görmediğine inanmama hastalığı materyalizmin insanımızın inanç dünyasını nasıl törpülediğini göstermesi bakımından çok önemlidir. Kaldı ki dine ait değerlerin pek çoğu beş duyu ile algılanamayan aşkın alana ait değerlerdir. Gayba ve uhrevi aleme inanma Müslümanlığın temelini teşkil eder. Bu anlamda dinin pek çok değeri, melekler, cinler, ruh, cennet, cehennem vd. kavramlar imanî değer itibarıyla çok önemlidir. Toplumun bu değerlerle teçhiz edilmesi, kimsenin görmediği yerde dahi bir gören var şuurunun kalp ve kafalara nakşedilmesi toplumsal ahlaki motivasyon için de önemlidir.

Kur'an-ı Kerim ve diğer kitapların vahiyle geldiğine inanıyor musunuz? sorusuna katılımcıların % 76'i “Evet, inanıyorum “ derken “Hayır, inanmıyorum” diyenlerin oranı % 14, cevap vermeyen veya kararsız oranı ise % 10.

Evinizde Kur'an-ı Kerim var mı? ve düzenli aralıklarla okuyor musunuz? sorusuna toplumun % 25'i “Evet, evimizde Kur'an-ı Kerim var ve düzenli aralıklarla Kur'an-ı Kerim okuyoruz” cevabını verirken, “Evet, evimizde Kur'an-ı Kerim var ama pek okuduğumuz söylenemez” diyenlerin oranı % 32, “Hayır, evimizde Kur'an-ı Kerim yok” diyenler % 33 iken, katılımcıların % 10'u bu soruya “Cevap yok / Kararsız“ şeklinde yaklaşmış...

Peygamberlere inanıyor musunuz? Hz. Muhammed (SAV) sizin için her anlamda örnek alınacak rol model / örnek insan mıdır? sorusuna katılımcıların % 63'ü “Evet, Peygamberlere inanıyorum ve ama benim için her anlamda rol modeldir” derken % 20'si “Evet, Peygamberlere inanıyorum ama bazı konularda örnek alsam da her konuda Hz. Muhammed (SAV) örnek alınacak rol model / örnek değildir” cevabını veriyor. “Hayır, Peygamberlere inanmıyorum” diyenlerin oranı % 9. “Cevap yok / Kararsız” oranı ise % 8.

Bilindiği gibi “Peygamberlere iman” İmanın şartlarının dördüncüsüdür. Allah’a imanın yüzde 90’ların üstünde olduğu bir ülkede “Peygamberlere imanın yüzde atmış üçlere düşmesi, “Evet , Peygamberlere inanıyorum ama, Hz. Muhammed her konuda örnek alınacak rol model değildir” diyenlerin % 20 civarında olması düşündürücüdür. Peygamberlere iman ve Hz. Muhammed’in rol model olarak alınması konusunda ben, “Kur’an İslam’ı”, “Kur’an’daki İslam” gibi Hz. Muhammed’ siz ve sünnetsiz İslam çalışmalarının etkisi olduğuna inanıyorum. Böyle bir sonucun çıkmasında uydurma hadislerle mücadele adı altında yapılan hadis düşmanlığının da etkisi vardır. Demek ki biz, ”Edille-i şer’iyye” dediğimiz dinî delillerin ikincisi olan sünnet olmadan Müslüman olunamayacağını öğretememişiz.

Kadere (Hayır ve Şerrin Allah'tan geldiğine) inanıyor musunuz? Sorusuna araştırmaya katılanların %55'i “Evet, “kadere (Hayır ve Şerrin Allah'tan geldiğine) inanıyorum”. Derken “% 15'i “Evet, kadere inanıyorum ama insan kendi kaderini kendi yapar” diyerek aslında Ehl-i sünnet çizgisinin ötesinde Kaderiye ve Mutezile mezhebi gibi bir anlayışa kaymış, “Evet, kadere inanıyorum çünkü insanın zaten hiçbir iradesi yok diyen” % 15 de Cebriye diye tarihte bilinen başka bir itikadi alana savrulmuş görülmektedir. İmanın 6 şartından biri olan kadere imanı ret eden, “Hayır, kadere (Hayır ve Şerrin Allah'tan geldiğine) inanmıyorum” diyenlerin oranı %10;  % 5 ise “Cevap yok / Kararsız” demiş.

Bu araştırma, Kaza ve kader konusunda da Türk toplumunun kafasının son derece karışık olduğunu göstermektedir.

Öldükten sonra dirileceğinize ve bu dünyada yaptıklarınızdan hesaba çekileceğinize inanıyor musunuz? Şeklinde AHİRET İNANCI konusunda toplumsal algıyı anlamaya yönelik sorumuza araştırmamıza katılanların % 73'ü “Evet, öldükten sonra dirileceğime ve hesaba çekileceğime inanıyorum” diyerek inandıklarını ifade ederken, aynı soruya katılımcıların % 10'u “Evet, öldükten sonra dirileceğime inanıyorum ama hesaba çekilmeye inanmıyorum“  derken, “Hayır, Öldükten sonra dirileceğime ve bu dünyada yaptıklarımdan hesaba çekileceğime inanmıyorum” diyenlerin oranı % 9; “Cevap yok / Kararsız” diyenlerin oranı da % 8’dir.

Yine ahiret hayatına ve öldükten sonra dirilmeye  ve hesaba çekileceğime inanmıyorum diyenlerin  % 9; öldükten sonra dirileceğime inanıyor fakat hesaba çekileceğime inanmıyorum diyenlerin % 10; ikisinin toplamının % 20’ye yakın olması Türk toplumunun ahirete iman konusunda da sorunlu olduğunu göstermektedir.

Kur'an'ı Kerim'i Arapça hattından okuyabiliyor musunuz? sorusuna katılımcıların % 32'si “EVET”, % 54'ü” HAYIR” derken % 14 bu soruya “KARARSIZ / GÖRÜŞ YOK” demektedir.

Hiçbir Kur'an Kursu'na eğitim almak amacıyla gittiniz mi? sorumuza “EVET” diyenlerin oranı % 25, “HAYIR” diyenlerin oranı % 65, “KARARSIZ / GÖRÜŞ YOK” oranı ise % 10.

Kuran-ı Kerim'in Türkçe mealini hiç okudunuz mu? sorusuna katılımcıların % 17'si ”EVET”, % 60'ı “HAYIR”, % 23'ü ise ”KARARSIZ / GÖRÜŞ YOK” şeklinde yaklaşım sergiliyor.

Bu araştırma, Türk toplumu Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in  okunması konusunda da yetersiz olduğunu göstermektedir. Toplumun ancak % 32’sinin Kur’an’ın Arapça metnini okumasını bilmesi; % 17’sini ise ancak Türkçe mealini okumuş olması gerçekten hayret vericidir. Bilhassa Kur’an-ı Kerim’in Türkçe mealini okuma oranının % 17’lerde kalmış olması çok düşündürücüdür.

Müslüman olduğunu söyleyen bir kişinin o dinin temel kaynağı kitapta ne yazdığını bilmemesi kadar hayret verici bir şey olamaz. Elbette meal o ilahi kaynağı mutlak anlamda anlamak için yeterli olmasa da içerik konusunda bir fikir vereceği de muhakkaktır. Maalesef günde 5 vakit namaz kılan insanlarında her gün 5 vakit namazda  40 defa okudukları ve bunu yıllarca fasılasız tekrarladıkları halde Fatiha’nın anlamını bilmedikleri bir toplumda yaşıyoruz.

Camiye / mescide hangi sıklıkta gidiyorsunuz? sorusuna “Bayramdan Bayrama” diyenlerin oranı % 12 iken, “Cuma Namazları ve Bayram Namazları Bir De Kandil Günlerinde” diyenlerin oranı % 32, “Zaman Zaman Vakit Namazları Dahil Camiye Gidiyorum” diyenlerin oranı % 13, “Hiç Gitmiyorum” diyenlerin oranı % 30, “Kararsız / Görüş Yok” diyenlerin oranı % 13...

Ramazan ayında oruç tutuyor musunuz? sorusuna “EVET, tüm ramazan boyunca oruç tutarım” diyenlerin oranı % 45, “EVET ama tüm ramazan boyunca değil ramazanın bir kısmında oruç tutarım” diyenlerin oranı % 25, “HAYIR, hiç tutmam” diyenlerin oranı % 20, “Cevap yok / Kararsız” oranı % 10.

İslam dini ile ilgili bilgileri daha çok hangi kaynaklardan öğreniyorsunuz? sorusuna katılımcıların % 30'u “Dini kitaplar” derken % 45'i “İnternet”, % 20'si “Birine sorarak” % 5'i de “Kararsız / Görüş Yok” demektedir.

Bilgiye ulaşmanın çok kolaylaştığı günümüzde her konuda olduğu gibi din konusunda da bilgiye en hızlı ve en kolay ulaşım aracı internet haline gelmiş durumdadır. Ancak kolay ulaşılan bu bilginin doğruluğu kadar internet üzerinden sapkın fikirlerde din kisvesi altında karşımıza çıkabilmektedir. Doğru bir analiz için temel dini bilginin mutlaka doğru kanallardan elde edilmesi gerekir. Halk arasında meşhur bir atasözünü unutmamak gerekir. Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder.

İnternette dini bilgiler konusunda büyük bir bilgi kirliliği ve denetimsizlik yaşanmaktadır. DİB bünyesinde kurulabilecek bir araştırma ve değerlendirme kurulu başta sosyal medya olmak üzere, dini içerikli her türlü yayını çoklu takibe alarak toplumu bilgilendirmeli ve gerektiğinde uyarmalıdır. Türk milletinin dini dokusunu bozmaya yönelik yayın yapan siteler takibe alınmalı ve yasaklanmalıdır.

DİB bünyesinde kurulabilecek bir araştırma ve değerlendirme kurulu başta sosyal medya olmak üzere, dini içerikli her türlü yayını çoklu takibe alarak toplumu bilgilendirmeli ve gerektiğinde uyarmalıdır.

Hangi sıklıkta namaz kılıyor musunuz? sorusuna katılımcıların % 22'si “5 vakit namaz kılıyorum” derken, % 26'sı “Arada vakit namazları kılarım ama cumaları ve teravihleri ve bayram namazlarını tam kılarım” % 24'ü de “Arada cuma namazlarını, teravihleri ve bayram namazlarını kılıyorum” derken “Hiç Namaz Kılmıyorum” diyenlerin oranı % 22, “Kararsız / Görüş Yok” diyenlerin oranı ise % 6.Eskilerin deyimiyle “ömründe alnı secdeye değmeyenlerin” oranı kararsızım diyen % 6’lık bir kesimle birlikte % 28’lere çıkmaktadır.

Herhangi bir dini cemaate veya tarikata bağlı bulundunuz mu / bulunuyor musunuz? sorusuna “EVET” diyenlerin oranı % 15 iken, “HAYIR” diyenlerin oranı % 60, “KARARSIZ / CEVAP YOK” diyenlerin oranı % 25.

Araştırmamızı yürüten saha ekiplerimizin aktardığı bilgi özellikle bu soruya cevap verirken katılımcıların çok çekingen ve tereddütlü yaklaştıkları, bir kısmının bir tarikat yada cemaat bağlantısı olmasına karşılık bunu ifadeden çekindikleri şeklinde olmuştur. Bunun muhtemel sebebi 15 Temmuz darbe girişimi sonrası toplumun cemaat ve tarikatlara kuşkuyla baktığı yönündeki algı olmuş olabilir.

Dini bir cemaat görünümlü FETÖ terör örgütü tarafından tapılan 15 Temmuz darbe teşebbüsü dini grup, cemaat ya da tarikatlara bakışınızı nasıl etkiledi? sorumuza vatandaşların % 30'u “Dini grup, cemaat ya da tarikatlara olumsuz ya da şüphe ile bakmama neden oldu” derken, % 50'si “Dini grup, cemaat ya da tarikatların daha sıkı, illegal yapılanmalara zemin oluşturmayacak şekilde denetlenmesi gerektiğini” ifade etmektedir. % 12'si ise “Dini grup, cemaat ya da tarikatlara bakışım değişmedi” demektedir. % 8'i ise “KARARSIZ / GÖRÜŞ YOK” demektedir.

Dua eder misiniz? Hangi sıklıkta dua edersiniz? sorusuna katılımcıların %75'i “EVET, çok sık dua ederim”; %10'u, “EVET, ara ara dua ederim”; % 6'sı “HAYIR, dua etmem” , derken % 4'ü KARARSIZ / GÖRÜŞ YOK demektedir.

Eş seçiminde eşinizin dinine düşkün biri olması sizin için ne kadar önemli? sorumuza katılımcıların % 51'i ÇOK ÖNEMLİ, % 24'ü KISMEN ÖNEMLİ, % 20'si ÖNEMLİ DEĞİL, % 5'i KARARSIZ / GÖRÜŞ YOK demektedir.

Eşinizin dini değerlere bakışı ve yaşayışı sizinle kıyasladığınızda nasıl olmalıdır? sorumuza toplumun % 30'u; “Benim gibi, benim kadar dindar olmalıdır”, % 45'i “Benden daha dindar olmalıdır”, % 15'i “Benden daha az dindar olmalıdır”, % 10'u ise bu soru karşısında “KARARSIZ / GÖRÜŞ YOK” demektedir.

Bir topluluk içine yada birinin yanına gittiğinizde genelde nasıl selam verirsiniz? sorusuna araştırmamıza katılanların % 41'i “SELAMUN ALEYKUM”, % 24'ü “MERHABA GÜNAYDIN VS”, % 30'u “NA'BER VB”, % 5'i “KARARSIZ / GÖRÜŞ YOK” şeklinde ifade etmişlerdir. Özellikle yaşı 30 üstünde olan toplum geleneksel ve dini ritüel anlamda selamları tercih ettiğini ifade etmektedir. “Selamı aranızda yayın” diyen Hz. Peygamber'in mesajı da bu yöndedir. Ancak sanal alemin hızla tükettiği kavramsal değerlerimizden birinin de selam olduğunu özellikle gençler arasında “selamünaleyküm” şeklinde selamlaşmanın hızla tükendiğini belirtmek gerekir.

Siyasi bir seçimde (belediye-milletvekili vs.) “Adayın dinine düşkün biri olması sizin için ne kadar önemli?” sorumuza katılımcıların % 51'i “Çok Önemli”, % 24'ü “Kısmen Önemli”, % 20'si “Önemli Değil”, % 5'i “Kararsız / Görüş Yok” demektedir. Bu soru din siyaset ilişkisinin özellikle reel politik bağlamda değerlendirilmesi bakımından çok önemli bir kriter olarak incelenmelidir.

İslam ülkelerinin (Hıristiyan ülkelerin dini lideri papalık gibi) “HALİFELİK benzeri bir dini liderliğe ihtiyacı olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna araştırmamıza katılanların % 54'ü “EVET ”derken, % 40'ı “HAYIR” demektedir. % 6'sı ise “KARARSIZ / GÖRÜŞ YOK” demektedir.

Günah işlediğinizde pişman olur musunuz? sorusuna “EVET” diyenlerin oranı % 90, “HAYIR” diyenlerin oranı % 2, “KARARSIZ / GÖRÜŞ YOK” oranı % 8’dir. Buradan çıkan en önemli sonuç; inanç olarak dindar olduğunu ifade etmeyen ya da İslami anlamda inancı zayıf kişilerinde bir kısmı itibarıyla günah işleme sonrasında pişmanlıklarını göstermesidir.

Gusül abdesti alır mısınız? sorusuna katılımcılardan “Evet, asla gusül abdestim olmaksızın dışarı çıkmam” diyenlerin oranı % 65 iken, “ara sıra gusül abdesti alırım” diyenlerin oranı % 17, “gusül abdestini bilmiyorum / almam” diyenlerin oranı ise % 13, “KARARSIZ / GÖRÜŞ YOK” diyenler ise % 5. (www.makdanismanlik.org)

Biz bu araştırmalarda, “faiz, helal ve haram yeme, sahtekarlık, dolandırıcılık, devlet malını aşırma ve yeme, kul hakkı, yalan söyleme ve doğru sözlü olma” gibi konuların olmasını beklerdik. Görünen odur ki Türk toplumu bu konularda da iyi durumda değildir.

Bu araştırmanın en sevindirici tarafı “Günah işlediğinizde pişman olur musunuz? sorusuna “EVET” diyenlerin oranı % 90, “HAYIR “diyenlerin oranı % 2” olmasıdır. Demek ki hâlâ bu toplumda bir ümit ışığı vardır.

Yapılan diğer araştırmalar da aşağı yukarı aynı sonuçları vermektedir. Deist ve ateistlerin Türkiye ortalamasının % 10 olmasına karşılık bu oranın taşrada yüzde birlerde olması, oranın büyük şehirlerde ve daha iyi eğitim alan insanlarda artış göstermesi, son on yılda deist ve ateist sayısının üç kat artmış olması eğitim sistemimizin iflasının en açık göstergesidir. İmam Hatip Okullarının sayısının artmasının soruna bir çare olmadığı ortadadır. Önemli olan İmam Hatip Okullarının sayısını artırmak değil, her türden okulda yeterli derecede dini eğitimi vermektir. Özellikle “Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Meali” dersi kesinlikle ilk okul ikinci sınıftan itibaren her tür okulda zorunlu dersler arasında yer almalıdır. Toplumun dini konulardaki bilgisizliği, iyi eğitilmediğinden kaynaklanmaktadır. Bunun baş sorumlusu da devlettir. Bu ve buna benzer araştırmalar Türk toplumunun büyük bir manevî ve ahlâki erozyona uğradığını, Milli Eğitim ve Diyanet sistemimizin çöktüğünü tez elden tedbir alınmasını ve millî bir eğitim politikamızın oluşturulmasının gerekli olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.