Yıldıray ÇİÇEK

Yıldıray ÇİÇEK

Çorumlu Şirek (Shrek) tiplemeli meddah Öztrak yalanları!

Bu CHP’nin başındaki Kemal Kılıçdaroğlu ayrı bir kabiliyetli siyasi meddah, yönetim kadrosu ise onunla yarışan her biri ayrı siyasi meddah… Gel git akıllarıyla siyaset yaparak sürekli ihanet soslu mizah üretiyorlar. Bir dedikleri diğerini tutmuyor. Ne istedikleri belli değil, neye karşı oldukları belli değil…

Bunlardan birisi de CHP’nin Sözcüsü Faik Öztrak… Çorumlu Şirek (Shrek) tiplemesiyle kameraların karşısına geçiyor ve âdeta “Bögünnnn yine ne yalan söylesem?” diye siyasi yalanlarını sıralıyor. Tek amacı gündeme psikolojik manipülasyon yapmaktır.

Faik Öztrak, Mümtazer Türköne’nin tahliyesinden dolayı MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye “Saray iktidarının büyük ortağı, siyasi ömrünü uzatmak için yargı eliyle demokrasimize operasyonlar çekerken, küçük ortağı da kendi yakınlarını hapisten çıkarmakla meşgul” diyerek saldırısına başlamış, Mümtazer Türköne’nin geçmişteki sözlerinin sicilinden örnekler vererek, “Peki, bu tahliye için Sarayın bekçisine kutlama ve teşekkür mesajları, nereden geliyor? Okyanus ötesinden, Pennsylvania’dan geliyor. Sarayın bekçisi kimlerle dans ediyor? Milletimiz olan biteni görüyor, bunların notlarını veriyor…” cümlesiyle saldırılarını bitirmiş ve psikolojik manipülasyon yapacağı diğer günlerin gelmesi için köşesine çekilmiş…

Öncelikle şunu belirterek yazıma devam etmek istiyorum. Türkiye’de Mümtazer Türköne’nin yazılarına, konuşmalarına en fazla ve en ağır yazıları yazmış bir yazar olarak bu yazıyı kaleme alıyorum.

Mümtazer Türköne konusunu baştan almak gerekirse… MHP Lideri Devlet Bahçeli, Mümtazer Türköne’nin Ülkücü şehit olan kardeşi Mustafa Türköne’nin şehadet yıl dönümünde “Ülkücü şehidimizin ağabeyi olan ve geçmişte davamıza emek vermiş Mümtaz’er Türköne’nin gerçekten suçlu olup olmadığına karar verecek yegâne merci Türk adaletidir. Adil ve hakkaniyetli yargılamayla Mümtaz’er Türköne’nin üzerine atılı isnatların netleşmesi de mümkün olacaktır. Dileğim bir haksızlık varsa bunun acilen düzeltilmesidir. Osman Kavala’nın, Altan kardeşlerin, Nazlı Ilıcak’ın ve daha pek çok sorunlu kişinin masum gösterilmeye çalışıldığı bir yerde şehit ağabeyi Mümtaz’er Türköne’nin davası tekraren ve titizlikle değerlendirilmelidir” açıklamasını yapmıştı.

Bu açıklama sonrası Mümtazer Türköne ismi gündem olmuş ve bu konuyu CHP ve yancıları çok istismar etmişti. Bunun üzerine MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, Sabah gazetesine “Kılıçdaroğlu 5 Aralık 2016’da Adana’da, FETÖ’den tutuklanan Nazlı Ilıcak, Altan kardeşlere kadar bazı isimleri meydanda alkışlatmıştı. CHP yönetiminin dilinden Osman Kavala hiç düşmüyor. Özel yasa mı istiyorlar? 23 Haziran Mümtaz’er Türköne’nin kardeşi ülküdaşımız Mustafa Türköne’nin şehadet yıl dönümüydü. Mümtaz’er Türköne de geçmişte aramızda bulundu. Türköne’nin hukuki durumunda bir haksızlık varsa düzeltilmesiyle ilgili temennimi paylaştım. Suçlu veya suçsuz demedim. Buna karar verecek Türk adaletidir. CHP, Ülkücü kökenli birisine tahammülsüzlüğünü bir kez daha göstermiştir. Asıl sahip çıktıkları sicilli FETÖ’cülere baksınlar” şeklinde bir değerlendirme yapmış ve CHP’nin istismarını, ikiyüzlülüğünü bir kez daha görünür etmişti.

Faik Öztrak’a sormak lazım, Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin Adana’da düzenlediği mitingte gazeteci Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan, Ahmet Turan Alkan, Atilla Taş, Murat Aksoy, Mehmet Altan, Şahin Alpay, Ali Bulaç’ın da aralarında bulunduğu tutuklu gazeteciler için, “Onlar şu anda hapiste, ama onlar aynı zamanda Adana meydanında, yüreklilerin bulunduğu meydanda, cumhuriyete, demokrasiye sahip çıkan meydanda, Mustafa Kemal’in meydanında onlar şimdi” ifadelerini kullandığında kutlama ve teşekkür mesajı nereden gelmişti?

Beynine FETÖ/PKK karışımı yapılarak ihanet projelerinde kullanılan Osman Kavala ve “Küçük Öcalan” olmak için tüm hünerlerini sergilemiş PKK’lı Selahattin Demirtaş için “Sanıyor ki Osman Kavala da Selahattin Demirtaş da ben ettim sen etme diyecekler. Asla demezler. Haksız yere içeride tutulanlar içeride kaldıkları süreyi göğüslerinde hep bir şeref madalyası olarak taşıyacaklardır” diyen Kemal Kılıçdaroğlu, Kandil’den teşekkür mesajı almış mıydı?

HDP’li sözde siyasetçilerin, belediye başkanlarının terör örgütü PKK’ya yardım ve yataklıktan dolayı tutuklanmasına, gözaltına alınmasına, dokunulmazlığının kaldırılmasına, görevden alınmasına Türkiye’de ilk tepki gösteren Kemal Kılıçdaroğlu, Kandil ve İmralı’dan teşekkür almış mıdır? Biz, teröristbaşı Öcalan’ın İmralı tutanaklarına girmiş olan “Kemal’e selam söyleyin. CHP mutlaka sürece girmelidir” sözlerini hatırlıyoruz. Ama biz teröristbaşı Öcalan’ın MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye böyle selam yolladığına ve çağrıda bulunduğuna şahit olmadık. Hatta teröristbaşı Öcalan o konuşmasında “MHP karşı çıkabilir. CHP gelse iyi olur” diyordu.

Bu dünyada Kandil’in, İmralı’nın ve Pensilvanya’nın kutlama ve teşekkür mesajı göndermeyeceği tek kişi herhalde MHP Lideri Devlet Bahçeli olur. Ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun tüm terör örgütlerinin karargâhından tebrik, kutlama ve teşekkür mesajı alacağı tartışılmaz bir gerçektir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adana mitinginde ismini teker teker saydığı Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan, Ahmet Turan Alkan, Atilla Taş, Murat Aksoy, Mehmet Altan, Şahin Alpay, Ali Bulaç’tan; Ahmet Altan hariç tamamı cezalar almasına rağmen tahliye edilmiştir. Ahmet Altan da tahliye edilmişti ama toplumda oluşan büyük tepkiden dolayı tekrar cezaevine gönderilmişti.

Çorumlu Şirek (Shrek) tiplemesiyle sürekli MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye saldıran Faik Öztrak’a o halde kendi üslubuyla yine soralım ve diyelim ki: HDP’nin büyük ortağı, Kandil ve Pensilvanya’nın sözcüsü Kemal Kılıçdaroğlu hangi gücüyle bu FETÖ’cüleri cezaevinden çıkartmıştır?

Ahmet Turan Alkan, Ali Bulaç ve Şahin Alpay, 8 yıl 9’ar ay hapis cezasına çarptırıldığı halde, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığı halde nasıl tahliye edilmiştir?

Mesela Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan, Ahmet Altan hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Bunlar hangi cebir ve şiddeti kullandılar? Hem cebir hem şiddet diyor. Bunların elinde benim bildiğim kadarıyla sadece kalem var, silah yok. Birisine saldırmadılar, öldürmediler” şeklinde bir değerlendirmesi vardı. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin de işaret ettiği gibi Kemal Kılıçdaroğlu Zaman gazetesinin yazarlarının ismini teker teker sayıp onlara tahliye isterken niçin Mümtazer Türköne’nin adını hiç anmamıştır? Mümtazer Türköne’nin eski bir Ülkücü olması ve kardeşinin de Ülkücü şehit olması mı adının hiç anılmamasını sağlamıştı?

Oysa Mümtazer Türköne tutuklanmadan önce, 2016 yılının ilk ayında (19/01/2016) yazdığı bir yazıda Kemal Kılıçdaroğlu’nu “Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma açmak, bu ülkeyi herkes için yaşanamaz hale getirmenin sadece basit bir işareti. Kılıçdaroğlu’nun güvencede olmadığı bir ülkede kim devletten emin bir şekilde yaşayabilir?” şeklinde savunuyordu. Ama nedense Kemal Kılıçdaroğlu, Mümtazer Türköne ile aynı davada yargılanıp ceza alanların adını her fırsatta dile getirip, tahliyelerini isterken, bir gün olsun Mümtazer Türköne ismini anmamıştır.

Çorumlu Şirek (Shrek) tiplemesiyle kameraların karşısına geçip sürekli psikolojik manipülasyon yapan Faik Öztrak, bu konuda bir açıklama yapmak ister mi? Tüm FETÖ’cülere, tüm PKK’lılara tahliye isteyen Kemal Kılıçdaroğlu, Mümtazer Türköne isminden niçin özenle uzak durmuştur?

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Ülkücü şehidimiz olan Mustafa Türköne’nin şehadet yıl dönümünde onun kardeşi olan Mümtazer Türköne için hukuk ölçülerinde titizlik ve adalet vurgusu yapmıştır.

Aynı suçtan onunla beraber aynı cezayı alanların ve hatta müebbet ceza alanların tahliye olup da, ona farklı muamele yapılıp-yapılmadığını sorgulamıştır.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini sayıp, tahliyesini istediği FETÖ’cülerin neredeyse tamamı tahliye olmuşsa Faik Öztrak’ın yaptığı açıklamalarla siyasi meddahlık konusunda diğer CHP’lileri geçtiğini söyleyebiliriz.

Nihayetinde Mümtazer Türköne tahliye oldu. Mümtazer Türköne, FETÖ tarafından devşirildiği günden sonra düşünce dünyasını bir hayli lekelemiş birisiydi. Zaten kendisi de geçtiğimiz yıl Ruşen Çakır’la yaptığı röportajda bu devşirilme durumunu “Ben Cemaat’in platformlarına en geç iştirak edenlerdenim. Ülkücü kontenjanından. Cemaat parti teşkilatına göre toplumun içinden dikey bir mobilizasyonla seçkinleri devşirme konusunda çok daha becerikli. Zaten temel genişleme felsefesi bu esas üzerine kurulu” cümleleriyle kabul ediyordu.

Mümtazer Türköne, dört yıldır yattığı cezaevinden yüzde 20 randımanla çalıştığı söylenen kalp sağlığı sorunlu biri olarak çıktı. Mümtazer Türköne’nin tedavi ettirmesi ve tedavi etmesi gereken iki kalbi var. Birisi sağlık problemi yaşadığı kalp, diğeri de maneviyatı sembol eden kalbi… Birisi doktorların yapacağı, diğeri kendinin yapacağı tedaviyle alakalıdır.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin yüksek vefa duygusuyla şehadet yıl dönümünde adını anarak, kendinin hukuki durumuna vurgu yapılmasına vesile olan Ülkücü şehit olan kardeşi Mustafa Türköne’nin kabri başına giderek devşirildiği döneme ait “Mümtazer Türköne olarak ben nereden gelip, nerelere sürüklendim” şeklindeki hesaplaşmasını ve yüzleşmesini dualar eşliğinde yapmalıdır. O hesaplaşma ve yüzleşme emin olun kalbini kötü fikir ve düşüncelerden temizleyecektir. Hele hele FETÖ virüsünden dolayı semptomları kaldıysa Ülkücü şehidin mezarı başında edilecek dua onları yok edecektir.

Mümtazer Türköne, Ülkücü iken “Türk’öne” olan halinin, devşirildiği yerde “Türk’sona” olmasının bir muhasebesini elbette yapmalıdır. Bakalım, yaparsa sonuçları ne olacak? Çünkü yaşananlara baktığımızda, Mümtazer Türköne’nin yolun bundan sonrasına devam etmesi için “keşkeleri” muhakkak olacaktır.

Ülkücü şehit olan kardeşi Mustafa Türköne’nin mezarı başında yapacağı muhasebe, bundan sonraki yaşamında etkili pişmanlık ölçüsü olacak mı bunu göreceğiz. Çünkü Peygamberimiz Hz. Muhammed’in ifade ettiği gibi “Pişmanlık duymak, bir çeşit tövbedir.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.