İslam’ın daha iyi anlaşılması için, hadisleri toplatmıştır

SORULARLA ATATÜRK’ÜN MANEVİ DÜNYASI VE İSLAM’A HİZMETLERİ -8-

Mustafa Kemal Atatürk, Türk toplumunun İslâm dinini daha iyi anlayabilmesi için Kur’an’ın yanında sağlam bir hadis kaynağına da ihtiyaç olduğunu görmüştür. Bu sebeple, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in hadisleri, belli temel kaynaklarda toplanmıştır. Bu kaynaklardan söz edildiğinde ise ilk akla gelen, Buharî’nin “Sahîh”idir.

CÜNDİOĞLU, Atatürk’ün Vossische Zeitung muhabirine verdiği demeç (1929) ile K. Karabekir (1923), Yunanlı Gazeteci Yorgi Pesmezoğlu (1937), Emin Erişirgil (1956), Y. Hikmet Bayur (1968), F. Altay (1968)’ın anlattıklarını nakletmekte ve şöyle demektedir:

“Bu belgelerdeki, ‘Kur’an’ın tercüme edilmesini emrettim’, ‘Kur’an’ı Türkçeye tercüme ettireceğim’, Kur’an’ı Türkçeye tercüme ettirmekle…’, ‘Kur’an’ın iyi bir dille tercüme edilmesini çok istiyordu’, ‘Kur’an’ı … tercüme etmesini çok istemişti’ şeklindeki ifadeler, Mustafa Kemal Atatürk’ün – nedeni ne olursa olsun- Kur’an-ı Kerim’in Türkçeye tercüme edilmesi konusundaki niyet ve ısrarını, hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak derecede dile getirmektedir. Fakat TBMM’de yapılan 21 Şubat 1341/1925 tarihli bütçe müzakerelerinde bu aktarımları doğrulayacak hiçbir ima ve işarete –ne gariptir ki- rastlanılmamaktadır. Oysa Kur’an-ı Kerim’in Diyanet İşleri Reisliği gözetiminde Türkçeye tercüme edilmesi konusunda herhangi bir görüş ayrılığı içerisinde olmadıkları anlaşılan mebusların, cumhuriyetin bânîsi ve reisi bulunan Mustafa Kemal Atatürk’ün adını anmak suretiyle bu yöndeki taleplerine kuvvet ve meşruiyet kazandırmaya çalışmalarından daha tabii ne olabilirdi?”

Sayın Cündioğlu’nun bu değerlendirmelerinden anlaşılıyor ki, onun hassasiyeti sadece Meclis müzakereleri sırasında Atatürk’ten bahsedilmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Kaldı ki bu da teknik bir konudur. Bu durum, çalışmaların arkasında Atatürk’ün olduğu ve çalışmaları baştan beri yönlendirdiği gerçeğini ortadan kaldırmaz. Biz sadece Atatürk’ün kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun tefsir çalışmaları hakkında neler söylediğine ve Atatürk’ün Vossische Zeitung muhabirine verdiği demeçte ne dediğine bakalım:

“Atatürk yapılacak tefsirle bizzat ilgilenmiştir. Nitekim benim dönemimde de bu çalışmalar süratle devam etti. Sonuçta yedi ana maddeyle bu işi sonuçlandırttı. Tabii şimdi tafsilatlı olarak bu maddeler pek hafızamda değil. Ana hatlar, hatırladığım kadar ayetlerin inişlerinin sebepleri belirtilecek, kelimelerin dil izahları olacak, ayetlerin anlatmak istediği din, hukuk, sosyal ve ahlaki konular hakkında bilgiler verilecek, bunlarla ilgili eski tarihi olaylar uzun uzun anlatılacak, vs.” Ulusu’nun bahsettiği yedi maddenin yukarıda tam metnini verdiğimiz Diyanet İşleri Riyaseti ile Elmalı Hamdi ve Mehmet Akif arasında noterde imzalanan sözleşmenin 5. Maddesindeki içerikle ilgili konular olduğu açıktır.

Atatürk 30 Kasım 1929’da Vossische Zeitung muhabirine şu demeci vermiştir: “Ahiren Kur’an’ın tercüme edilmesini emrettim. Bu da ilk defa Türkçeye tercüme ediliyor. Muhammed’in hayatına ait bir kitabın (Sahih-i Buhari) tercüme edilmesi için de emir verdim. Halk tekerrür etmekte bulunan bir şey mevcut olduğunu ve din ricalinin derdi ancak kendi karınlarını doyurup, başka bir işleri olmadığını bilsinler.” Cumhuriyetin ilk Kur’an tefsiri, Atatürk’ün isteğiyle hazırlatılan, Konya Hadimli Mehmet Vehbi Efendi’nin “Hülasatü’l Beyan Fi Tefsir’l-Kur’an” adlı eseriydi. Ayrıca, yine Atatürk’ün isteği ile Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eseri, 1925 yılında Meclis kararından sonra hazırlanmaya başlanmış ve 1936 yılında basılmıştı. Bu eser, 8 ciltlik 6433 sayfalık dev bir eserdi. Bu eser, o dönemin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Türkiye’nin her yerine ücretsiz olarak dağıtılmıştı.

Yukarıda adı geçen eserler başta olmak üzere, cumhuriyetin ilk 15 yılında Kur’an-ı Kerim’in tefsir ve tercümesi ile ilgili 9 eserin yazılıp yayınlandığı görülmektedir. Atatürk’ün İslâm’ın temel kaynağı Kur’an-ı Kerim’i Türkçeye tercüme ettirmiş olması, Kur’an’ın mantığına da uygundur. Atatürk Kur’an’ı Türkçeye tercüme ettirerek, yüzyıllardır ihmal edilmiş bir Kur’an hükmünü, “Biz onu anlaşılsın diye... indirdik” uygulamıştır. Üstelik o, bu konunun ne kadar önemli olduğunu bilerek Kur’an tefsir ve tercüme görevini Elmalılı Hamdi’ye vermiştir. Ve Elmalılının yaptığı Kur’an tefsiri bu gün bile aşılamamış, mükemmel bir tefsirdir. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk bu konuda şu değerlendirmeleri yapmaktadır:

“Cumhuriyeti kuran irade (Atatürk) imparatorluğu içeriden kemirerek yıkan hurafenin (Kur’an dışı uydurma dincilik) tabelalarını devirdikten sonra, en güzel dinin esasını kitleye tanıtmanın ilk ve en önemli adımını hayranlık verici bir basiret ve dirayetle atmıştır. O adım, çağın en büyük müfessiri (yorumcusu) Elmalılı Hamdi Yazır’a, TBMM’nin karar ve isteğiyle hazırlatılan Kur’an tercüme ve tefsiridir. Yani dokuz ciltlik o aşılamamış Elmalılı tefsiri. Atatürk, hep görmezden gelinen, ama temel çözümün hareket noktası olan bu icraatında, sadece aklının değil, gönlünün de işin içinde olduğunu vurgulamak için, tefsirin finansmanına bizzat katkıda bulunmuştur... Türkiye’de İslâm konusunun her seviyede en güvenilir, en değerli başvuru kaynağı halâ Elmalılı Tefsiri’dir. Elli yılı aşkındır, amansız bir din sömürüsü ile ülkenin anasını ağlatan politikalar ve engizisyona taş çıkartma noktasına gelen din ticareti, sövüp durdukları devir ve kişilerin vücuda getirdiği, o, dokuz ciltlik eserin değil yerine, yanına bile koyabileceğimiz bir şey henüz üretilememiştir.”

ATATÜRK VE HADİS ÇEVİRİSİ

Atatürk, Türk toplumunun İslâm dinini daha iyi anlayabilmesi için Kur’an’ın yanında sağlam bir hadis kaynağına da ihtiyaç olduğunu görmüştür. Hz. Peygamberin hadisleri, belli temel kaynaklarda toplanmıştır. Bu kaynaklardan söz edildiğinde ilk akla gelen Buharî’nin “Sahîh”idir. Aslen Buharalı bir Türk olan ve esas adı Ebû Abdullah Muhammed b. İsmail b. İbrahim el-Cu’fî el-Buharî olan Muhammed b. İbrahim Buharî, Kur’ân-ı Kerîm’den sonra en güvenilir kitap kabul edilen “el-Câmi’u’s-Sahîh” adlı eseriyle tanınmış büyük bir muhaddis (Hadis âlimi) idi. 20 Temmuz 810’da Buhara’da doğmuş, 870 yılında ölmüştür.

Buharî’nin 600.000 hadis rivayeti arasından seçerek hazırladığı hadis kitabı bir bütün olarak veya bir kısmını içerecek şekilde birçok yerde ve tarihte basılmıştır. Atatürk’ün emriyle ve TBMM kararıyla Türkçeye çevrilen Buharî’nin hadis külliyatı; “Muhtasar” (kısaltılmış) baskılarından birisi olan “et-Tecrîdü’s-Sarîh” ismiyle Ahmed b. Ahmed ez-Zebîdî’nin (ö. 893/1488) hazırladığı eserdir. Zebîdî’nin bu meşhur eseri Bulak’ta (1287) ve Kahire’de (1312) basılmış, üzerinde muhtelif çalışmalar yapılmış idi. Zebîdî, Buharî’nin el-Câmi’u’s- Sahîh’indeki mevcut 9.082 rivayetten et- Tecrîd’e 2.230 hadisi almıştır.

Atatürk’ün talimatıyla bu konudaki çalışmalara 1925 yılı şubat ayında başlandı. 21 Şubat 1925 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde Diyanet İşleri Riyâseti bütçesinin görüşülmesi sırasında Kamil Miras (1875- 1957)’ın da aralarında bulunduğu elli üç milletvekilinin verdiği bir önergeyle yeni bir Kur’an tercüme ve tefsirinin hazırlatılması, ayrıca uygun bir hadis kitabının Türkçeye çevrilmesi teklif edildi. Oturum sonunda her iki faaliyet için bütçeye ödenek konulması kararlaştırıldı. Meâl işi Mehmet Akif’e, Tefsir işi Elmalılı Muhammed Hamdi (Yazır)’ye, hadis kitabı olarak seçilen Buhârî’nin el- Câmi’u’s-Sahîh’inin muhtasarı (kısaltılmışı) et-Tecrîdü’s-Sarîh’in tercüme ve şerhi görevi Babanzâde Ahmet Naim (1872- 1934)’e verildi. Ahmet Naim’in vefatı üzerine (13 Ağustos 1934) müsvedde halindeki III. cildin basıma hazırlanması ve kalan kısmın tamamlanması işini Kâmil Miras devraldı ve on yıl içinde bu çalışmayı bitirdi.

Yarın: Cuma hutbeleri için söyledikleri

SAHÎH-I BUHARÎ TÜRKİYE’DE 60 BİN ADET ÜCRETSİZ DAĞITILMIŞTIR

Babanzâde Ahmet Naim tarafından hazırlanan “Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercümesi ve Şerhi”nin ilk üç cildi İstanbul’da 1928 (1346)’de yayımlandı. Babanzâde Ahmet Naim’in Tecrid tercümesine giriş mahiyetindeki bir ciltlik mukaddimesi son derece önemli ve oldukça geniş bir hadis usulü kitabıdır. Ahmet Naim ve Kâmil Miras, anlaşılır bir tercüme yapabilmek için zaman zaman Buhari’nin el-Câmi’u’s-Sahîh’inden ilâvelerde bulunma gereğini duymuştur. Babanzâde Ahmet Naim - Kâmil Miras tarafından hazırlanan “Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi”; et-Tecrîdü’s-Sarîh’in Türkçedeki en önemli tercümesi ve şerhidir. Ahmet Naim, et-Tecrîdü’s-Sarîh’in baş tarafından 199 hadisi Sırât-ı Müstakîm (sayı: 120-151, 1326 r./1328-1327 r./1329) ve Kelime-i Tayyibe (sayı: 1-8, 1328/1330) dergilerinde neşretmişti. Diyanet İşleri Reisliği adına tercüme görevi resmen kendisine verildikten sonra eseri tercüme ve şerhetmeye başlamış, 477 hadisi hadis usulüne dair önemli bir mukaddimeyle birlikte iki cilt halinde yayımlamıştır (İstanbul 1346/1928). Hazırladığı III. cilt neşredilmeden vefat etmiştir (1934). Bunun üzerine tercümeyi tamamlama görevi kendisine verilen Kâmil Miras III. cildi gözden geçirip yayımlamış, geri kalan kısmın neşri 1948’de tamamlanmıştır. III. cilttekiler dahil Ahmet Naim’in tercüme ettiği hadis sayısı 589’dur; ancak bazı hadisler birleştirilerek verildiğinden bu sayı neşirde 574 olarak görünür. Türkçeye çevrilen ve toplam 12 cilt olan Sahih-i Buhari (Tecrid-i Sahih), 1928-1950 yılları arasında 60.000 (altmışbin) adet basılarak bütün Türkiye’de ücretsiz dağıtılmıştır. Buharî’nin bu hadis kitabının Babanzâde Ahmet Naim tarafından hazırlanan ilk üç cildi Atatürk’ün özel kütüphanesinde bulunmaktadır. Atatürk bu eseri satırlarını çizerek ve paragraflara dikey işaretler koyarak okumuştur. Atatürk’ün çizerek ve not alarak okuduğu Sahîh-i Buharî şu anda Anıtkabir Atatürk Özel Kitaplığı’nda muhafaza edilmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.