TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN DAYANDIĞI ESASLAR -6

Türk milliyetçiliği, târihte ilk defa “Türk Hukukî Müesseseleri”ni kurmuş, geliştirmiş ve bunu “Türk Devlet Geleneği”nin vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçası addetmiş ve Türk Devleti’nin ilelebet hakîmiyet esâslarını en belirgin çizgilerle teşekkül ettirmiştir. Bütün Türk Devletleri’nde Türkler, ister göçebe bir hayat sürdürsün ister yerleşik hayata geçmiş olsun, hâkimiyetin kaynağı mutlaka “İlâhî” esâslara dayandırılmıştır. İslâmiyet öncesinde “Türk Hukuku”na göre “Devlet”; kuvvet ve kudretin kaynağında vatandaş hukukunu koruyan Hakan’a (Kağan’a), îdârî  tasarruf yetkisi tanıyan ve bu yetkinin sınırlarını tâyin eden selâhîyetler; (dîne, kānûna ve örfe uygun olarak)  “Tanrıkut” tarafından verilmiş; kararlar “Töre” ve “Toy Meclisleri”nde alınmış ve meşrûiyet dâiresinde uygulanmıştır. Türkler Müslüman olduktan sonra ise, “İslâm Hukuku”nu almış, benimsemiş ve bünyesine tatbik etmiştir.

Türk devletlerinde meşrûiyetin bir takım kâide ve kuralları vardır. Adına “Hukuk” dediğimiz şey de bir kâide ve kurallar bütünüdür.          

  Türk Milleti târih içinde bir târih gibi “Üç Kıt”a ve “Yedi İklim”i harmanlamıştır. Bu azîz Türk Milleti, asırlarca Alplar, Erenler, Başbuğlar olarak âleme nizâm vermek için “İ’lây-ı Kelimetullah” dâvâsına ve sevdâsına gönül vermiş Ahîler, dervişler ve gâzîler topluluğudur.

Menşeleri îtibâriyle sicilleri bozuk ve birbirleriyle akraba olan günümüzdeki bazı milletlerin hak hukuk tanımadan kaba kuvvet gösterisinde bulunmaları gibi bir vaziyet Türk târihi boyunca hiç vârit olmamıştır. Bu vaziyeti en iyi bilenler de Türklerle târihin her devresinde komşuluk içerisinde veya harp hâlinde bulunmuş milletlerdir. Hakkâniyete ve adalete dayanmayan kuvvet kuvvet değildir ve bu husûs beşeriyetin (insanlığın) her zaman en iptidâî mes’elesi olmuştur.      

Türk devletlerinde Hakan, Hükümdâr ve Sultân Allah’ın yeryüzündeki bir gölgesidir. Hükümrânlık etmedeki aslî varlık sebebi ve bu sebebin teminâtı milletin kendisidir. Hükümdarlar, milletin her ferdinin hayatından, onlara karşı adîl davranmaktan, şefkat ve merhametle kucaklamaktan, sarıp sarmalamaktan  tek tek sorumludur.

İşte Türk milliyetçiliği, yukarıda işâret ettiğimiz hâkim vasıfları ile her devirde   Türk devlet ve millet hayatında var olmuş ve kıyâmete kadar da var olacak olan dînî, millî, insânî ve irfânî husûsların şahdamarı mesâbesindedir. Milliyet hissinden ve milliyetçilik fikriyatından mahrum bir milletin gideceği yer târihin çöplüğüne gömülmektir.         

İçerideki ve dışarıdaki Türklük düşmanlarının ilk fırsatta saldırdıkları kavram Türk milliyetçiliği ve bu kavramın müdâfiî olan Türk milliyetçileridir. Türklüğe karşı çok sinsî; târih, din, dil, kültür düşmanlığının altında yatan ana sebep de işte budur.

 TEFEKKÜR  

Türk Milliyetçiliği; millî sesi irfânın

Cihân Hâkimiyeti;  millî aşkı vicdânın

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum