İlk Beşlerin mukaddes ittifakı

MUSTAFA KEMAL PAŞA VE AMASYA TAMİMİ: MİLLİ İRADEYE DAYANMAK, MİLLETE GÜVENMEK (8)

“… İşte bu itibarla Amasya, İnkılâp ve Cumhuriyet Tarihi’nde daima ehemmiyetini muhafaza edecek bir mevki kazanmıştır.”
M. Kemal Atatürk (1924)

Efendiler, gereksiz gibi görülebilen bu açıklamalar, daha sonraki yıllara ve olaylara ait bazı karanlık noktaları aydınlatmaya yardımcı olur düşüncesiyle yapılmıştır. Evet, Rauf ve Refet Beylerin tereddütlü halleri, ikircikli tutumları sonrasına da işaret ediyordu. Millî Mücadele bittikten sonra, devlet yeniden yapılanırken, inkılaplar yapılırken Mustafa Kemal Paşa’nın karşısına dikilecek ilk grupta bu iki kişi yer alacaktı. Lidere inanmak ve güvenmek gerekiyordu. Eğer birlikte bir yol yürünecekse. Hele hele kritik anlarda tereddüt gösterilmemeliydi. İşin başında tereddüt gösteren zaten sonunda da olmayacaktı…

İMZACILARIN DEĞERLENDİRMESİ

Cemal Kutay, Amasya Kararları’nın imzalandığı gece sabaha kadar süren bir toplantı daha yapıldığını ve protokole geçmeyen bir “mahrem/gizli” maddenin kabul edildiğini ve maddenin içeriğinin daha sonra sadece Kazım Karabekir Paşa’ya iletildiğini belirtmektedir. Falih Rıfkı Atay da ünlü eseri Çankaya’da bu görüşe değinerek şunları söylemektedir: “Amasya Antlaşmasının hiç açıklanmayan bir gizli maddesi vardır. Bu maddeye göre Mustafa Kemal, Kazım Karabekir, Fuat Paşalarla Rauf Bey bir milli hükümetin ilk kadrosu olarak tespit edilmiştir.”

Burada sayılan isimlere Refet Bele’yi de eklersek Kutay’ın Milli Mücadele’nin “İlk Beşleri” dediği kadro ortaya çıkmaktadır. “Mukaddes İttifak” kavramı ise Ali Fuat Cebesoy’a aittir. Bütün belgeler ve anılar incelendiğinde Amasya Tamimi’nde ve tutanağında Kutay’ın bahsettiği bir gizli maddenin olmadığı görülmektedir. Milli Mücadele’nin programı olduğu aşikâr olan Amasya Tamimi’nin bizatihi “… İşte bu itibarla Amasya, İnkılâp ve Cumhuriyet Tarihi’nde daima ehemmiyetini muhafaza edecek bir mevki kazanmıştır.” M. Kemal Atatürk (1924) kendisi, kararları imzalayanlar ve telgraf haberleşmesi ile onayları alınanlar (Karabekir ve Mersinli Cemal Paşalar) bakımından bir “mukaddes ittifak” kurulduğunu ve “mukaddes bir yola” girildiğini göstermektedir. Bunun bir gizli madde ile yazılmasına gerek olmadığı ortadadır.

Falih Rıfkı Atay’ın kararları imzalayanlar ve onaylayanlardan bazı isimleri “bir milli hükümetin ilk kadrosu olarak” değerlendirmesi; bu kararların ve Sivas’ta toplanması istenilen milli kongrenin İstanbul Hükümeti ve Saray’a karşı bayrak açılması anlamına geldiği şeklinde yorumlamak lazımdır. Nitekim, o gece kendisinden kararları imzalaması istenildiğinde Refet Bele’nin, “Sivas Kongresi’nin bir hükümet teşkil edebileceği” endişesini dile getirerek imzadan çekindiğini biliyoruz. Sonraki yazışmalardan Karabekir Paşa’nın da kararların zamanlamasını erken bulduğu için bir itirazı olduğunu biliyoruz.

Burada şunu rahatlıkla söylemek mümkündür ki, işin mimarı, lideri Mustafa Kemal Paşa’dır. Amasya Tamimi Kararları’nın henüz Ali Fuat Paşa ve Rauf Orbay yanına gelmeden önce 18 Haziran’da Cafer Tayyar Eğilmez’e gönderdiği telgraftaki kararlar ile örtüşmesi de bunu çok açık bir şekilde göstermektedir. 21/22 Haziran gecesi yapılan toplantıda bulunanlardan Ali Fuat Paşa’nın tereddütsüz, Hüseyin Rauf Bey ile Refet Bele’nin tereddütle kararları imzalaması Mustafa Kemal Paşa’nın gayreti ile gerçekleşmiştir. Nitekim Ali Fuat Paşa anılarında buna işaret etmiştir.

Şimdi işin muhatapları olan şahısların kararlar hakkındaki değerlendirmelerini görelim:

Kararlar ile ilgili süreci anılarında ayrıntılı bir şekilde anlatan ve imza sahiplerinden biri olan Ali Fuat Cebesoy Paşa, Amasya Kararları’nın kıymetini ifade ederken, “kişisel ve bölgesel girişimler birleştirilmiş, bütün milletin, istiklal ve vatanın uğradığı tehlike etrafında bütünleşmiş olduğu gerek dışarıya gerekse içeriye gösterilmiştir. Mukaddes İttifak, adını verdiğim Amasya Mukarreratı (Kararları) toplayıcı bir ruh taşımaktadır. Şunu hemen ilave etmeliyim ki, bunun başlıca âmili de Mustafa Kemal Paşa’dır.” Demektedir.

Hüseyin Rauf Orbay ise bu kararları, “daha İstanbul’da iken Mustafa Kemal Paşa ile yaptıkları görüşmelerde, üzerinde ittifak ettikleri esasları kapsadığı” şeklinde yorumlamıştır.

Ali Fuat Paşa, Kazım Karabekir Paşa’nın, Amasya Kararları ile ilgili olarak, “Mustafa Kemal Paşa da aynı şekilde Kazım Karabekir Paşa haberleşmiş, O’nun da muvafakat oyunu almıştı” demektedir. Ancak, Amasya’da alınan kararların 23 Haziran 1919 tarihinde bir şifre ile Karabekir Paşa’ya bildirilmesi üzerine, Karabekir Paşa, “ben bu şifreye uzun cevabı uygun bulmadım. 17 Haziran tarihli düşüncelerimin iyi karşılanmasını yeterli gördüm” şeklinde karşılık vermiştir. Bu sözlerden Karabekir Paşa’nın Amasya Kararları’nın açıklanmasını tam olarak tasvip ettiği izlemini almak hayli zor görülüyor. Çünkü 17 Haziran 1919 tarihli telgrafında Kazım Karabekir Paşa, “vaktinden evvel yapılacak bir hareketin sakıncalarından” bahsetmektedir. Dolayısı ile kararlara katılmakla birlikte “zamanlama” olarak uygun bulmadığı (erken bulduğu) söylenebilir.

TÜRKIYE KARARLARI NASIL ÖĞRENDİ: TELGRAFÇI A. RAHMI BEY ANLATIYOR

Amasya Tamimi’ni imzalayan görevli memurlardan birisinin Telgrafçı Abdurrahman Rahmi Bey olduğunu biliyoruz. Abdurrahman Rahmi Bey, aynı zamanda kararları tüm Türkiye’ye duyuran, ulaştırılmasını sağlayan insandı. Anılarında o gün yaşananları şöyle anlatıyor:

“(O gün) çektiğim telgraflar içerisinde neler yoktu. Bütün ordu komutanlıklarına, milli teşkilatlara, valiliklere, mutasarrıflıklara hitaben yazılmıştı. Tabii İstanbul ile olan irtibat da zaman zaman ağırlık kazanıyordu. Amasya’da önemli şeylerin cereyan ettiğini anlıyordum. Evime bazı geceler çok geç vakitlerde gidiyor, hemen istirahate çekiliyordum. Amasya Postanesi’ndeki arkadaşlarımda günlerdir irtibat halinde değildim. Onlardan hiçbir değişik memleket haberi de alamıyordum. Saraydüzü Kışlası’ndaki muhaberatın (haberleşmelerin) dışında tecrit edilmiş halde idim. Ancak, zaman zaman Hayati Bey, çevirdiği şifrelerden bazı haberler istediği zaman, belki de konuşmak ihtiyacı ile bana aktarıyordu. Nitekim bu yolla 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa’nın Amasya’ya geldiğini, gene Hüseyin Rauf Bey’in de Amasya’da bulunduğunu öğrendim. Hatta Hayati Bey’in odasına girerken Rauf Bey’le Ali Fuat Paşa’yı, Mustafa Kemal Paşa’nın odasının kapısından çıkarken görmüştüm. Günlerdir devam eden şifre trafiğinin bu mülakatı hazırladığını gene Hayati Bey’in olağanüstü çalışmasından sezinlerken, çabaların ürününün önüme konulmuş olduğunu gördüm.

Hayati Bey, elinde bir tomar kâğıtla gelmiş yanıma oturmuştu. Ancak ikazda bulunmasa onu da mutat telgraflar arasında zannedebilirdim. Bana dönerek ve elindeki kâğıtları göstererek:

‘Rahmi Efendi, bu çok önemli telgrafı hepsine ve her şeye tekaddüm ederek (öne alarak, acil) çekeceksin. Bunun keşidesi (çekilmesi) sona erdiği zaman Paşa Hazretleri’ne bildireceğim. Telgraf çekilene kadar makine başından ayrılmamamı emrettiler’ dedi.

Ben o sırada Kastamonu bağlantılı bir telgraf çekiyordum. Hayati Bey’in bu talimatı üzerine hemen karşı merkeze devre dışı kalacağımı bildirdim. Kaydı olan metni geçmeye başladım. Telgraf, bütün askeri birliklere, valilik ve mutasarrıflıklara, bütün idari merkezlere ve Kuva-yı Milliye teşkilatlarına keşide ediliyordu (çekiliyordu). Ben Amasya Tamimi’ni mors alfabesine döktüğüm halde muhteviyatını (içeriğini) bilemiyordum. Bir gün sonra Çorum merkezindeki arkadaşımdan öğrendim. O bana bir gün sonra bir telgraf keşidesi sırasında Sivas’ta Kongre toplanacağını söylüyor, benim bilgim olmadığını ifade etmem üzerine de biraz istihza (alay) ile ‘postacının kulağı vardır ama gözü de vardır. Sende hangisi yok Rahmi Efendi’ diyordu. Bir gün önce keşide ettiğim önemli şifrenin bu olduğunu öğrenmiş oluyordum. Nasıl bilebilirdim, ileride kurulacak genç Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli vesikası olacak Amasya Tamimi’nin geleceğimizin ve devletimizin en kalın hatları ile bu tamimde şekilleneceğini? Ve gene nasıl bilebilirdim bu son derece önemli vesikanın, bir tamimin hat ve noktalar haline getirilerek, benim parmaklarımla, memlekete ve cihana duyurulacağını?..”

KARARLAR BİR MEKTUPLA İSTANBUL’DA BAZI KİŞİLERE BİLDİRİLİYOR

Amasya Tamimi’nin kamuoyuna ilanından ve Sivas’ta toplanması planlanan kongreye davet genelgesi, sivil ve askeri makamlara şifre olarak gönderildikten sonra, 22 Haziran 1919 tarihinde İstanbul’da bulunan ve konumları itibarıyla önemli olan bazı kişilere de alınan kararlar bildirilmiştir.

Bu kişilere (toplamda on kişi) ayrıca Mustafa Kemal Paşa’nın 21 Haziran 1919 tarihli bir mektubu da gönderilmiştir. Tarihi mektubun metni şöyledir:

YARIN: MUALİF AKIMLAR ANADOLU’YA HAKİM DEĞİL

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.