Kıbrıs hiçbir zaman Yunanistan’ın olmadı

BARIŞ HAREKÂTI’NIN 46. YILINDA KIBRIS MESELESİNE GENEL BİR BAKIŞ(1)

Hem ikili, hem de çok taraflı ilişkiler bakımından Türkiye ile Yunanistan arasında en önemli ve güncel sorun, Kıbrıs sorunudur. Kıbrıs’la ilgili gelişmeler ve Kıbrıs’la ilgili Yunan politikaları, Yunanistan’ın Türkiye ile olan ilişkilerindeki gerçek tavrını da ortaya koyacak netliktedir.

Kıbrıs adası, 9282 km2 yüzölçümü ile Türkiye’ye 70, Girit’e 550, Yunanistan’a 965 km uzaklıkta, İskenderun Körfezi’ne doğru uzanmış, Akdeniz’in 3’üncü büyük adasıdır. 3’üncü zamanda Anadolu ile birleşik olan adanın, 4’üncü zamanda Türkiye’nin İskenderun bölgesinden koptuğu ifade edilmektedir.

Doğu Akdeniz’de jeopolitik konumu nedeniyle Kıbrıs, bölge devletleri arasında mücadele sebebi olmuştur. MÖ. I. yüzyıla kadar Mısır’ın egemenliğinde olan ada, daha sonra Roma İmparatorluğu, MS. 395 yılında da Doğu Roma İmparatorluğu eline geçmiştir. Daha sonra Arapların eline geçen Kıbrıs, Haçlı Seferleri sırasında İngilizler tarafından işgal edilmiş ve bir krallık kurulmuştur. 1489 yılında Venedik tarafından işgal edilen ada, 1571 yılında Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. 1877- 1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda yenilen Osmanlı İmparatorluğu adayı, 1878’de İngiltere’ye geçici olarak terk etmiştir. 36 yıl sonra 1. Dünya Savaşı başlangıcında, İngiltere, Kıbrıs’ı tek taraflı ilhak etmiş, Lozan Antlaşması ile Türkiye Kıbrıs’ı İngiltere’ye bırakmıştır.

“ELEN DEVLETİ”

FİKRİ Bu tarihî gelişim içinde, hiçbir zaman Yunanistan’ın olmayan Kıbrıs’la Yunanlıların ilgilenmelerinin başlangıcını, Megali İdea fikrinin ortaya atılması teşkil eder. “Büyük Ülkü” anlamına gelen “Megali İdea”nın, Fatih’in İstanbul’u fethinden sonra ortaya çıktığı, kilise tarafından desteklendiği ve 21’inci yüzyıla kadar geldiği görülmüştür. Bu ırkçı doktrin, kuruluş amacı olarak ortaya koyduğu hedeflerine ulaşabilmek için, her türlü eylemi geçerli kabul etmiş ve tüm dünya insanlığının lanetlediği terörizmi silah olarak kullanmıştır.

1791 yılında gündeme getirilen ve 1796 yılında Bükreş’te çizilerek “Yunanlıyım” diyen tüm toplumlara gönderilen Megali İdea haritası, basılıp dağıtıldığı zaman, dayanak olarak alabileceği ulusal bir toprak (Yunanistan devleti) kurulmamıştır. Bu gerçeğe rağmen, bu tür öğretiyi doktrin kabul edenler, Bizans İmparatorluğu’nu “Elen Devleti” kabul etmekte, hatta Makedonyalı İskender’i safkan elen saymakta bir sakınca görmemektedir. İşte İstanbul’un fethinden 340 yıl sonra 1791’de ortaya atılan bu düşüncenin amacı, Türk ulusunu yaşadığı topraklardan atmak, geçmişte Makedon topraklarını kendilerinin sayarak, bu ülkeler üzerinde büyük Yunanistan’ı kurmaktı.

BATI DESTEĞİ VAR

Yunanistan bağımsızlığını kazandığı 1830 yılından 1922 yılına kadar yaklaşık 100 yıl içinde, bu programın büyük kısmını, Osmanlı İmparatorluğu’nun zafiyeti ve dış ülkelerin desteği ile gerçekleştirmiştir.

Kurulduğu günden itibaren Yunanistan, güvenliğinin olmadığını ve Türkiye tarafından tehdit edildiğini her ortamda dile getirmesine karşın, Türk topraklarına yönelik yayılmacı politikasını sürdürmüştür. İlk kurulduğu zaman Yunanistan’ın yüzölçümü 47.516 km2 iken; 1878 Berlin Antlaşması ile Yunan toprakları 50.211 km2’ye, Birinci Balkan Savaşı sonunda imzalanan 1913 Londra Antlaşması ile 97.237 km2’ye, İkinci Balkan Savaşı sonunda imzalanan 1913 Bükreş Antlaşması ile 102.730 km2’ye, 13 Şubat 1914’te yapılan Londra Konferansı sonunda 18.311 km2’ye, Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Neuilly Anlaşmaları ile 129.880 km2’ye ve 10 Şubat 1947’de imzalanan Paris Antlaşması ile 132.562 km2’ye ulaşmıştır.

Yunanistan tarafından dünya kamuoyunda devamlı olarak iddia edilen “Türkiye tehdidi” nasıl bir tehdittir ki, Türkiye Yunanistan’ı tehdit etmiş, ancak Yunanistan iddia ettiği bu tehdide rağmen topraklarını, Türkiye aleyhine % 278 oranında büyütmüştür. Ayrıca burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus; Yunanistan’ın bu yayılmacı faaliyetlerini ve büyümesini, hiçbir askerî başarı elde etmeden, İngiltere ve Rusya başta olmak üzere Batılı devletlerin desteği ile barış antlaşmaları esnasında sağlamış olmasıdır.

MEGALİ İDEA BAŞARISIZ

Yunanistan’ın yayılmacı emellerinin dayanak noktasını teşkil eden “Megali İdea” bugüne kadar iki büyük başarısızlık göstermiştir. Bunlardan birincisi, Türk Kurtuluş Savaşı ile 1922’de Yunanlıların Anadolu’dan uzaklaştırılması, ikincisi ise, 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı ile Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakının önlenmesidir. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Yunanistan’ın “Küçük Asya macerası” ile birlikte 09 Eylül 1922’de İzmir’de denize gömülen Megali İdea, 2’inci Dünya Savaşı’ndan sonra Ege Denizi’nde bulunan Menteşe Adaları’nın (Oniki Ada) Yunanistan’a verilmesi ve Akdeniz’de Kıbrıs’ın Yunanlılaştırılması faaliyetleri ile yeniden hortlamıştır. 20’inci yüzyılın ikinci yarısında, dünya ve bölgenin gündemini işgal eden Kıbrıs’ın ilhakı, yani “Enosis” Megali İdea çerçevesinde, Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını, Yunanistan’ın Türkiye’yi güneyden de kuşatarak, onu adeta Anadolu Yarımadası’na hapsetmesini ifade etmektedir.

Yunanistan; Ege adaları ile Kıbrıs’ı Anadolu’ya yönelik yayılmacı emellerini gerçekleştirmek için atlama taşı olarak kullanmakta, Türkiye’yi güneyden ve batıdan kuşatmaya çalışmaktadır. Ege adalarının neredeyse tamamının Yunan egemenliğine girmesiyle, Yunanistan Kıbrıs’a olan ilgisini arttırmış ve geçmişte sergilediği yayılmacı planı bu defa Kıbrıs’ta uygulamaya başlamıştı.

AKRİTAS PLANI

Bu planı “EOKA terör örgütü” uygulayacaktı. EOKA terör örgütü; Kıbrıs milisleri “Helen ulusal örgütü” kelimelerinin kısaltılmış şeklidir. EOKA’nın amacına katkıda bulunmak için kurulan diğer gizli terör örgütünün adı “AKRİ- TAS teşkilatı” askeri planın ismi ise “AKRİTAS planı”dır.

Kıbrıs Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Yorgacis Akritas’ın adını alan örgütün ana hedefi, Türklere karşı operasyonlar başlatarak Kıbrıs’ı Yunanistan’a ENOSİS (ilhak) etmek yani “etnik temizlik” yaparak adadaki Türkleri yok etmekti. 1959 yılında imzalanan Zürih ve Londra Antlaşmalarının devamında, 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur. Dünyanın en uzun anayasalarından biri olan, 199 maddeden oluşan Kıbrıs Anayasası ile iki eşit toplumun birlikte yönetecekleri bir devlet yaratılmıştır. Fakat Rumlar Kıbrıslı Türkleri hiçbir zaman ortakları olarak görmediler. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın Kıbrıslı Türklere vermiş olduğu eşitlik haklarını hiçbir zaman kabul etmediler. Durumun ciddiyeti 22 Kasım 1962 günü Türkiye’ye resmi bir ziyaret yapan Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Makarios’un, “Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın Kıbrıslı Türklere vermiş olduğu hakların çok fazla” olduğunu ifade etmesi ile anlaşıldı.

YARIN: 21 ARALIK “KANLI NOEL” SALDIRISI

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren ve imla kuralları ile
yazılmamış yorumlar onaylanmamaktadır.